Ahzab Sûresi58. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (12 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | والذين | — | velleƶīne | And those who | |
| 2 | يؤذون | ا ذ يEZ̃Y | yu'ƶūne | incitenler | harm |
| 3 | المؤمنين | ا م نEMN | l-mu'minīne | mü'min erkekleri | the believing men |
| 4 | والمؤمنات | ا م نEMN | velmu'mināti | ve mü'min kadınları | and the believing women |
| 5 | بغير | غ ي رĞYR | biğayri | dışındaki | for other than |
| 6 | ما | — | mā | bir şeyle | what |
| 7 | اكتسبوا | ك س بKSB | ktesebū | yaptıklarının | they have earned, |
| 8 | فقد | — | feḳadi | elbette | then certainly, |
| 9 | احتملوا | ح م لḪML | Htemelū | yüklenmişlerdir | they bear |
| 10 | بهتانا | ب ه تBHT | buhtānen | bir iftira | false accusation |
| 11 | وإثما | ا ث مES̃M | ve iṧmen | ve bir günah | and sin |
| 12 | مبينا | ب ي نBYN | mubīnen | açık | manifest. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
والذين يوذون المومنين والمومنت بغير ما اكتسبوا فقد احتملوا بهتنا واثما مبينا
Arapça (Harekeli)
وَالَّذِينَ يُؤْذُونَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ بِغَيْرِ مَا اكْتَسَبُوا فَقَدِ احْتَمَلُوا بُهْتَانًا وَإِثْمًا مُّبِينًا
Transliterasyon
Vellezîne yu’zûnel mu’minîne vel mu’minâti bi gayri mektesebû fe kadihtemelû buhtânen ve ismen mubînâ(mubînen).
Transliteration (Eng.)
Wa<span class="b">a</span>lla<span class="u">th</span>eena yu/<span class="u">th</span>oonaalmu/mineena wa<span class="b">a</span>lmu/min<span class="u">a</span>ti bighayri m<span class="u">a</span>iktasaboo faqadi i<span class="u">h</span>tamaloo buht<span class="u">a</span>nan wa-ithmanmubeen<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Kadın ve erkek, inananlara, yapmadıkları suçlar yüzünden eziyet edenler, pek büyük bir yalan ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.
Ali Bulaç
Mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara irtikab etmedikleri (bir suç) sebebiyle eziyet edenler ise, gerçekten bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir.
Bayraktar Bayraklı
İnanan erkek ve kadınları, yapmadıkları bir şeyden dolayı incitenler, şüphesiz iğrenç bir iftira ve günah yüklenmiş olurlar.
Diyanet İşleri
Mümin erkeklere ve mümin kadınlara, yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler, şüphesiz bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.
Edip Yüksel
Gerçeği onaylayan erkeklere ve kadınlara, haksız yere hakaret edenler, bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Mümin erkeklere ve mümin kadınlara yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler de bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir.
Erhan Aktaş
Mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara yapmadıkları bir şey nedeniyle eziyet eden kimseler, bu durumda iftira ve apaçık günah yüklenmiş oldular.
Hakkı Yılmaz
Mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara yapmadıkları bir şey sebebiyle eziyet eden kimseler de kesinlikle, artık bir iftira ve apaçık bir vebal yüklenmişlerdir.
Muhammed Esed
Mümin erkekleri ve mümin kadınları yapmadıkları bir fiilden dolayı suçlayanlara gelince, onlar iftira atma suçu işlemiş ve böylece açık bir günaha girmiş olurlar.
Mustafa İslamoğlu
Bir de, mü'min erkekler ve kadınları işlemedikleri şeylerle suçlayarak eza edenler var: İşte bunu yapanlar, iftira atmış ve apaçık bir suç işlemiş olurlar.
Suat Yıldırım
Mümin erkek ve mümin kadınlara haksız yere, kötü söz ve hareketleriyle eziyet edenler, bir iftira ve aşikâr bir günah yüklenmişlerdir.
Süleyman Ateş
Mü'min erkekleri ve mü'min kadınları yapmadıkları bir şeyle (suçlayıp) incitenler bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir.
Şaban Piriş
Mümin erkek ve kadınlara suçsuz yere eziyet edenler de bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.
Yaşar Nuri Öztürk
Mümin erkeklerle mümin kadınları, yapmadıkları bir şeyden dolayı rahatsız edenler, bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir.
Edip-Layth-Martha
Those who harm the acknowledging men and the acknowledging women, with no just reason, they have brought upon themselves a slander and a gross sin.
Muhammad Asad
And as for those who malign believing men and believing women without their having done any wrong - they surely burden themselves with the guilt of calumny, and [thus] with a flagrant sin!
Rashad Khalifa
Those who persecute the believing men and the believing women, who did not do anything wrong, have committed not only a falsehood, but also a gross sin.,
The Monotheist Group
And those who harm the believing males and the believing females, with no just reason, they have brought upon themselves a slander and a gross sin.