Bakara Sûresi89. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (26 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ولما | — | velemmā | Ne zaman ki | And when |
| 2 | جاءهم | ج ي اCYE | cā'ehum | onlara geldi | came to them |
| 3 | كتاب | ك ت بKTB | kitābun | bir Kitap (Kur'an) | a Book |
| 4 | من | — | min | of | |
| 5 | عند | ع ن دAND̃ | ǐndi | katından | from |
| 6 | الله | — | llahi | Allah | Allah |
| 7 | مصدق | ص د قṦD̃G | muSaddiḳun | doğrulayıcı | confirming |
| 8 | لما | — | limā | şeyi | what (was) |
| 9 | معهم | — | meǎhum | yanlarında bulunan (Tevrat)ı | with them, |
| 10 | وكانوا | ك و نKVN | vekānū | ve idiler | though they used to |
| 11 | من | — | min | from | |
| 12 | قبل | ق ب لGBL | ḳablu | daha önce | before |
| 13 | يستفتحون | ف ت حFTḪ | yesteftiHūne | yardım istedikleri | (that), pray for victory |
| 14 | على | — | ǎlā | karşı | over |
| 15 | الذين | — | elleƶīne | kimselere | those who |
| 16 | كفروا | ك ف رKFR | keferū | inkar eden | disbelieved - |
| 17 | فلما | — | felemmā | ne zaman | then when |
| 18 | جاءهم | ج ي اCYE | cā'ehum | kendilerine gelince | came to them |
| 19 | ما | — | mā | şey | what |
| 20 | عرفوا | ع ر فARF | ǎrafū | o bildikleri (Kur'an) | they recognized, |
| 21 | كفروا | ك ف رKFR | keferū | inkar ettiler | they disbelieved |
| 22 | به | — | bihi | onu | in it. |
| 23 | فلعنة | ل ع نLAN | feleǎ'netu | artık la'neti | So (the) curse |
| 24 | الله | — | llahi | Allah'ın | (of) Allah |
| 25 | على | — | ǎlā | üzerine olsun! | (is) on |
| 26 | الكافرين | ك ف رKFR | l-kāfirīne | inkarcıların | the disbelievers. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ولما جاءهم كتب من عند الله مصدق لما معهم وكانوا من قبل يستفتحون على الذين كفروا فلما جاءهم ما عرفوا كفروا به فلعنة الله على الكفرين
Arapça (Harekeli)
وَلَمَّا جَاءَهُمْ كِتَابٌ مِّنْ عِندِ اللَّهِ مُصَدِّقٌ لِّمَا مَعَهُمْ وَكَانُوا مِن قَبْلُ يَسْتَفْتِحُونَ عَلَى الَّذِينَ كَفَرُوا فَلَمَّا جَاءَهُم مَّا عَرَفُوا كَفَرُوا بِهِ فَلَعْنَةُ اللَّهِ عَلَى الْكَافِرِينَ
Transliterasyon
Ve lemmâ câehum kitâbun min indillâhi musaddikun limâ meahum, ve kânû min kablu yesteftihûne alellezîne keferû, fe lemmâ câehum mâ arafû keferû bihî, fe la’netullâhi alel kâfirîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Walamm<span class="u">a</span> j<span class="u">a</span>ahum kit<span class="u">a</span>bunmin AAindi All<span class="u">a</span>hi mu<span class="u">s</span>addiqun lim<span class="u">a</span> maAAahumwak<span class="u">a</span>noo min qablu yastafti<span class="u">h</span>oona AAal<span class="u">a</span> alla<span class="u">th</span>eenakafaroo falamm<span class="u">a</span> j<span class="u">a</span>ahum m<span class="u">a</span> AAarafoo kafaroobihi falaAAnatu All<span class="u">a</span>hi AAal<span class="u">a</span> alk<span class="u">a</span>fireen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Evvelce kâfir olanlara üst gelmek için imdat isterlerken Allah tarafından, onların inandığı kitabı tasdik eden bir kitap geldi, bildikleri, tanıdıkları zuhur etti mi ona kâfir oldular. Hay Allah'ın lâneti kâfirlere olsun.
Ali Bulaç
Allah Katından yanlarında olan (Tevrat)ı doğrulayan bir kitap geldiği zaman, -ki bundan önce inkar edenlere karşı fetih istiyorlardı- işte bilip-tanıdıkları gelince, onu inkar ettiler. Artık Allah'ın laneti kafirlerin üzerinedir.
Bayraktar Bayraklı
Daha önce kâfirlere karşı zafer isterlerken, kendilerine Allah katından, yanlarındakilerini doğrulayan bir kitap gelip de öğrendikleriyle karşılaşınca inkâr ettiler. İşte Allah'ın laneti böyle inkârcılaradır.
Diyanet İşleri
Daha önce kafirlere karşı zafer isterlerken kendilerine Allah katından ellerindeki (Tevrat'ı) doğrulayan bir kitap gelip de (Tevrat'tan) bilip öğrendikleri gerçekler karşılarına dikilince onu inkâr ettiler. İşte Allah'ın laneti böyle inkarcılaradır.*
Edip Yüksel
İnkarcılara karşı yardım beklemelerine rağmen, onlara ALLAH katından yanlarındakini doğrulayıcı bir kitap, bu bekledikleri şey, kendilerine gelince onu inkâr ettiler. ALLAH'ın laneti, inkarcılara olsun!
Elmalılı Hamdi Yazır
Yanlarındakini tasdik etmek üzere onlara Allah katından bir kitap gelince, daha önceleri inanmayanlara karşı onunla yardım isteyip durdukları halde, o tanıdıkları kendilerine gelince, bu sefer kendileri onu inkâr ettiler. İşte bundan dolayı Allah'ın laneti kâfirleredir.
Erhan Aktaş
Onlara, Allah katından yanlarındakini tasdik edici bir kitap gelince; daha önce Allah’tan kâfirlere karşı zafer kazanmak için böyle bir şey istedikleri halde, onlara bildikleri şey gelince bu kez onu inkâr ettiler. Allah’ın laneti, gerçeği yalanlayan nankörlerin üzerinedir.
Hakkı Yılmaz
Onlara Allah katından kendileri ile birlikte olanı doğrulayan bir kitap; Kur’an gelince de –ki bunlar daha önceleri kâfirlere; Allah'ın ilâhlığını, rabliğini bilerek reddeden kimselere karşı zafer kazanmak istemişlerdi de o tanıdıkları kendilerine gelmişti– onu kendileri örttüler. Artık Allah'ın dışlaması/ rahmetinden mahrum bırakması, Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini örtenler üzerinedir.
Muhammed Esed
Ve ne zaman Allah katından onlara, halen sahip oldukları hakikati tasdik eden bir (yeni) vahiy geldiyse, daha önce, hakikati inkara şartlanmış olanlara karşı üstün gelmek için yalvarıp yakardı(klarını çarçabuk unutarak) daha önce tanıdıkları (hakikati) bu defa inkara kalkıştılar. Ve Allah'ın lâneti, hakikati inkar eden herkesin üzerindedir.
Mustafa İslamoğlu
Allah katından o (Yahudilere) halen sahip oldukları bilgiyi doğrulayan bir kitap geldiğinde; -ki önceleri inkar edenlere (o kitap ve peygamberle) istikbalde galip gelecekleri (tehdidinde) bulunuyorlardı- işte böylesine tanıdıkları o kitap kendilerine geldiğinde onu inkar ettiler: Allah'ın laneti inkarcıların üzerine olsun!
Suat Yıldırım
Onlara, Allah tarafından, ellerindeki Tevrat'ı tasdik eden bir kitap gönderildiği zaman. Daha önce kâfirlere karşı zafer kazanmak için “ahir zaman Peygamberi hakkı için” diye dua ettikleri halde. Evet o tanıyıp bekledikleri Peygamber kendilerine gelince, onu inkâr ettiler. Bu sebeple sebeple, Allah'ın lâneti de kâfirlerin boynuna olsun!*
Süleyman Ateş
Ne zaman ki, onlara Allah katından, yanlarında bulunan (Tevrat)ı doğrulayıcı bir Kitap (Kur'an) geldi, daha önce inkar edenlere karşı yardım isteyip dururlarken o bildikleri (Kur'an) kendilerine gelince onu inkar ettiler; artık Allah'ın la'neti, inkarcıların üzerine olsun!
Şaban Piriş
Allah katından, onlara, yanlarında bulunan (Tevrat)ı tasdik eden bir kitap geldiği zaman; daha önce kafirlere karşı kendilerine yardım gelmesini beklerlerken; onlara, bildikleri şey gelince onu inkar ettiler. Allahın laneti kafirlerin üzerinedir.
Yaşar Nuri Öztürk
Yanlarındakini doğrulamak üzere kendilerine Allah katından bir kitap geldiğinde, daha önce inkar edenlere karşı zafer isteyip durdukları halde, tanıyıp bildikleri kendilerine gelince, onu inkar ettiler. Küfre sapanların üstüne olsun Allah'ın laneti!..
Edip-Layth-Martha
At a time when they were asking for victory against those who were unappreciative a book came to them from God, authenticating what is with them. But when what they knew came to them they did not appreciate it! God's curse is upon the ingrates.
Muhammad Asad
And whenever there came unto them a [new] revelation from God, confirming the truth already in their possession-and [bear in mind that] aforetime they used to pray for victory over those who were bent on denying the truth -: whenever there came unto them something which they recognized [as the truth], they would deny it. And God's rejection is the due of all who deny the truth.
Rashad Khalifa
When this scripture came to them from GOD, and even though it agrees with, and confirms what they have, and even though they used to prophesy its advent when they talked with the disbelievers, when their own prophecy came to pass, they disbelieved therein. GOD's condemnation thus afflicts the disbelievers.,
The Monotheist Group
And when a Book came to them from God, authenticating what is with them; while before that they were mocking those who rejected; so when what they knew came to them, they rejected it! The curse of God be upon the rejecters.