Hac Sûresi41. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (17 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1الذينelleƶīneThose who,
2إنineğerif
3مكناهمم ك نMKNmekkennāhumonları iktidara getirirsekWe establish them
4في-de/da / içindein
5الأرضا ر ضERŽl-erDiarz/yüzeythe land
6أقامواق و مGVMeḳāmūdoğrulurlarthey establish
7الصلاةص ل وṦLVS-SalāteSaLâTe/Desteğethe prayer
8وآتواا ت يETYve ātevuve verirlerand they give
9الزكاةز ك وZKVz-zekātezekatızakah
10وأمرواا م رEMRve emerūve emrederlerand they enjoin
11بالمعروفع ر فARFbil-meǎ'rūfiiyiliğithe right
12ونهوان ه يNHYve nehevve vazgeçirmeğe çalışırlarand forbid
13عنǎni-tenfrom
14المنكرن ك رNKRl-munkerikötülük-the wrong.
15وللهvelillahive Allah'a aittirAnd for Allah
16عاقبةع ق بAGBǎāḳibetusonu(is the) end
17الأمورا م رEMRl-umūribütün işlerin(of) the matters.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

الذين ان مكنهم فى الارض اقاموا الصلوة وءاتوا الزكوة وامروا بالمعروف ونهوا عن المنكر ولله عقبة الامور

Arapça (Harekeli)

الَّذِينَ إِن مَّكَّنَّاهُمْ فِي الْأَرْضِ أَقَامُوا الصَّلَاةَ وَآتَوُا الزَّكَاةَ وَأَمَرُوا بِالْمَعْرُوفِ وَنَهَوْا عَنِ الْمُنكَرِ وَلِلَّهِ عَاقِبَةُ الْأُمُورِ

Transliterasyon

Ellezîne in mekkennâhum fîl ardı ekâmûs salâte ve âtevuz zekâte ve emerû bil ma’rûfi ve nehev anil munker|i|, ve lillâhi âkıbetul umûr|i|.

Transliteration (Eng.)

Alla<span class="u">th</span>eena in makkann<span class="u">a</span>hum feeal-ar<span class="u">d</span>i aq<span class="u">a</span>moo a<span class="b">l</span><span class="u">ss</span>al<span class="u">a</span>ta wa<span class="u">a</span>tawooa<span class="b">l</span>zzak<span class="u">a</span>ta waamaroo bi<span class="b">a</span>lmaAAroofi wanahawAAani almunkari walill<span class="u">a</span>hi AA<span class="u">a</span>qibatu al-omoor<span class="b">i</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

O kişilerdir onlar ki onları yeryüzünde yerleştirdik mi namaz kılarlar, zekât verirler, iyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar ve bütün işlerin sonucu, Allah'a varır.

Ali Bulaç

Onlar ki, yeryüzünde kendilerini yerleştirir, iktidar sahibi kılarsak, dosdoğru namazı kılarlar, zekatı verirler, ma'rufu emrederler, münkerden sakındırırlar. Bütün işlerin sonu Allah'a aittir.

Bayraktar Bayraklı

Eğer onlara yeryüzünde iktidar verirsek namazı kılar, zekâtı verir, iyiliği emreder ve kötülükten sakındırırlar. İşlerin sonu Allah'a varır.

Diyanet İşleri

Onlar (o müminler) ki, eğer kendilerine yeryüzünde iktidar verirsek namazı kılar, zekatı verirler, iyiliği emreder ve kötülükten nehyederler. İşlerin sonu Allah'a varır.*

Edip Yüksel

Onlar ki kendilerini yeryüzüne yöneticiler kıldığımız zaman namazı gözetir, zekatı verir, iyiliği emreder ve kötülükten menederler. Son karar ALLAH'a aittir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar (o müminlerdir) ki, eğer kendilerini yeryüzünde iktidar mevkiine getirirsek namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler ve fenalığı yasak ederler. Bütün işlerin sonu sırf Allah'a âittir.

Erhan Aktaş

Eğer yeryüzünde onları egemen kılarsak, salâtı ikame ederler, zekâtı verirler*, iyiliği buyururlar, kötülükten sakındırırlar. Bütün işlerin sonucu Allah’a dönecektir.

Hakkı Yılmaz

(39-41)Kendilerine savaş açılan kimselere, kendileri haksızlığa uğramaları; onlar, başka değil sırf “Rabbimiz Allah'tır” dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarılmaları nedeniyle savaşmalarına izin verildi. Ve şüphesiz ki Allah, onları zafere ulaştırmaya en iyi gücü yetendir. Eğer Allah, bir kısım insanları diğer bir kısmı ile defedip önlemeseydi, mutlak sûrette, filiz, tomurcuk, ağaçtaki meyve, toplanmış tahıl, bakliyat, kıraç arazide diken, yapılı bina ne varsa hepsi, tüm alış-veriş yerleri; çarşı-pazar, tüm Salat; destek yerleri (iş; istihdam ve istihsal yerleri, eğitim öğretim kurumları ve güvenlik merkezleri) ve içlerinde Allah'ın ismi bol bol anılan mescitler yerle bir edilirdi. Allah, Kendisine yardım edenlere –kendilerini yurtlandırıp güçlendirirsek salâtı ikame eden [mâlî yönden ve zihinsel açıdan destek olma; toplumu aydınlatma kurumları oluşturan, ayakta tutan], zekâtı/vergilerini veren, örfe uygun/herkesçe kabul gören iyi şeyleri emreden ve vahiy ve ortak akıl ile kötülüğü, çirkinliği kabul edilen şeylerden alıkoyan kimselere– kesinlikle yardım eder. Hiç şüphesiz Allah, çok güçlüdür, mutlak galiptir. İşlerin sonucu da sadece Allah'a âittir.

Muhammed Esed

(O yardıma layık olanlar ki,) kendilerini yeryüzünde egemen kılsak (dahî) salâta devam ederler, arınmak için verilmesi gerekeni verirler, yapılması iyi ve doğru olanı emreder, yanlış ve kötü olanı yasaklarlar; ama yine de, olup biten her şeyin sonucu Allah'a kalmıştır.

Mustafa İslamoğlu

Bu kimseler ki, eğer onlara yeryüzünde iktidar versek namazı hakkını vererek eda ederler; arınmak için ödenmesi gereken bedeli öderler; iyi, doğru ve yararlı olanı emreder, kötü, yanlış ve zararlı olandan da sakındırırlar. En nihayetinde işlerin sonucunu belirlemek Allah'a aittir.

Suat Yıldırım

Onlar öyle mükemmel insanlardır ki şayet kendilerine dünyada hakimiyet nasib edersek namazlarını hakkıyla ifa eder, zekâtlarını verir, iyi ve meşrû olanı yayar, kötülüğü önlerler. Bütün işlerin âkıbeti elbette Allah'a aittir. [24, 55]*

Süleyman Ateş

O(Allah'ın dinine yardım ede)nleri yer yüzünde iktidara getirdiğimiz takdirde (zorbaların yoluna sapmazlar, bil'akis) namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirmeğe çalışırlar. Bütün işlerin sonu Allah'a aittir (her şey sonunda O'na varacaktır).

Şaban Piriş

Eğer onlara yeryüzünde imkan ve güç verirsek, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler, kötülüğü yasaklarlar. İşlerin sonu Allaha aittir.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlar o kişilerdir ki eğer kendilerini yeryüzünde imkan ve güç sahibi yapsak namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler, kötülükten alıkoyarlar. Tüm iş ve oluşlar Allah'a varır.

Edip-Layth-Martha

Those whom if We allow them authority in the land, they hold the contact prayer, and they contribute towards betterment, and deter from evil. To God is the conclusion of all matters.

Muhammad Asad

[well aware of] those who, [even] if We firmly establish them on earth, remain constant in prayer, and give in charity, and enjoin the doing of what is right and forbid the doing of what is wrong; but with God rests the final outcome of all events.

Rashad Khalifa

They are those who, if we appointed them as rulers on earth, they would establish the Contact Prayers (Salat) and the obligatory charity (Zakat), and would advocate righteousness and forbid evil. GOD is the ultimate ruler.,

The Monotheist Group

Those whom, if We allow them to have authority in the land, they hold the contact prayer, and they contribute towards purification, and they prohibit vice. And to God is the conclusion of all matters.