Kehf Sûresi17. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (34 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وترى | ر ا يREY | ve terā | ve görürsün | And you (might) have seen |
| 2 | الشمس | ش م سŞMS | ş-şemse | güneşi | the sun, |
| 3 | إذا | — | iƶā | zaman | when |
| 4 | طلعت | ط ل عŦLA | Taleǎt | doğduğu | it rose, |
| 5 | تزاور | ز و رZVR | tezāveru | eğiliyor | inclining away |
| 6 | عن | — | ǎn | from | |
| 7 | كهفهم | ك ه فKHF | kehfihim | mağaralarından | their cave |
| 8 | ذات | — | ƶāte | to | |
| 9 | اليمين | ي م نYMN | l-yemīni | sağa doğru | the right, |
| 10 | وإذا | — | ve iƶā | ve zaman | and when |
| 11 | غربت | غ ر بĞRB | ğarabet | battığı | it set, |
| 12 | تقرضهم | ق ر ضGRŽ | teḳriDuhum | onları makaslayıp geçiyor | passing away from them |
| 13 | ذات | — | ƶāte | to | |
| 14 | الشمال | ش م لŞML | ş-şimāli | sola doğru | the left |
| 15 | وهم | — | vehum | ve onlar | while they |
| 16 | في | — | fī | içindedirler | (lay) in |
| 17 | فجوة | ف ج وFCV | fecvetin | bir dehlizin | the open space |
| 18 | منه | — | minhu | onun (mağaranın) | thereof. |
| 19 | ذلك | — | ƶālike | bu (durum) | That |
| 20 | من | — | min | (was) from | |
| 21 | آيات | ا ي يEYY | āyāti | ayetlerindendir | (the) Signs |
| 22 | الله | — | llahi | Allah'ın | (of) Allah. |
| 23 | من | — | men | kime | Whoever |
| 24 | يهد | ه د يHD̃Y | yehdi | hidayet verirse | Allah guides |
| 25 | الله | — | llahu | Allah | Allah guides |
| 26 | فهو | — | fe huve | o | and he |
| 27 | المهتد | ه د يHD̃Y | l-muhtedi | yolu bulmuştur | (is) the guided one, |
| 28 | ومن | — | ve men | ve kimi de | and whoever |
| 29 | يضلل | ض ل لŽLL | yuDlil | sapıklıkta bırakırsa | He lets go astray |
| 30 | فلن | — | felen | artık | then never |
| 31 | تجد | و ج دVCD̃ | tecide | bulamazsın | you will find |
| 32 | له | — | lehu | onun için | for him |
| 33 | وليا | و ل يVLY | veliyyen | bir dost | a protector, |
| 34 | مرشدا | ر ش دRŞD̃ | murşiden | yol gösteren | a guide. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وترى الشمس اذا طلعت تزور عن كهفهم ذات اليمين واذا غربت تقرضهم ذات الشمال وهم فى فجوة منه ذلك من ءايت الله من يهد الله فهو المهتد ومن يضلل فلن تجد له وليا مرشدا
Arapça (Harekeli)
وَتَرَى الشَّمْسَ إِذَا طَلَعَت تَّزَاوَرُ عَن كَهْفِهِمْ ذَاتَ الْيَمِينِ وَإِذَا غَرَبَت تَّقْرِضُهُمْ ذَاتَ الشِّمَالِ وَهُمْ فِي فَجْوَةٍ مِّنْهُ ذَلِكَ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ مَن يَهْدِ اللَّهُ فَهُوَ الْمُهْتَدِ وَمَن يُضْلِلْ فَلَن تَجِدَ لَهُ وَلِيًّا مُّرْشِدًا
Transliterasyon
Ve tereş şemse izâ taleat tezâveru an kehfihim zâtel yemîni ve izâ garabet takrıduhum zâteş şimâli ve hum fî fecvetin minh|u|, zâlike min âyâtillâh|i|, men yehdillâhu fe huvel muhted|i|, ve men yudlil fe len tecide lehu veliyyen murşidâ(murşiden).
Transliteration (Eng.)
Watar<span class="u">a</span> a<span class="b">l</span>shshamsa i<span class="u">tha</span> <span class="u">t</span>alaAAattaz<span class="u">a</span>waru AAan kahfihim <span class="u">tha</span>ta alyameeni wa-i<span class="u">tha</span>gharabat taqri<span class="u">d</span>uhum <span class="u">tha</span>ta a<span class="b">l</span>shshim<span class="u">a</span>liwahum fee fajwatin minhu <span class="u">tha</span>lika min <span class="u">a</span>y<span class="u">a</span>tiAll<span class="u">a</span>hi man yahdi All<span class="u">a</span>hu fahuwa almuhtadi waman yu<span class="u">d</span>lilfalan tajida lahu waliyyan murshid<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Bir görseydin, güneş doğunca ışığı, mağaralarının içine değil de sağ tarafına vurmadaydı, batarken de sol tarafına ve onlar, mağaranın geniş bir yerindeydiler ve bu, Allah'ın delillerindendir. Allah, kimi doğru yola sevk ederse odur doğru yolu bulan ve kimi saptırırsa artık ona, kesin olarak doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.
Ali Bulaç
(Onlara baktığında) Görürsün ki, güneş doğduğunda mağaralarına sağ yandan yönelir, battığında onları sol yandan keser-geçerdi ve onlar da onun (mağaranın) geniş boşluğundalardı. Bu, Allah'ın ayetlerindendir. Allah, kime hidayet verirse, işte hidayet bulan odur, kimi saptırırsa onun için asla doğru-yolu gösterici bir veli bulamazsın.
Bayraktar Bayraklı
Güneş doğduğu zaman mağaradakilerin sağından meylederek geçtiğini ve battığı zaman da sol taraflarından geçtiğini görürdün. Onlar da mağaranın içinde boşlukta bulunuyorlardı. Bu, Allah'ın âyetlerindendir. Allah kimi doğru yola koymuşsa o, doğru yoldadır. Kimi de şaşırtmış ise, ona yol gösterecek yakın bir dost bulamazsın.
Diyanet İşleri
(Resulüm! Orada bulunsaydın) güneşi görürdün: Doğduğu zaman mağaralarının sağına meyleder; batarken de sol taraftan onlara isabet etmeden geçerdi. (Böylece) onlar (güneş ışığından rahatsız olmaksızın) mağaranın bir köşesinde (uyurlardı). İşte bu, Allah'ın ayetlerindendir. Allah kime hidayet ederse, işte o, hakka ulaşmıştır, kimi de hidayetten mahrum ederse artık onu doğruya yöneltecek bir dost bulamazsın.
Edip Yüksel
Tan ağardığında, onlar mağara boşluğunda iken, mağaralarının üzerinden Güneşin sağa doğru hareket ettiğini, battığı zaman da onları yalayıp sola doğru kaydığını görürdün. Bu, ALLAH'ın işaretlerindendir. ALLAH kime yol gösterirse o kişi doğruyu bulmuştur; kimi de saptırırsa onun için aydınlatıcı bir dost bulamazsın.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey Muhammed! Baksaydın güneşin doğduğu zaman mağaranın sağ tarafına yöneldiğini, batarken de sol taraftan onları makaslayıp geçtiğini görürdün. Onlar, mağaranın geniş bir yerinde idiler. İşte bu Allah'ın mucizelerindendir. Allah kime hidayet ederse, işte o, hakka ulaşmıştır; kimi de hidayetten mahrum ederse, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.
Erhan Aktaş
Onlar geniş bir alanda bulunurlarken, Güneş’in doğduğu zaman, mağaranın sağ tarafına yöneldiğini, battığı zaman da onların sol yanlarından geçtiğini görürsün. Bu Allah’ın âyetlerindendir.* Allah, kimi doğru yola iletirse*, işte o doğru yolu bulmuştur. Kimi de dalalette bırakırsa*, artık sen ona yol gösterecek bir y ardımcı ve yol gösterici bulamazsın.
Hakkı Yılmaz
Ve sen, vahy doğrultusunda araştırma yapıldığında hayırlı bir sonuç alındığını; aksi durumda anlamsız bir iş yapıldığını göreceksin. Kendileri de ondan geniş bir boşluktadırlar. Bu, Allah'ın lâmetlerinden/göstergelerindendir. Allah kime kılavuzluk ettiyse artık o, kılavuzlanan doğru yolu bulmuştur. Allah kimi şaşırttıysa da, artık sen ona yol gösteren bir Yakın Kimseyi asla bulamazsın.
Muhammed Esed
Ve (yıllarca) güneşin, doğarken onların mağarasını sağ yandan yalayıp geçtiğini, batarken de onlara dokunmadan sol yandan geçip gittiğini ve onların, mağaranın genişçe bir odasında bulunduğunu görürdün: Rabbinin alametlerinden biriydi bu; Allah kime yol gösterirse doğru yolu bulan odur ve kimi de sapıklık içinde bıraksa, artık onun için doğru yolu gösteren bir dost, bir koruyucu bulamazsın.
Mustafa İslamoğlu
Ve onlar o mekanın geniş bir bölümünde bulunuyorlarken, sen, güneş doğarken onların mağarasını sağ tarafından teğet geçip gittiğini, batarken de sol tarafından teğet geçip gittiğini gözünde canlandırabilirsin: Allah'ın ayetlerinden biriydi bu. Allah kimi doğru yola yöneltirse, işte odur doğru yolu bulan, ama kimi de sapıklığa terk ederse, artık onun için ne bir dost, ne bir mürşit bulabilirsin.
Suat Yıldırım
Onlara baksaydın görürdün ki güneş doğunca mağaralarının sağından dolaşır, batarken de sol taraftan onları makaslardı. Onlar da mağaranın genişçe dehlizinde bulunuyorlardı. İşte onların böylece uyumaları Allah'ın alâmetlerindendir. Allah kime hidâyet verirse doğru yolda olan odur; kimi de hidâyetten mahrum eder şaşırtırsa, artık imkânı yok, ona yol gösterecek bir dost bulamazsın.*
Süleyman Ateş
Güneşi görürsün, doğduğu zaman mağaralarından sağa doğru eğiliyor, battığı zaman da sola doğru onları makaslayıp geçiyor (hiçbir halde onların üzerine düşüp kendilerini rahatsız etmiyor) ve onlar, mağaranın geniş bir dehlizi içindedirler. Bu (durum), Allah'ın ayetlerindendir. Allah kimi doğru yola iletirse o, yolu bulmuştur; kimi de sapıklıkta bırakırsa, artık onun için yol gösteren bir dost bulamazsın.
Şaban Piriş
Güneş doğduğunda mağaranın sağ tarafından meyledip, batarken de sol yanından onları makaslayıp geçtiğini görürdün. Onlar, mağarada geniş bir alan içinde idiler. İşte bu Allahın ayetlerindendir. Allah kime yol gösterirse o, doğru yolu bulmuştur. Kimide dalalette bırakırsa, ona da yol gösterecek bir veli bulamazsın.
Yaşar Nuri Öztürk
Güneşi görüyorsun: Doğduğu vakit mağaralarından sağ tarafa kayar, battığı vakit ise onları sol tarafa doğru makaslayıp geçer. Böylece onlar mağaranın geniş boşluğu içindedirler. Bu, Allah'ın mucizelerindendir. Allah'ın kılavuzluk ettiği, doğruyu bulmuştur. Şaşırttığına gelince, sen ona yol gösteren bir veli asla bulamazsın.
Edip-Layth-Martha
You see the sun when it rises, visiting their cave from the right, and when it sets, it touches them from the left, while they are in its spacious hallow. That is from God's signs. Whomever God guides is the guided one, and whomever He misguides, you will not find for him any guiding friend.
Muhammad Asad
And [for many a year] thou might have seen the sun, on its rising, incline away from their cave on the right, and, on its setting, turn aside from them on the left, while they lived on in that spacious chamber,* [bearing witness to] this of God's messages: He whom God guides, he alone has found the right way; whereas for him whom He lets go astray thou canst never find any protector who would point out the right way.
Rashad Khalifa
You could see the sun when it rose coming from the right side of their cave, and when it set, it shone on them from the left, as they slept in the hollow thereof. This is one of GOD's portents. Whomever GOD guides is the truly guided one, and whomever He sends astray, you will not find for him a guiding teacher.,
The Monotheist Group
And you see the sun when it rises, it visits their cave from the right, and when it sets, it touches them from the left, while they are in an enclosure from it. That is from the signs of God. Whoever God guides is the guided one, and whoever He misguides, you will not find for him any ally to give direction.