Kehf Sûresi21. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (32 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وكذلك | — | ve keƶālike | ve böylece | And similarly, |
| 2 | أعثرنا | ع ث رAS̃R | eǎ'ṧernā | buldurduk | We made known |
| 3 | عليهم | — | ǎleyhim | onları | about them |
| 4 | ليعلموا | ع ل مALM | liyeǎ'lemū | bilsinler diye | that they might know |
| 5 | أن | — | enne | şüphesiz | that |
| 6 | وعد | و ع دVAD̃ | veǎ'de | va'dinin | (the) Promise |
| 7 | الله | — | llahi | Allah'ın | (of) Allah |
| 8 | حق | ح ق قḪGG | Haḳḳun | gerçek olduğunu | (is) true, |
| 9 | وأن | — | ve enne | ve şüphesiz | and that |
| 10 | الساعة | س و عSVA | s-sāǎte | saatin(geleceğinde) | (about) the Hour |
| 11 | لا | — | lā | asla olmadığını | (there is) no |
| 12 | ريب | ر ي بRYB | raybe | şüphe | doubt |
| 13 | فيها | — | fīhā | onda | in it. |
| 14 | إذ | — | iƶ | o sırada | When |
| 15 | يتنازعون | ن ز عNZA | yetenāzeǔne | tartışıyorlardı | they disputed |
| 16 | بينهم | ب ي نBYN | beynehum | kendi aralarında | among themselves |
| 17 | أمرهم | ا م رEMR | emrahum | onların durumlarını | about their affair |
| 18 | فقالوا | ق و لGVL | fe ḳālū | dediler | and they said, |
| 19 | ابنوا | ب ن يBNY | bnū | bina edin | """Construct" |
| 20 | عليهم | — | ǎleyhim | onların üstüne | over them |
| 21 | بنيانا | ب ن يBNY | bunyānen | bir bina | a structure. |
| 22 | ربهم | ر ب بRBB | rabbuhum | Rableri | Their Lord |
| 23 | أعلم | ع ل مALM | eǎ'lemu | daha iyi bilir | knows best |
| 24 | بهم | — | bihim | onları | "about them.""" |
| 25 | قال | ق و لGVL | ḳāle | dediler ki | Said |
| 26 | الذين | — | elleƶīne | those who | |
| 27 | غلبوا | غ ل بĞLB | ğalebū | gâlip gelenler | prevailed |
| 28 | على | — | ǎlā | in | |
| 29 | أمرهم | ا م رEMR | emrihim | onların işine | their matter, |
| 30 | لنتخذن | ا خ ذ EḢZ̃ | lenetteḣiƶenne | mutlaka yapacağız | """Surely we will take" |
| 31 | عليهم | — | ǎleyhim | onların üstüne | over them |
| 32 | مسجدا | س ج دSCD̃ | mesciden | bir mescid | "a place of worship.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وكذلك اعثرنا عليهم ليعلموا ان وعد الله حق وان الساعة لا ريب فيها اذ يتنزعون بينهم امرهم فقالوا ابنوا عليهم بنينا ربهم اعلم بهم قال الذين غلبوا على امرهم لنتخذن عليهم مسجدا
Arapça (Harekeli)
وَكَذَلِكَ أَعْثَرْنَا عَلَيْهِمْ لِيَعْلَمُوا أَنَّ وَعْدَ اللَّهِ حَقٌّ وَأَنَّ السَّاعَةَ لَا رَيْبَ فِيهَا إِذْ يَتَنَازَعُونَ بَيْنَهُمْ أَمْرَهُمْ فَقَالُوا ابْنُوا عَلَيْهِم بُنْيَانًا رَّبُّهُمْ أَعْلَمُ بِهِمْ قَالَ الَّذِينَ غَلَبُوا عَلَى أَمْرِهِمْ لَنَتَّخِذَنَّ عَلَيْهِم مَّسْجِدًا
Transliterasyon
Ve kezâlike a´sernâ aleyhim li ya´lemû enne va´dallâhi hakkun ve ennes sâate lâ reybe fîhâ, iz yetenâzeûne beynehum emrehum fe kâlûbnû aleyhim bunyânâ(bunyânen), rabbuhum a´lemu bihim, kâlellezîne galebû alâ emrihim le nettehızenne aleyhim mescidâ(mesciden).
Transliteration (Eng.)
Waka<span class="u">tha</span>lika aAAtharn<span class="u">a</span>AAalayhim liyaAAlamoo anna waAAda All<span class="u">a</span>hi <span class="u">h</span>aqqunwaanna a<span class="b">l</span>s<span class="u">a</span>AAata l<span class="u">a</span> rayba feeh<span class="u">a</span> i<span class="u">th</span>yatan<span class="u">a</span>zaAAoona baynahum amrahum faq<span class="u">a</span>loo ibnooAAalayhim buny<span class="u">a</span>nan rabbuhum aAAlamu bihim q<span class="u">a</span>la alla<span class="u">th</span>eenaghalaboo AAal<span class="u">a</span> amrihim lanattakhi<span class="u">th</span>anna AAalayhimmasjid<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
İşte böylece Allah'ın vaadinin hak ve gerçek olduğunu ve gerçekten de kıyâmetin kopacağını ve onda hiçbir şüphe bulunmadığını bilmeleri için, tam bu hususlarda birbirleriyle çekişip dururlarken, insanları haberdâr ettik de müşrikler dediler ki: Onların bulunduğu yere bir yapı yapın, halktan gizli kalsınlar. Halbuki Rableri, onların ahvâlini daha iyi bilir. Hallerine vâkıf olanlarsa onların bulundukları mağaranın önüne mutlaka bir mescit yapmalıyız dediler.
Ali Bulaç
Böylece, Allah'ın va'dinin hak olduğunu ve gerçekten kıyametin, kendisinde şüphe bulunmadığını bilmeleri için (şehir halkına ve sonraki insan kuşaklarına) onları buldurmuş olduk. (Onları görenler) Kendi aralarında durumlarını tartışıyorlardı, (bir kısmı) dedi ki: "Onların üstüne bir bina inşa edin, Rableri onları daha iyi bilir." Onların işine galip gelen (sözleri geçen)ler ise: "Üstlerine mutlaka bir mescid yapmalıyız" dediler.
Bayraktar Bayraklı
Böylece Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu ve kıyametin kopacağından şüphe edilemeyeceğini bilmeleri için, insanların onları bulmalarını sağladık. Çünkü, halk onların durumunu aralarında tartışıyorlardı. “Onların adına bir bina yapın” diyorlardı. Oysa, onları en iyi Rabbleri bilir. Tartışmayı kazananlar, “Onlar adına elbette bir mescit yapacağız” dediler.
Diyanet İşleri
Böylece (insanları) onlardan haberdar ettik ki, Allah'ın vadinin hak olduğunu, kıyametin şüphe götürmez olduğunu bilsinler. Hani onlar aralarında Ashab-ı Kehfin durumunu tartışıyorlardı. Dediler ki: "Üzerlerine bir bina yapın. Rableri onları daha iyi bilir." Onların durumuna vakıf olanlar ise: "Bizler, kesinlikle onların yanıbaşlarına bir mescit yapacağız" dediler.
Edip Yüksel
Böylece onları buldurduk ki ALLAH'ın sözünün gerçek olduğunu öğrensinler ve o an konusunda da kuşkuları kalmasın. Halk onların durumunu aralarında tartışırken bir kısmı, "Onların üzerine bir bina yapın" dedi. Rab'leri onları daha iyi bilir. Onların durumuna karar verme yetkisini ellerine geçirenler, "Onların üstüne bir mescid yapacağız" dediler.*
Elmalılı Hamdi Yazır
Böylece insanları onlardan haberdar kıldık ki, öldükten sonra dirilmenin hak olduğunu ve kıyamet gününden şüphe edilemeyeceğini bildirmek için, öylece şehir halkına buldurduk. Onları mağarada bulanlar, aralarında durumlarını tartışıyorlardı. Dedilerki: "Üstlerine bir bina (kilise) yapın. Bununla beraber Rableri, onları daha iyi bilir." Sözlerinde üstün gelen müminler: "Üzerlerine muhakkak bir mescid yapacağız." dediler.
Erhan Aktaş
Böylece, Allah’ın verdiği sözün gerçek olduğunu, o saat* hakkında hiç k uşku olmadığını bilmeleri için onları haberdar ettik. O zaman, onların durumu hakkında aralarında tartışıyorlardı.” Onların üzerlerine bir bina yapın; onların Rabb’leri, onları daha iyi bilir.” dediler. Düşünceleri kabul edilenler: “Onların üzerlerine bir mescid* yapalım.” dediler.
Hakkı Yılmaz
Böylece, Allah'ın vaadinin hak olduğunu ve kıyâmet gününde hiç şüphe olmadığını bilmeleri için, onlar üzerine haberdar yaptık. Hani onlar aralarında işlerini tartışıyorlardı. Dediler ki: “Üstlerine basit bir bina yapın. Rableri onları daha iyi bilir.” Onların işleri üzerine galip olanlar: “Üzerlerine kesinlikle bir mescit [ikna yerleri/âhiretin varlığını ispat edecek okullar] yapacağız” dediler.
Muhammed Esed
İŞTE BU YOLLA (insanların) dikkatini onların kıssası üzerine çektik, ki onların başına gelenler konusunda aralarında tartıştıkları zaman bilsinler ki, Allah'ın (ölümden sonraki kalkış konusundaki) vaadi bütünüyle gerçektir ve Son Saat'in gelip çatacağına hiç şüphe yoktur. Ve böylece (o şehrin ahalisinden) bazıları: "Onların anısına bir anıt dikin; onların başına gelen her neyse, bunu en iyi Allah bilir" dediler. Görüşleri genel kabul gören başkaları ise: "Doğrusu, onların anısına mutlaka bir mescid yükseltmeliyiz!" dediler.
Mustafa İslamoğlu
İşte bu yöntemle onların hikayesini (insanlara) aktardık ki, Allah'ın vaadinin bütünüyle gerçek olduğunu ve Son Saat'in gelip çatacağından kuşku duyulmaması gerektiğini bilip fark etsinler. O zamanlar, (işin bu yanını bırakıp) onların eylemini aralarında tartışmaya başladılar. Onlardan bir kısmı "Onların hatırasına anıtsal bir kitabe dikin; onların gerçek konumunu Rableri daha iyi bilir" dediler. Onların yönetimini ellerine geçirmiş olan egemen sınıfa mensup berikiler ise "(Kararımız) kesindir: onların üzerine ille de bir mabed yapılacaktır!" dediler.
Suat Yıldırım
Fakat Bizim takdirimiz başka idi. Nasıl onları uyutup sonra uyandırdıksa, aynı şekilde öbür kullarımızı da Ashab-ı Kehfin durumundan haberdar ettik ki, Allah'ın haşir vâdinin gerçeğin ta kendisi olup hakkında hiçbir şüphe olmayacağını onlar da anlasınlar. Derken onları bulan halk, kendi aralarında onlar hakkında ne yapacaklarını tartışmaya girişti. Bazıları: “Onların anısına bir anıt dikin, biz gerçek durumlarını anlayamadık, onların Rabbi hallerini pek iyi bilir” derken, görüşleri ağır basan müminler ise: “Mutlaka onların yanı başlarına bir mescid yapacağız. ” dediler.*
Süleyman Ateş
(Nasıl onları uyutup sonra uyandırdıksa yine) böylece onları (bazı insanlara) buldurduk ki, Allah'ın (öldükten sonra diriltme) va'dinin gerçek olduğunu ve (Duruşma) saatin(in geleceğin)de asla şüphe olmadığını bilsinler. (Bulanlar), o sırada kendi aralarında onların durumlarını tartışıyorlardı: "Onların üstüne bir bina yapın!" dediler. Rableri onları daha iyi bilir. Onların işine gaalip gelen(yetkili)ler: "Mutlaka onların üstüne bir mescid yapacağız" dediler.
Şaban Piriş
İşte bu şekilde insanların onları bulmalarını sağladık ki Allahın vaadinin gerçek olduğunu ve kıyamet hakkında şüphe olmayacağını bilsinler. Aralarında onların durumunu tartışıyorlardı.-Onların üzerine bina yapın. Onları en iyi Rableri bilir, diyorlardı. Onlar hakkında tartışmada galip gelenler:-Oraya mescid yapacağız, dediler.
Yaşar Nuri Öztürk
Böylece insanları onlar hakkında bilgilendirdik ki, Allah'ın vaadinin hak, kıyamet saatinin de kuşkusuz olduğunu bilsinler. Çünkü onlar, aralarında mağara yaranının durumunu tartışıyorlardı. "Onların üstüne bir bina kurun." dediler. Rableri onları daha iyi bilir. Onlar hakkında görüşleri galip gelenlerse şöyle dediler: "Üzerlerine mutlaka bir mescit edineceğiz."
Edip-Layth-Martha
Thus We let them be discovered so that they would know that God's promise is true and that there is no doubt regarding the moment. They argued amongst themselves regarding them, so they said, "Erect a monument for them!" Their Lord is fully aware of them. Those who managed to win the argument said, "We will construct a temple over them."*
Muhammad Asad
AND IN THIS way* have We drawn [people's] attention to their story,* so that they might know - whenever they debate among themselves as to what happened to those [Men of the Cave]* that God's promise [of resurrection] is true, and that there can be no doubt as to [the coming of] the Last Hour. And so, some [people] said: "Erect a building in their memory;* God knows best what happened to them." Said they whose opinion prevailed in the end: "Indeed, we must surely raise a house of worship in their memory!"
Rashad Khalifa
We caused them to be discovered, to let everyone know that GOD's promise is true, and to remove all doubt concerning the end of the world. The people then disputed among themselves regarding them. Some said, "Let us build a building around them." Their Lord is the best knower about them. Those who prevailed said, "We will build a place of worship around them."*,
The Monotheist Group
And as such, We revealed their case so that they would know that the promise of God is true and that there is no doubt regarding the Hour. They argued among themselves regarding them, so they said: "Erect a monument for them!" Their Lord is fully aware of them, those who managed to win the argument said: "We will construct a temple over them."