Bakara Sûresi249. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (60 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1فلماfelemmāne zaman kiThen when
2فصلف ص لFṦLfeSalearalandıset out
3طالوتTālūtuTalutTalut
4بالجنودج ن دCND̃bil-cunūdiordularlawith the forces
5قالق و لGVLḳālededihe said,
6إنinne"""Indeed,"
7اللهllaheAllahAllah
8مبتليكمب ل وBLVmubtelīkumdeneyecek siziwill test you
9بنهرن ه رNHRbineherinnehirlewith a river.
10فمنfemenkimSo whoever
11شربش ر بŞRBşeribeiçersedrinks
12منهminhuondanfrom it
13فليسل ي سLYSfeleysedeğildirthen he is not
14منيminnībendenfrom me,
15ومنve menve kimand whoever
16لمlem(does) not
17يطعمهط ع مŦAMyeT'ǎmhuondan tadmazsataste it
18فإنهfeinnehuşüphesiz othen indeed, he
19منيminnībendendir(is) from me
20إلاillādışındaexcept
21منmenikimseninwhoever
22اغترفغ ر فĞRFğterafeavuçlayantakes
23غرفةغ ر فĞRFğurfetenbir avuç(in the) hollow
24بيدهي د يYD̃Ybiyedihieliyle"(of) his hand."""
25فشربواش ر بŞRBfeşeribūhepsi içtilerThen they drank
26منهminhuondanfrom it
27إلاillāhariçexcept
28قليلاق ل لGLLḳalīlenpek azıa few
29منهمminhumiçlerindenof them.
30فلماfelemmānihayetThen when
31جاوزهج و زCVZcāvezehu(ırmağı) geçincehe crossed it,
32هوhuveo (Talut)he
33والذينvelleƶīneve kimselerand those who
34آمنواا م نEMNāmenūiman edenbelieved
35معهmeǎhuberaberindekilerwith him,
36قالواق و لGVLḳālūdedilerthey said,
37لا"""No"
38طاقةط و قŦVGTāḳategücümüz yokstrength
39لناlenābizimfor us
40اليومي و مYVMl-yevmebugüntoday
41بجالوتbicālūteCalut'aagainst Jalut
42وجنودهج ن دCND̃ve cunūdihive askerlerine karşı"and his troops."""
43قالق و لGVLḳāledediSaid
44الذينelleƶīnekimselerthose who
45يظنونظ ن نƵNNyeZunnūnekanaat getirenwere certain
46أنهمennehumelbette onlarınthat they
47ملاقول ق يLGYmulāḳūkavuşacaklarına(would) meet
48اللهllahiAllah'aAllah,
49كمkemnice"""How many"
50منminof
51فئةف ا يFEYfietintopluluka company
52قليلةق ل لGLLḳalīletinaz olansmall
53غلبتغ ل بĞLBğalebetgalib gelmiştirovercame
54فئةف ا يFEYfietentopluluğaa company
55كثيرةك ث رKS̃Rkeṧīratençok olanlarge
56بإذنا ذ نEZ̃Nbiiƶniizniyleby (the) permission
57اللهllahiAllah'ın(of) Allah.
58واللهvallahuAllahAnd Allah
59معmeǎberaberdir(is) with
60الصابرينص ب رṦBRS-Sābirīnesabredenlerle"the patient ones."""

Mealler

Arapça (Harekesiz)

فلما فصل طالوت بالجنود قال ان الله مبتليكم بنهر فمن شرب منه فليس منى ومن لم يطعمه فانه منى الا من اغترف غرفة بيده فشربوا منه الا قليلا منهم فلما جاوزه هو والذين ءامنوا معه قالوا لا طاقة لنا اليوم بجالوت وجنوده قال الذين يظنون انهم ملقوا الله كم من فئة قليلة غلبت فئة كثيرة باذن الله والله مع الصبرين

Arapça (Harekeli)

فَلَمَّا فَصَلَ طَالُوتُ بِالْجُنُودِ قَالَ إِنَّ اللَّهَ مُبْتَلِيكُم بِنَهَرٍ فَمَن شَرِبَ مِنْهُ فَلَيْسَ مِنِّي وَمَن لَّمْ يَطْعَمْهُ فَإِنَّهُ مِنِّي إِلَّا مَنِ اغْتَرَفَ غُرْفَةً بِيَدِهِ فَشَرِبُوا مِنْهُ إِلَّا قَلِيلًا مِّنْهُمْ فَلَمَّا جَاوَزَهُ هُوَ وَالَّذِينَ آمَنُوا مَعَهُ قَالُوا لَا طَاقَةَ لَنَا الْيَوْمَ بِجَالُوتَ وَجُنُودِهِ قَالَ الَّذِينَ يَظُنُّونَ أَنَّهُم مُّلَاقُو اللَّهِ كَم مِّن فِئَةٍ قَلِيلَةٍ غَلَبَتْ فِئَةً كَثِيرَةً بِإِذْنِ اللَّهِ وَاللَّهُ مَعَ الصَّابِرِينَ

Transliterasyon

Fe lemmâ fesale tâlûtu bil cunûdi, kâle innallâhe mubtelîkum bi neher(neherin), fe men şeribe minhu fe leyse minnî, ve men lem yat’amhu fe innehu minnî illâ menigterafe gurfeten bi yedih|î|, fe şeribû minhu illâ kalîlen minhum fe lemmâ câvezehu huve vellezîne âmenû meahu, kâlû lâ tâkate lenâl yevme bi câlûte ve cunûdih|î|, kâlellezîne yezunnûne ennehum mulâkûllâhi, kem min fietin kalîletin galebet fieten kesîraten bi iznillâh|i|, vallâhu meas sâbirîn|e|.

Transliteration (Eng.)

Falamm<span class="u">a</span> fa<span class="u">s</span>ala <span class="u">ta</span>lootubi<span class="b">a</span>ljunoodi q<span class="u">a</span>la inna All<span class="u">a</span>ha mubtaleekumbinaharin faman shariba minhu falaysa minnee waman lam ya<span class="u">t</span>AAamhufa-innahu minnee ill<span class="u">a</span> mani ightarafa ghurfatan biyadihifashariboo minhu ill<span class="u">a</span> qaleelan minhum falamm<span class="u">a</span> j<span class="u">a</span>wazahuhuwa wa<span class="b">a</span>lla<span class="u">th</span>eena <span class="u">a</span>manoo maAAahu q<span class="u">a</span>lool<span class="u">a</span> <span class="u">ta</span>qata lan<span class="u">a</span> alyawma bij<span class="u">a</span>lootawajunoodihi q<span class="u">a</span>la alla<span class="u">th</span>eena ya<span class="i"><span class="u">th</span></span>unnoonaannahum mul<span class="u">a</span>qoo All<span class="u">a</span>hi kam min fi-atin qaleelatinghalabat fi-atan katheeratan bi-i<span class="u">th</span>ni All<span class="u">a</span>hi wa<span class="b">A</span>ll<span class="u">a</span>humaAAa a<span class="b">l</span><span class="u">ssa</span>bireen<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Tâlût, orduyla harekete geçince dedi ki: Allah sizi bir ırmakla sınayacak. Kim o ırmağın suyundan içerse benden değil, onu tatmayan benden. Yalnız eliyle bir avuç su alana söz yok. Irmağa gelince hemen hepsi içti, içlerinden pek azı içmedi. Tâlût ve onunla berâber bulunan inananlar, o ırmağı geçince, bizim bugün Câlût'la ordusuna karşı duracak takatimiz yok dediler. Allah'a kavuşacaklarını umanlarsa nice azlık taife vardır ki dediler, Allah'ın izniyle çokluk taifeye üst olmuştur, Allah sabredenlerledir.

Ali Bulaç

Talut, orduyla birlikte ayrıldığında dedi ki: "Doğrusu Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim bundan içerse, artık o benden değildir ve kim de -eliyle bir avuç alanlar hariç- onu tadmazsa bendendir. Küçük bir kısmı hariç (hepsi sudan) içti. O, kendisiyle beraber iman edenlerle (ırmağı) geçince onlar (geride kalanlar): "Bugün bizim Calut'a ve ordusuna karşı (koyacak) gücümüz yok" dediler. (O zaman) Muhakkak Allah'a kavuşacaklarını umanlar (şöyle) dediler: "Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa Allah'ın izniyle galib gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir."

Bayraktar Bayraklı

Tâlût, kuvvetleriyle yola koyulduğunda, “Bakın” dedi; “Allah sizi bir nehirle imtihan edecek: Ondan içen benden olmayacak, onu tatmaktan sakınan ise benden olacaktır; ondan sadece bir avuç dolusu içen ise affa mazhar olacaktır.” Ancak birkaçı dışında hepsi ondan içtiler. O ve ona inananlar nehri geçer geçmez ötekiler, “Câlût ve askerlerine karşı bugün hiç gücümüz yok” dediler. Kesin olarak Allah'a kavuşacaklarını bilenler ise, “Nice küçük topluluklar, Allah'ın izniyle büyük kalabalıklara üstün gelmiştir; zira Allah güçlüklere karşı sabırlı olanlarla beraberdir” diye cevap verdiler.

Diyanet İşleri

Talut askerlerle beraber (cihad için) ayrılınca: Biliniz ki Allah sizi bir ırmakla imtihan edecek. Kim ondan içerse benden değildir. Eliyle bir avuç içen müstesna kim ondan içmezse bendendir, dedi. İçlerinden pek azı müstesna hepsi ırmaktan içtiler. Talut ve iman edenler beraberce ırmağı geçince: Bugün bizim Calut'a ve askerlerine karşı koyacak hiç gücümüz yoktur, dediler. Allah'ın huzuruna varacaklarına inananlar: Nice az sayıda bir birlik Allah'ın izniyle çok sayıdaki birliği yenmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir, dediler.

Edip Yüksel

Talut ordunun kumandasını alınca şunları bildirdi: "ALLAH sizi bir ırmakla sınayacak. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmayıp sadece eliyle bir yudum alırsa bendendir." Pek azı dışında hepsi ondan içti. O, beraberindeki gerçeği onaylayanlarla ırmağı geçince, "Bugün Calut ve ordusuna karşı koyacak gücümüz yok" dediler. ALLAH ile karşılaşacaklarını sananlar ise şöyle dediler: "Sayıca az nice bölük, ALLAH'ın izniyle kalabalık bölükleri yenmiştir. ALLAH sabredenlerle beraberdir."

Elmalılı Hamdi Yazır

Talut, ordu ile hareket edince dedi ki: "Allah sizi mutlaka bir nehirle imtihan edecek. Kim ondan içerse, benden değildir. Kim de onu tatmazsa, işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka (bu kadarına ruhsat vardır)." Derken içlerinden pek azı hariç, hepsi de varır varmaz ondan içtiler. Talut ve beraberindeki iman eden kimseler nehri geçtiklerinde. "Bizim bugün, Calut ile ordusuna karşı duracak gücümüz yok." dediler. Allah'a kavuşacaklarına inanıp, bilenler ise şu cevabı verdiler: "Nice az topluluklar, Allah'ın izniyle nice çok topluluklara galip gelmişlerdir. Allah, sabırlılarla beraberdir."

Erhan Aktaş

Tâlût, askerleriyle yola çıkınca onlara: “Allah, sizi bir nehirle imtihan edecek. Kim ondan bir avuç kadar tatmakla yetinirse o bendendir, kim de ondan doyasıya içerse benden değildir.” dedi. Çok azı hariç, ondan doyasıya içtiler. O ve yanında yer alan inananlar, nehri geçince: “Bugün Câlût’a ve askerlerine karşı savaşacak gücümüz kalmadı.” dediler. Allah’a kavuşacaklarına inananlar* ise: “Nice az topluluklar, Allah’ın izni ile nice çok topluluklara galip gelmiştir. Allah, sabredenlerle beraberdir.” dediler.

Hakkı Yılmaz

Sonra Tâlût, ordu ile ayrılınca dedi ki: “Şüphesiz Allah sizi kesinlikle bir nehirle imtihan edecek. Artık kim ondan içerse, benden değildir. Kim de, –ancak eliyle bir avuç alan başka– onu tatmaz ise, işte o bendendir.” Sonra da içlerinden pek azı hariç, ondan içtiler. Tâlût ve beraberindeki iman eden kimseler nehri geçtiklerinde İsrâîloğulları, “Bizim bugün, Câlût ile ordusuna karşı duracak gücümüz yok” dediler. Allah'a kavuşacaklarına kesinlikle inananlar, “Nice az topluluklar, Allah'ın izniyle nice çok topluluklara gâlip gelmişlerdir. Allah, sabredenlerle beraberdir” dediler.

Muhammed Esed

Ve Tâlût, kuvvetleriyle yola koyulduğunda "Bakın," dedi, "Allah sizi şimdi bir nehirle imtihan edecek: ondan içen benden olmayacak, onu tatmaktan sakınan ise benden olacaktır; ondan sadece bir avuç dolusu içen ise affa mazhar olacaktır." Ancak, birkaçı dışında hepsi ondan (dolu dolu) içtiler.O ve ona inananlar nehri geçer geçmez ötekiler: "Câlût ve kuvvetlerine karşı (koymak için) bugün hiç gücümüz yok!" dediler.(Ama) kesin olarak Allah'a kavuşacaklarını bilenler: "Nice küçük topluluklar, Allah'ın izniyle büyük kalabalıklara üstün gelmiştir! Zira Allah, güçlüklere karşı sabırlı olanlarla beraberdir." diye cevap verdiler.

Mustafa İslamoğlu

Ve Talut ordusuyla harekete geçtiği zaman dedi ki: "Bakın, Allah sizi bir ırmakla sınayacak; kim ondan içerse benden değildir, kim de ondan tatmazsa bendendir; ancak bir avuç içen bundan müstesnadır. Onlardan pek azı dışında, hepsi ondan (kana kana) içtiler. O ve ona inananlar ırmağı geçtikleri sırada, (ırmağın beri tarafında kalanlar) dediler ki: "Bugün Calut ve ordusuna karşı koyacak gücümüz yok". (Fakat) Allah'a kavuşacaklarına kesin gözüyle bakanlar da dediler ki: "Nice sayıca az (örgütlü ve disiplinli) topluluk, Allah'ın izniyle nice sayıca çok (örgütsüz ve başı bozuk) topluluklara galip gelmiştir: Zira Allah direnenlerle beraberdir."

Suat Yıldırım

Talut ordusunu harekete geçirip sefere çıkınca askerlerine şöyle dedi: “Allah sizi, bir ırmakla imtihan edecektir: İmdi onun suyundan içen benden sayılmayacak; Sadece avucuyla aldığı miktar muaf olmak üzere, Kim onun suyunu içmezse o da benden sayılacaktır. ” Derken onların pek azı hariç, varır varmaz ondan içtiler. Talut ile yanındaki müminler ırmağı geçince O vakit beri yanda kalanlar “Bugün bizim Câlut ve ordusuna karşı duracak takatimiz yoktur” dediler. Ölümden sonra diriltilip Allah'ın huzuruna çıkacaklarını bilenler ise şöyle dediler: “Nice küçük topluluklar vardır ki, Allah'ın izniyle, büyük cemaatlere galip gelmiştir. Doğrusu Allah sabredenlerle beraberdir. ” [KM, Hakimler 7, 4-7]

Süleyman Ateş

Talut, askerleri(ni) yürütüp (ordugahtan) çıkarınca dedi ki: "Allah sizi bir ırmakla deneyecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Ondan (kana kana) tadmayıp sadece eliyle bir avuç alan bendendir." İçlerinden pek azı hariç, hepsi ondan içtiler. Nihayet Talut ve kendisiyle beraber inananlar, ırmağı geçince: "Bugün Calut'a ve askerlerine karşı bizim gücümüz yok." dediler. Allah'a kavuşacaklarına kanaat getirenler ise: "Nice az bir topluluk var ki, Allah'ın izniyle çok topluluğa galib gelmiştir. Allah, sabredenlerle beraberdir." dediler.

Şaban Piriş

Talut, ordusuyla birlikte ayrıldığında:-Allah, sizi bir ırmakla deneyecektir. Kim sudan içerse benden değildir, sadece eliyle bir avuç almasından başka ondan tatmayan bendendir, dedi. Onlardan pek azı hariç o sudan içtiler. Nihayet Talut ve kendisiyle beraber iman edenler ırmağı geçince, ötekiler:-Bugün Câlûta ve onun ordusuna karşı koyacak gücümüz yok, dediler. Rablerine kavuşacaklarını düşünenler ise:-Nice sayıca az topluluklar, Allahın izni ile sayıca çok olan toplulukları yenmişlerdir. Allah sabredenlerle beraberdir, dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Talut, askerleriyle yola çıkınca dedi ki: "Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. O halde, ondan içen benden değildir. Ama onu tatmayan bendendir. Eliyle bir avuç alan kişi başka." Bunun ardından, pek azı müstesna olmak üzere ondan içtiler. Nihayet o ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçtiklerinde şöyle dediler: "Bugün bizin Calut'a ve ordusuna karşı hiçbir gücümüz yoktur." Allah'a kavuşacaklarını düşünenler ise şöyle konuştular: "Sayıca az nice topluluk vardır ki, sayıca çok nice topluluğa Allah'ın izniyle galip gelmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir."

Edip-Layth-Martha

So when Saul set out with the soldiers, he said, "God will test you with a river, whoever drinks from it is not with me, and whoever does not taste from it except one scoop with his hand is with me." They all drank from it, except a few of them. So when he and those who acknowledged with him crossed it, they said, "We have no power today against Goliath and his soldiers!" But the ones who understood that they would meet God said, "How many a time has a small group beaten a large group by God's leave, and God is with the patient ones!"*

Muhammad Asad

And when Saul set out with his forces, he said: "Behold, God will now try you by a river: he who shall drink of it will not belong to me, whereas he who shall refrain from tasting it - he, indeed, will belong to me; but forgiven shall be he* who shall scoop up but a single handful." However, save for a few of them, they all drank [their fill] of it. And as soon as he and those who had kept faith with him had crossed the river, the others said: "No strength have we today [to stand up] against Goliath and his forces!" [Yet] those who knew with certainty that they were destined to meet God, replied: "How often has a small host overcome a great host by God's leave! For God is with those who are patient in adversity."

Rashad Khalifa

When Saul took command of the troops, he said, "GOD is putting you to the test by means of a stream. Anyone who drinks from it does not belong with me - only those who do not taste it belong with me - unless it is just a single sip." They drank from it, except a few of them. When he crossed it with those who believed, they said, "Now we lack the strength to face Goliath and his troops." Those who were conscious of meeting GOD said, "Many a small army defeated a large army by GOD's leave. GOD is with those who steadfastly persevere.",

The Monotheist Group

So when Saul set out with the soldiers, he said: "God will test you with a river, whoever drinks from it is not with me, and whoever does not taste from it except one scoop with his hand is with me." They all drank from it, except for a few of them. So when he and those who believed with him crossed it, they said: "We have no power today against Goliath and his soldiers!" But the ones who understood that they would meet God said: "How many a time has a small group beaten a large group with the permission of God, and God is with the patient ones!"