Ankebut Sûresi18. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (13 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وإن | — | ve in | ve eğer | And if |
| 2 | تكذبوا | ك ذ بKZ̃B | tukeƶƶibū | yalanlarsanız | you deny |
| 3 | فقد | — | feḳad | elbette | then verily, |
| 4 | كذب | ك ذ بKZ̃B | keƶƶebe | yalanlamışlardı | denied |
| 5 | أمم | ا م مEMM | umemun | ümmetler de | (the) nations |
| 6 | من | — | min | before you. | |
| 7 | قبلكم | ق ب لGBL | ḳablikum | sizden önceki | before you. |
| 8 | وما | — | ve mā | ve yoktur | And not |
| 9 | على | — | ǎlā | düşen | (is) on |
| 10 | الرسول | ر س لRSL | r-rasūli | elçiye | the Messenger |
| 11 | إلا | — | illā | başka bir şey | except |
| 12 | البلاغ | ب ل غBLĞ | l-belāğu | tebliğ etmekten | the conveyance |
| 13 | المبين | ب ي نBYN | l-mubīnu | açıkça | "clear.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وان تكذبوا فقد كذب امم من قبلكم وما على الرسول الا البلغ المبين
Arapça (Harekeli)
وَإِن تُكَذِّبُوا فَقَدْ كَذَّبَ أُمَمٌ مِّن قَبْلِكُمْ وَمَا عَلَى الرَّسُولِ إِلَّا الْبَلَاغُ الْمُبِينُ
Transliterasyon
Ve in tukezzibû fe kad kezzebe umemun min kablikum, ve mâ aler resûli illel belâgul mubîn|u|.
Transliteration (Eng.)
Wa-in tuka<span class="u">thth</span>iboo faqad ka<span class="u">thth</span>abaomamun min qablikum wam<span class="u">a</span> AAal<span class="u">a</span> a<span class="b">l</span>rrasooliill<span class="u">a</span> albal<span class="u">a</span>ghu almubeen<span class="b">u</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve yalanlarsanız sizden önceki ümmetler de yalanlamıştı ve Peygambere düşen iş, ancak apaçık tebliğden ibâret.
Ali Bulaç
"Eğer yalanlarsanız, sizden önceki ümmetler de (elçilerin çağrısını) yalanlamışlardır. Elçiye düşen ise, yalnızca açık bir tebliğdir."
Bayraktar Bayraklı
Eğer yalanlarsanız, biliniz ki sizden önce de nice toplumlar peygamberlerini yalanlamışlardı. Peygamberin üzerinde, apaçık tebliğden başka bir görev yoktur.
Diyanet İşleri
Eğer (size tebliğ edileni) yalan sayarsanız, bilin ki sizden önceki birçok milletler de (kendilerine tebliğ edileni) yalan saymışlardır. Peygamber'e düşen, yalnız açık bir tebliğdir.
Edip Yüksel
Yalanlarsanız, sizden önceki toplumlar da yalanlamışlardı. Elçinin görevi ancak açıkça bildirmektir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Eğer (size tebliğ edileni) yalan sayarsanız, bilin ki sizden önceki birçok milletler de yalan saymışlardı. Peygambere düşen yalnız açık bir tebliğdir.
Erhan Aktaş
Eğer yalanlarsanız, şunu bilin ki, sizden öncekiler de yalanlamışlardı. Rasullere düşen de açıkça çağrı yapmaktan başka bir şey değildir.
Hakkı Yılmaz
Ve eğer siz yalanlarsanız bilin ki, sizden önceki birtakım ümmetler de yalanlamıştı. Elçi'ye düşen de apaçık tebliğden başka bir şey değildir.*
Muhammed Esed
"Ve Eğer (beni) yalanlarsanız (bilin ki, başka) toplumlar da sizden önce (Allah'ın peygamberlerini) yalanladılar: Bir elçiye düşen, sadece (kendisine emanet edilen) mesajı dosdoğru bir şekilde iletmektir."
Mustafa İslamoğlu
"Ama eğer yalanlarsanız, iyi bilin ki sizden önceki toplumlar da yalanlamışlardı: zaten elçiye düşen de (ilahi mesajı) bütün açıklığıyla iletmekten başkası değildir."
Suat Yıldırım
“Şayet siz beni yalancı sayarsanız, sizden önceki birtakım ümmetler de resullerini yalancı saymıştı. Elçinin görevi imana zorlamak değil, sadece açıkça tebliğ etmektir. ”
Süleyman Ateş
Eğer yalanlarsanız, sizden önceki ümmetler de yalanlamışlardı. Elçiye düşen, yalnız açıkça duyurmaktıır.
Şaban Piriş
Eğer yalanlarsanız, sizden önceki toplumlar da yalanlamışlardı. Peygamberin görevi apaçık duyurudan başka bir şey değildir.
Yaşar Nuri Öztürk
"Eğer yalanlarsanız bilin ki, sizden önceki ümmetler de yalanlamıştı. Resule düşen, açık bir tebliğden başka şey değildir."
Edip-Layth-Martha
"If you reject, then nations before you have also rejected." The messenger is only required to deliver clearly.
Muhammad Asad
And if you give [me] the lie - well, [other] communities have given the lie [to Gods prophets] before your time: but no more is an apostle bound to do than clearly deliver the message [entrusted to him]."
Rashad Khalifa
If you disbelieve, generations before you have also disbelieved. The sole function of the messenger is to deliver (the message).,
The Monotheist Group
"And if you disbelieve, then nations before you have also disbelieved." The messenger is only required to deliver clearly.