Bakara Sûresi87. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (28 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ولقد | — | veleḳad | ve andolsun | And indeed |
| 2 | آتينا | ا ت يETY | āteynā | verdik | We gave |
| 3 | موسى | — | mūsā | Musa'ya | Musa |
| 4 | الكتاب | ك ت بKTB | l-kitābe | Kitabı | the Book |
| 5 | وقفينا | ق ف وGFV | ve ḳaffeynā | birbiri ardınca gönderdik | and We followed up |
| 6 | من | — | min | -ndan | from |
| 7 | بعده | ب ع دBAD̃ | beǎ'dihi | arkası- | after him |
| 8 | بالرسل | ر س لRSL | bir-rusuli | peygamberler | with [the] Messengers. |
| 9 | وآتينا | ا ت يETY | ve āteynā | ve verdik | And We gave |
| 10 | عيسى | — | ǐysā | Îsa'ya | Isa, |
| 11 | ابن | ب ن يBNY | bne | oğlu | (the) son |
| 12 | مريم | — | meryeme | Meryem | (of) Maryam, |
| 13 | البينات | ب ي نBYN | l-beyyināti | açık deliller | [the] clear signs |
| 14 | وأيدناه | ا ي دEYD̃ | ve eyyednāhu | ve onu destekledik | and We supported him |
| 15 | بروح | ر و حRVḪ | birūHi | Ruh ile (Ruh'ül-Kudüs) | (with) |
| 16 | القدس | ق د سGD̃S | l-ḳudusi | Kudüs (Ruh'ül-Kudüs) | the Holy Spirit. |
| 17 | أفكلما | ك ل لKLL | efekullemā | öyle mi? | Is it (not) so (that) whenever |
| 18 | جاءكم | ج ي اCYE | cā'ekum | size gelse | came to you |
| 19 | رسول | ر س لRSL | rasūlun | bir peygamber | a Messenger |
| 20 | بما | — | bimā | şey ile | with what |
| 21 | لا | — | lā | (does) not | |
| 22 | تهوى | ه و يHVY | tehvā | istemediği | desire |
| 23 | أنفسكم | ن ف سNFS | enfusukumu | canınızın | yourselves, |
| 24 | استكبرتم | ك ب رKBR | stekbertum | büyüklük taslayarak | you acted arrogantly? |
| 25 | ففريقا | ف ر قFRG | feferīḳan | kimini | So a party |
| 26 | كذبتم | ك ذ بKZ̃B | keƶƶebtum | yalanlayacak | you denied, |
| 27 | وفريقا | ف ر قFRG | ve ferīḳan | kimini de | and a party |
| 28 | تقتلون | ق ت لGTL | teḳtulūne | öldüreceksiniz | you kill(ed). |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ولقد ءاتينا موسى الكتب وقفينا من بعده بالرسل وءاتينا عيسى ابن مريم البينت وايدنه بروح القدس افكلما جاءكم رسول بما لا تهوى انفسكم استكبرتم ففريقا كذبتم وفريقا تقتلون
Arapça (Harekeli)
وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَقَفَّيْنَا مِن بَعْدِهِ بِالرُّسُلِ وَآتَيْنَا عِيسَى ابْنَ مَرْيَمَ الْبَيِّنَاتِ وَأَيَّدْنَاهُ بِرُوحِ الْقُدُسِ أَفَكُلَّمَا جَاءَكُمْ رَسُولٌ بِمَا لَا تَهْوَى أَنفُسُكُمُ اسْتَكْبَرْتُمْ فَفَرِيقًا كَذَّبْتُمْ وَفَرِيقًا تَقْتُلُونَ
Transliterasyon
Ve lekad âteynâ mûsâl kitâbe ve kaffeynâ min ba’dihî bir rusuli ve âteynâ îsâbne meryemel beyyinâti ve eyyednâhu bi rûhil kudus|i|, e fe kullemâ câekum resûlun bimâ lâ tehvâ enfusukumustekbertum, fe ferîkan kezzebtum ve ferîkan taktulûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Walaqad <span class="u">a</span>tayn<span class="u">a</span> moos<span class="u">a</span>alkit<span class="u">a</span>ba waqaffayn<span class="u">a</span> min baAAdihi bi<span class="b">al</span>rrusuliwa<span class="u">a</span>tayn<span class="u">a</span> AAees<span class="u">a</span> ibna maryama albayyin<span class="u">a</span>tiwaayyadn<span class="u">a</span>hu biroo<span class="u">h</span>i alqudusi afakullam<span class="u">a</span> j<span class="u">a</span>akumrasoolun bim<span class="u">a</span> l<span class="u">a</span> tahw<span class="u">a</span> anfusukumuistakbartum fafareeqan ka<span class="u">thth</span>abtum wafareeqan taqtuloon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Şüphe yok ki Mûsâ'ya Tevrat'ı verdik, ardından birtakım peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya apaçık deliller verip onu Rûh-ül-Kudüs'le kuvvetlendirdik. Nefsinizin hoşlanmadığı bir emirle peygamber geldi mi demek ululanmak isteyeceksiniz, kiminiz onları yalanlayacak, kiminiz öldürecek ha.
Ali Bulaç
Andolsun, Biz Musa'ya kitabı verdik ve ardından peş peşe elçiler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da apaçık belgeler verdik ve onu Ruhu'l-Kudüs'le teyid ettik. Demek, size ne zaman bir elçi nefsinizin hoşlanmayacağı bir şeyle gelse, büyüklük taslayarak bir kısmınız onu yalanlayacak, bir kısmınız da onu öldürecek misiniz?
Bayraktar Bayraklı
Yemin olsun biz Mûsâ'ya Kitab'ı verdik. Ondan sonra peş peşe peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsâ'ya da mucizeler verdik ve onu Rûhulkudüs/Cebrail ile destekledik. Nefsinizin arzulamadığı şeyleri söyleyen bir peygamber geldikçe ona karşı kibirlendiniz, bir kısmını yalanladınız, bir kısmını da öldürdünüz.
Diyanet İşleri
Andolsun biz Musa'ya Kitab'ı verdik. Ondan sonra ardarda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da mucizeler verdik. Ve onu, Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. (Ne var ki) gönlünüzün arzulamadığı şeyleri söyleyen bir elçi geldikçe ona karşı büyüklük tasladınız. (Size gelen) peygamberlerden bir kısmını yalanladınız, bir kısmını da öldürdünüz.*
Edip Yüksel
Musa'ya kitabı verdik ve ondan sonra ard arda elçiler gönderdik. Meryemoğlu İsa'ya da apaçık deliller verdik ve onu Kutsal Ruh ile destekledik. Hoşunuza gitmeyen bir şeyle ne zaman size bir elçi geldiyse büyüklük taslamadınız mı? Nitekim, bir kısmınız yalanladınız ve bir kısmınız da öldürüyordunuz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Celâlim hakkı için Musa'ya o kitabı verdik, arkasından birtakım peygamberler de gönderdik, hele Meryem oğlu İsa'ya apaçık mucizeler verdik, onu Rûhu'lKudüs ile de destekledik. Size nefislerinizin hoşlanmayacağı bir emirle gelen her peygambere kafa mı tutacaksınız? Kibrinize dokunduğu için onların bir kısmına yalan diyecek, bir kısmını da öldürecek misiniz?
Erhan Aktaş
Ant olsun ki Musa’ya Kitap’ı verdik. Ardı sıra rasuller gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya da Beyyinât’ı* verdik ve O’nu Ruhu’l Kudus* ile destekledik. Elçiler, ne zaman hoşunuza gitmeyen bir şey getirdiyse, büyüklük taslayarak kimini yalanlayıp, kimini de öldürmediniz mi?
Hakkı Yılmaz
Ve andolsun ki Mûsâ'ya Kitab'ı verdik. Ve o'ndan sonra birbiri ardı sıra elçiler gönderdik. Meryem oğlu Îsâ'ya da açık açık deliller verdik ve kendisini Allah'ın vahyi ile güçlendirdik. Peki siz, bir elçinin size, nefislerinizin hoşlanmadığı bir şey getirdiği her seferinde büyüklük tasladınız mı?! Sonra da bir kısmını yalanladınız, bir kısmını da öldürüyorsunuz.
Muhammed Esed
Biz Musa'ya ilahî kelâmı bahşettik ve birbiri ardınca O'nu izleyen elçiler gönderdik: Meryem oğlu İsa'ya da hakikatin tüm kanıtlarını vahy ettik ve O'nu kutsal ilham ile güçlendirdik. (Ama) ne zaman bir elçi hoşunuza gitmeyen bir ley getirdiyse küstahlıkla haddi aşarak bir kısmını öldürdünüz ve diğerlerini yalanladınız, öyle değil mi?
Mustafa İslamoğlu
Musa'ya ilahi kelamı vermiş ve birbiri ardınca onu izleyen peygamberler göndermiştik. Meryem oğlu İsa'ya da gerçeğin açık belgelerini vermiş ve onu kutsal ruh ile güçlendirmiştik. Fakat her ne zaman bir elçi hoşunuza gitmeyen bir mesaj getirmişse, küstahça ona başkaldırdınız: kimini yalanladınız, kimini öldürüyorsunuz.
Suat Yıldırım
Biz Mûsâ'ya kitap verdik. Ondan sonra peş peşe peygamberler gönderdik. Meryem'in oğlu Îsâ'ya da mûcizeler, açık deliller verdik ve onu Ruhu'l-Kudüs (Cebrâil) ile destekledik. Demek size her ne zaman bir peygamber gelip de nefislerinizin hoşlanmadığı bir şey getirirse kafa tutacak, onların kimine yalancı deyip kimini öldüreceksiniz ha! [5, 44; 2, 117; 3, 47. 59; 19, 35]*
Süleyman Ateş
Andolsun, Musa'ya Kitabı verdik, arkasından peygamberler gönderdik. Meryem oğlu Îsa'ya da açık deliller verdik ve onu Ruh'ül-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Ne zaman ki, bir peygamber, size canınızın istemediği bir şey getirdiyse büyüklük taslamadınız mı? Kimini yalanladınız, kimini de öldürüyordunuz?
Şaban Piriş
Andolsun Musaya kitap verdik. Ondan sonra da birbiri ardınca peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsaya da belgeler verdik ve Onu Ruhul Kudüsle destekledik size ne zaman bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirse, büyüklük taslayarak, bir kısmını yalancı sayıp bir kısmını da öldüreceksiniz, öyle mi?!
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun ki, Musa'ya Kitap'ı verdik. Ve arkasından da resuller gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da açık-seçik deliller verdik ve kendisini Ruhulkudüs'le güçlendirdik. Bir resulün size, nefislerinizin hoşlanmadığı birşey getirdiği her seferinde büyüklük taslamadınız mı? Bir kısmını yalanladınız, bir kısmını da öldürüyorsunuz.
Edip-Layth-Martha
We gave Moses the book, and after him, We sent the messengers. Later We gave Jesus son of Mary the clear proofs, and We supported Him with the Holy Spirit. Is it that every time a messenger comes to you with what your minds do not desire, you become arrogant? A group of them you deny, and a group of them you fight/kill!
Muhammad Asad
For, indeed, We vouchsafed unto Moses the divine writ and caused apostle after apostle to follow him;* and We vouchsafed unto Jesus, the son of Mary, all evidence of the truth, and strengthened him with holy inspiration.* [Yet] is it not so that every time an apostle came unto you with something that was not to your liking, you gloried in your arrogance, and to some of them you gave the lie, while others you would slay?*
Rashad Khalifa
We gave Moses the scripture, and subsequent to him we sent other messengers, and we gave Jesus, son of Mary, profound miracles and supported him with the Holy Spirit. Is it not a fact that every time a messenger went to you with anything you disliked, your ego caused you to be arrogant? Some of them you rejected, and some of them you killed.,
The Monotheist Group
And We gave Moses the Book, and after him We sent the messengers. And We gave Jesus, son of Mary, the clear proofs, and We supported him with the Holy Spirit. Is it that every time a messenger comes to you with what your souls do not desire, you become arrogant? A group of them you deny, and a group of them you kill!