Hud Sûresi28. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (20 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1قالق و لGVLḳālededi kiHe said,
2يايYEY/HEY/AH"""O!"
3قومق و مGVMḳavmikavmimNation
4أرأيتمر ا يREYeraeytumNe dersiniz?Do you see
5إنineğerif
6كنتك و نKVNkuntuben isemI was
7علىǎlāüzereon
8بينةب ي نBYNbeyyinetinbir delil(the) clear proof
9منmin-denfrom
10ربير ب بRBBrabbīRabbim-my Lord,
11وآتانيا ت يETYve ātānīve bana vermişsewhile He has given me
12رحمةر ح مRḪMraHmetenbir rahmetmercy
13منminfrom
14عندهع ن دAND̃ǐndihikatındanHimself
15فعميتع م يAMYfeǔmmiyetbu gizli bırakılmış isebut (it) has been obscured
16عليكمǎleykumsizefrom you,
17أنلزمكموهال ز مLZMenulzimukumūhābiz sizi zorlayacak mıyız?should We compel you (to accept) it
18وأنتمveentumsizwhile you (are)
19لهاlehāonuaverse to it?
20كارهونك ر هKRHkārihūneistemediğiniz haldeaverse to it?

Mealler

Arapça (Harekesiz)

قال يقوم ارءيتم ان كنت على بينة من ربى وءاتىنى رحمة من عنده فعميت عليكم انلزمكموها وانتم لها كرهون

Arapça (Harekeli)

قَالَ يَا قَوْمِ أَرَأَيْتُمْ إِن كُنتُ عَلَى بَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّي وَآتَانِي رَحْمَةً مِّنْ عِندِهِ فَعُمِّيَتْ عَلَيْكُمْ أَنُلْزِمُكُمُوهَا وَأَنتُمْ لَهَا كَارِهُونَ

Transliterasyon

Kâle yâ kavmi e reeytum in kuntu alâ beyyinetin min rabbî ve âtânî rahmeten min indihî fe ummiyet aleykum, e nulzimukumûhâ ve entum lehâ kârihûn|e|.

Transliteration (Eng.)

Q<span class="u">a</span>la y<span class="u">a</span> qawmi araaytum inkuntu AAal<span class="u">a</span> bayyinatin min rabbee wa<span class="u">a</span>t<span class="u">a</span>neera<span class="u">h</span>matan min AAindihi faAAummiyat AAalaykum anulzimukumooh<span class="u">a</span>waantum lah<span class="u">a</span> k<span class="u">a</span>rihoon<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Nûh, ey kavmim dedi, ya ben Rabbimden apaçık bir delille gelmişsem ve katından bana bir rahmet vermişse, fakat bunu, siz görmüyorsanız. İstemediğiniz halde kabûl etmeniz için de sizi zorlayacak mıyım ki?

Ali Bulaç

Dedi ki: "Ey kavmim, görüşünüz nedir söyleyin? Eğer ben Rabbimden apaçık bir belge üzerinde isem ve Rabbim bana Kendi Katından bir rahmet vermiş de (bu,) sizin gözlerinizden saklı tutulmuşsa? Siz bunu istemiyorken biz sizi buna zorlayacak mıyız?"

Bayraktar Bayraklı

Nûh, kavmine şöyle seslendi: “Ey kavmim! Bakın, bende Rabbim tarafından verilen açık bir delil varsa, O kendi tarafından bana bir rahmet vermiş ise ve siz de ona karşı körleşmiş iseniz, ben ne yapabilirim? Siz onu istemediğiniz halde biz sizi ona zorlayacak mıyız?”

Diyanet İşleri

(Nuh) dedi ki: Ey kavmim! Eğer ben Rabbim tarafından (bildirilen) açık bir delil üzerinde isem ve O bana kendi katından bir rahmet vermiş de bu size gizli tutulmuşsa, buna ne dersiniz? Siz onu istemediğiniz halde biz sizi ona zorlayacak mıyız?

Edip Yüksel

Dedi ki: "Ey halkım, ya ben Rabbimden gelen kesin bir kanıta sahip isem ve bana bir rahmet vermiş de bunlar gözünüze görünmüyorsa? Siz onu istemezken sizi ona biz mi zorlayacağız?"

Elmalılı Hamdi Yazır

Nuh dedi ki; "Ey kavmim! Peki şu söyleyeceğime ne diyeceksiniz? Ben Rabbimden apaçık bir delil üzere isem ve O, bana kendi tarafından bir rahmet bahşetmişse, size de onu görecek göz verilmemişse biz, istemediğiniz halde onu size zorla mı kabul ettireceğiz?"

Erhan Aktaş

Dedi ki: “Ey halkım! Bakın! Ya ben Rabb’imden açık bir kanıt üzerinde isem ve O’nun katından bana bir rahmet verilmişse ve siz de bunu görmüyorsanız; istemediğiniz halde, onu size zorla kabul ettirebilir miyim? ”

Hakkı Yılmaz

(28-31)Nûh, “Ey toplumum! Hiç düşündünüz mü, ben Rabbimden apaçık bir delil üzere isem ve O, bana Kendi tarafından bir rahmet bahşetmiş de bu size saklı tutulmuşsa?! –Biz, siz ondan hoşlanmadığınız hâlde sizi ona zorlar mıyız?”– Ve “Ey toplumum! Ben sizden herhangi bir mal istemiyorum. Benim ücretim ancak Allah'a aittir. Ve ben iman edenleri kovacak değilim. Onlar elbette Rablerine kavuşacaklar. Velâkin ben sizi cahillik eden bir toplum olarak görüyorum.” Ve “Ey toplumum! Ben onları kovarsam, Allah'a karşı bana kim yardım edecek? Peki, siz hiç düşünmez misiniz? Ve ben size, ‘Allah'ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum. Ve ben görülmeyeni, duyulmayanı, sezilmeyeni, geçmişi, geleceği bilmem. Ben size ‘Ben bir meleğim’ de demiyorum. O sizin kendinize göre, hor gördükleriniz hakkında, ‘Allah onlara hiçbir hayır vermez’ de demiyorum. Allah, onların içlerindekini, en iyi bilendir. İşte asıl o zaman ben kesinlikle yanlış; kendi zararlarına iş yapanlardan olurum” dedi.

Muhammed Esed

(Nûh:) "Ey kavmim!" dedi, "Ne dersiniz, ya benim, Rabbimin katından apaçık bir kanıta dayandığım; O'nun katından bana (aydınlatıcı) bir rahmetin, (bir vahyin) bahşedildiği doğruysa ve siz de buna karşı kör kalmışsanız, söyleyin, hoşunuza gitmediği halde onu görüp fark etmeniz için sizi zorlayabilir miyiz?"

Mustafa İslamoğlu

Dedi ki: "Ey kavmim! Düşünsenize bir: ya ben Rabbimin katından gelen açık bir delile dayanıyorsam; dahası, ya O bana katından bir rahmet bahşettiği halde siz bunu görmüyorsanız? Şimdi siz, (O'nun delil ve rahmetini) görmeye dahi tahammül edemezken biz kalkıp da ona (imana) sizi zorlayabilir miyiz?

Suat Yıldırım

Nuh şöyle cevap verdi: “Ey benim halkım! Düşünün bir kere: Ya ben Rabbimden gelen çok âşikâr bir belgeye, kesin delile dayanıyorsam, ya O, bana tarafından bir nübüvvet vermiş, bunlar size gizli kalmış da siz görememişseniz? Ne yapalım, istemediğiniz o rahmete girmeye sizi zorlayabilir miyiz? ”

Süleyman Ateş

Dedi ki: "Ey kavmim, bakın, ya ben Rabbimden bir delil üzerinde isem ve (O), kendi katından bana bir rahmet vermiş de, o (rahmet) sizin gözlerinizden gizli bırakılmış ise? Şimdi siz onu istemezken, biz sizi o(Tanrı rahmeti)ne zorla mı sokacağız?"

Şaban Piriş

-Ey Halkım, dedi. Sonunu düşündünüz mü? Eğer ben, Rabbim tarafından açık bir belge ile gelmişsem ve Onun yanından bana, bir rahmet verilmişse; siz de bunu görmüyorsanız? İstemediğiniz halde sizi (onu kabul edin diye) zorluyor muyuz?

Yaşar Nuri Öztürk

Nuh dedi ki: "Ey toplumum! Bir düşünün! Ya ben Rabbimden gelen bir beyyine üzerindeysem; katından bana bir rahmet vermiş de o rahmet sizin gözlerinizden saklanmışsa! Siz ona tiksintiyle bakarken, biz sizi ona zorla mı ulaştıracağız?"

Edip-Layth-Martha

He said, "My people, do you not see that I have proof from my Lord and He gave me mercy from Himself, but you are blinded to it? Shall we compel you to it while you are averse to it?"

Muhammad Asad

Said [Noah]: "O my people! What do you think? If [it be true that I am taking my stand on a clear evidence from my~ Sustainer, who has vouchsafed unto me grace from Himself - [a revelation] to which you have remained blind-: [if this be true,] can we force it on you even though it be hateful to you?*

Rashad Khalifa

He said, "O my people, what if I have a solid proof from my Lord? What if He has blessed me out of His mercy, though you cannot see it? Are we going to force you to believe therein?,

The Monotheist Group

He said: "O my people, do you see that should I be upon a clarity from my Lord, and He has given me a mercy from Himself, that you may be blinded to it? Shall we compel you to it while in-fact you hate it?"