Nur Sûresi35. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (48 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | الله | — | Allahu | Allah | Allah |
| 2 | نور | ن و رNVR | nūru | nurudur | (is the) Light |
| 3 | السماوات | س م وSMV | s-semāvāti | göklerin | (of) the heavens |
| 4 | والأرض | ا ر ضERŽ | vel'erDi | ve yerin | and the earth. |
| 5 | مثل | م ث لMS̃L | meṧelu | benzer | (The) example |
| 6 | نوره | ن و رNVR | nūrihi | O'nun nuru | (of) His Light |
| 7 | كمشكاة | ش ك وŞKV | kemişkātin | bir kandile | (is) like a niche |
| 8 | فيها | — | fīhā | içinde bulunan | in it |
| 9 | مصباح | ص ب حṦBḪ | miSbāHun | lamba | "(is) a lamp;" |
| 10 | المصباح | ص ب حṦBḪ | l-miSbāHu | lamba | the lamp |
| 11 | في | — | fī | içerisindedir | (is) in |
| 12 | زجاجة | ز ج جZCC | zucācetin | cam | a glass, |
| 13 | الزجاجة | ز ج جZCC | z-zucācetu | cam | the glass |
| 14 | كأنها | — | keennehā | sanki (gibidir) | as if it were |
| 15 | كوكب | ك و ك بKVKB | kevkebun | bir yıldız | a star |
| 16 | دري | د ر رD̃RR | durriyyun | inciden | brilliant |
| 17 | يوقد | و ق دVGD̃ | yūḳadu | yakılır | (which) is lit |
| 18 | من | — | min | -ndan | from |
| 19 | شجرة | ش ج رŞCR | şeceratin | bir ağacı(nın yağı)- | a tree |
| 20 | مباركة | ب ر كBRK | mubāraketin | mübarek | blessed - |
| 21 | زيتونة | ز ي تZYT | zeytūnetin | zeytin | an olive, |
| 22 | لا | — | lā | ne | not |
| 23 | شرقية | ش ر قŞRG | şerḳiyyetin | doğudan | (of the) east |
| 24 | ولا | — | ve lā | ve ne de | and not |
| 25 | غربية | غ ر بĞRB | ğarbiyyetin | batıdan | (of the) west, |
| 26 | يكاد | ك و دKVD̃ | yekādu | öyle ki neredeyse | would almost |
| 27 | زيتها | ز ي تZYT | zeytuhā | onun yağı | its oil |
| 28 | يضيء | ض و اŽVE | yuDī'u | ışık verir | glow, |
| 29 | ولو | — | velev | ve eğer | even if |
| 30 | لم | — | lem | not | |
| 31 | تمسسه | م س سMSS | temseshu | değmese (bile) | touched it |
| 32 | نار | ن و رNVR | nārun | ateş | fire. |
| 33 | نور | ن و رNVR | nūrun | nur | Light |
| 34 | على | — | ǎlā | üstüne | upon |
| 35 | نور | ن و رNVR | nūrin | nur | Light. |
| 36 | يهدي | ه د يHD̃Y | yehdī | hidayet eder | Allah guides |
| 37 | الله | — | llahu | Allah | Allah guides |
| 38 | لنوره | ن و رNVR | linūrihi | nuruna | to His Light |
| 39 | من | — | men | kimseyi | whom |
| 40 | يشاء | ش ي اŞYE | yeşā'u | dilediği | He wills. |
| 41 | ويضرب | ض ر بŽRB | ve yeDribu | misaller verir | And Allah sets forth |
| 42 | الله | — | llahu | Allah | And Allah sets forth |
| 43 | الأمثال | م ث لMS̃L | l-emṧāle | benzetmelerle | the examples |
| 44 | للناس | ن و سNVS | linnāsi | insanlara | for the mankind. |
| 45 | والله | — | vallahu | ve Allah | And Allah |
| 46 | بكل | ك ل لKLL | bikulli | her | of every |
| 47 | شيء | ش ي اŞYE | şey'in | şeyi | thing |
| 48 | عليم | ع ل مALM | ǎlīmun | bilir | (is) All-Knower. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
الله نور السموت والارض مثل نوره كمشكوة فيها مصباح المصباح فى زجاجة الزجاجة كانها كوكب درى يوقد من شجرة مبركة زيتونة لا شرقية ولا غربية يكاد زيتها يضىء ولو لم تمسسه نار نور على نور يهدى الله لنوره من يشاء ويضرب الله الامثل للناس والله بكل شىء عليم
Arapça (Harekeli)
اللَّهُ نُورُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ مَثَلُ نُورِهِ كَمِشْكَاةٍ فِيهَا مِصْبَاحٌ الْمِصْبَاحُ فِي زُجَاجَةٍ الزُّجَاجَةُ كَأَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّيٌّ يُوقَدُ مِن شَجَرَةٍ مُّبَارَكَةٍ زَيْتُونَةٍ لَّا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍ يَكَادُ زَيْتُهَا يُضِيءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌ نُّورٌ عَلَى نُورٍ يَهْدِي اللَّهُ لِنُورِهِ مَن يَشَاءُ وَيَضْرِبُ اللَّهُ الْأَمْثَالَ لِلنَّاسِ وَاللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
Transliterasyon
Allâhu nûrus semâvâti vel ard|ı|, meselu nûrihî ke mişkâtin fîhâ mısbâh(mısbâhun), el mısbâhu fî zucâceh(zucâcetin), ez zucâcetu ke ennehâ kevkebun durrîyyun, yûkadu min şeceratin mubâraketin zeytûnetin lâ şarkîyetin ve lâ garbiyyetin, yekâdu zeytuhâ yudîu ve lev lem temseshu nâr(nârun), nûrun alâ nûr(nûrin), yehdîllâhu li nûrihî men yeşâu, ve yadribullâhul emsâle lin nâs|i|, vallâhu bi kulli şey’in alîm(alîmun).
Transliteration (Eng.)
All<span class="u">a</span>hu nooru a<span class="b">l</span>ssam<span class="u">a</span>w<span class="u">a</span>tiwa<span class="b">a</span>l-ar<span class="u">d</span>i mathalu noorihi kamishk<span class="u">a</span>tin feeh<span class="u">a</span>mi<span class="u">s</span>b<span class="u">ah</span>un almi<span class="u">s</span>b<span class="u">ah</span>u fee zuj<span class="u">a</span>jatina<span class="b">l</span>zzuj<span class="u">a</span>jatu kaannah<span class="u">a</span> kawkabun durriyyunyooqadu min shajaratin mub<span class="u">a</span>rakatin zaytoonatin l<span class="u">a</span>sharqiyyatin wal<span class="u">a</span> gharbiyyatin yak<span class="u">a</span>du zaytuh<span class="u">a</span>yu<span class="u">d</span>ee-o walaw lam tamsas-hu n<span class="u">a</span>run noorun AAal<span class="u">a</span>noorin yahdee All<span class="u">a</span>hu linoorihi man yash<span class="u">a</span>o waya<span class="u">d</span>ribuAll<span class="u">a</span>hu al-amth<span class="u">a</span>la li<span class="b">l</span>nn<span class="u">a</span>si wa<span class="b">A</span>ll<span class="u">a</span>hubikulli shay-in AAaleem<span class="b">un</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Allah ışığıdır göklerin ve yeryüzünün. Işığının örneği, kandil konan bir yere benzer, orada bir kandil var, kandil, bir sırça içinde, sırça da parıl parıl parlayan bir yıldız sanki; doğuda da olmayan, batıda da olmayan kutlu zeytin ağacından yakılmış; ateş dokunmadan da yağı, hemen ışık verecek; nûr üstüne nûr. Allah, doğru yolu gösterir nûruyla dilediğine ve Allah, örnekler getirir insanlara ve Allah, her şeyi bilir.
Ali Bulaç
Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu Kendi nuruna yöneltip-iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, herşeyi bilendir.
Bayraktar Bayraklı
Allah, göklerin ve yerin nûrudur. O'nun nûru, içinde kandil bulunan bir oyuğa/lambaya benzer. Kandil, bir cam içerisindedir. Cam, sanki inciden bir yıldızdır. Ne doğuya ne batıya ait olan mübarek bir zeytin ağacının yağından yakılır. Öyle ki, ateş değmese de neredeyse yağı ışık verir. O, nûr üstüne nûrdur. Allah dileyen kimseyi nûruna iletir. Allah, insanlara örnekler verir. Allah, her şeyi bilir.
Diyanet İşleri
Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. O lamba kristal bir fanus içindedir; o fanus da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya da, batıya da nisbet edilemeyen mübarek bir ağaçtan, yani zeytinden (çıkan yağdan) tutuşturulur. Onun yağı, neredeyse, kendisine ateş değmese dahi ışık verir. (Bu,) nur üstüne nurdur. Allah dilediği kimseyi nuruna eriştirir. Allah insanlara (işte böyle) temsiller getirir. Allah her şeyi bilir.*
Edip Yüksel
ALLAH göklerin ve yerin ışığıdır. Işığının örneği şuna benzer: İçinde lamba bulunan bir oyuk… Lamba bir cam kap içindedir. O cam kap ise, inci gibi (parlak ve yuvarlak) bir gezegen gibidir. Yakıtı, ne batıya ne de doğuya bağıntısı olmayan, zeytinyağı üreten bereketli bir ağaçtandır. Yağı, neredeyse ateş değmeden aydınlık verir. Işık üzerine ışıktır. ALLAH dileyeni/dilediğini ışığına ulaştırır. İşte ALLAH halka böyle örnekler verir. ALLAH her şeyi bilir.*
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah, göklerin ve yerin nurudur (aydınlatıcısıdır). O'nun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandil gibidir. O lamba bir billur içindedir; o billur da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nisbet edilemeyen mübarek bir ağaçtan çıkan yağdan tutuşturulur. (Bu öyle bir ağaç ki) yağı, nerdeyse, kendisine ateş değmese bile ışık verir. (Bu ışık) nur üstüne nurdur. Allah dilediği kimseyi nuruyla hidayete iletir. Allah insanlara (işte böyle) misal verir; Allah her şeyi bilir.
Erhan Aktaş
Allah, göklerin ve yeryüzünün aydınlığıdır*. O’nun aydınlığı, içinde ışık bulunan kandil yuvası gibidir. O kandil, bir fanus içindedir. O fanus, inciden bir yıldız gibidir. Doğuya da batıya da ait olmayan mübarek bir ağacın yağından yakılır. Onun yağı neredeyse kendisine ateş dokunmasa bile ışık verir. Aydınlık üstüne aydınlıktır. Allah, dileyen kimseyi aydınlığına iletir. Allah, insanlara örnekler verir. Allah, her şeyi bütün ayrıntılarıyla bilendir.
Hakkı Yılmaz
Allah, gökleri ve yeryüzünü; evreni aydınlatan tek zattır, başkasının aydınlatması mümkün değildir. O'nun nûrunun; Kur’an’ın örneği, içinde kandil bulunan bir kandil yuvası gibidir; o kandil, bir cam içindedir; o cam, sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya, batıya nisbet edilemeyen; dünyanın her yerinde var olan bereketli bir zeytin ağacındandır. –O ağacın yağı, neredeyse kendisine ateş dokunmasa bile ışık verir.– Nûr üstüne nûrdur. Allah, dileyen kimseyi nûruna kılavuzluk eder. Allah, insanlar için örnekler verir ve Allah, her şeyi en iyi bilendir.
Muhammed Esed
Allah göklerin ve yerin nûrudur. O'nun nûru içinde kandil bulunan bir oyuk(tan yayılan ışığa) benzer. O kandil ki sırça fânûs içindedir; o fânûs ki, inci (gibi parıldayan) bir yıldızdır sanki! Ve o kandilin yakıtı, ne doğuda ne de batıda eşine rastlanmayan mübarek bir zeytin ağacından alınmaktadır. Ve o ağacın yağı (öyle arı-duru, öyle parlak ki) neredeyse ateş değmeden de ışık verecek: Nûr üstüne nûr! Allah, (erişmek isteyeni) nûruna eriştirir; işte (bunun içindir ki) Allah insanlara örnekler vermektedir; çünkü her şeyi bütün boyutlarıyla (yalnızca) Allah bilir.
Mustafa İslamoğlu
Allah göklerin ve yerin nuru(nun kaynağı)dır. O'nun nurunun sembolü, içinde kandil bulunan bir ışık mahalli gibidir. O kandil kristal bir fanus içindedir. Öyle bir fanus ki, sanki inci gibi (parıldayan) bir gezegen. O kandil, doğuya da batıya da ait olmayan mübarek bir zeytin ağacından elde edilmiş bir yakıtla tutuşturulur. Öyle ışıltılı bir yağ ki, neredeyse ateş değmeden bile ışık saçacak: nur üstüne nurdur! Allah, isteyeni nurunun (peşine takarak) doğru yola iletmeyi diler. İşte Allah insanlara böyle misaller vermektedir: zira her şeyi en ince ayrıntısına kadar bilen yalnızca Allah'tır.
Suat Yıldırım
Allah göklerin ve yerin nûrudur. O'nun nûrunun misali, tıpkı içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. Lamba bir sırça (cam) içinde, o sırça da sanki parlayan incimsi bir yıldız! Bu lamba, ne yalnız doğuya, ne de yalnız batıya mensup olmayan kutlu, pek bereketli bir zeytin ağacından tutuşturulur. Bu öyle bereketli bir ağaç ki, nerdeyse ateş değmeden de yağ ışık verir. Işığı pırıl pırıldır. Allah dilediği kimseyi nûruna iletir, gerçeği anlamaları için insanlara böyle temsiller getirir. Allah her şeyi bilir. [4, 174; 39, 22; 57, 28; 6, 122; 57, 19] {KM, II Samuel 22, 29; I Yuhanna 1, 5; Yuhanna 8, 12}*
Süleyman Ateş
Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nuru, içinde lamba bulunan bir kandile benzer. Lamba cam içerisindedir. Cam, sanki inciden bir yıldız. Ne doğuya ve ne batıya mensub olmayan mübarek bir zeytin ağacı(nın yağı)ndan yakılır. (Öyle mübarek bir ağaç) Ki, neredeyse ateş değmese de yağı ışık verir. Işığı parıl, parıldır. Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah insanlara misaller verir. Allah her şeyi bilir.*
Şaban Piriş
Allah göklerin ve yerin aydınlatıcısıdır. Onun aydınlatmasının örneği, içinde ışık bulunan bir kandil yuvası gibidir. O ışık bir cam içindedir. Cam sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır. Doğuya da batıya da ait olmayan mübarek zeytin ağacından yakılır. Ona ateş değmese bile neredeyse yağı ışık verecek. Nur üstüne nur! Allah dilediği kimseyi nuruna yöneltir. Allah, bu örnekleri insanlar için veriyor. Allah, her şeyi hakkıyla biliyor.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah, göklerin ve yerin Nur'udur. Onun nurunun örneği, içinde çerağ bulunan bir kandile benzer. Kandil, bir sırça içerisindedir. Sırça, inciden bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nispeti olmayan bereketli bir zeytin ağacından yakılır. Bu ağacın yağı, neredeyse ateş dokunmasa bile ışık saçar. Nur üzerinde nurdur o. Allah, dilediğini kendi nuruna kılavuzlar. Allah insanlara örnekler verir. Allah herşeyi bilmektedir.
Edip-Layth-Martha
God is the Light of the heavens and the earth. The example of His light is like a concave mirror within a lamp, the lamp is within a glass, the glass is like a radiant planet, which is lit from a blessed olive tree that is neither of the east nor of the west, its oil nearly radiates light even if not touched by fire. Light upon light. God guides to His light those whom He pleases. God sets forth parables for mankind; God is aware of all things.*
Muhammad Asad
God is the Light of the heavens and the earth. The parable of His light is, as it were,* that of a niche containing a lamp; the lamp is [enclosed] in glass, the glass [shining] like a radiant star:* [a lamp] lit from a blessed tree - an olive-tree that is neither of the east nor of the west* the oil whereof [is so bright that it] would well-nigh give light [of itself] even though fire had not touched it: light upon light!* God guides unto His light him that wills [to be guided];* and [to this end] God propounds parables unto men, since God [alone] has full knowledge of all things.*
Rashad Khalifa
GOD is the light of the heavens and the earth. The allegory of His light is that of a concave mirror behind a lamp that is placed inside a glass container. The glass container is like a bright, pearl-like star. The fuel thereof is supplied from a blessed oil-producing tree, that is neither eastern, nor western. Its oil is almost self-radiating; needs no fire to ignite it. Light upon light. GOD guides to His light whoever wills (to be guided). GOD thus cites the parables for the people. GOD is fully aware of all things.,
The Monotheist Group
God is the Light of the heavens and the earth. The example of His light is like a niche within which there is a lamp, the lamp is encased in a glass, the glass is like a radiant planet, which is lit from a blessed olive tree that is neither of the east nor of the west, its oil nearly gives off light even if not touched by fire. Light upon light, God guides to His light whom He pleases. And God sets forth examples for the people, and God is aware of all things.