Nahl Sûresi46. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (7 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | أو | — | ev | yahut | Or |
| 2 | يأخذهم | ا خ ذ EḢZ̃ | ye'ḣuƶehum | kendilerini yakalamayacağından? | that He may seize them |
| 3 | في | — | fī | in | |
| 4 | تقلبهم | ق ل بGLB | teḳallubihim | dönüp dolaşırlarken | their going to and fro |
| 5 | فما | — | femā | değillerdir | then not |
| 6 | هم | — | hum | onlar | they |
| 7 | بمعجزين | ع ج زACZ | bimuǎ'cizīne | engel olacak da | will be able to escape? |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
او ياخذهم فى تقلبهم فما هم بمعجزين
Arapça (Harekeli)
أَوْ يَأْخُذَهُمْ فِي تَقَلُّبِهِمْ فَمَا هُم بِمُعْجِزِينَ
Transliterasyon
Ev ye’huzehum fî tekallubihim fe mâ hum bi mu’cizîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Aw ya/khu<span class="u">th</span>ahum fee taqallubihim fam<span class="u">a</span>hum bimuAAjizeen<span class="b">a </span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Yahut onu âciz bırakamayacaklarına göre dönüp dolaşırlarken tutup onları helâk etmeyeceğinden.
Ali Bulaç
Ya da onlar, dönüp-dolaşmaktalarken, onları yakalayıvermesinden (mi emindirler?) Ki onlar (bu konuda Allah'ı) aciz bırakacak değildirler.
Bayraktar Bayraklı
(45-46) Tuzak kuranlar, Allah'ın kendilerini yere geçirmeyeceğinden veya kendilerine bilemeyecekleri bir yerden azabın gelmeyeceğinden veya onlar dönüp dolaşırlarken Allah'ın kendilerini yakalamayacağından emin mi oldular? Onlar Allah'ı âciz bırakacak değillerdir.
Diyanet İşleri
Yahut onlar dönüp dolaşırlarken Allah'ın kendilerini yakalamayacağından emin mi oldular? Onlar (Allah'ı) aciz bırakacak değillerdir.
Edip Yüksel
Yahut dönüp dururlarken kendilerini yakalamayacağından...? Onlar kurtulamazlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Yahut (rızık için) dolaşıp dururlarken (Allah'ın azabının) kendilerini yakalayıvermesinden emin mi oldular? Üstelik onlar, azabı engelleyici de değillerdir.
Erhan Aktaş
Veya gezinip dururlarken, onları ansızın yakalamasından. Onlar, bunu engelleyemezler de.
Hakkı Yılmaz
(45-47)Peki sinsice kötülükleri plânlayanlar, Allah'ın kendilerini yere batırmayacağından yahut bilemeyecekleri bir yerden azabın gelmeyeceğinden yahut onlar dolaşıp dururlarken Allah'ın, kendilerini yakalayıvermesinden, –üstelik onlar, âciz bırakanlar da değillerdir– yahut da kendilerini azar azar/korku içinde yakalamasından emin mi oldular? İşte, şüphesiz sizin Rabbiniz, kesinlikle çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
Muhammed Esed
Yahut dönüp dururken hiçbir şekilde engel olamayacakları (bir azapla O'nun) kendilerini (apansız) yakalamayacağına,
Mustafa İslamoğlu
Veya (gündelik telaşeyle) dolaşıp dururken, kendilerine asla savuşturamayacakları bir (belanın) yakalamayacağından?
Suat Yıldırım
45, 46. Şer planları hazırlayanlar, emin mi oldular: Allah'ın kendilerini yerin dibine geçirmesinden yahut hiç ummadıkları bir yerden azabın gelmesinden, yahut gezip dolaşırlarken Allah'ın kendilerini kıskıvrak yakalamasından? Çünkü onlar, kaçıp kurtulacak durumda değildirler. [67, 16-17]
Süleyman Ateş
Yahut dönüp dolaşırlarken onun, kendilerini yakalamayacağından (emin midirler)? Kendileri buna engel olacak değillerdir!
Şaban Piriş
Veya Onlar, dolaşıp dururlarken, kaçamayacakları bir azabın kendilerine gelmesinden güvende midirler?
Yaşar Nuri Öztürk
Yahut dönüp dolaşmaları sırasında kendilerini yakalamayacağından... Onlar buna engel de olamazlar.
Edip-Layth-Martha
Or that He will take them in their actions as they cannot escape?
Muhammad Asad
or that He will not take them to task [suddenly] in the midst of their comings and goings,* without their being able to elude [Him],
Rashad Khalifa
It may strike them while they are asleep; they can never escape.,
The Monotheist Group
Or that He will take them in their sleep? For they cannot stop it.