Hud Sûresi58. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (14 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ولما | — | velemmā | ve ne zaman ki | And when |
| 2 | جاء | ج ي اCYE | cā'e | gelince | came |
| 3 | أمرنا | ا م رEMR | emrunā | emrimiz | Our command, |
| 4 | نجينا | ن ج وNCV | necceynā | kurtardık | We saved |
| 5 | هودا | ه و دHVD̃ | hūden | Hud'u | Hud |
| 6 | والذين | — | velleƶīne | ve kimseleri | and those who |
| 7 | آمنوا | ا م نEMN | āmenū | iman eden(leri) | believed |
| 8 | معه | — | meǎhu | beraberindeki | with him, |
| 9 | برحمة | ر ح مRḪM | biraHmetin | bir rahmetle | by a Mercy |
| 10 | منا | — | minnā | bizden | from Us |
| 11 | ونجيناهم | ن ج وNCV | ve necceynāhum | ve onları koruduk | and We saved them |
| 12 | من | — | min | from | |
| 13 | عذاب | ع ذ بAZ̃B | ǎƶābin | bir azaptan | a punishment |
| 14 | غليظ | غ ل ظĞLƵ | ğalīZin | kaskatı | severe. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ولما جاء امرنا نجينا هودا والذين ءامنوا معه برحمة منا ونجينهم من عذاب غليظ
Arapça (Harekeli)
وَلَمَّا جَاءَ أَمْرُنَا نَجَّيْنَا هُودًا وَالَّذِينَ آمَنُوا مَعَهُ بِرَحْمَةٍ مِّنَّا وَنَجَّيْنَاهُم مِّنْ عَذَابٍ غَلِيظٍ
Transliterasyon
Ve lemmâ câe emrunâ necceynâ hûden vellezîne âmenû meahu bi rahmetin minnâ, ve necceynâhum min azâbin galîz(galîzin).
Transliteration (Eng.)
Walamm<span class="u">a</span> j<span class="u">a</span>a amrun<span class="u">a</span>najjayn<span class="u">a</span> hoodan wa<span class="b">a</span>lla<span class="u">th</span>eena <span class="u">a</span>manoomaAAahu bira<span class="u">h</span>matin minn<span class="u">a</span> wanajjayn<span class="u">a</span>hum minAAa<span class="u">tha</span>bin ghalee<span class="i"><span class="u">th</span></span><span class="b">in</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Emrimiz gelince Hûd'u ve onunla berâber bulunan inanmış kişileri, bizden bir rahmet olarak kurtardık ve onlara ağır bir azaptan necat verdik.
Ali Bulaç
Emrimiz geldiği zaman, tarafımızdan bir rahmet ile Hud'u ve O’nunla birlikte iman edenleri kurtardık. Onları şiddetli-ağır bir azaptan kurtardık.
Bayraktar Bayraklı
Emrimiz gelince, Hûd'u ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık, onları ağır bir azaptan kurtuluşa erdirdik.
Diyanet İşleri
Emrimiz gelince, Hud'u ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık, onları ağır bir azaptan kurtuluşa erdirdik.
Edip Yüksel
Emrimiz gelince Hud'u ve beraberindeki gerçeği onaylayanları bizden bir rahmetle kurtardık. Onları dehşetli bir azaptan kurtardık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ne zaman ki emrimiz geldi, Hud'u ve beraberindeki iman edenleri, tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık, ayrıca onları çok ağır bir azaptan da kurtardık.
Erhan Aktaş
Hükmümüz gerçekleşince, Hud’u ve beraberindeki iman edenleri Bizden bir rahmetle kurtardık. Onları şiddeti çok ağır bir azaptan kurtardık.
Hakkı Yılmaz
Ve ne zaman ki emrimiz geldi, Hûd'u ve o'nunla birlikte iman etmiş olan kişileri tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık, Biz onları çok ağır bir azaptan da kurtardık.
Muhammed Esed
Ve böylece, hükmümüz vaki olunca, Hûd'u ve o'nunla aynı inancı paylaşanları katımızdan bir koruma lütfuyla kurtardık; kendilerini (ahiretteki) ağır ve zorlu azaptan (da) kurtardık.
Mustafa İslamoğlu
Ve (cezalandırma) talimatımız geldiğinde, Hud'u ve inançlarıyla onun yanında yer alanları katımızdan bir rahmetle kurtardık; dahası onların (ahiretin) ağır ve berbat azabından halas ettik.
Suat Yıldırım
Azaba dair emrimiz gelince Hûd ve beraberinde olan müminleri, tarafımızdan bir rahmet eseri olarak kurtardık, onları pek ağır bir azaptan selâmete çıkardık. *
Süleyman Ateş
Emrimiz gelince Hud'u ve onunla beraber inanmış olanları bizden bir rahmetle kurtardık; onları katı bir azabdan kurtardık.
Şaban Piriş
Emrimiz gelince Hûdu ve yanındaki müminleri rahmetimizle kurtardık. Onları çetin bir azaptan koruduk.
Yaşar Nuri Öztürk
Emrimiz gelince, Hud'u ve onunla birlikte iman etmiş olanları bizden bir rahmetle kurtardık. Biz onları çok ağır bir azaptan kurtardık.
Edip-Layth-Martha
When Our command came, We saved Hood and those who acknowledged with him by a mercy from Us, and We saved them from a harsh retribution.
Muhammad Asad
And so, when Our judgment came to pass,* by Our grace We saved Hud and those who shared his faith; and We saved them [too] from suffering severe [in the life to come].*
Rashad Khalifa
When our judgment came, we saved Hood and those who believed with him, by mercy from us. We saved them from a terrible retribution.,
The Monotheist Group
And when Our command came, We saved Hud and those who had believed with him by a mercy from Us, and We saved them from a mighty retribution.