Bakara Sûresi150. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (31 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ومن | — | ve min | ve | And from |
| 2 | حيث | ح ي ثḪYS̃ | Hayṧu | nereden | wherever |
| 3 | خرجت | خ ر جḢRC | ḣaracte | çıkarsan (yola) | you start forth |
| 4 | فول | و ل يVLY | fevelli | çevir | [so] turn |
| 5 | وجهك | و ج هVCH | vecheke | yüzünü | your face |
| 6 | شطر | ش ط رŞŦR | şeTra | doğru | (in the) direction |
| 7 | المسجد | س ج دSCD̃ | l-mescidi | Mescid-i | (of) Al-Masjid |
| 8 | الحرام | ح ر مḪRM | l-Harāmi | Haram'a | Al-Haraam. |
| 9 | وحيث | ح ي ثḪYS̃ | ve Hayṧu | ve nerede | And wherever |
| 10 | ما | — | mā | that | |
| 11 | كنتم | ك و نKVN | kuntum | olursanız | you (all) are |
| 12 | فولوا | و ل يVLY | fevellū | çevirin | [so] turn |
| 13 | وجوهكم | و ج هVCH | vucūhekum | yüzünüzü | your faces |
| 14 | شطره | ش ط رŞŦR | şeTrahu | o yana | (in) its direction, |
| 15 | لئلا | — | liellā | diye | so that not |
| 16 | يكون | ك و نKVN | yekūne | olmasın | will be |
| 17 | للناس | ن و سNVS | linnāsi | hiç kimsenin | for the people |
| 18 | عليكم | — | ǎleykum | aleyhinizde | against you |
| 19 | حجة | ح ج جḪCC | Huccetun | bir delili | any argument |
| 20 | إلا | — | illā | başkasının | except |
| 21 | الذين | — | elleƶīne | kimselerden | those who |
| 22 | ظلموا | ظ ل مƵLM | Zelemū | zalim olan | wronged |
| 23 | منهم | — | minhum | onlardan | "among them;" |
| 24 | فلا | — | felā | so (do) not | |
| 25 | تخشوهم | خ ش يḢŞY | teḣşevhum | onlardan çekinmeyin | fear them, |
| 26 | واخشوني | خ ش يḢŞY | veḣşevnī | benden çekinin | but fear Me. |
| 27 | ولأتم | ت م مTMM | veliutimme | ve tamamlayayım | And that I complete |
| 28 | نعمتي | ن ع مNAM | niǎ'metī | ni'metimi | My favor |
| 29 | عليكم | — | ǎleykum | size | upon you |
| 30 | ولعلكم | — | veleǎllekum | umulur ki | [and] so that you may |
| 31 | تهتدون | ه د يHD̃Y | tehtedūne | hidayete erersiniz | (be) guided. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ومن حيث خرجت فول وجهك شطر المسجد الحرام وحيث ما كنتم فولوا وجوهكم شطره لئلا يكون للناس عليكم حجة الا الذين ظلموا منهم فلا تخشوهم واخشونى ولاتم نعمتى عليكم ولعلكم تهتدون
Arapça (Harekeli)
وَمِنْ حَيْثُ خَرَجْتَ فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَحَيْثُ مَا كُنتُمْ فَوَلُّوا وُجُوهَكُمْ شَطْرَهُ لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَيْكُمْ حُجَّةٌ إِلَّا الَّذِينَ ظَلَمُوا مِنْهُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ وَاخْشَوْنِي وَلِأُتِمَّ نِعْمَتِي عَلَيْكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ
Transliterasyon
Ve min haysu harecte fe velli vecheke şatral mescidil harâm|i|, ve haysu mâ kuntum fe vellûvucûhekum şatrahu li ellâ yekûne lin nâsi aleykum hucceh(huccetun), illellezîne zalemû minhum fe lâ tahşevhum vahşevnî ve li utimme ni’metî aleykum ve leallekum tehtedûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Wamin <span class="u">h</span>aythu kharajta fawalliwajhaka sha<span class="u">t</span>ra almasjidi al<span class="u">h</span>ar<span class="u">a</span>mi wa<span class="u">h</span>aythum<span class="u">a</span> kuntum fawalloo wujoohakum sha<span class="u">t</span>rahu li-all<span class="u">a</span>yakoona li<span class="b">l</span>nn<span class="u">a</span>si AAalaykum <span class="u">h</span>ujjatun ill<span class="u">a</span>alla<span class="u">th</span>eena <span class="i"><span class="u">th</span></span>alamoo minhum fal<span class="u">a</span>takhshawhum wa<span class="b">i</span>khshawnee wali-otimma niAAmatee AAalaykumwalaAAallakum tahtadoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Nerede bulunursan bulun, yüzünü Mescid-i Harâm'a çevir. Nerede olursanız olun, yüzünüzü o tarafa çevirin de insanlar, aleyhinizde bir itirazda bulunamasınlar, ama haksızlık edenler ve zulümde bulunanlar başka. Siz korkmayın onlardan, benden korkun da hem size verdiğim nîmetimi tamamlayayım, hem de bu sûretle hidâyete erişin.
Ali Bulaç
Her nereden çıkarsan, yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Siz de) Her nerede olursanız yüzünüzü onun yönüne çevirin. Öyle ki, onlardan zulmedenlerin dışında insanların, size karşı bir delilleri olmasın. Onlardan korkmayın, Benden korkun, üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım. Umulur ki hidayete erersiniz.
Bayraktar Bayraklı
Nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Nerede olursanız olunuz, yüzünüzü o yöne çeviriniz ki haksızlık edenleri müstesna, insanların, aleyhinizde bir delili bulunmasın. Onlardan çekinmeyiniz, sadece benden çekininiz. Böylece size olan nimetimi tamamlayayım da belki doğru yolu bulursunuz.
Diyanet İşleri
(Evet Resulüm! ) Nereden yola çıkarsan çık (namazda) yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir. Nerede olursanız olunuz, yüzünüzü o yana çevirin ki, aralarından haksızlık edenler (kuru inatçılar) müstesna, insanların aleyhinizde (kullanabilecekleri) bir delili bulunmasın. Sakın onlardan korkmayın! Yalnız benden korkun. Böylece size olan nimetimi tamamlayayım da doğru yolu bulasınız.
Edip Yüksel
Her nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Sınırlanmış Mescide doğru çevir. Nerede olursanız olun, yüzünüzü onun tarafına çevirin ki halkın size karşı bir eleştiri malzemesi olmasın. Zalimlere gelince, onlardan çekinmeyin, benden çekinin ki size olan nimetimi tamamlayayım ve siz de doğruya ulaşabilesiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Her nereden yola çıkarsan yüzünü Mescidi Haram'a doğru çevir, ve her nerede olsanız yüzünüzü ona doğru çevirin ki insanlar için aleyhinizde bir delil olmasın. Ancak içlerinden haksızlık edenler başka. Siz de onlardan korkmayın, benden korkun. Hem üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım, hem gerek ki doğru yolu bulasınız.
Erhan Aktaş
Her nereden çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Siz de nerede olursanız olun, yüzünüzü o tarafa çevirin. Zalimler hariç, insanların size karşı bir kanıtları olmasın. Siz, onlara saygı duymayın, Bana duyun ki size olan nimetimi tamamlayayım* ; böylece doğru yolu bulasınız.
Hakkı Yılmaz
(150,151)Ve her nereden çıkarsan hemen yüzünü Mescid-i Haram/ dokunulmaz eğitim-öğretim kurumu tarafına çevir. Ve siz, her nerede olsanız, insanlardan, –onlardan şirk koşarak yanlış; kendi zararlarına iş yapan kimseler hariç– sizin aleyhinizde bir delil olmaması için, Benim size, içinizden, size âyetlerimizi okuyan, sizi arındıran, size kitabı ve haksızlık, bozgunculuk ve kargaşayı engellemek için konulmuş kanun, düstur ve ilkeleri öğreten ve size bilmediğiniz şeyleri öğreten bir elçi göndermem gibi, size olan nimetimi tamamlamam için ve doğru yolu bulabilmeniz için hemen yüzünüzü onun tarafına çevirin. Artık onlara saygıyla, sevgiyle, bilgiyle ürperti duymayın, Bana saygıyla, sevgiyle, bilgiyle ürperti duyun.
Muhammed Esed
O halde, nereden gelirseniz gelin, (namazda) yüzünüzü Mescid-i Harâm'a çevirin ve nerede olursanız olun yüzünüzü ona çevirin ki, zulüm yapmaya şartlanmış olmadıkça insanların size karşı hiçbir bahaneleri kalmasın. Onlardan korkmayın, Ben'den korkun. (Bana itaat edin) ki, size olan nimetimi tamamlayayım ve böylece siz de doğru yolu bulabilesiniz.
Mustafa İslamoğlu
Ve her nereden gelirsen gel, kesinlikle yüzünü Mescid-i Haram'dan yana çevir. Siz de nerede olursanız olunuz, yüzlerinizi Mescid-i Haram'dan yana çeviriniz ki, onlar içerisinden zulümde direnenler hariç, insanların size karşı kullanacakları bir delilleri olmasın. Onlara tazim göstermeyin, asıl Bana tazim gösterin! Böylece size olan nimetimi tamamlayayım ve siz de bu sayede doğru yolu bulabilesiniz.
Suat Yıldırım
Her nereden yola çıkarsan çık, sen yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir! Ve siz de ey müminler! Her nerede olursanız yüzünüzü oraya doğru çevirin ki Halk aleyhinizde kullanacak bir delil bulamasın. Yalnız onlardan haksızlık edenler başka! Siz de onlardan değil, Ben'den çekinin ve o tarafa yönelin ki size olan nimetlerimi tamamlayayım ve böylece siz de doğru yolu tutmuş olasınız.
Süleyman Ateş
Nereden (yola) çıkarsan yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir, nerede olursanız, yüzünüzü o yana çevirin ki, haksızlardan başka hiç kimsenin, aleyhinizde bir delili olmasın. Onlardan da çekinmeyin, benden çekinin ve (o yana dönün ki) size olan ni'metimi tamamlayayım, böylece yolu bulmuş olasınız.
Şaban Piriş
Nereden yola çıkarsan, yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Nerede olursanız yüzünüzü o yöne döndürün ki, insanların zulmedenlerinin dışında aleyhinize kullanacakları bir delilleri olmasın. Onlardan korkmayın, benden korkun. Ben de size verdiğim nimeti tamamlayım. Böylece umulur ki, siz de doğru yolu bulursunuz.
Yaşar Nuri Öztürk
Nereden çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram'a çevir. Nerede olursanız olun, yüzünüzü ona doğru çevirin ki, insanların elinde sizin aleyhinize bir delil bulunmasın. Onların zulme sapanları müstesna. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Yüzünüzü Mescid-i Haram'a dönün ki, üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım. Ve bu sayede güzeli ve iyiyi bulmanız da umulmaktadır.
Edip-Layth-Martha
Again, regardless from where you start, you shall set yourself towards the Restricted Temple. Wherever you may be, you shall set yourselves towards it; that the people will have no room for debate with you, except those of them who are wicked. You shall not fear them, but fear Me so that I may complete My blessings upon you and that you may be guided.
Muhammad Asad
Hence, from wherever thou mayest come forth, turn thy face [in prayer] towards the Inviolable House of Worship; and wherever you all may be, turn your faces towards it, so that people should have no argument against you unless they are bent upon wrongdoing.* And hold not them in awe, but stand in awe of Me, and [obey Me,] so that I might bestow upon you the full measure of My blessings., and that you might follow the right path.
Rashad Khalifa
Wherever you go, you shall turn your face (during Salat) towards the Sacred Masjid; wherever you might be, you shall turn your faces (during Salat) towards it. Thus, the people will have no argument against you, except the transgressors among them. Do not fear them, and fear Me instead. I will then perfect My blessings upon you, that you may be guided.,
The Monotheist Group
And wherever you go out, you shall set yourself towards the Restricted Temple. And wherever you may be you shall set yourselves towards it; that the people will have no room for debate with you, except those of them who are wicked. You shall not be concerned by them, but be concerned by Me; so that I may complete My blessings upon you and that you may be guided.