Lokman Sûresi32. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (22 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وإذا | — | ve iƶā | ve zaman | And when |
| 2 | غشيهم | غ ش وĞŞV | ğaşiyehum | onları sardığı | covers them |
| 3 | موج | م و جMVC | mevcun | dalga(lar) | a wave |
| 4 | كالظلل | ظ ل لƵLL | kāZZuleli | gölgeler gibi | like canopies, |
| 5 | دعوا | د ع وD̃AV | deǎvu | yalvarırlar | they call |
| 6 | الله | — | llahe | Allah'a | Allah, |
| 7 | مخلصين | خ ل صḢLṦ | muḣliSīne | yalnız has kılarak | (being) sincere |
| 8 | له | — | lehu | O'na | to Him |
| 9 | الدين | د ي نD̃YN | d-dīne | dini | (in) religion. |
| 10 | فلما | — | felemmā | fakat o zaman | But when |
| 11 | نجاهم | ن ج وNCV | neccāhum | onları kurtarınca | He delivers them |
| 12 | إلى | — | ilā | to | |
| 13 | البر | ب ر رBRR | l-berri | karaya çıkarıp | the land |
| 14 | فمنهم | — | feminhum | içlerinden bir kısmı | then among them |
| 15 | مقتصد | ق ص دGṦD̃ | muḳteSidun | orta yolu tutar | (some are) moderate. |
| 16 | وما | — | ve mā | zaten | And not |
| 17 | يجحد | ج ح دCḪD̃ | yecHadu | inkar etmez | deny |
| 18 | بآياتنا | ا ي يEYY | biāyātinā | bizim ayetlerimizi | Our Signs |
| 19 | إلا | — | illā | başkası | except |
| 20 | كل | ك ل لKLL | kullu | her | every |
| 21 | ختار | خ ت رḢTR | ḣattārin | gaddarlardan | traitor |
| 22 | كفور | ك ف رKFR | kefūrin | inkarcıdan | ungrateful. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
واذا غشيهم موج كالظلل دعوا الله مخلصين له الدين فلما نجىهم الى البر فمنهم مقتصد وما يجحد بايتنا الا كل ختار كفور
Arapça (Harekeli)
وَإِذَا غَشِيَهُم مَّوْجٌ كَالظُّلَلِ دَعَوُا اللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ فَلَمَّا نَجَّاهُمْ إِلَى الْبَرِّ فَمِنْهُم مُّقْتَصِدٌ وَمَا يَجْحَدُ بِآيَاتِنَا إِلَّا كُلُّ خَتَّارٍ كَفُورٍ
Transliterasyon
Ve izâ gaşiyehum mevcun kez zuleli deavûllâhe muhlisîne lehud dîn|e|, fe lemmâ neccâhum ilel berri fe minhum muktesıd(muktesidun), ve mâ yechadu bi âyâtinâ illâ kullu hattârin kefûr(kefûrin).
Transliteration (Eng.)
Wa-i<span class="u">tha</span> ghashiyahum mawjun ka<span class="b">al</span><span class="i"><span class="u">thth</span></span>ulalidaAAawoo All<span class="u">a</span>ha mukhli<span class="u">s</span>eena lahu a<span class="b">l</span>ddeenafalamm<span class="u">a</span> najj<span class="u">a</span>hum il<span class="u">a</span> albarri faminhum muqta<span class="u">s</span>idunwam<span class="u">a</span> yaj<span class="u">h</span>adu bi-<span class="u">a</span>y<span class="u">a</span>tin<span class="u">a</span> ill<span class="u">a</span>kullu khatt<span class="u">a</span>rin kafoor<span class="b">in</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Onları, gölgeler yapan, dağlar gibi dalgalar sardı mı dîni, yalnız ona âit bilerek ve özlerini yalnız ona bağlayarak Allah'ı çağırırlar; onları kurtarınca içlerinde aşırı gitmeyen, geri kalmayan ve vaadine vefâ eden kişiler bulunur ve zâten de ahdine hiç vefâ etmeyen nankör kişilerden başkası bile bile inkâr etmez delillerimizi.
Ali Bulaç
Onları kara gölgeler gibi dalgalar sarıverdiği zaman, dini yalnızca O'na 'halis kılan gönülden bağlılar' olarak Allah'a yalvarıp yakarırlar (dua ederler). Böylece onları karaya çıkarıp-kurtarınca, artık onlardan bir kısmı orta yolu tutuyor. Bizim ayetlerimizi gaddar, nankör olandan başkası inkar etmez.
Bayraktar Bayraklı
Dağlar gibi dalgalar kendilerini kuşattığında, içten inanarak Allah'a yalvarırlar. Ama Allah, onları kurtarıp karaya çıkarınca, onlardan bir kısmı sözünde durur. Âyetlerimizi nankörlerden başkası inkâr etmez.
Diyanet İşleri
Dağlar gibi dalgalar onları kuşattığı zaman, dini tamamen Allah'a has kılarak (ihlasla) O'na yalvarırlar. Allah onları karaya çıkararak kurtardığı vakit içlerinden bir kısmı orta yolu tutar. Zaten bizim ayetlerimizi, ancak nankör hainler bilerek inkâr eder.*
Edip Yüksel
Onları koca dalgalar sardığında, dini sadece ALLAH'a has kılarak O'na yalvarmaya başlarlar. Onları karaya çıkarıp kurtardığımız zaman bir kısmı orta bir yol tutar. Hain nankörlerden başkası ayetlerimizi reddetmez.
Elmalılı Hamdi Yazır
Onları kara bulutlar gibi bir dalga sardığı zaman, dini yalnız kendisine has kılarak Allah'a yalvarırlar. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise içlerinden doğru giden de bulunur. Bizim âyetlerimizi öyle nankör gaddarlardan başkası inkâr etmez.
Erhan Aktaş
Ve karanlık gölgeler gibi dalgalar onları sardığı zaman, dini O’na has kılarak Allah’a yalvarırlar. Ama onları karaya çıkarıp kurtardığı zaman, onlardan bir kısmı gerçek doğru yolu tutar. Ve Bizim ayetlerimizi ancak, tam hain ve tam nankör olanlardan başkası bile bile yalanlamaz.
Hakkı Yılmaz
Ve gölgeler gibi bir dalga onları bürüdüğünde, O'nun için dini arındırarak Allah'a yalvarırlar. Ama ne zaman ki karaya çıkararak kurtardı, onlardan bir kısmı orta yolu tutar [iman ile Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddetme arasında bir yol tutar, ikili oynar]. Ve bizim âyetlerimizi ancak, tam hain ve tam nankör olan kimseler bile bile inkâr eder.
Muhammed Esed
Nitekim, dalgalar onları (ölümün) gölgeleri gibi kuşattığında, (o anda) bütün içtenlikleriyle yalnız ve sadece Allah'a bağlanarak O'na sığınırlar: fakat Allah onları sağ salim kıyıya ulaştırdığında da bir kısmı yolun ortasında (inanmak ile inkar etmek arasında) kalıverirler. Ama hiç kimse, haince bir nankörlüğe kapılmadıkça mesajlarımızı bile bile reddetmez.
Mustafa İslamoğlu
Derken, dalgalar onları zifiri gölgeler gibi kuşattığında, yalnız O'na yönelerek başlarlar Allah'a yalvarıp yakarmaya; fakat onları sağ salim karaya çıkarır çıkarmaz, onlardan kimileri ortada kalarak (inanmakla inanmamak arasında) bocalar durur: zaten ayetlerimizi, habis kafirlerden başkası bile bile inkar etmez.
Suat Yıldırım
Denizde iken onları dağlar gibi dalgalar kapladığında, bütün kalpleriyle yalnız Allah'a yalvarırlar. Fakat O, onları kurtarıp karaya çıkarınca bir kısmı işi gevşetir, imanla inkâr arasında ortada kalır. Bizim âyetlerimizi gaddar ve nankör olandan başkası inkâr etmez. [17, 67; 29, 65; 35, 32]
Süleyman Ateş
(Denizde) onları, gölgeler gibi dalga(lar) sardığı zaman, dini yalnız kendisine has kılarak Allah'a yalvarırlar. Fakat O, onları kurtarıp karaya çıkarınca içlerinden bir kısmı iktisad eder (Allah'a yönelmeyi kısar, gevşetir); zaten bizim ayetlerimizi (öyle) nankör gaddarlardan başkası inkar etmez.*
Şaban Piriş
Onları dağlar gibi dalgalar sardığı zaman, dini tamamen Allaha tahsis ederek Ona dua ederler. Ama kurtulup, karaya ayak bastıklarında, içlerinden bazısı orta yolu tutar. Ayetlerimizi gaddar ve nankör olanlardan başkası bile bile inkar etmez.
Yaşar Nuri Öztürk
Kara bulutlar gibi dalga kendilerini kuşattığı zaman; Allah'a, dini O'na özgüleyerek yalvarırlar. Fakat onları karaya çıkarıp kurtarınca, içlerinden sadece bir kısmı doğru yolu tutar. Bizim ayetlerimize ancak gaddar nankörler karşı çıkarlar.
Edip-Layth-Martha
When waves surround them like mountains, they call on God, sincerely devoting the system to Him. But when He saves them to the shore, some of them revert. None discard Our signs except those who are betrayers, ingrates.
Muhammad Asad
For [thus it is with most men:] when the waves engulf them like shadows [of death], they call unto God, sincere [at that moment] in their faith in Him alone: but as soon as He has brought them safe ashore, some of them stop half-way [between belief and unbelief]* Yet none could knowingly reject Our messages unless he be utterly perfidious, ingrate.
Rashad Khalifa
When violent waves surround them, they implore GOD, sincerely devoting their prayers to Him alone. But as soon as He saves them to the shore, some of them revert. None discards our revelations except those who are betrayers, unappreciative.,
The Monotheist Group
And when waves surround them like mountains, they call on God, sincerely devoting the system to Him. But when He saves them to the shore, some of them return. None discard Our signs except those who are betrayers, rejecters.