Ankebut Sûresi52. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (19 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | قل | ق و لGVL | ḳul | de ki | Say, |
| 2 | كفى | ك ف يKFY | kefā | yeter | """Sufficient is" |
| 3 | بالله | — | billahi | Allah | Allah |
| 4 | بيني | ب ي نBYN | beynī | benimle | between me |
| 5 | وبينكم | ب ي نBYN | ve beynekum | sizin aranızda | and between you |
| 6 | شهيدا | ش ه دŞHD̃ | şehīden | şahid olarak | (as) a Witness. |
| 7 | يعلم | ع ل مALM | yeǎ'lemu | O bilir | He knows |
| 8 | ما | — | mā | olanları | what |
| 9 | في | — | fī | (is) in | |
| 10 | السماوات | س م وSMV | s-semāvāti | göklerde | the heavens |
| 11 | والأرض | ا ر ضERŽ | vel'erDi | ve yerde | and the earth. |
| 12 | والذين | — | velleƶīne | ve | And those who |
| 13 | آمنوا | ا م نEMN | āmenū | inananlar | believe |
| 14 | بالباطل | ب ط لBŦL | bil-bāTili | batıla | in [the] falsehood |
| 15 | وكفروا | ك ف رKFR | ve keferū | ve inkar edenler | and disbelieve |
| 16 | بالله | — | billahi | Allah'ı | in Allah, |
| 17 | أولئك | — | ulāike | işte | those, |
| 18 | هم | — | humu | onlardır | they |
| 19 | الخاسرون | خ س رḢSR | l-ḣāsirūne | ziyana uğrayanlar | "(are) the losers.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
قل كفى بالله بينى وبينكم شهيدا يعلم ما فى السموت والارض والذين ءامنوا بالبطل وكفروا بالله اولئك هم الخسرون
Arapça (Harekeli)
قُلْ كَفَى بِاللَّهِ بَيْنِي وَبَيْنَكُمْ شَهِيدًا يَعْلَمُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَالَّذِينَ آمَنُوا بِالْبَاطِلِ وَكَفَرُوا بِاللَّهِ أُولَئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ
Transliterasyon
Kul kefâ billâhi beynî ve beynekum şehîdâ(şehîden), ya’lemu mâ fîs semâvâti vel ard|ı|, vellezîne âmenû bil bâtılı ve keferû billâhi ulâike humul hâsirûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Qul kaf<span class="u">a</span> bi<span class="b">A</span>ll<span class="u">a</span>hibaynee wabaynakum shaheedan yaAAlamu m<span class="u">a</span> fee a<span class="b">l</span>ssam<span class="u">a</span>w<span class="u">a</span>tiwa<span class="b">a</span>l-ar<span class="u">d</span>i wa<span class="b">a</span>lla<span class="u">th</span>eena <span class="u">a</span>manoobi<span class="b">a</span>lb<span class="u">at</span>ili wakafaroo bi<span class="b">A</span>ll<span class="u">a</span>hi ol<span class="u">a</span>-ikahumu alkh<span class="u">a</span>siroon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
De ki: Aramda ve aranızda tanık olarak Allah yeter; bilir ne varsa göklerde ve yeryüzünde ve bâtıla inanıp Allah'a kâfir olanlara gelince: Onlardır ziyan edenlerin ta kendileri.
Ali Bulaç
De ki: "Benimle sizin aranızda şahid olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanı bilir. Batıla inanan ve Allah'ı inkar edenler ise, işte onlar hüsrana uğrayanlardır."
Bayraktar Bayraklı
De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Bâtıla inanıp Allah'ı inkâr edenler var ya, işte ziyana uğrayacaklar onlardır.”
Diyanet İşleri
De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Batıla inanıp Allah'ı inkâr edenler (var ya), işte ziyana uğrayacaklar onlardır.
Edip Yüksel
De ki: "Benimle sizin aranızda tanık olarak ALLAH yeter. Göklerde ve yerde ne varsa bilir. Yanlışı gerçek diye onaylayıp, ALLAH'ı onaylamayanlar, asıl zarara uğrayanlardır."
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Batıla inanıp inkâr edenler var ya, işte ziyana uğrayacaklar onlardır.
Erhan Aktaş
De ki: “Benimle sizin aranızda tanık olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir.” Batıla inananlar ve Allah’ı yalanlayan kimseler, işte onlar hüsranda olanlardır.
Hakkı Yılmaz
De ki: “Benimle sizin aranızda şâhit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olan şeyleri bilir. Bâtıla inanan ve Allah'ı bilerek reddeden/ inanmayan kimseler, işte onlar, zarara/ kayba uğrayıp acı çekenlerin ta kendileridir.
Muhammed Esed
(İman etmeyecek olanlara) De ki: "Benim ile sizin aranızda şahit olarak Allah yeter! O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. Geçersiz ve uydurma şeylere inananlara ve bu suretle Allah'ı inkara şartlanmış olanlara gelince; işte ziyanda olanlar onlardır!"
Mustafa İslamoğlu
(Onlara) de ki: "Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter; O göklerde ve yerde olan her şeyi bilir; yine (bilir) ki: Batıl inançlara saplanan ve Allah'a nankörlük eden kimseler hüsrana uğrayacak olanların ta kendisidirler."
Suat Yıldırım
De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. Gerçek ortada iken, batıla iman edip Allah'ı inkâr edenler, işte asıl ziyana ve hüsrana uğrayanlar onlar olacaktır. ” [69, 44 - 47]
Süleyman Ateş
De ki: "Benimle sizin aranızda şahid olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir. Batıla inanıp Allah'a karşı nankörlük edenler, işte ziyana uğrayacaklar onlardır."
Şaban Piriş
De ki:-Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanı bilir. Batıla inananlar ve Allahı tanımayanlar ise, işte onlar, hüsrana uğrayacak olanlardır.
Yaşar Nuri Öztürk
De ki: "Sizinle benim aramda tanık olarak Allah yeter. Göklerde ne var, yerde ne var biliyor O. Batıla iman edip Allah'ı inkar edenlere gelince, işte onlar hüsrana uğramışların ta kendileridir."
Edip-Layth-Martha
Say, "God is enough as a witness between me and you. He knows what is in the heavens and the earth. As for those who acknowledge falsehood and reject God, they are the losers."
Muhammad Asad
Say [unto those who will not believe]: God is witness enough between me and you! He knows all that is in the heavens and on earth; and they who are bent on believing in what is false and vain, and thus on denying God - it is they, they who shall be the losers!"
Rashad Khalifa
Say, "GOD suffices as a witness between me and you. He knows everything in the heavens and the earth. Surely, those who believe in falsehood and disbelieve in GOD are the real losers.",
The Monotheist Group
Say: "God is enough as a witness between me and you. He knows what is in the heavens and the earth. As for those who believe in falsehood and reject God, they are the losers."