İbrahim Sûresi37. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (26 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1ربنار ب بRBBrabbenāRabbimizOur Lord!
2إنيinnībenIndeed, I
3أسكنتس ك نSKNeskentuyerleştirdim[I] have settled
4منmin(bazısını)(some) of
5ذريتيذ ر رZ̃RRƶurrīyetīçocuklarımdanmy offsprings
6بوادو د يVD̃Ybivādinbir vadiyein a valley
7غيرغ ي رĞYRğayriolmayannot
8ذيƶīsahibiwith
9زرعز ر عZRAzer'ǐnekincultivation
10عندع ن دAND̃ǐndekatındanear
11بيتكب ي تBYTbeytikeYapı'n(-senin)Your Sacred House,
12المحرمح ر مḪRMl-muHarramiYasaklılaştırılmışYour Sacred House,
13ربنار ب بRBBrabbenāRabbimizour Lord!
14ليقيمواق و مGVMliyuḳīmūdoğrulsunlar diyeThat they may establish
15الصلاةص ل وṦLVS-SalāteSaLâTe/Desteğethe prayers.
16فاجعلج ع لCALfec'ǎlartık kılSo make
17أفئدةف ا دFED̃ef'idetengönüllerinihearts
18منminebirtakımof
19الناسن و سNVSn-nāsiinsanlarınthe men
20تهويه و يHVYtehvīmeylettirincline
21إليهمileyhimonlaratowards them,
22وارزقهمر ز قRZGverzuḳhumve onları rızıklandırand provide them
23منmine(çeşitli)with
24الثمراتث م رS̃MRṧ-ṧemerātimeyvalarlathe fruits
25لعلهمleǎllehumumulur kiso that they may
26يشكرونش ك رŞKRyeşkurūneşükrederlerbe grateful.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

ربنا انى اسكنت من ذريتى بواد غير ذى زرع عند بيتك المحرم ربنا ليقيموا الصلوة فاجعل افدة من الناس تهوى اليهم وارزقهم من الثمرت لعلهم يشكرون

Arapça (Harekeli)

رَّبَّنَا إِنِّي أَسْكَنتُ مِن ذُرِّيَّتِي بِوَادٍ غَيْرِ ذِي زَرْعٍ عِندَ بَيْتِكَ الْمُحَرَّمِ رَبَّنَا لِيُقِيمُوا الصَّلَاةَ فَاجْعَلْ أَفْئِدَةً مِّنَ النَّاسِ تَهْوِي إِلَيْهِمْ وَارْزُقْهُم مِّنَ الثَّمَرَاتِ لَعَلَّهُمْ يَشْكُرُونَ

Transliterasyon

Rabbenâ innî eskentu min zurriyyetî bi vâdin gayri zî zer’ın inde beytilkel muharremi rabbenâ li yukîmus salâte fec’al ef’ideten minen nâsi tehvî ileyhim verzukhum mines semerâti leallehum yeşkurûn|e|.

Transliteration (Eng.)

Rabban<span class="u">a</span> innee askantu min <span class="u">th</span>urriyyateebiw<span class="u">a</span>din ghayri <span class="u">th</span>ee zarAAin AAinda baytika almu<span class="u">h</span>arramirabban<span class="u">a</span> liyuqeemoo a<span class="b">l</span><span class="u">ss</span>al<span class="u">a</span>ta fa<span class="b">i</span>jAAalaf-idatan mina a<span class="b">l</span>nn<span class="u">a</span>si tahwee ilayhim wa<span class="b">o</span>rzuqhummina a<span class="b">l</span>ththamar<span class="u">a</span>ti laAAallahum yashkuroon<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Rabbimiz, soyumun bir kısmını ekin bitmez bir yere, hürmeti vâcib olan evinin yanına yerleştirdim, Rabbimiz, namaz kılsınlar diye. Artık insanların bir kısmı da onlara gönül versin, sevsinler onları ve şükretmeleri için de meyvelerle rızıklandır onları.

Ali Bulaç

"Rabbimiz, gerçekten ben, çocuklarımdan bir kısmını Beyt-i Haram yanında ekini olmayan bir vadiye yerleştirdim; Rabbimiz, dosdoğru namazı kılsınlar diye (öyle yaptım), böylelikle Sen, insanların bir kısmının kalplerini onlara ilgi duyar kıl ve onları birtakım ürünlerden rızıklandır. Umulur ki şükrederler."

Bayraktar Bayraklı

“Ey Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını ekilebilir toprağı olmayan vadiye, senin Kutsal Ev'inin yakınına yerleştirdim. Ey Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılsınlar diye böyle yaptım. Artık sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir ve meyvelerden onlara rızık ver! Umulur ki bu nimetlere şükrederler.”

Diyanet İşleri

"Ey Rabbimiz! Ey sahibimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için ben, neslimden bir kısmını senin Beyt-i Harem'inin (Kabe'nin) yanında, ziraat yapılmayan bir vadiye yerleştirdim. Artık sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meyledici kıl ve meyvelerden bunlara rızık ver! Umulur ki bu nimetlere şükrederler."*

Edip Yüksel

"Rabbimiz, ben çocuklarımdan bazısını, Sınırlanmış Ev'inin yanındaki ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz, onlar namazı gözetsinler diye… İnsanların gönüllerini onlara karşı sempatiyle doldur ve onları ürünlerle rızıklandır ki şükretsinler."

Elmalılı Hamdi Yazır

"Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bir kısmını namazı dosdoğru kılmaları için, senin Beyti Haram'ının yanında, ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Artık sen de insanlardan bir kısmını onlara meylettir. Ve onları bazı meyvelerle rızıklandır ki şükretsinler.

Erhan Aktaş

“Rabb’imiz! Gerçekten ben, neslimden bir kısmını sahipsiz, ekine elverişli olmayan vadiye; Beyt-i Haram’ının* yanına yerleştirdim; Rabb’imiz! Salâtı ikame etsinler*. İnsanlardan bir kısmının gönlünü onlara yönelt. Ve onları kimi ürünlerle rızıklandır. Umulur ki onlar şükrederler.”

Hakkı Yılmaz

(35-41)Ve hani bir zaman İbrâhîm: “Rabbim! Bu şehri güvenli kıl! Beni ve oğullarımı putlara tapmamızdan uzak tut! Rabbim! Şüphesiz putlar insanlardan birçoğunu saptırdılar. Şimdi kim bana uyarsa, artık o, şüphesiz bendendir; kim bana karşı gelirse… Artık Sen şüphesiz çok bağışlayan ve çok merhamet edensin. Rabbimiz! Şüphesiz ben çocuklarımdan bir bölümünü salâtı ikame etmeleri [mâlî yönden ve zihinsel açıdan destek olma; toplumu aydınlatma kurumları oluşturmaları-ayakta tutmaları] için, Senin dokunulmazlaşmış Ev'inin yanında, ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Verdiğin nimetlerin karşılığını ödemeleri için artık Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir. Ve onları bazı meyvelerden rızıklandır. Rabbimiz! Şüphesiz Sen bizim gizlediğimiz şeyleri ve açığa vurduğumuz şeyleri bilirsin. –Ve yerde ve gökte, hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz.– Tüm övgüler, ihtiyarlık hâlimde bana İsmâîl'i ve İshâk'ı lütfeden Allah'adır; başkası övülemez. Şüphesiz ki Rabbim duamı çok iyi işitendir. Rabbim! Beni salâtı ikame eden [mâlî yönden ve zihinsel açıdan destek olma; toplumu aydınlatma kurumları oluşturan-ayakta tutan] biri kıl! Soyumdan da. Rabbimiz! Duamı da kabul et! Rabbimiz! Hesabın kurulduğu günde benim için, anam-babam için ve mü’minler için bağışlamada bulun!” demişti.

Muhammed Esed

"Ey Rabbimiz! Soyumdan bazılarını ekilebilir toprağı olmayan bir vadiye, Senin kutsal evinin yakınına yerleştirdim ki, ey Rabbimiz, salâtı devamlılık ve duyarlılık içinde yerine getirsinler; öyleyse, insanların kalplerini onlara doğru meylettir; ve onlara verimli, bereketli rızıklar bahşet ki şükretsinler.

Mustafa İslamoğlu

"Rabbimiz! İşte ben, neslimden bir kısmını ekip-biçmeye elverişsiz bir vadiye, Senin Mukaddes Beytinin yanına yerleştirdim. Ey Rabbimiz, (bunu) kulluklarını yerine getirebilsinler diye (yaptım)! Artık insanların gönüllerini onlara meylettir; onları bereketli ürünlerle rızıklandır; umulur ki onlar da (bunun) şükrünü eda ederler!..

Suat Yıldırım

“Ey bizim Rabbimiz! Ben zürriyetimden bir kısmını senin kutsal mâbedinin yanında, ekin bitmez bir vâdide yerleştirdim. Ey bizim Rabbimiz! Namazı gereğince kılsınlar diye böyle yaptım. Ya Rabbî! Artık insanların bir kısmının gönüllerini onlara doğru yönelt, onları her türlü ürünlerden rızıklandır ki Sana şükretsinler. ” [2, 125-127; 5, 97; 28, 57] {KM, Tekvin 16. bölüm ve 17, 18-20; 25, 12-18}*

Süleyman Ateş

Rabbimiz, ben çocuklarımdan bazısını, senin Haram Evinin yanında, ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz, namazı kılsınlar diye (böyle yaptım). Artık sen de insanlardan birtakım gönüllüleri, onları sever yap ve onları çeşitli meyvalarla besle ki şükretsinler.

Şaban Piriş

-Rabbimiz! Ben çocuklarımdan kimini, namaz kılabilmeleri için Senin kutsal evinin yanında, ziraata elverişsiz bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! İnsanların gönüllerini onlara meylettir, şükretmeleri için onları ürünlerle rızıklandır.

Yaşar Nuri Öztürk

"Ey Rabbimiz! Ben, çocuklarımdan bir kısmını senin kutsal evinin yanındaki, ziraata elverişsiz vadiye yerleştirdim ki, namazı kılsınlar, ey Rabbimiz! Sen de insanlardan bazı gönülleri, onlardan hoşlanır yap. Çeşitli meyvalarla onları rızıklandır ki, şükredebilsinler."

Edip-Layth-Martha

"My Lord, I have resided part of my progeny in an uncultivated valley near your Restricted Sanctuary. My Lord, so that they may hold the contact prayer. So let the hearts of the people incline towards them. Provide them with fruits that they may appreciate."

Muhammad Asad

"O our Sustainer! Behold, I have settled some of my offspring in a valley in which there is no arable land,* close to Thy sanctified Temple, so that, O our Sustainer, they might devote themselves to prayer: cause Thou, therefore, people's hearts to incline towards them* and grant them fruitful sustenance, so that they might have cause to be grateful.

Rashad Khalifa

"Our Lord, I have settled part of my family in this plantless valley, at Your Sacred House. Our Lord, they are to observe the Contact Prayers (Salat), so let throngs of people converge upon them, and provide for them all kinds of fruits, that they may be appreciative.,

The Monotheist Group

"OurLord, I have resided part of my progeny in a barren valley near your Restricted Sanctuary. Our Lord, that they may hold the contact prayer, so let the hearts of the people incline towards them and give provisions to them of the fruits that they may give thanks."