Sebe Sûresi23. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (22 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ولا | — | ve lā | ve | And not |
| 2 | تنفع | ن ف عNFA | tenfeǔ | fayda vermez | benefits |
| 3 | الشفاعة | ش ف عŞFA | ş-şefāǎtu | şefa'ati | the intercession |
| 4 | عنده | ع ن دAND̃ | ǐndehu | O'nun huzurunda | with Him |
| 5 | إلا | — | illā | başkasının | except |
| 6 | لمن | — | limen | kimselerden | for (one) whom |
| 7 | أذن | ا ذ نEZ̃N | eƶine | izin verdiği | He permits |
| 8 | له | — | lehu | O'nun | for him. |
| 9 | حتى | — | Hattā | nihayet | Until |
| 10 | إذا | — | iƶā | ne zaman ki | when |
| 11 | فزع | ف ز عFZA | fuzziǎ | korku giderildi | fear is removed |
| 12 | عن | — | ǎn | -nden | on |
| 13 | قلوبهم | ق ل بGLB | ḳulūbihim | onların yürekleri- | their hearts, |
| 14 | قالوا | ق و لGVL | ḳālū | derler ki | they will say, |
| 15 | ماذا | — | māƶā | ne? | """What is that -" |
| 16 | قال | ق و لGVL | ḳāle | buyurdu | "your Lord has said?""" |
| 17 | ربكم | ر ب بRBB | rabbukum | Rabbiniz | "your Lord has said?""" |
| 18 | قالوا | ق و لGVL | ḳālū | derler | They will say, |
| 19 | الحق | ح ق قḪGG | l-Haḳḳa | hakkı | """The truth.""" |
| 20 | وهو | — | ve huve | ve O | And He |
| 21 | العلي | ع ل وALV | l-ǎliyyu | yücedir | (is) the Most High, |
| 22 | الكبير | ك ب رKBR | l-kebīru | büyüktür | the Most Great. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ولا تنفع الشفعة عنده الا لمن اذن له حتى اذا فزع عن قلوبهم قالوا ماذا قال ربكم قالوا الحق وهو العلى الكبير
Arapça (Harekeli)
وَلَا تَنفَعُ الشَّفَاعَةُ عِندَهُ إِلَّا لِمَنْ أَذِنَ لَهُ حَتَّى إِذَا فُزِّعَ عَن قُلُوبِهِمْ قَالُوا مَاذَا قَالَ رَبُّكُمْ قَالُوا الْحَقَّ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْكَبِيرُ
Transliterasyon
Ve lâ tenfeuş şefâatu indehû illâ li men ezine leh|u|, hattâ izâ fuzzia an kulûbihim kâlû mâzâ kâle rabbukum, kâlûl hakk|a|, ve huvel aliyyul kebîr|u|.
Transliteration (Eng.)
Wal<span class="u">a</span> tanfaAAu a<span class="b">l</span>shshaf<span class="u">a</span>AAatuAAindahu ill<span class="u">a</span> liman a<span class="u">th</span>ina lahu <span class="u">h</span>att<span class="u">a</span>i<span class="u">tha</span> fuzziAAa AAan quloobihim q<span class="u">a</span>loo m<span class="u">atha</span> q<span class="u">a</span>larabbukum q<span class="u">a</span>loo al<span class="u">h</span>aqqa wahuwa alAAaliyyu alkabeer<span class="b">u</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Katında, izin vermediğinin şefâati kabûl edilmez; sonunda, yüreklerindeki korku giderilince Rabbiniz ne dedi derler, onlar da derler ki: Gerçek söz dedi ve odur pek yüce ve pek büyük.
Ali Bulaç
O'nun Katında izin verdiğinin dışında (hiç kimsenin) şefaati yarar sağlamaz. En sonunda kalplerinden korku giderilince (birbirlerine:) "Rabbiniz ne buyurdu?" derler, "Hak olanı" derler. O, çok Yücedir, çok büyüktür.
Bayraktar Bayraklı
Allah'ın huzurunda, kendisinin izin verdiği kimselerden başkasının şefaati fayda vermez. Nihayet onların kalplerinden korku giderilince, “Rabbiniz ne buyurdu?” derler. “Hakkı buyurdu” dediler. Allah, yücedir; büyüktür.
Diyanet İşleri
Allah'ın huzurunda, kendisinin izin verdiği kimselerden başkasının şefaati fayda vermez. Nihayet onların yüreklerinden korku giderilince: Rabbiniz ne buyurdu? derler. Onlar da: Hak olanı buyurdu, derler. O, yücedir, büyüktür.*
Edip Yüksel
O'nun katında şefaat yarar sağlamaz; ancak izin verdiği hariç. Nihayet, yüreklerindeki korkuları giderilince, "Rabbiniz ne dedi?" derler. "Gerçeği söyledi" derler. O En Yücedir, En Büyüktür.*
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah'ın huzurunda şefaat da fayda vermez. Ancak izin verdiği kimseninki müstesna. Nihayet kalblerinden dehşet giderildiği zaman "Rabbiniz ne buyurdu?" derler. (Şefaat sahipleri de): "Hakkı söyledi" derler. O, her şeyden yüksek ve büyüktür.
Erhan Aktaş
O’nun yanında şefaat, yalnızca izin verdiği kimseye fayda verir.* Kalplerindeki korku giderilince: “Rabb’imiz ne buyurdu?” derler. “Gerçeği.” derler. Ve O, Çok Yüce’dir, Çok Büyük’tür.
Hakkı Yılmaz
O'nun nezdinde yardım, destek, iltimas,* sadece O'nun izin verdiği kimseye yararı olur. Sonunda kalplerinden dehşet giderildiği zaman: “Rabbiniz ne dedi?” derler. Onlar: “Hakkı” derler. Ve O, çok yücedir, çok büyüktür.
Muhammed Esed
Allah katında, kendisinin izin verdikleri dışında hiç kimsenin şefaati fayda vermez: kalplerinden (Son Saat'in) korkusu atılınca onlar, (o yeniden dirilenler, birbirlerine dönüp) soracaklar: "Rabbiniz (sizin için) neye karar verdi?" Ötekiler, "Doğru ve hak edilmiş olana; O, yücedir ve büyüktür!" diye cevap verecekler.
Mustafa İslamoğlu
O'nun nezdinde, kendisi lehine izin verdikleri dışında hiç kimse için şefaat fayda vermez: nihayet (kıyametin) dehşeti (ödül tevdi edeceklerin) kalplerinden giderilince (ödüllendirilenler) soracaklar: "Rabbiniz sizin hakkınızda ne buyurdu?" Berikiler "Hak neyse onu: zaten mükemmel olan da, büyük olan da sadece O'dur" diyeceklerdir.
Suat Yıldırım
Allah'ın huzurunda, O'nun izin verdiğinden başkasının şefaati fayda vermez. Nihayet o kıyamet saati dehşetinden duydukları korku gelince: O dirilenler birbirlerine “Rabbimiz neye hükmetti? ” diye sorarlar. Ötekiler: “Hak ve adalet neyi gerektiriyorsa o hükmü verdi. ” derler. “O, yüceler Yücesi, büyükler Büyüğüdür. ” [2, 255; 53, 26; 21, 28]
Süleyman Ateş
O'nun huzurunda, O'nun izin verdiği kimselerden başkasının şefa'ati fayda vermez. Nihayet onların yüreklerinden korku giderilince (birbirlerine): "Rabbiniz ne buyurdu?" derler. "Hakkı (buyurdu)" derler. O, yücedir, büyüktür.
Şaban Piriş
Katında izin verdiği kimseden başkasının şefaati fayda vermez. Sonunda yüreklerindeki korku giderilince:-Rabbiniz ne dedi? dediler.-Gerçeği, diye cevap verdiler. Yüce ve büyük Odur.
Yaşar Nuri Öztürk
O'nun katında, bizzat kendisinin izin verdiği kimseden başkasının şefaatı yarar sağlamaz. Sonunda, kalplerinden korku giderilince: "Rabbimiz ne dedi?" derler. "Hakkı söyledi, O'dur Aliyy, O'dur Kebir."
Edip-Layth-Martha
Nor will intercession be of any help with Him, except for whom He has already given leave. Until when the terror has subsided from their hearts, they ask: "What did your Lord say?" They will say, "The truth!" He is the Most High, the Great.*
Muhammad Asad
And, before Him, intercession can be of no avail [to any] save one in whose case He may have granted leave [there for]:* so much so that when the terror [of the Last Hour] is lifted from their hearts, they [who have been resurrected] will ask [one an­other], What has your Sustainer decreed [for you]?" - [to which] the others will answer, Whatever is true and deserved - for He alone is exalted, great!"*
Rashad Khalifa
Intercession with Him will be in vain, unless it coincides with His will. When their minds are finally settled down, and they ask, "What did your Lord say," they will say, "The truth." He is the Most High, the Most Great.,
The Monotheist Group
"Nor will intercession be of any help with Him, except for whom He has already given leave." Until when the fear has subsided from their hearts, they ask: "What did your Lord say?" They will say: "The truth!" And He is the Most High, the Great.