Ra'd Sûresi31. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (51 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ولو | — | velev | eğer olsaydı | And if |
| 2 | أن | — | enne | that was | |
| 3 | قرآنا | ق ر اGRE | ḳur'ānen | bir Kur'an | any Quran, |
| 4 | سيرت | س ي رSYR | suyyirat | yürütüldüğü | could be moved |
| 5 | به | — | bihi | kendisiyle | by it |
| 6 | الجبال | ج ب لCBL | l-cibālu | dağların | the mountains, |
| 7 | أو | — | ev | yahut | or |
| 8 | قطعت | ق ط عGŦA | ḳuTTiǎt | parçalandığı | could be cloven asunder |
| 9 | به | — | bihi | kendisiyle | by it |
| 10 | الأرض | ا ر ضERŽ | l-erDu | arzın | the earth, |
| 11 | أو | — | ev | yahut | or |
| 12 | كلم | ك ل مKLM | kullime | konuşturulduğu | could be made to speak |
| 13 | به | — | bihi | kendisiyle | by it |
| 14 | الموتى | م و تMVT | l-mevtā | ölülerin | the dead. |
| 15 | بل | — | bel | hayır | Nay, |
| 16 | لله | — | lillahi | Allah'a aittir | with Allah |
| 17 | الأمر | ا م رEMR | l-emru | işler | (is) the command |
| 18 | جميعا | ج م عCMA | cemīǎn | bütün | all. |
| 19 | أفلم | — | efelem | Then do not | |
| 20 | ييأس | ي ا سYES | yeyesi | hala anlamadılar mı? | know |
| 21 | الذين | — | elleƶīne | kimseler | those who |
| 22 | آمنوا | ا م نEMN | āmenū | inanan(lar) | believe |
| 23 | أن | — | en | that | |
| 24 | لو | — | lev | şayet | if |
| 25 | يشاء | ش ي اŞYE | yeşā'u | dileseydi | had willed |
| 26 | الله | — | llahu | Allah | Allah, |
| 27 | لهدى | ه د يHD̃Y | lehedā | hidayet verirdi | surely, He would have guided |
| 28 | الناس | ن و سNVS | n-nāse | insanlara | all? |
| 29 | جميعا | ج م عCMA | cemīǎn | bütün | all of the mankind? |
| 30 | ولا | — | ve lā | ve | And not |
| 31 | يزال | ز ي لZYL | yezālu | geri durmaz | will cease |
| 32 | الذين | — | elleƶīne | kimselere | those who |
| 33 | كفروا | ك ف رKFR | keferū | inkar eden(lere) | disbelieve |
| 34 | تصيبهم | ص و بṦVB | tuSībuhum | isabet etmesi | to strike them |
| 35 | بما | — | bimā | yüzünden | for what |
| 36 | صنعوا | ص ن عṦNA | Saneǔ | yaptıkları işler | they did |
| 37 | قارعة | ق ر عGRA | ḳāriǎtun | bir bela | a disaster, |
| 38 | أو | — | ev | yahut | or |
| 39 | تحل | ح ل لḪLL | teHullu | konar | it settles |
| 40 | قريبا | ق ر بGRB | ḳarīben | yakınına | close |
| 41 | من | — | min | from | |
| 42 | دارهم | د و رD̃VR | dārihim | yurtlarının | their homes |
| 43 | حتى | — | Hattā | kadar | until |
| 44 | يأتي | ا ت يETY | ye'tiye | gelinceye | comes |
| 45 | وعد | و ع دVAD̃ | veǎ'du | va'di | (the) promise |
| 46 | الله | — | llahi | Allah'ın | (of) Allah. |
| 47 | إن | — | inne | şüphesiz | Indeed, |
| 48 | الله | — | llahe | Allah | Allah |
| 49 | لا | — | lā | (will) not | |
| 50 | يخلف | خ ل فḢLF | yuḣlifu | caymaz | fail |
| 51 | الميعاد | و ع دVAD̃ | l-mīǎāde | sözünden | (in) the Promise. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ولو ان قرءانا سيرت به الجبال او قطعت به الارض او كلم به الموتى بل لله الامر جميعا افلم يايس الذين ءامنوا ان لو يشاء الله لهدى الناس جميعا ولا يزال الذين كفروا تصيبهم بما صنعوا قارعة او تحل قريبا من دارهم حتى ياتى وعد الله ان الله لا يخلف الميعاد
Arapça (Harekeli)
وَلَوْ أَنَّ قُرْآنًا سُيِّرَتْ بِهِ الْجِبَالُ أَوْ قُطِّعَتْ بِهِ الْأَرْضُ أَوْ كُلِّمَ بِهِ الْمَوْتَى بَل لِّلَّهِ الْأَمْرُ جَمِيعًا أَفَلَمْ يَيْأَسِ الَّذِينَ آمَنُوا أَن لَّوْ يَشَاءُ اللَّهُ لَهَدَى النَّاسَ جَمِيعًا وَلَا يَزَالُ الَّذِينَ كَفَرُوا تُصِيبُهُم بِمَا صَنَعُوا قَارِعَةٌ أَوْ تَحُلُّ قَرِيبًا مِّن دَارِهِمْ حَتَّى يَأْتِيَ وَعْدُ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ لَا يُخْلِفُ الْمِيعَادَ
Transliterasyon
Ve lev enne kur’ânen suyyiret bihil cibâlu ev kuttıat bihil ardu ev kullime bihil mevtâ, bel lillâhil emru cemîâ(cemîan), e fe lem ye’yesillezîne âmenû en lev yeşâullâhu le heden nâse cemîâ(cemîan),ve lâ yezâlullezîne keferû tusîbuhum bi mâ sanaû kâriatun ev tehullu karîben min dârihim hattâ ye’tiye va’dullâh|i|, innallâhe lâ yuhliful mîâd|e|.
Transliteration (Eng.)
Walaw anna qur-<span class="u">a</span>nan suyyirat bihialjib<span class="u">a</span>lu aw qu<span class="u">tt</span>iAAat bihi al-ar<span class="u">d</span>u awkullima bihi almawt<span class="u">a</span> bal lill<span class="u">a</span>hi al-amru jameeAAanafalam yay-asi alla<span class="u">th</span>eena <span class="u">a</span>manoo an law yash<span class="u">a</span>oAll<span class="u">a</span>hu lahad<span class="u">a</span> a<span class="b">l</span>nn<span class="u">a</span>sa jameeAAan wal<span class="u">a</span>yaz<span class="u">a</span>lu alla<span class="u">th</span>eena kafaroo tu<span class="u">s</span>eebuhum bim<span class="u">a</span><span class="u">s</span>anaAAoo q<span class="u">a</span>riAAatun aw ta<span class="u">h</span>ullu qareeban mind<span class="u">a</span>rihim <span class="u">h</span>att<span class="u">a</span> ya/tiya waAAdu All<span class="u">a</span>hiinna All<span class="u">a</span>ha l<span class="u">a</span> yukhlifu almeeAA<span class="u">a</span>d<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Kur'ân'la dağlar yürütülse, yahut yeryüzü parçalansa, yahut da ölü konuşsa. Fakat bütün işler, ancak Allah'ın. İnananlar anlamazlar mı ki Allah dileseydi bütün insanları doğru yola sevk ederdi. Kâfir olanlarsa, yaptıklarına karşılık, Allah'ın vaadi yerine gelinceye dek, bir belâya uğrayıp dururlar, yahut da yurtlarına yakın bir yere iner bu belâ. Şüphe yok ki Allah, vaadinden dönmez.
Ali Bulaç
Eğer kendisiyle dağların yürütüldüğü, yerin parçalandığı veya ölülerin konuşturulduğu bir Kur'an olsaydı (yine bu Kur'an olurdu). Hayır, emrin tümü Allah'ındır. İman edenler hala anlamadılar mı ki, eğer Allah dilemiş olsaydı, insanların tümünü hidayete erdirmiş olurdu. İnkar edenler, Allah'ın va’di gelinceye kadar, yaptıkları dolayısıyla ya başlarına çetin bir bela çatacak veya yurtlarının yakınına inecek. Şüphesiz Allah, verdiği sözden dönmez. (Veya miadını şaşırmaz.)
Bayraktar Bayraklı
Eğer, Kur'ân ile dağlar yürütülmüş veya yeryüzü parçalanmış yahut ölüler konuşturulmuş olsaydı, kâfirler yine inanmazlardı. Halbuki bütün işler Allah'a aittir. İnananlar hâlâ anlamadılar mı; Allah dilerse, bütün insanları yola getirebilirdi. Allah'ın sözü yerine gelene kadar, yaptıklarından ötürü, inkâr edenlerin ya başlarına yahut evlerinin yakınına düşecek bir vurucu felâketin gelmesi kaçınılmazdır. Doğrusu, Allah verdiği sözden caymaz.
Diyanet İşleri
Eğer okunan bir Kitapla dağlar yürütülseydi veya onunla yer parçalansaydı, yahut onunla ölüler konuşturulsaydı (o Kitap yine bu Kur'an olacaktı). Fakat bütün işler Allah'a aittir. İman edenler hala bilmediler mi ki, Allah dileseydi bütün insanları hidayete erdirirdi? Allah'ın vadi gelinceye kadar inkâr edenlere, yaptıklarından dolayı ya ansızın büyük bir bela gelmeye devam edecek veya o bela evlerinin yakınına inecek. Allah, vadinden asla dönmez.*
Edip Yüksel
Kendisiyle dağlar yürütülen, yahut yeryüzü parçalanan, yahut ölüler dirilten bir Kuran olsaydı bile (onlar yine onaylamazdı). Tüm işler ALLAH'ın kontrolündedir. Gerçeği onaylayanlar hâlâ anlamadılar mı ki ALLAH dileseydi tüm insanları doğruya ulaştırırdı. İnkâr edenler, ALLAH'ın sözü yerine gelinceye kadar yaptıklarına karşılık olarak ya başlarına ya da yakınlarına konacak bir felakete uğrayıp duracaklardır. ALLAH sözünden dönmez.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bir Kur'ân ki, onunla dağlar yürütülse veya onunla yer parçalansa veya onunla ölüler konuşturulsa (o yine bu Kur'an olurdu). Fakat emir bütünüyle Allah'ındır. İman edenler, kâfirlerden ümit kesip daha anlamadılar mı ki, Allah dileseydi, elbette insanların hepsine toptan hidayet buyururdu. O küfürde direnenlerin kendi sanatlarıyla başlarına musibet inip duracak, ya da yurtlarının yakınına konacak. Nihayet Allah'ın vaadi gelecek. Muhakkak ki, Allah vaad ettiği zamanı şaşırmaz.
Erhan Aktaş
Kur’an’la dağlar yürütülseydi veya onunla yeryüzü yarılıp parçalansaydı veya onunla ölüler konuşturulsaydı yine de bir şey değişmezdi. Hayır! Bütün işler Allah’a aittir. İman edenler hâlâ anlamadılar mı ki Allah dileyecek* olsa bütün insanları hidayete iletir. Allah’ın sözü gerçekleşinceye kadar, küfredenler, yaltaklanmalarından* dolayı kendileri veya yurtları büyük bir bela ile karşı karşıya kalıp duracaktır. Kuşkusuz Allah, sözünden dönmez.
Hakkı Yılmaz
(27,28,29,31)Yine o kâfirler; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddetmiş olan o kimseler: “Ona Rabbinden bir alâmet/gösterge indirilmeli değil miydi, eğer kendisiyle dağların yürütüldüğü, yerin parçalandığı veya ölülerin konuşturulduğu bir Kur’ân olsaydı…” diyorlar. De ki: “Şüphesiz Allah, dilediğini şaşırtır ve gönülden bağlanan kimseleri; inanan ve kalpleri Allah'ı anmakla zihnindeki tüm soru işaretlerini gidererek rahata kavuşmuş kişileri Kendisine kılavuzlar.” Gözünüzü açın! Kalpler, yalnız ve yalnız Allah'ı anmakla; zihnindeki tüm soru işaretlerini gidermekle rahata kavuşur. İman etmiş ve düzeltmeye yönelik işler yapmış kimseler; tuba; güzellikler, müjdeler ve güzel dönüş yeri sadece onlar içindir. Aslında emrin tümü Allah'ındır. İman edenler hâlâ anlamadılar mı ki eğer Allah dilemiş olsaydı, kesinlikle insanların tümüne kılavuzluk ederdi. İnkâr eden kimseler, Allah'ın vaadi gelinceye kadar, yaptıkları dolayısıyla ya başlarına çetin bir bela çatacak veya yurtlarının yakınına inecek. Şüphesiz Allah, verdiği sözden dönmez/miadını şaşırmaz.*(Sonraki 13:30)
Muhammed Esed
(Onlar) kendisiyle dağların yürütüldüğü, yeryüzünün yarılıp açıldığı, ölülerin konuşturulduğu (ilahî) bir metin (dinlemiş olsalardı ona da inanmazlardı)! Oysa, olacak olan her şeye karar verme gücü yalnızca Allah'a aittir. Peki, inananlar hâlâ anlamadılar mı ki, eğer Allah öyle olmasını dileseydi bütün insanlığı doğru yola yöneltirdi? Fakat, o hakkı inkara şartlanmış olanlara gelince, işledikleri kötülüklerden ötürü, böylelerinin başlarına her an beklenmedik bir felaket çullanmaktan ya da yurtlarının yanına-yakınına inmekten geri kalmaz, tâ ki Allah'ın verdiği söz yerine gelinceye kadar; gerçek şu ki, Allah verdiği sözü yerine getirmekten asla geri durmaz!
Mustafa İslamoğlu
Eğer bu kendisi sebebiyle dağların yürütüldüğü, yerlerin paramparça edildiği, ölülerin konuşturulduğu bir hitab olsaydı, (yine de inanmazlardı). Bilakis, iş ve oluş tümüyle Allah'ın yasasına bağlıdır: Peki mü'minler, 'Allah isteseydi bütün insanları hidayete erdirirdi' gerçeğini anlayıp da (herkesi mü'min yapma) sevdasından vazgeçmediler mi? Ama inkarda ısrar edenlere gelince: Yapıp ettikleri onların başından felaketi eksik etmeyecektir; ya da yurtlarının yanı başına ansızın konuverecektir, ta ki Allah'ın verdiği söz yerini bulsun: Çünkü Allah sözünden asla caymaz.
Suat Yıldırım
Eğer dağları yürütecek, yeri param parça edecek, ölüleri bile konuşturacak bir kitap olsaydı, işte o, bu Kur'ân olurdu! Bu müminler hâlâ öğrenmediler mi ki Allah dileseydi bütün insanları hidâyet eder, doğru yola koyardı. O kâfirlerin kendi yaptıkları işler sebebiyle başlarına durmadan bela inecek veya ülkelerinin hemen yanıbaşına düşecek ve bu hal Allah'ın vaad ettiği kıyamet gelinceye dek sürecek. Allah asla sözünden caymaz. [46, 27; 21, 44; 14, 47]*
Süleyman Ateş
Eğer kendisiyle dağların yürütüldüğü, yahut arzın parçalandığı, yahut ölülerin konuşturulduğu bir Kur'an olsaydı!.. Hayır, bütün işler Allah'a aittir. İnananlar hala anlamadılar mı ki, Allah dileseydi, bütün insanları yola iletirdi? Yaptıkları işler yüzünden inkar edenlerin başlarına ani bela(lar) gelmeğe devam edecek, yahut yurtlarının yakınına konacak (yahut sen onların yurtlarının yakınına konacaksın), Allah'ın va'di gelinceye kadar bu böyle sürüp gidecektir. Allah sözünden caymaz.
Şaban Piriş
Kuran ile dağlar yürütülse veya yeryüzü parçalansa yahut ölüler konuşturulsa... Bilakis, bütün emir Allahındır. İman edenler bilmiyorlar mı ki, Allah dileseydi bütün insanları doğru yola iletebilirdi. Allahın sözü yerine gelinceye kadar, yaptıkları işler sebebiyle inkar edenlere bir belanın dokunması veya evlerinin yakınına inmesi devam eder durur. Allah, verdiği sözden dönmez.
Yaşar Nuri Öztürk
Kendisiyle, dağların yürütüldüğü yahut yerkürenin parçalandığı yahut ölülerin konuşturulduğu bir Kur'an mı olsaydı! Hayır, iş ve oluşun tümü Allah'ındır. İman edenler hala ümidi kesip anlamadılar mı ki, Allah dileseydi elbette insanlara tümden hidayet verirdi. O küfre sapanlara gelince, sanayi olarak ürettiklerinin sonucu halinde başlarına gülle-tokmak türünden belalar inmeye devam edecek yahut o belalar onların yurtlarının yakınına konacak. Ta, Allah'ın vaadi gelinceye değin. Allah, vaadine asla ters düşmez.
Edip-Layth-Martha
If there were a Quran/recitation with which mountains were moved, the earth were sliced, or the dead were made to speak… No, to God is all matters. Did not those who acknowledge know that if God wished He would have guided all the people? As for those who reject, until God's promise comes true, a disaster will continue to strike them or alight at near their homes because of what they do. God does not breach the appointment.
Muhammad Asad
Yet even if [they should listen to] a [divine] discourse by which mountains could be moved, or the earth cleft asunder, or the dead made to speak - [they who are bent on denying the truth would still refuse to believe in it]!* Nay, but God alone has the power to decide what shall be.* Have, then, they who have attained to faith not yet come to know that, had God so willed; He would indeed have guided all mankind aright?* But as for those who are bent on denying the truth-in result of their [evil] deeds, sudden calamities will always befall them or will alight close to their homes;* [and this will continue] until God's promise [of resurrection] is fulfilled: verily, God never fails to fulfil His promise!
Rashad Khalifa
Even if a Quran caused mountains to move, or the earth to tear asunder, or the dead to speak (they will not believe). GOD controls all things. Is it not time for the believers to give up and realize that if GOD willed, He could have guided all the people? The disbelievers will continue to suffer disasters, as a consequence of their own works, or have disasters strike close to them, until GOD's promise is fulfilled. GOD will never change the predetermined destiny.,
The Monotheist Group
Andif a revelation were to be used to move mountains, or to slice the earth, or the dead were spoken to with it! Indeed, to God are all matters. Did not those who have believed know that if God had wished He would have guided all the people? As for those who reject, they continue to be stricken with disaster or it comes near to their homes, until the promise of God comes true. God does not break the appointment.