Bakara Sûresi273. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (30 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | للفقراء | ف ق رFGR | lilfuḳarā'i | (Sadakalar) fakirler içindir | For the poor, |
| 2 | الذين | — | elleƶīne | kimseler (için) | those who |
| 3 | أحصروا | ح ص رḪṦR | uHSirū | kapanıp kalan | are wrapped up |
| 4 | في | — | fī | in | |
| 5 | سبيل | س ب لSBL | sebīli | yolunda | (the) way |
| 6 | الله | — | llahi | Allah | (of) Allah, |
| 7 | لا | — | lā | yoktur | not |
| 8 | يستطيعون | ط و عŦVA | yesteTīǔne | güçleri | they are able |
| 9 | ضربا | ض ر بŽRB | Derben | gezmeye | (to) move about |
| 10 | في | — | fī | -nde | in |
| 11 | الأرض | ا ر ضERŽ | l-erDi | yeryüzü- | the earth. |
| 12 | يحسبهم | ح س بḪSB | yeHsebuhumu | onları sanırlar | Think (about) them, |
| 13 | الجاهل | ج ه لCHL | l-cāhilu | bilmeyenler | the ignorant one, |
| 14 | أغنياء | غ ن يĞNY | eğniyā'e | zengin | (that they are) self-sufficient |
| 15 | من | — | mine | dolayı | (because) of |
| 16 | التعفف | ع ف فAFF | t-teǎffufi | utangaçlıklarından | (their) restraint, |
| 17 | تعرفهم | ع ر فARF | teǎ'rifuhum | onları tanırsın | you recognize them |
| 18 | بسيماهم | س و مSVM | bisīmāhum | yüzlerinden | by their mark. |
| 19 | لا | — | lā | Not | |
| 20 | يسألون | س ا لSEL | yeselūne | istemezler | (do) they ask |
| 21 | الناس | ن و سNVS | n-nāse | insanlardan | the people |
| 22 | إلحافا | ل ح فLḪF | ilHāfen | ısrarla | with importunity. |
| 23 | وما | — | ve mā | ne varsa | And whatever |
| 24 | تنفقوا | ن ف قNFG | tunfiḳū | yaptığınız | you spend |
| 25 | من | — | min | -dan | of |
| 26 | خير | خ ي رḢYR | ḣayrin | hayır- | good, |
| 27 | فإن | — | feinne | şüphesiz | then indeed, |
| 28 | الله | — | llahe | Allah | Allah |
| 29 | به | — | bihi | onu | of it |
| 30 | عليم | ع ل مALM | ǎlīmun | bilir | (is) All-Knower. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
للفقراء الذين احصروا فى سبيل الله لا يستطيعون ضربا فى الارض يحسبهم الجاهل اغنياء من التعفف تعرفهم بسيمهم لا يسلون الناس الحافا وما تنفقوا من خير فان الله به عليم
Arapça (Harekeli)
لِلْفُقَرَاءِ الَّذِينَ أُحْصِرُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ لَا يَسْتَطِيعُونَ ضَرْبًا فِي الْأَرْضِ يَحْسَبُهُمُ الْجَاهِلُ أَغْنِيَاءَ مِنَ التَّعَفُّفِ تَعْرِفُهُم بِسِيمَاهُمْ لَا يَسْأَلُونَ النَّاسَ إِلْحَافًا وَمَا تُنفِقُوا مِنْ خَيْرٍ فَإِنَّ اللَّهَ بِهِ عَلِيمٌ
Transliterasyon
Lil fukarâillezîne uhsirû fî sebîlillâhi lâ yestatîûne darben fîl ardı, yahsebuhumul câhilu agniyâe minet teaffuf|i|, ta’rifuhum bi sîmâhum, lâ yes’elûnen nâse ilhâfâ(ilhâfen), ve mâ tunfikû min hayrin fe innallâhe bihî alîm(alîmun).
Transliteration (Eng.)
Lilfuqar<span class="u">a</span>-i alla<span class="u">th</span>eena o<span class="u">hs</span>iroofee sabeeli All<span class="u">a</span>hi l<span class="u">a</span> yasta<span class="u">t</span>eeAAoona <span class="u">d</span>arbanfee al-ar<span class="u">d</span>i ya<span class="u">h</span>sabuhumu alj<span class="u">a</span>hilu aghniy<span class="u">a</span>amina a<span class="b">l</span>ttaAAaffufi taAArifuhum biseem<span class="u">a</span>hum l<span class="u">a</span>yas-aloona a<span class="b">l</span>nn<span class="u">a</span>sa il<span class="u">ha</span>fan wam<span class="u">a</span>tunfiqoo min khayrin fa-inna All<span class="u">a</span>ha bihi AAaleem<span class="b">un</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Verilen şeyler, kendilerini tamamıyla Allah yoluna vermiş olup yeryüzünde dolaşamayan yoksullara aittir. Bilmeyen kişi, onların istiğnalarını görüp zengin sanır, halbuki sen, yüzlerinden tanırsın onları. Yüzsuyu dökerek halktan bir şey istemez onlar. Hayır için ne harcarsanız şüphe yok ki Allah, onu bilir.
Ali Bulaç
(Sadakalar) Kendilerini Allah yolunda adayan fakirler içindir ki, onlar, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremezler. İffetlerinden dolayı bilmeyen onları zengin sanır. (Ama) Sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ederek insanlardan istemezler. Hayırdan her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir.
Bayraktar Bayraklı
Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna vakfedip yeryüzünde çarşı pazar dolaşmayanlara veriniz. Durumlarını bilmeyen, iffet ve dilenmemelerinden dolayı onları zengin sanır; sen onları yüz ifadelerinden tanırsın. İnsanlardan arsız bir şekilde istemekten kaçınırlar. Onlara ne iyilik yaparsanız, doğrusu Allah hepsini bilir.
Diyanet İşleri
(Yapacağınız hayırlar,) kendilerini Allah yoluna adamış, bu sebeple yeryüzünde kazanç için dolaşamayan fakirler için olsun. Bilmeyen kimseler, iffetlerinden dolayı onları zengin zanneder. Sen onları simalarından tanırsın. Çünkü onlar yüzsüzlük ederek istemezler. Yaptığınız her hayrı muhakkak Allah bilir.*
Edip Yüksel
ALLAH yolundaki çalışmasından ötürü özgürlükleri kısıtlanarak göç etme imkanından yoksun bırakılmış ihtiyaç sahiplerine verin. Onları tanımayanlar, onurlu tavırlarından ötürü onları zengin sanır. Onları yüzlerinden tanırsın. Halktan yardım dilenmezler. Ettiğiniz her iyiliği ALLAH bilir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna adamış olan fakirlere veriniz. Onlar yeryüzünde gezip dolaşmaya güç yetiremezler. Utangaç olduklarından dolayı, bilmeyenler, onları zengin sanırlar. Oysa sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük yapıp kimseden birşey de isteyemezler. Ne türden bir iyilik yaparsanız, şüphe yok ki, Allah onu bilir.
Erhan Aktaş
Yardımlar Allah yolunda mahsur* olan, çalışmaya güç yetiremeyen yoksullar içindir. Tanımayanlar, iffetlerinden dolayı onları zengin sanır. Sen, onları, yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ederek kimseyi rahatsız etmezler. Hayır olarak ne infak* ederseniz muhakkak Allah, onu bilir.
Hakkı Yılmaz
Allah yolunda harcamanız, yeryüzünde gezip dolaşmaya güç yetiremeyen kendilerini Allah yoluna adamış olan fakirler için olsun. Utangaçlıklarından, bilmeyenler, onları zengin sanırlar. –Sen onları işaretlerinden tanırsın.– Yüzsüzlük ederek insanlardan istemezler. Ve siz, hayırdan neyi harcarsanız, biliniz ki, şüphesiz Allah, onu çok iyi bilendir.
Muhammed Esed
(Ve) Allah yoluna kendilerini tamamen adamış oldukları için yeryüzünde (rızık aramak niyetiyle) gezip dolaşamayan muhtaçlar(a yardım e-din). (Onların durumunun) farkında olmayan, onları zengin zanneder, çünkü (istemekten) çekinirler; (ancak) sen onları (bazı) özelliklerinden tanıyabilirsin: insanlardan arsız bir şekilde is-temekten kaçınırlar. Ve onlara ne iyilik yaparsanız, doğrusu Allah hepsini bilir.
Mustafa İslamoğlu
Kendilerini Allah yolunda vakfettikleri için (ticaret amacıyla) yeryüzünde dolaşamayanlara yardım yapın! İstemekten çekindikleri için, durumlarını bilmeyenler onları zengin zanneder. Onları kimi özelliklerinden tanırsın: (Mesela) insanlardan arsızca istemezler: Her ne iyilik yaparsanız yapın, doğrusu Allah onu kesinlikle bilir.
Suat Yıldırım
Bu yardımlar, kendilerini Allah yoluna vakfeden yoksullar içindir. Bunlar yeryüzünde dolaşıp geçimlerini sağlama imkânı bulamazlar. Halktan istemekten geri durmaları sebebiyle, onların gerçek hallerini bilmeyen kimse, onları zengin sanır. Ey Resulüm, sen onları simâlarından tanırsın! Onlar yüzsüzlük ederek halktan bir şey istemezler. Şunu bilin ki, hayır adına her ne verirseniz mutlaka Allah onu bilir. *
Süleyman Ateş
(Sadakalar) şu fakirlere mahsustur ki, Allah yolunda kapanıp kalmışlardır. Yeryüzünde gezip dolaşamazlar. Bilmeyen, utangaçlıklarından dolayı onları zengin sanır. Onları simalarından (yüzlerinden) tanırsın. Yüzsüzlük edip insanlardan istemezler. Yaptığınız her hayrı Allah bilir.
Şaban Piriş
(Sadakalar,) Allah yolunda mahsur kalmış, kazanç için yeryüzünde dolaşamayan, çekingenliklerinden dolayı, bilmeyenlerin onları zengin zannettikleri, senin de simalarından tanıdığın, yüzsüzlük edip insanlardan istemeyen fakirler içindir. Hayır olarakne harcarsanız, şüphesiz Allah onu hakkıyla bilir.
Yaşar Nuri Öztürk
İnfak edilenler, Allah yolunda kapanıp kalmış, yeryüzünde dolaşamaz olmuş yoksullar içindir. İffet ve onurları yüzünden, cahiller bunları, zengin kişiler sanırlar. Sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ve yırtıklık ederek insanlardan birşey istemezler. Nimet ve imkandan infak ettiğiniz herşeyi, Allah çok iyi bilmektedir.
Edip-Layth-Martha
As for the poor who face hardship in the cause of God, and cannot leave the land; the ignorant ones think they are rich from their abstention; you know them by their marks, they do not ask the people repeatedly. What you spend out of goodness, God is fully aware of it.
Muhammad Asad
[And give] unto [such of] the needy who, being wholly wrapped up in God's cause, are unable to go about the earth [in search of livelihood].* He who is unaware [of their condition] might think that they are wealthy, because they abstain [from begging]; [but] thou canst recognize them by their special mark: they do not beg of men with importunity. And whatever good you may spend [on them], verily, God knows it all.
Rashad Khalifa
Charity shall go to the poor who are suffering in the cause of GOD, and cannot emigrate. The unaware may think that they are rich, due to their dignity. But you can recognize them by certain signs; they never beg from the people persistently. Whatever charity you give, GOD is fully aware thereof.,
The Monotheist Group
For the poor who face hardship in the cause of God, they cannot go forth in the land; the ignorant ones think they are rich from their modesty; you know them by their features, they do not ask the people repeatedly. And what you spend out of goodness, God is fully aware of it.