Enbiya Sûresi40. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (10 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | بل | — | bel | doğrusu | Nay, |
| 2 | تأتيهم | ا ت يETY | te'tīhim | o onlara gelecek | it will come to them |
| 3 | بغتة | ب غ تBĞT | beğteten | ansızın | unexpectedly |
| 4 | فتبهتهم | ب ه تBHT | fe tebhetuhum | onları şaşırtacak | and bewilder them, |
| 5 | فلا | — | felā | then not | |
| 6 | يستطيعون | ط و عŦVA | yesteTīǔne | güçleri yetmeyecek | they will be able |
| 7 | ردها | ر د دRD̃D̃ | raddehā | onu reddetmeye | to repel it, |
| 8 | ولا | — | ve lā | ve ne de | and not |
| 9 | هم | — | hum | kendilerine | they |
| 10 | ينظرون | ن ظ رNƵR | yunZerūne | süre verilecek | will be given respite. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
بل تاتيهم بغتة فتبهتهم فلا يستطيعون ردها ولا هم ينظرون
Arapça (Harekeli)
بَلْ تَأْتِيهِم بَغْتَةً فَتَبْهَتُهُمْ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ رَدَّهَا وَلَا هُمْ يُنظَرُونَ
Transliterasyon
Bel te’tîhim bagteten fe tebhetuhum fe lâ yestetî’ûne reddehâ ve lâ hum yunzarûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Bal ta/teehim baghtatan fatabhatuhum fal<span class="u">a</span>yasta<span class="u">t</span>eeAAoona raddah<span class="u">a</span> wal<span class="u">a</span> hum yun<span class="i"><span class="u">th</span></span>aroon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Hattâ o gün, onlara birdenbire geliverecek de şaşırtacak onları ve onu reddetmeye güçleri yetmeyeceği gibi mühlet de verilmeyecek onlara.
Ali Bulaç
Hayır, onlara apansız gelecek de, böylece onları şaşkına çevirecek; artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek ve ne onlara süre tanınacak.
Bayraktar Bayraklı
Bilakis, kendilerine o öyle ani gelir ki, onları şaşırtır. Artık ne reddedebilirler onu, ne de kendilerine mühlet verilir.
Diyanet İşleri
Bilakis kendilerine o (kıyamet) öyle ani gelir ki, onları şaşırtır. Artık, ne reddedebilirler onu, ne de kendilerine mühlet verilir.
Edip Yüksel
Nitekim, onlara ansızın gelecek ve onları şaşkına çevirecektir. Ne onu geri çevirmeye güçleri yeter, ne de kendilerine süre verilir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Doğrusu bu azap onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşırtacaktır. Artık ne geri çevrilmesine güçleri yetecek, ne de kendilerine mühlet verilecektir.
Erhan Aktaş
Aslında, onlara ansızın gelecek ve onları şaşkına çevirecek. Artık onu geri çevirmeye güçleri yetmeyecek ve onlara süre de verilmeyecek.
Hakkı Yılmaz
Aslında bu azap, onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşırtacaktır. Artık onu geri çevirmeye güçleri yetmeyecek ve onlara süre tanınmayacak.
Muhammed Esed
Yoo, (o Son Saat) apansız gelip çatacak ve onları şaşkına çevirecek; öyle ki, ne onu geri çevirmeye güçleri yeter, ne de kendilerine soluk alacak zaman verilir.
Mustafa İslamoğlu
Ama hayır, o (an) birdenbire gelecek ve onları şaşkına çevirecektir; artık ne onu geri çevirebilecekler, ne de kendilerine zaman tanınacaktır!
Suat Yıldırım
Onların beklentilerinin hilafına, o ateş öyle apansız gelecek ki, kendileri birden donakalacaklar. Artık ne onu geri çevirecek güçleri olacak, ne de kendilerine süre verilecek!
Süleyman Ateş
Doğrusu o, onlara ansızın gelecek, onları şaşırtacak, ne onu reddedebilecekler, ne de kendilerine süre verilecek.
Şaban Piriş
(Azap) onlara aniden gelecek ve onları dehşete düşürecektir. Onu geri çevirmeye asla güçleri yetmeyecek ve onlara mühlet de verilmeyecektir.
Yaşar Nuri Öztürk
Doğrusu lu ki, o onlara ansızın gelecek de onları şaşkınlıktan donduracak. Artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek ne de yüzlerine bakılacak.
Edip-Layth-Martha
No, it will come to them suddenly. They will not be able to turn it away, nor will they be delayed.
Muhammad Asad
Nay, but [the Last Hour] will come upon them of a sudden, and will stupefy them: and they will be unable to avert it, and neither wilt they be allowed any respite.
Rashad Khalifa
Indeed, it will come to them suddenly, and they will be utterly stunned. They can neither avoid it, nor can they receive any respite.,
The Monotheist Group
No,it will come to them suddenly. And they will not be able to turn it away, nor will they be delayed.