Bakara Sûresi33. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (23 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | قال | ق و لGVL | ḳāle | (Allah) dedi ki | He said, |
| 2 | يا | يY | yā | EY/HEY/AH | """O !" |
| 3 | آدم | ا د مED̃M | ādemu | Adem | Adam |
| 4 | أنبئهم | ن ب اNBE | enbi'hum | bunlara haber ver | Inform them |
| 5 | بأسمائهم | س م وSMV | biesmāihim | onların isimlerini | "of their names.""" |
| 6 | فلما | — | fe lemmā | ne zaman ki | And when |
| 7 | أنبأهم | ن ب اNBE | enbeehum | bunlara haber verince | he had informed them |
| 8 | بأسمائهم | س م وSMV | biesmāihim | onların isimlerini | of their names, |
| 9 | قال | ق و لGVL | ḳāle | (Allah) dedi ki | He said, |
| 10 | ألم | — | elem | değil miydim? | """Did not" |
| 11 | أقل | ق و لGVL | eḳul | size demiş | I say |
| 12 | لكم | — | lekum | size | to you, |
| 13 | إني | — | innī | şüphesiz ben | Indeed, I |
| 14 | أعلم | ع ل مALM | eǎ'lemu | bilirim | [I] know |
| 15 | غيب | غ ي بĞYB | ğaybe | gayblarını | (the) unseen |
| 16 | السماوات | س م وSMV | s-semāvāti | göklerin | (of) the heavens |
| 17 | والأرض | ا ر ضERŽ | vel'erDi | ve yerin | and the earth, |
| 18 | وأعلم | ع ل مALM | ve eǎ'lemu | ve bilirim | and I know |
| 19 | ما | — | mā | şeyleri | what |
| 20 | تبدون | ب د وBD̃V | tubdūne | sizin açıkladıklarınız | you reveal |
| 21 | وما | — | ve mā | ve şeyleri | and what |
| 22 | كنتم | ك و نKVN | kuntum | olduğunuz | you [were] |
| 23 | تكتمون | ك ت مKTM | tektumūne | gizlemekte | "conceal.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
قال يادم انبئهم باسمائهم فلما انباهم باسمائهم قال الم اقل لكم انى اعلم غيب السموت والارض واعلم ما تبدون وما كنتم تكتمون
Arapça (Harekeli)
قَالَ يَا آدَمُ أَنبِئْهُم بِأَسْمَائِهِمْ فَلَمَّا أَنبَأَهُم بِأَسْمَائِهِمْ قَالَ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ إِنِّي أَعْلَمُ غَيْبَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَأَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا كُنتُمْ تَكْتُمُونَ
Transliterasyon
Kâle yâ âdemu enbi’hum bi esmâihim, fe lemmâ enbeehum bi esmâihim, kâle e lem ekul lekum innî a’lemu gaybes semâvâti vel ardı ve a’lemu mâ tubdûne ve mâ kuntum tektumûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Q<span class="u">a</span>la y<span class="u">a</span> <span class="u">a</span>damu anbi/humbi-asm<span class="u">a</span>-ihim falamm<span class="u">a</span> anbaahum bi-asm<span class="u">a</span>-ihim q<span class="u">a</span>laalam aqul lakum innee aAAlamu ghayba a<span class="b">l</span>ssam<span class="u">a</span>w<span class="u">a</span>tiwa<span class="b">a</span>l-ar<span class="u">d</span>i waaAAlamu m<span class="u">a</span> tubdoona wam<span class="u">a</span>kuntum taktumoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Demişti ki: Ey Âdem onlara, yaratıkları adlarıyla haber ver, Âdem, her şeyi adlı adınca haber verince demişti ki: Ben size demedim mi, göklerdeki gizli şeyleri de bilirim, yeryüzünde ki gizli şeyleri de. Açığa vurduğunuzu da bilirim, gizlediğinizi de.
Ali Bulaç
(Allah:) "Ey Adem, bunları onlara isimleriyle haber ver" dedi. O, bunları onlara isimleriyle haber verince de dedi ki: "Size demedim mi, göklerin ve yerin gaybını gerçekten Ben bilirim, gizli tuttuklarınızı ve açığa vurduklarınızı da Ben bilirim."
Bayraktar Bayraklı
Allah, “Ey Âdem! Onlara eşyanın isimlerini anlat” dedi. Âdem, onların isimlerini meleklere anlatınca Allah, “Size demedim mi, göklerin ve yerin sırlarını ben bilirim ve ben sizin açıkladığınız ve gizlediğiniz şeyleri de bilirim” dedi.
Diyanet İşleri
(Bunun üzerine: ) Ey Âdem! Eşyanın isimlerini meleklere anlat, dedi. Adem onların isimlerini onlara anlatınca: Ben size, muhakkak semavat ve arzda görülmeyenleri (oralardaki sırları) bilirim. Bundan da öte, gizli ve açık yapmakta olduklarınızı da bilirim, dememiş miydim? dedi.
Edip Yüksel
Dedi: "Adem! Onların isimlerini şunlara haber ver." İsimlerini onlara haber verince, "Size, yerin ve göklerin sırlarını biliyorum, açıkladığınızı da gizlediğinizi de biliyorum dememiş miydim" dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
(Allah): "Ey Âdem, bunlara onları isimleriyle haber ver." dedi. Bu emir üzerine Âdem onlara isimleriyle onları haber verince, (Allah): "Ben size, ben göklerin ve yerin gayblarını bilirim, sizin açıkladığınızı da, içinizde gizlediğinizi de bilirim" dememiş miydim?" dedi.
Erhan Aktaş
Allah: “Ey Âdem! Bunların isimlerini onlara bildir.” dedi. Adem isimleri onlara bildirince, Allah meleklere: “Göklerin ve yerin gaybını* Ben bilirim; Ben, sizin açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de bilirim, dememiş miydim?” dedi.
Hakkı Yılmaz
Senin Rabbin dedi ki: “Ey Âdem! Haber ver onlara, onların adlarını.” Sonra da Âdem onlara, onların adlarını haber verince, senin Rabbin, “Dememiş miydim Ben size! Şüphesiz Ben, göklerin ve yerin görülmeyenini, duyulmayanını, sezilmeyenini, geçmişi, geleceği bilirim. Ve Ben, sizin açığa vurduklarınızı ve sakladıklarınızı bilirim” dedi.
Muhammed Esed
O: "Ey Âdem, bu (şeylerin) isimlerini onlara bildir!" buyurdu. (Âdem) isimleri onlara bildirince (Allah): "Size, 'göklerin ve yerin gizli gerçeğini, açıkladıklarınızın ve gizlediklerinizin tümünü yalnız Ben bilirim' dememiş miydim?" dedi.
Mustafa İslamoğlu
(Allah) buyurdu: "Ey Adem! Şunların isimlerini onlara bildir." Onların isimlerini (meleklere) bildirince de; "Size dememiş miydim "Ben bilirim göklerin ve yerin sırrını, gözlediklerinizin ve açıkladıklarınızın tümünü de ben bilirim" diye?"
Suat Yıldırım
Allah: “Âdem! Eşyanın isimlerini onlara sen bildir. ” dedi. O da isimleriyle onları bildirince Allah buyurdu: “Ben size demedim mi ki, göklerin ve yerin sırlarını Ben bilirim! ” Ve Ben sizin gizli açık yapmakta olduğunuz her şeyi de bilirim! ” [20, 7; 27, 25]
Süleyman Ateş
(Allah) dedi ki: "Ey Adem, bunlara onların isimlerini haber ver." (Adem), bunlara onların isimlerini haber verince (Allah): "Ben size, ben göklerin ve yerin gayblarını bilirim, sizin açıkladığınızı ve içinizde gizlemekte olduğunuz şeyleri bilirim, dememiş miydim? dedi.*
Şaban Piriş
Allah:-Ey Adem! Onlara, bunların isimlerini haber ver, dedi. Adem de meleklere onların isimlerini haber verince Allah:-Size göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ben bilirim demedim mi? Sizin açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de ben bilirim, dedi.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah buyurdu: "Ey Adem, haber ver onlara onların adlarını." Adem onlara onların adlarını haber verince, Allah şöyle buyurdu: "Dememiş miydim ben size! Ki ben, göklerin ve yerin gaybını en iyi bilenim. Ve ben, sizin açığa vurduklarınızı da saklayageldiklerinizi de en iyi biçimde bilmekteyim."
Edip-Layth-Martha
He said, "O Adam, inform them of the descriptions of these." When he informed them of their descriptions, He said, "Did I not tell you that I know the unseen of the heavens and the earth, and that I know what you reveal and what you were hiding?"
Muhammad Asad
Said He: "O Adam, convey unto them the names of these [things]." And as soon as [Adam] had conveyed unto them their names, [God] said: "Did I not say unto you, `Verily, I alone know the hidden reality of the heavens and the earth, and know all that you bring into the open and all. that you would conceal'?"
Rashad Khalifa
He said, "O Adam, tell them their names." When he told them their names, He said, "Did I not tell you that I know the secrets of the heavens and the earth? I know what you declare, and what you conceal.",
The Monotheist Group
He said: "O Adam, inform them of their names," so when he informed them of their names, He said: "Did I not tell you that I know the unseen of the heavens and the earth, and that I know what you reveal and what you are hiding?"