Beni İsrail Sûresi102. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (16 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1قالق و لGVLḳāle(Musa) dedi kiHe said,
2لقدleḳadandolsun"""Verily,"
3علمتع ل مALMǎlimtesen biliyorsun kiyou have known
4ماnone
5أنزلن ز لNZLenzeleindirmezhas sent down
6هؤلاءhā'ulā'ibunlarıthese
7إلاillābaşkasıexcept
8ربر ب بRBBrabbuRabbinden(the) Lord
9السماواتس م وSMVs-semāvātigöklerin(of) the heavens
10والأرضا ر ضERŽvel'erDive yerinand the earth
11بصائرب ص رBṦRbeSāirakanıtlar olarak(as) evidence,
12وإنيve innīşüphesiz ben deand indeed, I
13لأظنكظ ن نƵNNleeZunnukeseni görüyorum[I] surely think you
14يايYEY/HEY/AH"""O!"
15فرعونف ر عFRAfir'ǎvnuFir'avnFiraun
16مثبوراث ب رS̃BRmeṧbūranmahvolmuş"(you are) destroyed."""

Mealler

Arapça (Harekesiz)

قال لقد علمت ما انزل هولاء الا رب السموت والارض بصائر وانى لاظنك يفرعون مثبورا

Arapça (Harekeli)

قَالَ لَقَدْ عَلِمْتَ مَا أَنزَلَ هَؤُلَاءِ إِلَّا رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ بَصَائِرَ وَإِنِّي لَأَظُنُّكَ يَا فِرْعَوْنُ مَثْبُورًا

Transliterasyon

Kâle lekad alimte mâ enzele hâulâi illâ rabbus semâvâti vel ardı basâir|e|, ve innî le ezunnuke yâ fir’avnu mesbûrâ(mesbûran).

Transliteration (Eng.)

Q<span class="u">a</span>la laqad AAalimta m<span class="u">a</span> anzalah<span class="u">a</span>ol<span class="u">a</span>-i ill<span class="u">a</span> rabbu a<span class="b">l</span>ssam<span class="u">a</span>w<span class="u">a</span>tiwa<span class="b">a</span>l-ar<span class="u">d</span>i ba<span class="u">sa</span>-ira wa-innee laa<span class="i"><span class="u">th</span></span>unnukay<span class="u">a</span> firAAawnu mathboor<span class="u">a</span><span class="b">n</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

O da, sen de biliyorsun ki demişti, bunları, insanlara apaçık deliller olmak üzere ancak göklerin ve yeryüzünün Rabbi indirmiştir ve şüphe yok ki ey Firavun, ben de seni küfriyle helâk olmuş sanıyorum.

Ali Bulaç

O da: "Andolsun, bunları görülecek belgeler olarak göklerin ve yerin Rabbinden başkasının indirmediğini sen de bilmişsin; gerçekten ben de seni yıkılmış-harab olmuş sanıyorum" demişti.

Bayraktar Bayraklı

Mûsâ da, “Andolsun, göklerin ve yerin Rabbinin göz açıcı belgeleri olarak bunları indirdiğini biliyorsundur. Doğrusu, Ey Firavun! Senin yok olacağını sanıyorum” dedi.

Diyanet İşleri

(Musa Firavun'a:) "Pek ala biliyorsun ki, dedi, bunları, birer ibret olmak üzere, ancak, göklerin ve yerin Rabbi indirdi. Ey Firavun! Ben de senin hakikaten mahvolduğunu sanıyorum!"

Edip Yüksel

"Göklerin ve yerin Rabbi'nden başkasının bu delilleri indirmediğini iyi biliyorsun. Firavun, seni mahvolmuş biri olarak görüyorum!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Musa dedi ki: "Ey Firavun! Pekâlâ bilirsin ki, bu mucizeleri, birer ibret olmak üzere, ancak göklerin ve yerin Rabbi indirdi. Ey Firavun! Ben de seni helak olmuş zannediyorum."

Erhan Aktaş

Musa: “Bunları uyarıcı, aydınlatıcı olarak göklerin ve yerin Rabb’inden başkasının indirmediğini sen bildin. Ey Firavun! Ben de kesinlikle senin mahvolduğunu sanıyorum”. dedi.

Hakkı Yılmaz

Mûsâ dedi ki: “Sen kesinlikle bildin ki, âyetleri, birer ibret olmak üzere, ancak göklerin ve yerin Rabbi indirdi. Ve ben de senin yıkıma uğramışlığına kesinlikle inanıyorum.”

Muhammed Esed

(Musa) da ona: "Bu (mucizevî olguları, sana) uyarıcı-aydınlatıcı belirtiler olarak göklerin ve yerin (gerçek) sahibinden başkasının indiremeyeceğini pekala biliyorsun!" diye karşılık verdi, "Ve ey Firavun, (onları doğru değerlendirme yolunu seçmediğin için) ben de senin bütünüyle ziyan içinde olduğunu düşünüyorum!"

Mustafa İslamoğlu

(Musa) dedi ki: "Doğrusu (muhatabına) basiret kazandıran bu (vahyi), göklerin ve yerin Rabbi dışında kimsenin indiremeyeceğini sen de çok iyi biliyorsun; ve ben de ey Firavun, senin artık iyice tükenip bittiğini düşünüyorum!"

Suat Yıldırım

Mûsâ da şöyle cevap verdi: “Pek iyi bilirsin ki bu âyetleri, birer belge olmak üzere, indiren, göklerin ve yerin Rabbinden başkası değildir. Ey Firavun! Ben de senin mahvolduğunu zannediyorum. ”

Süleyman Ateş

Musa dedi ki: "Bunları, ancak göklerin ve yerin Rabbinin, (benim doğruluğumu belgeleyen) kanıtlar olarak indirdiğini pekala bildin. Ey Fir'avn, ben de seni mahvolmuş görüyorum.*

Şaban Piriş

Musa da ona: -Elbette bunları deliller olarak göklerin ve yerin Rabbinden başkasının indirmediğini bilirsin. Ben de kesinlikle senin mahvolacağını zannediyorum ey Firavun! dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

Musa dedi: "Yemin olsun, sen bilmektesin ki, bunları, o göklerin ve yerin Rabbi birer basiret / basiretle görülebilecek birer ibret olmak üzere indirdi. Vallahi ben de seni mahvolmuş görüyorum, ey Firavun!"

Edip-Layth-Martha

He said, "You know that no one has sent these down except for the Lord of the heavens and the earth as visible proofs. I think that you Pharaoh are doomed!"

Muhammad Asad

Answered [Moses]: "Thou knowest well that none but the Sustainer of the heavens and the earth has bestowed these [miraculous signs] from on high, as a means of insight [for thee];* and, verily, O Pharaoh, [since thou hast chosen to reject them;] I think that thou art utterly lost!"

Rashad Khalifa

He said, "You know full well that no one can manifest these except, obviously, the Lord of the heavens and the earth. I think that you, Pharaoh, are doomed.",

The Monotheist Group

He said: "You know that no one has sent these down except for the Lord of the heavens and the earth as visible proofs. And I think that you Pharaoh are doomed!"