Yusuf Sûresi63. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (17 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فلما | — | felemmā | zaman | So when |
| 2 | رجعوا | ر ج عRCA | raceǔ | döndükleri | they returned |
| 3 | إلى | — | ilā | to | |
| 4 | أبيهم | ا ب وEBV | ebīhim | babalarına | their father, |
| 5 | قالوا | ق و لGVL | ḳālū | dediler ki | they said, |
| 6 | يا | يY | yā | EY/HEY/AH | """O!" |
| 7 | أبانا | ا ب وEBV | ebānā | babamız | our father |
| 8 | منع | م ن عMNA | muniǎ | men'edildi | Has been denied |
| 9 | منا | — | minnā | bizden | to us |
| 10 | الكيل | ك ي لKYL | l-keylu | ölçü | the measure, |
| 11 | فأرسل | ر س لRSL | feersil | (oyüzden) gönder | so send |
| 12 | معنا | — | meǎnā | bizimle beraber | with us |
| 13 | أخانا | ا خ وEḢV | eḣānā | kardeşimizi | our brother |
| 14 | نكتل | ك ي لKYL | nektel | ölç(üp al)alım | (that) we will get measure. |
| 15 | وإنا | — | ve innā | şüphesiz biz | And indeed, we |
| 16 | له | — | lehu | onu | for him |
| 17 | لحافظون | ح ف ظḪFƵ | leHāfiZūne | mutlaka koruruz | "(will) surely (be) guardians.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فلما رجعوا الى ابيهم قالوا يابانا منع منا الكيل فارسل معنا اخانا نكتل وانا له لحفظون
Arapça (Harekeli)
فَلَمَّا رَجَعُوا إِلَى أَبِيهِمْ قَالُوا يَا أَبَانَا مُنِعَ مِنَّا الْكَيْلُ فَأَرْسِلْ مَعَنَا أَخَانَا نَكْتَلْ وَإِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ
Transliterasyon
Fe lemmâ receû ilâ ebîhim kâlû yâ ebânâ munia minnel keylu fe ersil meanâ ehânâ nektel ve innâ lehu le hâfizûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Falamm<span class="u">a</span> rajaAAoo il<span class="u">a</span> abeehim q<span class="u">a</span>looy<span class="u">a</span> ab<span class="u">a</span>n<span class="u">a</span> muniAAa minn<span class="u">a</span> alkaylufaarsil maAAan<span class="u">a</span> akh<span class="u">a</span>n<span class="u">a</span> naktal wa-inn<span class="u">a</span>lahu la<span class="u">ha</span>fi<span class="i"><span class="u">th</span></span>oon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Dönüp babalarına varınca baba dediler, bize artık zahîre verilmeyecek, kardeşimizi de bizimle gönder de zahîre alalım ve şüphe yok ki biz, onu iyice koruruz.
Ali Bulaç
Böylelikle babalarına döndükleri zaman, dediler ki: "Ey babamız, ölçek bizden engellendi. Bu durumda kardeşimizi bizimle gönder de erzağı alalım. Onu mutlaka koruyacağız."
Bayraktar Bayraklı
Babalarına döndüklerinde, “Ey babamız! Erzak bize yasaklandı. Kardeşimizi bizimle beraber gönder de, erzak ölçüp alabilelim. Biz onu mutlaka koruyacağız” dediler.
Diyanet İşleri
Babalarına döndüklerinde dediler ki: Ey babamız! Erzak bize yasaklandı. Kardeşimizi (Bünyamin'i) bizimle beraber gönder de (onun sayesinde) ölçüp alalım. Biz onu mutlaka koruyacağız.
Edip Yüksel
Babalarına döndüklerinde, "Ey babamız" dediler, "Bundan böyle bize erzak yasaklandı. Kardeşimizi bizimle yolla da erzak alalım. Biz onu koruruz" dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Böylece dönüp babalarına geldikleri vakit, dediler ki: "Ey babamız! Bizden ölçek menedildi (bize zahire verilmeyecek). Bu kere kardeşimizi de bizimle gönder ki, ölçek alabilelim. Biz onu kesinlikle koruyacağız."
Erhan Aktaş
Babalarının yanına vardıklarında: “Ey babamız! Kardeşimizi bizimle birlikte gönder ki tahıl alalım. Yoksa bize tahıl verilmeyecek. Onu mutlaka koruruz.” dediler.
Hakkı Yılmaz
Böylece, babalarına döndükleri vakit, “Ey babamız! Bizden tahıl men edildi; bize zahire verilmeyecek. Onun için bu kere kardeşimizi bizimle gönder ki, tahıl alabilelim. Ve biz onu kesinlikle koruyacağız” dediler.
Muhammed Esed
Ve böylece babalarının yanına döndüklerinde, (Yusuf'un kardeşleri,) "Ey babamız!" dediler, "(Bünyamin'i yanımızda götürmedikçe) artık bize bir ölçek bile zahire verilmeyecek; bunun için kardeşimizi bizimle gönder ki (bize yetecek) tartıda (zahire) alabilelim; bu arada onu elbette koruyup gözeteceğiz!"
Mustafa İslamoğlu
Sonunda babalarının yanına dönerek (olan biteni haber verdiler ve) "Ey babamız!" dediler, "(Bünyamin olmadan) bize bir ölçek dahi verilmeyecek. İşte bu yüzden kardeşimizi bizimle birlikte gönder de payımızı alalım. Bir de, onu koruyacağımızdan en ufak kuşkun olmasın!"
Suat Yıldırım
Babalarının yanına dönünce: “Sevgili babamız, dediler, ölçeğimiz, tahsisatımız kaldırıldı. Gelecek sefer, öbür kardeşimizi de bizimle beraber gönder ki onu vesile ederek, daha çok tahsisat alalım. Onu gözümüz gibi koruyacağımıza kesin söz veriyoruz. ! ”
Süleyman Ateş
Babalarına döndüklerinde dediler ki: "Ey babamız, bizden ölçü men'edildi, kardeşimizi bizimle beraber gönder de (ihtiyacımız olanı) ölç(üp al)alım. Biz onu mutlaka koruruz."
Şaban Piriş
Babalarına döndüklerinde: -Ey babamız! Bize yiyecek yasak edildi, kardeşimizi bizimle beraber gönder de yiyecek alalım. Biz, onu koruruz, dediler.
Yaşar Nuri Öztürk
Babalarına döndüklerinde dediler ki: "Ey babamız! Ölçü bizden yasaklandı. Şimdi kardeşimizi bizimle gönder ki, ölçüp alabilelim. Biz onu gerçekten iyi koruyacağız."
Edip-Layth-Martha
So when they returned to their father, they said, "Our father, we have been banned from getting anymore measure of grain, so send our brother with us so we may be given a measure of grain, and we will be his guardians."
Muhammad Asad
And so, when they returned to their father, [Joseph's brothers] said: "O our father! All grain* is [to be] withheld from us [in the future unless we bring Benjamin with us]: send, therefore, our brother with us, so that we may obtain our measure (of grain]; and, verily, we shall guard him well!"
Rashad Khalifa
When they returned to their father, they said, "Our father, we can no longer get any provisions, unless you send our brother with us. We will take good care of him.",
The Monotheist Group
So when they returned to their father, they said: "Our father, we have been banned from getting anymore measure of grain, so send our brother with us so we may be given a measure of grain, and we will be his guardians."