Bakara Sûresi109. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (33 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ود | و د دVD̃D̃ | vedde | isterler | Wish[ed] |
| 2 | كثير | ك ث رKS̃R | keṧīrun | bir çoğu | many |
| 3 | من | — | min | -nden | from |
| 4 | أهل | ا ه لEHL | ehli | ehli- | (the) People |
| 5 | الكتاب | ك ت بKTB | l-kitābi | kitap | (of) the Book |
| 6 | لو | — | lev | şayet | if |
| 7 | يردونكم | ر د دRD̃D̃ | yeruddūnekum | sizi döndürmek | they could turn you back |
| 8 | من | — | min | from | |
| 9 | بعد | ب ع دBAD̃ | beǎ'di | sonra | after |
| 10 | إيمانكم | ا م نEMN | īmānikum | imanınızdan | your (having) faith |
| 11 | كفارا | ك ف رKFR | kuffāran | kafirler olarak | (to) disbelievers, |
| 12 | حسدا | ح س دḪSD̃ | Haseden | hasetle | (out of) jealousy |
| 13 | من | — | min | from | |
| 14 | عند | ع ن دAND̃ | ǐndi | (of) | |
| 15 | أنفسهم | ن ف سNFS | enfusihim | içlerindeki | themselves, |
| 16 | من | — | min | (even) from | |
| 17 | بعد | ب ع دBAD̃ | beǎ'di | sonra | after |
| 18 | ما | — | mā | [what] | |
| 19 | تبين | ب ي نBYN | tebeyyene | apaçık belli olduktan | became clear |
| 20 | لهم | — | lehumu | onlara | to them, |
| 21 | الحق | ح ق قḪGG | l-Haḳḳu | gerçek | the truth. |
| 22 | فاعفوا | ع ف وAFV | feǎ'fū | affedin | So forgive |
| 23 | واصفحوا | ص ف حṦFḪ | veSfeHū | hoş görün | and overlook |
| 24 | حتى | — | Hattā | kadar | until |
| 25 | يأتي | ا ت يETY | ye'tiye | getirinceye | brings |
| 26 | الله | — | llahu | Allah | Allah |
| 27 | بأمره | ا م رEMR | biemrihi | emrini | His Command. |
| 28 | إن | — | inne | şüphesiz | Indeed, |
| 29 | الله | — | llahe | Allah | Allah |
| 30 | على | — | ǎlā | on | |
| 31 | كل | ك ل لKLL | kulli | her | every |
| 32 | شيء | ش ي اŞYE | şey'in | şeye | thing |
| 33 | قدير | ق د رGD̃R | ḳadīrun | gücü yetendir | (is) All-Powerful. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ود كثير من اهل الكتب لو يردونكم من بعد ايمنكم كفارا حسدا من عند انفسهم من بعد ما تبين لهم الحق فاعفوا واصفحوا حتى ياتى الله بامره ان الله على كل شىء قدير
Arapça (Harekeli)
وَدَّ كَثِيرٌ مِّنْ أَهْلِ الْكِتَابِ لَوْ يَرُدُّونَكُم مِّن بَعْدِ إِيمَانِكُمْ كُفَّارًا حَسَدًا مِّنْ عِندِ أَنفُسِهِم مِّن بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ الْحَقُّ فَاعْفُوا وَاصْفَحُوا حَتَّى يَأْتِيَ اللَّهُ بِأَمْرِهِ إِنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Transliterasyon
Vedde kesîrun min ehlil kitâbi lev yeruddûnekum min ba’di îmânikum kuffârâ(kuffâran), haseden min indi enfusihim min ba’di mâ tebeyyene lehumul hakk|u|, fa’fû vasfehû hattâ ye’tiyallâhu bi emrih|î|, innallâhe alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).
Transliteration (Eng.)
Wadda katheerun min ahli alkit<span class="u">a</span>bilaw yaruddoonakum min baAAdi eem<span class="u">a</span>nikum kuff<span class="u">a</span>ran <span class="u">h</span>asadanmin AAindi anfusihim min baAAdi m<span class="u">a</span> tabayyana lahumu al<span class="u">h</span>aqqufa<span class="b">o</span>AAfoo wa<span class="b">i</span><span class="u">s</span>fa<span class="u">h</span>oo <span class="u">h</span>att<span class="u">a</span>ya/tiya All<span class="u">a</span>hu bi-amrihi inna All<span class="u">a</span>ha AAal<span class="u">a</span>kulli shay-in qadeer<span class="b">un</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Kitap ehli olanların çoğu, sizi imana geldikten sonra döndürmek ister, kâfir olmanızı diler. Gerçek, kendilerince de besbellidir ama sonra bunu, özlerindeki hasetlerinden isterler. Allah emri gelinceye dek bırakın, aldırış bile etmeyin. Şüphe yok ki Allah'ın her şeye gücü yeter.
Ali Bulaç
Kitap Ehlinden çoğu, kendilerine gerçek (hak) apaçık belli olduktan sonra, nefislerini (kuşatan) kıskançlıktan dolayı, imanınızdan sonra sizi inkara döndürmek arzusunu duydular. Fakat, Allah'ın emri gelinceye kadar onları bırakın ve (onlara ne sözle, ne de eylemle) ilişmeyin. Hiç şüphesiz Allah, herşeye güç yetirendir.
Bayraktar Bayraklı
Kitap ehlinin büyük bir çoğunluğu, hakikat kendilerine açıkça belli olduktan sonra, içlerindeki haset yüzünden, imanınızdan sonra sizi küfre döndürmek istediler. O halde siz, Allah gayesini gerçekleştirinceye kadar sıkı durun, iyi düşünün, reddedin! Şüphesiz ki Allah'ın gücü her şeye yeter.
Diyanet İşleri
Ehl-i kitaptan çoğu, hakikat kendilerine apaçık belli olduktan sonra, sırf içlerindeki kıskançlıktan ötürü, sizi imanınızdan vazgeçirip küfre döndürmek istediler. Yine de siz, Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedip bağışlayın. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.
Edip Yüksel
Kitap ehlinin birçoğu, gerçek kendilerine belli olduğu halde, özlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi onayınızdan sonra inkâra döndürmeyi arzular. ALLAH emrini getirinceye kadar onları affediniz, tolerans gösteriniz. ALLAH her şeye gücü yetendir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ehli kitaptan birçoğu arzu etmektedir ki, sizi imanınızdan sonra çevirip kâfir etsinler: Hak kendilerine iyice belirdikten sonra bile sırf nefsaniyetlerinden ve kıskançlıktan dolayı bunu yaparlar. Buna rağmen siz şimdi af ile, hoşgörüyle davranın tâ Allah emrini verinceye kadar. Şüphe yok ki Allah her şeye kâdirdir.
Erhan Aktaş
Kitap Ehli’nin çoğu, Hakk kendilerine bildirildiği halde, benliklerindeki kıskançlıktan dolayı, imanınızdan sonra sizi küfre döndürmek isterler. Allah’ın emri gelinceye kadar onlara aldırış etmeyin. Onları affedin ve onlarla iyi geçinin. Kuşkusuz Allah, Her Şeye Güç Yetiren’dir.
Hakkı Yılmaz
Kitap Ehlinden birçoğu, gerçek kendileri için ortaya konduğu hâlde, benliklerindeki kıskançlıktan dolayı sizi imanınızdan sonra kâfirler; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddeden kimseler olmaya çevirmek isterler. Buna rağmen siz, Allah'ın emri gelinceye kadar af ile, hoşgörüyle davranın. Şüphesiz Allah, her şeye en iyi güç yetirendir.
Muhammed Esed
Kendilerini önceki vahye bağlı sayanların çoğu, kıskançlıklarından dolayı, sizi iman ettikten sonra yeniden hakikati inkara döndürmek isterler; (hatta) hakikat kendileri için apaçık ortaya çıktıktan sonra bile. Buna karşılık, siz (ey imana erişenler) Allah'ın iradesini ortaya koyacağı vakte kadar onları hoşgörün ve dayanın: Unutmayın, Allah her şeye kâdirdir.
Mustafa İslamoğlu
Kitap ehlinden bir çoğu, hakikat kendileri için de apaçık ortaya çıktığı halde, sırf hasetlerinden dolayı siz inandıktan sonra, sizi geriye döndürüp inkar etmenizi isterler. Allah'ın onlar hakkındaki hükmü gelinceye kadar onları hoşgörün, kusurlarına bakmayın: Unutmayın ki Allah her şeye kadirdir.
Suat Yıldırım
Sırf nefislerinden ileri gelen bir kıskançlık sebebiyle, Ehl-i kitaptan birçok kimse, gerçek kendilerine ayan beyan belli olduktan sonra, sizi imanınızdan uzaklaştırıp kâfir haline çevirmek isterler. Yine de Allah bu husustaki emrini bildirinceye kadar affedin ve hoşgörün. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir. [3, 186]
Süleyman Ateş
Kitap sahiplerinden çoğu, gerçek kendilerine besbelli olduktan sonra, sırf içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Allah emrini getirinceye kadar affedin, hoş görün. Şüphesiz Allah, her şeye gücü yetendir.
Şaban Piriş
Kitap ehlinden olanların bir çoğu, hak kendilerine apaçık belli olduktan sonra, içlerindeki kıskançlık yüzünden, sizi inanmanızdan sonra tekrar küfre döndürmeyi arzu ederler. Öyleyse onlara Allahın emri gelinceye kadar ilişmeyiniz, kendi hallerine bırakınız şüphesiz Allahın gücü her şeye yeter.
Yaşar Nuri Öztürk
Ehlikitap'tan birçoğu, benliklerindeki kıskançlık yüzünden sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek ister. Hem de gerçek kendilerine ayan-beyan olduktan sonra... Allah, buyruğunu getirinceye kadar affedin, hoşgörün. Allah, her şeye gücü yetendir.
Edip-Layth-Martha
Many of the people of the book have wished that they could return you to being unappreciative after your acknowledgement, out of envy from themselves after the truth was made clear to them. You shall forgive them and overlook it until God brings His will. God is capable of all things.
Muhammad Asad
Out of their selfish envy, many among the followers of earlier revelation would like to bring you back to denying the truth after you have attained to faith - [even] after the truth has become clear unto them. None the less, forgive and forbear, until God shall make manifest His will: behold, God has the power to will anything.
Rashad Khalifa
Many followers of the scripture would rather see you revert to disbelief, now that you have believed. This is due to jealousy on their part, after the truth has become evident to them. You shall pardon them, and leave them alone, until GOD issues His judgment. GOD is Omnipotent.,
The Monotheist Group
Many of the people of the Book have wished that they could return you to being rejecters after your believing, out of envy from their souls after the truth was made clear to them. You shall forgive them and overlook until God brings His will. God is capable of all things.