Yusuf Sûresi80. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (37 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فلما | — | felemmā | ne zaman ki | So when |
| 2 | استيأسوا | ي ا سYES | steyesū | umudu kesince | they despaired |
| 3 | منه | — | minhu | ondan | of him, |
| 4 | خلصوا | خ ل صḢLṦ | ḣaleSū | (bir kenara) çekildiler | they secluded themselves |
| 5 | نجيا | ن ج وNCV | neciyyen | fısıldaşarak | (in) private consultation. |
| 6 | قال | ق و لGVL | ḳāle | dedi ki | Said |
| 7 | كبيرهم | ك ب رKBR | kebīruhum | büyükleri | the eldest among them, |
| 8 | ألم | — | elem | """Do not" | |
| 9 | تعلموا | ع ل مALM | teǎ'lemū | bilmiyor musunuz? | you know |
| 10 | أن | — | enne | ki | that |
| 11 | أباكم | ا ب وEBV | ebākum | babanız | your father, |
| 12 | قد | — | ḳad | muhakkak | has taken |
| 13 | أخذ | ا خ ذ EḢZ̃ | eḣaƶe | aldı | has taken |
| 14 | عليكم | — | ǎleykum | sizden | upon you |
| 15 | موثقا | و ث قVS̃G | mevṧiḳan | kesin söz | a promise |
| 16 | من | — | mine | (adına) | by |
| 17 | الله | — | llahi | Allah | Allah, |
| 18 | ومن | — | ve min | ve | and before |
| 19 | قبل | ق ب لGBL | ḳablu | daha önce | and before |
| 20 | ما | — | mā | işlediğiniz | that |
| 21 | فرطتم | ف ر طFRŦ | ferraTtum | kusurunuz | you failed |
| 22 | في | — | fī | hakkında | concerning |
| 23 | يوسف | — | yūsufe | Yusuf | Yusuf? |
| 24 | فلن | — | felen | asla | So never |
| 25 | أبرح | ب ر حBRḪ | ebraHa | ayrılmayacağım | will I leave |
| 26 | الأرض | ا ر ضERŽ | l-erDe | bu yerden | the land |
| 27 | حتى | — | Hattā | kadar | until |
| 28 | يأذن | ا ذ نEZ̃N | ye'ƶene | izin verinceye | permits |
| 29 | لي | — | lī | bana | me |
| 30 | أبي | ا ب وEBV | ebī | babam | my father |
| 31 | أو | — | ev | yahut | or |
| 32 | يحكم | ح ك مḪKM | yeHkume | hükmedinceye | Allah decides |
| 33 | الله | — | llahu | Allah | Allah decides |
| 34 | لي | — | lī | benim için | for me, |
| 35 | وهو | — | ve huve | ve O | and He |
| 36 | خير | خ ي رḢYR | ḣayru | en iyisidir | (is) the Best |
| 37 | الحاكمين | ح ك مḪKM | l-Hākimīne | hükmedenlerin | (of) the judges. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فلما استيسوا منه خلصوا نجيا قال كبيرهم الم تعلموا ان اباكم قد اخذ عليكم موثقا من الله ومن قبل ما فرطتم فى يوسف فلن ابرح الارض حتى ياذن لى ابى او يحكم الله لى وهو خير الحكمين
Arapça (Harekeli)
فَلَمَّا اسْتَيْأَسُوا مِنْهُ خَلَصُوا نَجِيًّا قَالَ كَبِيرُهُمْ أَلَمْ تَعْلَمُوا أَنَّ أَبَاكُمْ قَدْ أَخَذَ عَلَيْكُم مَّوْثِقًا مِّنَ اللَّهِ وَمِن قَبْلُ مَا فَرَّطتُمْ فِي يُوسُفَ فَلَنْ أَبْرَحَ الْأَرْضَ حَتَّى يَأْذَنَ لِي أَبِي أَوْ يَحْكُمَ اللَّهُ لِي وَهُوَ خَيْرُ الْحَاكِمِينَ
Transliterasyon
Fe lemmestey’esû minhu halesû neciyyâ(neciyyen), kâle kebîruhum e lem ta’lemû enne ebâkum kad ehaze aleykum mevsikan minallâhi ve min kablu mâ ferrattum fî yûsuf|e|, fe len ebrahal arda hattâ ye’zene lî ebî ev yahkumallâhu lî ve huve hayrul hâkimîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Falamm<span class="u">a</span> istay-asoo minhu khala<span class="u">s</span>oonajiyyan q<span class="u">a</span>la kabeeruhum alam taAAlamoo anna ab<span class="u">a</span>kumqad akha<span class="u">th</span>a AAalaykum mawthiqan mina All<span class="u">a</span>hi waminqablu m<span class="u">a</span> farra<span class="u">t</span>tum fee yoosufa falan abra<span class="u">h</span>aal-ar<span class="u">d</span>a <span class="u">h</span>att<span class="u">a</span> ya/<span class="u">th</span>ana lee abee aw ya<span class="u">h</span>kumaAll<span class="u">a</span>hu lee wahuwa khayru al<span class="u">ha</span>kimeen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ondan tamamıyla ümitlerini kesince gizlice konuşarak çekildiler. Büyükleri, bilmiyor musunuz dedi, babanız Allah adına sizden kuvvetli bir söz aldı, daha önce de Yûsuf hakkındaki vazîfenizde ne çeşit kusur ettiniz? Babam izin verinceye dek, yahut Allah, benim hakkımda bir hüküm yürütünceye kadar ben buradan ayrılmayacağım ve o, hükmedenlerin en hayırlısıdır.
Ali Bulaç
Ondan umutlarını kestikleri zaman, (durumu) kendi aralarında görüşmek üzere bir yana çekildiler. Onların büyükleri dedi ki: "Babanızın size karşı Allah adına kesin bir söz aldığını ve daha önce Yusuf konusunda yaptığımız aşırılığı (işlediğimiz suçu) bilmiyor musunuz? Artık (bundan böyle) ben, ya babam bana izin verinceye veya Allah bana ilişkin hüküm verinceye kadar (bu) yerden kesin olarak ayrılamam. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır."
Bayraktar Bayraklı
Ondan ümitsizliğe düşünce, konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri şöyle dedi: “Babanızın, Allah adına sizden kesin söz aldığını ve daha önce Yûsuf'a yaptığınız işi bilmiyor musunuz? Babam gelmeme izin verinceye veya hükmedenlerin en iyisi olan Allah, benim için hüküm verinceye kadar buradan ayrılmayacağım.”
Diyanet İşleri
Ondan ümitlerini kesince, (meseleyi) gizli görüşmek üzere ayrılıp (bir kenara) çekildiler. Büyükleri dedi ki: "Babanızın sizden Allah adına söz aldığını, daha önce de Yusuf hakkında işlediğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Babam bana izin verinceye veya benim için Allah hükmedinceye kadar bu yerden asla ayrılmayacağım. O hükmedenlerin en hayırlısıdır.
Edip Yüksel
Ondan ümitlerini kesince, danışmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri: "Babanızın sizden ALLAH adına bir söz aldığını ve daha önce Yusuf konusunda da sınırı aşmış olduğunuzu bilmez misiniz? Babam bana izin verinceye, yahut ALLAH hakkımda hüküm verinceye kadar buradan ayrılmayacağım. O, en iyi Hükmedendir" dedi,
Elmalılı Hamdi Yazır
Ne zaman ki, onlar, onu kurtarmaktan ümit kestiler, o zaman fısıldaşarak oradan uzaklaştılar. Büyükleri dedi ki: "Babanızın sizden Allah adına ahit aldığını ve daha önce Yusuf konusunda ettiğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Babam bana izin verinceye veya Allah hakkımda bir hüküm verinceye kadar ben artık burdan ayrılmam. Allah, hüküm verenlerin en hayırlısıdır."
Erhan Aktaş
Ondan ümitlerini kesince, kendi aralarında konuşmaya başladılar. Büyükleri: “Babanızın Allah adına sizden söz aldığını ve daha önce Yusuf konusunda da sınırı aşmış olduğunuzu bilmez misiniz? Babam izin verinceye veya Allah hakkımda hüküm verinceye kadar buradan ayrılmam. O, hüküm verenlerin en iyisidir.” dedi.
Hakkı Yılmaz
(80-82)Artık ne zaman ki o'ndan ümit kestiler, o zaman fısıldaşarak bir yana çekildiler. Büyükleri dedi ki: “Babanızın sizden Allah adına ahit aldığını ve daha önce Yûsuf konusunda aşırı gittiğinizi bilmiyor musunuz? Babam bana izin verinceye veya Allah hakkımda bir hüküm verinceye kadar ben artık buradan ayrılmam. Ve Allah, hüküm verenlerin en hayırlısıdır. Siz dönün de babanıza deyin ki: Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık yaptı/ hırsızlıkla suçlandı. Biz de ancak bildiğimize şâhitlik ettik. Ve biz görülmeyenin, duyulmayanın, sezilmeyenin bekçileri değiliz. Hem içinde bulunduğumuz kente ve içlerinde geldiğimiz kervana sor. Ve şüphesiz ki, biz kesinlikle doğru kimseleriz.”
Muhammed Esed
Böylece, ondan ümitlerini kesince, (aralarında konuyu) görüşmek üzere bir kenara çekildiler. En büyükleri: "Babanızın sizden, Allah'ı şahit tutarak söz aldığını ve ayrıca bundan önce Yusuf konusunda nasıl güven kırıcı davrandığınızı hatırlamıyor musunuz?" dedi, "Bunun için ben artık, babam bana izin verinceye kadar bu ülkeden ayrılmayacağım; yahut Allah lehimde bir hüküm verinceye kadar. Çünkü O hükmedenlerin en iyisidir.
Mustafa İslamoğlu
Bu şekilde ondan umutlarını kesince, baş başa verip durumu gizlice görüşmek için bir kenara çekildiler. Büyükleri dedi ki: "Bilmiyor musunuz ki, babanız sizden Allah adına söz alıp yemin ettirmişti? Zaten daha önce Yusuf konusunda da güven zedelemiştiniz. Şu durumda babam bana izin verinceye ya da Allah lehimde hüküm verinceye kadar ben bu ülkeden asla ayrılmayacağım: Zira Allah en iyi hükmü verendir.
Suat Yıldırım
Vakta ki Yusuf'un onu vermesinden ümitlerini kestiler. Bir yana çekilip aralarında fısıldaşarak şöyle konuşmaya başladılar. Ağabeyleri dedi ki: “Allah'ı şahit tutarak babanıza kesin söz verdiğinizi ve daha önce Yusuf hakkında da işlediğiniz kusuru nasıl olur da bilmezlikten gelebilirsiniz? Ne yüzle döneceksiniz? Ben buradan bir adım bile atmam, ayrılmam; ancak babam bana izin verirse yahut hüküm verenlerin en hayırlısı olan Allah hükmünü bildirirse, o başka! ”
Süleyman Ateş
Ondan umudu kesince aralarında konuşmak üzere (bir kenara) çekildiler. Büyükleri dedi ki: "Babanızın sizden Allah adına kesin söz aldığını; daha önce de Yusuf hakkında işlediğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Babam bana izin verinceye, yahut Allah benim için hükmedinceye kadar bu yerden ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en iyisidir."
Şaban Piriş
Ümitsizliğe düşünce, konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri şöyle dedi:-Babanızın Allaha karşı sizden bir söz aldığını, daha önce Yusuf meselesinde de ileri gittiğinizi bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verene veya Allah hakkımda hüküm verene kadar bu yerden ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en iyisidir.
Yaşar Nuri Öztürk
Yusuf'tan ümidi kesince bir kenara çekilip tartışmaya başladılar. Büyükleri dedi ki: "Babanızın sizden Allah adına garanti aldığını, daha önce Yusuf'a yaptığınız haksızlığı bilmez misiniz? Babam bana izin verinceye, yahut da Allah hakkımda hükmedinceye kadar bu ülkeden ayrılmayacağım. Yargıçların en hayırlısıdır O."
Edip-Layth-Martha
So when they gave up from him, they held a conference in private. The eldest of them said, "Did you not know that your father has taken a covenant from you before God, and the past, you also failed in your duty with Joseph? I will not leave this land until my father permits me to do so or that God will judge for me. He is the best of judges."
Muhammad Asad
And so, when they lost all hope of [moving] him, they withdrew to take counsel [among themselves]. The eldest of them said: "Do you not remember* that your father has bound you by a solemn pledge before God - and how, before that, you had failed with regard to Joseph? Hence, I shall not depart from this land till my father gives me leave or God passes judgment in my favour:* for He is the best of all judges.
Rashad Khalifa
When they despaired of changing his mind, they conferred together. Their eldest said, "Do you realize that your father has taken a solemn pledge from you before GOD? In the past you lost Joseph. I am not leaving this place until my father gives me permission, or until GOD judges for me; He is the best Judge.,
The Monotheist Group
So when they gave-up from him, they held a conference in private. The eldest of them said: "Did you not know that your father has taken a covenant over you with God, and before this you also failed in your duty with Joseph? I will not leave this land until my father permits me to do so or that God will judge for me. He is the best of judges."