Yusuf Sûresi24. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (19 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1ولقدveleḳadandolsunAnd certainly
2همته م مHMMhemmetkadın arzu etmiştishe did desire
3بهbihionuhim,
4وهمه م مHMMve hemmeo da arzu etmiştiand he would have desired
5بهاbihāonuher,
6لولاlevlāeğerif not
7أنenthat
8رأىر ا يREYraāgörmeseydihe saw
9برهانب ر ه نBRHNburhānedoğruyu gösteren delilinithe proof
10ربهر ب بRBBrabbihiRabbinin(of) his Lord.
11كذلكkeƶālikeböyleceThus,
12لنصرفص ر فṦRFlineSrifeçevirmek istedikthat We might avert
13عنهǎnhuondanfrom him
14السوءس و اSVEs-sū'ekötülüğüthe evil
15والفحشاءف ح شFḪŞvelfeHşā'eve fuhşuand the immorality.
16إنهinnehuçünkü oIndeed, he
17منmin(was) of
18عبادناع ب دABD̃ǐbādinākullarımızdandırOur slaves
19المخلصينخ ل صḢLṦl-muḣleSīneihlasa erdirilmişthe sincere.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

ولقد همت به وهم بها لولا ان رءا برهن ربه كذلك لنصرف عنه السوء والفحشاء انه من عبادنا المخلصين

Arapça (Harekeli)

وَلَقَدْ هَمَّتْ بِهِ وَهَمَّ بِهَا لَوْلَا أَن رَّأَى بُرْهَانَ رَبِّهِ كَذَلِكَ لِنَصْرِفَ عَنْهُ السُّوءَ وَالْفَحْشَاءَ إِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُخْلَصِينَ

Transliterasyon

Ve le kad hemmet bihî ve hemme bihâ, levlâ en reâ burhâne rabbih|i|, kezâlike li nasrife anhus sûe vel fahşâ|e|, innehu min ibâdinel muhlesîn|e|.

Transliteration (Eng.)

Walaqad hammat bihi wahamma bih<span class="u">a</span> lawl<span class="u">a</span>an ra<span class="u">a</span> burh<span class="u">a</span>na rabbihi ka<span class="u">tha</span>lika lina<span class="u">s</span>rifaAAanhu a<span class="b">l</span>ssoo-a wa<span class="b">a</span>lfa<span class="u">h</span>sh<span class="u">a</span>a innahumin AAib<span class="u">a</span>din<span class="u">a</span> almukhla<span class="u">s</span>een<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Andolsun ki kadın, ondan murât almayı iyice kurmuştu, eğer Rabbinin burhanını görmeseydi Yûsuf da onun hakkında niyetini bozardı, işte biz ondan çirkin ve kötü şeyleri böylece giderdik, çünkü şüphe yok ki o, gönlünü bize bağlamış kullarımızdandı.

Ali Bulaç

Andolsun kadın onu arzulamıştı, -eğer Rabbinin (zinayı yasaklayan) kesin kanıt (burhan)ını görmeseydi- o da (Yusuf da) onu arzulamıştı. Böylelikle Biz ondan kötülüğü ve fuhşu geri çevirmek için (ona delil gönderdik). Çünkü o, muhlis kullarımızdandı.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki, kadın ona meyletmişti. Eğer Rabbinin gerçeğe dikkat çeken delilini görmeseydi, o da ona meyletmiş olacaktı. Böylece biz, kötülüğü ve fuhşu ondan uzak tutuyorduk. Çünkü o, ihlaslı kullarımızdandı.

Diyanet İşleri

Andolsun ki, kadın ona meyletti. Eğer Rabbinin işaret ve ikazını görmeseydi o da kadına meyletmişti. İşte böylece biz, kötülük ve fuhşu ondan uzaklaştırmak için (delilimizi gösterdik). Şüphesiz o ihlaslı kullarımızdandı.*

Edip Yüksel

Kadın onu çok arzulamıştı, Rabbinin işaretini görmeseydi o da onu çok arzulamıştı. Böylece kötülük ve fenalığı ondan çevirdik. O, katışıksız kullarımızdandı.

Elmalılı Hamdi Yazır

O hanım, ona gerçekten niyeti bozmuştu. Eğer Rabbinin burhanını görmese idi. Yusuf da ona özenip gitmişti. Aslında ondan fuhşu ve fenalığı uzak tutalım diye böyle olmuştu. Çünkü o bizim ihlasa erdirilmiş kullarımızdan biriydi.

Erhan Aktaş

Gerçekten kadın Yusuf’u arzu etmişti. Eğer Rabb’inin burhanını* görmeseydi*, Yusuf ona uyacaktı. Böylece ondan kötülüğü ve fuhşu* çevirdik. Kuşkusuz o Bizim muhles* kullarımızdandı.

Hakkı Yılmaz

Ve andolsun o hanım, o'na niyeti kurmuştu. Eğer Yûsuf Rabbinin açık kanıtını görmese idi, o kadına niyeti kurmuştu. Ondan fuhşu ve fenalığı uzak tutalım diye böyledir. Şüphesiz o, Bizim arıtılmış kullarımızdandı.

Muhammed Esed

Gerçek şu ki, kadın o'na karşı arzu doluydu; o da kadını arzuluyordu; öyle ki, (bu ayartma karşısında) eğer Rabbinin burhanı o'nun içine doğmamış olsaydı (bu arzuya yeniliverecekti); İşte bu, her türlü kötülüğü, çirkin ve taşkın halleri o'ndan uzak tutmak istediğimiz için böyle oldu, çünkü o gerçekten bizim (seçilmiş) kullarımızdan biriydi.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu kadın onu gözüne kestirmişti; eğer Rabbinin burhanını müşahede etmemiş olsaydı, o da kadını gözüne kestirip gitmişti: işte bunun nedeni, her türlü kötülük ve tutkuya bağlı taşkınlığı ondan uzaklaştırmak istediğimiz içindi; çünkü o bizim seçkin kullarımızdan biriydi.

Suat Yıldırım

Doğrusu, hanım ona sahip olmayı iyice aklına koymuş ve buna yeltenmişti de. Eğer Rabbinin bürhanını görmeseydi o da kadına meyledecekti. İşte böylece Biz fenalığı ve fuhşu ondan uzaklaştırmak için bürhanımızı gösterdik. Çünkü o, Bizim tam ihlasa erdirilmiş kullarımızdandı. *

Süleyman Ateş

Andolsun, kadın onu arzu etmişti, eğer Rabbinin doğruyu gösteren delilini görmeseydi o da onu arzu etmişti. Böylece biz kötülüğü ve fuhşu ondan çevirmek istedik; çünkü o, ihlasa erdirilmiş (temiz) kullarımızdandır.

Şaban Piriş

Kadın ona arzu duyuyordu. Rabbinin işaretini görmeseydi Yusuf da ona arzu duyacaktı. Onu hainlik ve fuhuştan uzak tutmak için bu işareti gösterdik. Çünkü O, bizim çok samimi kullarımızdandı.

Yaşar Nuri Öztürk

Andolsun, kadın onu arzulamıştı. Eğer Rabbinin gerçeğe dikkat çeken delilini görmeseydi, o da onu arzulamıştı. Biz böylece ondan, kötülüğü ve fuhşu uzak tutuyorduk. Çünkü o, bizim samimi / seçkin kullarımızdandı.

Edip-Layth-Martha

She desired him and he desired her, had it not been that he saw His Lord's manifest evidence; thus We turned evil and lewdness away from him, as one of Our loyal servants.

Muhammad Asad

And, indeed, she desired him, and he desired her; [and he would have succumbed] had he not seen [in this temptation] an evidence of his Sustainer's truth:* thus [We willed it to be] in order that We might avert from him all evil and all deeds of abomination -for, behold, he was truly one of Our servants.*

Rashad Khalifa

She almost succumbed to him, and he almost succumbed to her, if it were not that he saw a proof from his Lord. We thus diverted evil and sin away from him, for he was one of our devoted servants.,

The Monotheist Group

Andshe was obsessed with him, and he did obsess with her - had it not been that he saw the proof of his Lord - it was thus that We turned evil and immorality away from him; he is of Our loyal servants.