Sebe Sûresi3. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (32 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وقال | ق و لGVL | veḳāle | ve dediler ki | But say |
| 2 | الذين | — | elleƶīne | kimseler | those who |
| 3 | كفروا | ك ف رKFR | keferū | inkar eden(ler) | disbelieve, |
| 4 | لا | — | lā | """Not" | |
| 5 | تأتينا | ا ت يETY | te'tīnā | bize gelmez | will come to us |
| 6 | الساعة | س و عSVA | s-sāǎtu | sa'at | "the Hour.""" |
| 7 | قل | ق و لGVL | ḳul | de ki | Say, |
| 8 | بلى | — | belā | hayır | """Nay," |
| 9 | وربي | ر ب بRBB | verabbī | Rabbim hakkı için | by my Lord |
| 10 | لتأتينكم | ا ت يETY | lete'tiyennekum | o mutlaka size gelecektir | surely it will come to you. |
| 11 | عالم | ع ل مALM | ǎālimi | bilen | (He is the) Knower |
| 12 | الغيب | غ ي بĞYB | l-ğaybi | gaybı | "(of) the unseen.""" |
| 13 | لا | — | lā | Not | |
| 14 | يعزب | ع ز بAZB | yeǎ'zubu | gizli kalmaz | escapes |
| 15 | عنه | — | ǎnhu | O'ndan | from Him |
| 16 | مثقال | ث ق لS̃GL | miṧḳālu | ağırlığınca | (the) weight |
| 17 | ذرة | ذ ر رZ̃RR | ƶerratin | zerre | (of) an atom |
| 18 | في | — | fī | olan | in |
| 19 | السماوات | س م وSMV | s-semāvāti | göklerde | the heavens |
| 20 | ولا | — | ve lā | ne de | and not |
| 21 | في | — | fī | olan | in |
| 22 | الأرض | ا ر ضERŽ | l-erDi | yerde | the earth |
| 23 | ولا | — | ve lā | ve yoktur | and not |
| 24 | أصغر | ص غ رṦĞR | eSğaru | küçük | smaller |
| 25 | من | — | min | than | |
| 26 | ذلك | — | ƶālike | bundan | that |
| 27 | ولا | — | ve lā | ve yoktur | and not |
| 28 | أكبر | ك ب رKBR | ekberu | büyük | greater, |
| 29 | إلا | — | illā | ki olmasın | but |
| 30 | في | — | fī | (is) in | |
| 31 | كتاب | ك ت بKTB | kitābin | bir Kitapta | a Record |
| 32 | مبين | ب ي نBYN | mubīnin | apaçık | Clear. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وقال الذين كفروا لا تاتينا الساعة قل بلى وربى لتاتينكم علم الغيب لا يعزب عنه مثقال ذرة فى السموت ولا فى الارض ولا اصغر من ذلك ولا اكبر الا فى كتب مبين
Arapça (Harekeli)
وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لَا تَأْتِينَا السَّاعَةُ قُلْ بَلَى وَرَبِّي لَتَأْتِيَنَّكُمْ عَالِمِ الْغَيْبِ لَا يَعْزُبُ عَنْهُ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ فِي السَّمَاوَاتِ وَلَا فِي الْأَرْضِ وَلَا أَصْغَرُ مِن ذَلِكَ وَلَا أَكْبَرُ إِلَّا فِي كِتَابٍ مُّبِينٍ
Transliterasyon
Ve kâlellezîne keferû lâ te’tînes sâah(sâatu), kul belâ ve rabbî le te’tiyennekum âlimil gayb|i|, lâ ya’zubu anhu miskâlu zerretin fîs semâvâti ve lâ fîl ardı ve lâ asgaru min zâlike ve lâ ekberu illâ fî kitâbin mubîn(mubînin).
Transliteration (Eng.)
Waq<span class="u">a</span>la alla<span class="u">th</span>eena kafaroo l<span class="u">a</span>ta/teen<span class="u">a</span> a<span class="b">l</span>ss<span class="u">a</span>AAatu qul bal<span class="u">a</span> warabbeelata/tiyannakum AA<span class="u">a</span>limi alghaybi l<span class="u">a</span> yaAAzubu AAanhumithq<span class="u">a</span>lu <span class="u">th</span>arratin fee a<span class="b">l</span>ssam<span class="u">a</span>w<span class="u">a</span>tiwal<span class="u">a</span> fee al-ar<span class="u">d</span>i wal<span class="u">a</span> a<span class="u">s</span>gharu min <span class="u">tha</span>likawal<span class="u">a</span> akbaru ill<span class="u">a</span> fee kit<span class="u">a</span>bin mubeen<span class="b">in</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Kâfir olanlar dediler ki: Kıyâmet kopmayacak; de ki: Hayır, gizli şeyleri bilen Rabbime andolsun ki kopacak kıyâmet başınıza; zerre kadar bir şey bile gizli kalmaz ondan; göklerde olsun, yeryüzünde bulunsun, bundan da küçük olsun, bundan da büyük olsun, hepsi de apaçık kitaptadır.
Ali Bulaç
İnkar edenler, dediler ki: "Kıyamet-saati bize gelmez." De ki: "Hayır, gaybı bilen Rabbime andolsun, o muhakkak size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca hiçbir şey O'ndan uzak (saklı) kalmaz. Bundan daha küçük olanı da, daha büyük olanı da, istisnasız, mutlaka apaçık bir kitapta (yazılı)dır."
Bayraktar Bayraklı
İnkâr edenler, “Kıyamet bize gelmeyecek” dediler. De ki: “Hayır! Gaybı bilen Rabbim hakkı için, kıyamet mutlaka size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre ölçüsünde bir şey O'ndan gizli kalamaz. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de şüphesiz apaçık bir kitaptadır.”
Diyanet İşleri
İnkarcılar: Kıyamet bize gelmeyecek, dediler. De ki: Hayır! Gaybı bilen Rabbim hakkı için o, mutlaka size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile O'ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de şüphesiz, apaçık kitaptadır (yazılıdır).
Edip Yüksel
İnkarcılar, "O an, hiçbir vakit gerçekleşmeyecek" dediler. De ki: "Kesinlikle, Rabbime andolsun size gelecektir. O, geleceği Bilendir. Göklerde ve yerde bir atom ağırlığı O'ndan gizli kalmaz. İster ondan küçük olsun, yahut büyük olsun… Hepsi apaçık bir kitaptadır."
Elmalılı Hamdi Yazır
İnkâr edenler: "Bize o kıyamet saati gelmez." dediler. De ki: "Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbim hakkı için kıyamet size mutlaka gelecektir. O'nun ilminden göklerde ve yerde zerre kadar bir şey kaçmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa, hepsi muhakkak açık bir kitaptadır."
Erhan Aktaş
Gerçeği yalanlayan nankörler: “Bize o Sa’at* gelmeyecek.” dediler. De ki: “Bilakis! Gaybı bilen Rabb’ime ant olsun ki, o kesinlikle size gelecektir. Göklerde olsun, yerde olsun zerre kadar da olsa hiçbir şey O’ndan gizli kalmaz. En küçüğünden en büyüğüne kadar her şey Kitab-ı Mubin’dedir.*
Hakkı Yılmaz
(3,4)Ve kâfirler; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddeden o kimseler: “Bize o kıyâmetin kopuş anı gelmeyecektir” dediler. De ki: “Evet, gelecektir. Görülmeyeni, duyulmayanı, sezilmeyeni, geçmişi, geleceği bilen Rabbime andolsun ki iman eden ve düzeltmeye yönelik işler yapan o kimselere –ki işte onlar kendileri için bir bağışlanma ve hatırı sayılır bir rızık olanlardır– karşılıklarını vermek için size kesinlikle gelecektir. O'ndan göklerde ve yerde zerre ağırlığı bir şey kaçmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa, hepsi kesinlikle açık bir kitaptadır.”
Muhammed Esed
Ama hakikati inkara şartlanmış olanlar, "Kıyamet Saati bizi asla bulmaz!" diye düşünürler. De ki: "Hayır, insan kavrayışının ötesindeki her şeyi bilen Rabbimin hakkı için o mutlaka sizi bulacaktır!" Göklerde ve yerde zerre kadar bir şey bile O'nun bilgisinden kaçamaz; ve bundan daha küçük veya daha büyük bir şey yoktur ki (O'nun) apaçık fermanında yer almasın;
Mustafa İslamoğlu
Ama küfürde direnenler "(Kıyamet) Saati asla gelip bizi bulmayacak!" dediler. De ki: "Hayır, Rabbime andolsun ki o mutlaka gelip sizi bulacaktar!" O, idraki aşan hakikatleri bilendir. Göklerde ve yerde zerre kadar bir şey bile O'nun bilgisinden kaçıp kurtulamaz: İster bundan daha küçük olsun, ister daha büyük; bütün bunlar kesin ve net bir yazılım ve yasayla kayıt altına alınmıştır.
Suat Yıldırım
Kâfirler: “Başımıza gelecek kıyamet (dirilme ve duruşma) diye bir şey yok! ” diye iddia ettiler. De ki: “Hayır! Rabbim hakkı için o gelecektir! O gaybları bilen öyle bir Zattır ki O'nun ilminden göklerde ve yerde zerre miktarı birşey bile kaçamaz. ”Zerreden daha küçük ve daha büyük hiç bir şey yoktur ki her şeyi açıklayan kitapta (levh-i mahfuzda) bulunmasın. [7, 187; 20, 15; 10, 53; 64, 7]
Süleyman Ateş
İnkar edenler: "O Sa'at bize gelmez," dediler. De ki: "Hayır, gaybı bilen Rabbim hakkı için o, mutlaka size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca bir şey, O'ndan gizli kalmaz. Ne bundan küçük, ne de bundan büyük hiçbir şey yoktur ki apaçık bir Kitapta bulunmasın.
Şaban Piriş
İnkar edenler:-Kıyamet bize gelmeyecek, dediler. De ki:-Hayır, Rabbime yemin ederim ki, o size mutlaka gelecektir. Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile gaybı bilenden gizli kalmaz. Bundan daha küçük veya daha büyük birşey yoktur ki apaçık bir kitapta bulunmasın.
Yaşar Nuri Öztürk
Küfre sapanlar şöyle dediler: "Kıyamet saati bize gelmez." De ki: "Hayır, öyle değil! Gaybı bilen Rabbime andolsun ki, o size mutlaka ve mutlaka gelecektir. Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile Rabbimden gizli kalmaz. Zerreden daha küçük veya daha büyük hiçbir şey istisna olmamak üzere, herşey apaçık bir Kitap'ta belirlenmiştir;
Edip-Layth-Martha
Those who rejected said, "the moment will not come upon us!" Say, "Yes, by my Lord, it will come to you." He is the Knower of the unseen, not even an atom's weight or less than that or greater can be hidden from Him, be it in the heavens or the earth. All are in a clear record.
Muhammad Asad
And yet, they who are bent on denying the truth assert, Never will the Last Hour come upon us!"* Say: Nay, by my Sustainer! By Him who knows all that is beyond the reach of a created being's perception: it will most certainly come upon you!" Not an atom's weight [of whatever there is] in the heavens or on earth escapes His knowledge; and neither is there anything smaller than that, or larger, but is recorded in [His] clear decree,
Rashad Khalifa
Those who disbelieve have said, "The Hour will never come to pass!" Say, "Absolutely - by my Lord - it will most certainly come to you. He is the Knower of the future. Not even the equivalent of an atom's weight is hidden from Him, be it in the heavens or the earth. Not even smaller than that, or larger (is hidden). All are in a profound record.",
The Monotheist Group
And those who rejected said: "The Hour will not come to us!" Say: "Yes, by my Lord, it will come to you." He is the Knower of the unseen; not even the weight of an atom or less than that or greater can be hidden from Him, be it in the heavens or the earth. All are in a clear record.