Fatır Sûresi12. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (28 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1وماve māve olmazAnd not
2يستويس و يSVYyestevīeşitare alike
3البحرانب ح رBḪRl-beHrāniiki denizthe two seas.
4هذاhāƶāşuThis
5عذبع ذ بAZ̃Bǎƶbuntatlıdır(is) fresh,
6فراتف ر تFRTfurātunsusuzluğu kesersweet,
7سائغس و غSVĞsāiğun(boğazdan) kayarpleasant
8شرابهش ر بŞRBşerābuhuiçimiits drink,
9وهذاve hāƶāşu daand this
10ملحم ل حMLḪmilHuntuzludursalty
11أجاجا ج جECCucācunacıdır(and) bitter.
12ومنve minveAnd from
13كلك ل لKLLkullinhepsindeneach
14تأكلونا ك لEKLte'kulūneyersinizyou eat
15لحمال ح مLḪMleHmenetmeat
16طرياط ر وŦRVTariyyentazefresh
17وتستخرجونخ ر جḢRCve testeḣricūneve çıkarırsınızand you extract
18حليةح ل يḪLYHilyetensüsornaments
19تلبسونهال ب سLBStelbesūnehātakındığınızyou wear them,
20وترىر ا يREYve terāve görürsünand you see
21الفلكف ل كFLKl-fulkegemilerinthe ships
22فيهfīhioradain it,
23مواخرم خ رMḢRmevāḣira(denizi) yarıp gittiğinicleaving,
24لتبتغواب غ يBĞYlitebteğūpayınızı aramanız içinso that you may seek
25منmin-ndanof
26فضلهف ض لFŽLfeDlihilutfu-His Bounty,
27ولعلكمveleǎllekumve umulur kiand that you may
28تشكرونش ك رŞKRteşkurūneşükredersinizbe grateful.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

وما يستوى البحران هذا عذب فرات سائغ شرابه وهذا ملح اجاج ومن كل تاكلون لحما طريا وتستخرجون حلية تلبسونها وترى الفلك فيه مواخر لتبتغوا من فضله ولعلكم تشكرون

Arapça (Harekeli)

وَمَا يَسْتَوِي الْبَحْرَانِ هَذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ سَائِغٌ شَرَابُهُ وَهَذَا مِلْحٌ أُجَاجٌ وَمِن كُلٍّ تَأْكُلُونَ لَحْمًا طَرِيًّا وَتَسْتَخْرِجُونَ حِلْيَةً تَلْبَسُونَهَا وَتَرَى الْفُلْكَ فِيهِ مَوَاخِرَ لِتَبْتَغُوا مِن فَضْلِهِ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Transliterasyon

Ve mâ yestevîl bahrâni hâzâ azbun furâtun sâigun şerâbuhu ve hâzâ milhun ucâc(ucâcun), ve min kullin te’kulûne lahmen tariyyen ve testahricûne hilyeten telbesûnehâ, ve terel fulke fîhi mevâhire li tebtegû min fadlihî ve leallekum teşkurûn|e|.

Transliteration (Eng.)

Wam<span class="u">a</span> yastawee alba<span class="u">h</span>r<span class="u">a</span>nih<span class="u">atha</span> AAa<span class="u">th</span>bun fur<span class="u">a</span>tun s<span class="u">a</span>-ighun shar<span class="u">a</span>buhuwah<span class="u">atha</span> mil<span class="u">h</span>un oj<span class="u">a</span>jun wamin kullinta/kuloona la<span class="u">h</span>man <span class="u">t</span>ariyyan watastakhrijoona <span class="u">h</span>ilyatantalbasoonah<span class="u">a</span> watar<span class="u">a</span> alfulka feehi maw<span class="u">a</span>khiralitabtaghoo min fa<span class="u">d</span>lihi walaAAallakum tashkuroon<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve iki deniz, bir ve eşit olamaz; şu, tatlı ve içilecek sudur, içilince kandırır adamı, boğazdan kolaycacık ve iyi bir sûrette kayıp gider; buysa tuzludur, acıdır ve hepsinden de terütaze balıklar çıkarır, yersiniz ve takıp süsleneceğiniz ziynet eşyâsı çıkarırsınız ve görürsün ki, lütuf ve ihsânını arayıp bulmanız ve şükretmeniz için hepsinde de, suları yara yara gemiler gitmede.

Ali Bulaç

İki deniz bir değildir. Şu, tatlı, susuzluğu keser ve içimi kolay; şu da, tuzlu ve acıdır. Ancak her birinden taze et yersiniz ve takınmakta olduğunuz süs eşyalarını çıkarırsınız. O'nun fazlından aramanız ve umulur ki şükretmeniz için gemilerin onda (denizde) suları yara yara akıp gittiğini görürsün.

Bayraktar Bayraklı

İki deniz bir değildir. Birisi son derece tatlı, içimi kolay, diğeri ise son derece tuzlu ve acıdır. Her birinden taze et yersiniz; takınacağınız takılar çıkarırsınız. Allah'ın lütfundan rızkınızı aramanız için orada suyu yararak giden gemileri görürsünüz. Umulur ki şükredersiniz.

Diyanet İşleri

İki deniz birbirine eşit olmaz. Bu tatlıdır, susuzluğu keser, içilmesi kolaydır. Şu da tuzludur, acıdır (boğazı yakar). Hepsinden de taze et (balık) yersiniz ve giyeceğiniz süs eşyası çıkarırsınız. Allah'ın lütfundan (nasibinizi) arayıp da şükretmeniz için gemilerin, denizi yarıp gittiğini görürsün.*

Edip Yüksel

İki deniz birbirine eşit değildir. Bu taze ve tatlı olup içimi yumuşaktır, şu ise tuzlu ve acıdır. Hepsinden taze et yersiniz ve takınacağınız mücevherleri çıkarırsınız. O'nun lütfunu arayan gemilerin onu yararak aktığını görürsün. Belki artık şükredersiniz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem iki deniz eşit olmuyor. Şu tatlı, hararet keser, içerken (boğazdan) kayar; şu da tuzlu, yakar kavurur. Bununla beraber her birinden taze bir et yersiniz ve bir ziynet çıkarır, giyinirsiniz. Allah'ın lütfundan nasib arayasınız diye suyu yara yara giden gemileri de görürsün. Gerek ki şükredeceksiniz.

Erhan Aktaş

İki deniz bir değildir. Biri lezzetlidir, tatlıdır. Susuzluğu gideren içimi rahat olandır. Diğeri tuzlu ve acıdır. Her ikisinden de taze et* yersiniz. Ve her ikisinden de kullandığınız süs eşyası çıkarırsınız. O’nun lütfundan rızık aramanız için, onu yararak giden gemileri görürsün. Umulur ki şükredersiniz.

Hakkı Yılmaz

İki deniz de eşit olmuyor; şu tatlıdır, hararet keser ve içerken kayar; şu da tuzludur, yakar kavurur. Her birinden de taze bir et yersiniz ve giyeceğiniz bir süs çıkarırsınız. O'nun armağanlarından hakkınız olanı arayasınız ve kendinize verilen nimetlerin karşılığını ödersiniz diye onda suyu yara yara giden gemileri de görürsün.

Muhammed Esed

(O'nun için benzerlik ve farklılık yaratmak da kolaydır:) o halde, (yeryüzündeki) iki büyük su kütlesi aynı olamaz; birisi tatlı, susuzluğu giderici, içimi güzel iken ötekisi tuzlu ve acıdır: Fakat her ikisinden de taze et yersiniz ve (ikisinden de) süs takıları çıkarırsınız; ikisinin de üzerinde Allah'ın lütfundan nasibinizi aramanızı ve böylece şükredenlerden olmanızı sağlayan gemilerin dalgaları yararak ilerlediklerini görürsün.

Mustafa İslamoğlu

Dahası (O'nun benzerler arasında farklılıklar yaratması da zor değildir): İki büyük su kütlesi (bile) aynı olmayabilir: şu biri tatlı, susuzluğu giderici, içimi kolay; o biri tuzlu, acı. Ne ki her birinden hem taze balık eti yersiniz, hem de takı olarak kullundığınız süs eşyaları çıkarırsınız. Bir de (Allah'ın) lütfundan nasibinizi aramanız ve şükretmeniz için, onun bağrında gemilerin dalgaları yararak yol aldıklarını görürsün(üz).

Suat Yıldırım

(Allah sınırsız miktarda birbirinden farklı varlıkları yaratabilir. Bu cümleden olarak) iki denizin suyu bir olmaz: şu tatlı, içimi âfiyetli, boğazdan kayıverir; o ise tuzlu, acıdır. Bununla beraber her iki denizden de taptaze et yersiniz ve takındığınız inci gibi süs eşyası çıkarırsınız. Allah'ın lütfundan nasip arayıp bulmak için gemilerin suları yardığını, denizlerde devamlı dolaştıklarını görürsün. Umulur ki bütün bu nimetlere şükredersiniz. [55, 22-23]

Süleyman Ateş

İki deniz bir olmaz: Şu tatlıdır, susuzluğu keser, içimi (boğazdan) kayar; şu da tuzlu, acıdır. Hepsinden de taze et yersiniz ve takındığınız (inci, sedef gibi) süs (eşyası) çıkarırsınız. (Allah'ın) Lutfundan payınızı arayıp şükretmeniz için gemilerin, denizi yarıp gittiğini görürsün.*

Şaban Piriş

İki deniz eşit değildir. Biri tatlıdır, susuzluğu giderir ve içimi kolaydır; diğeri tuzlu ve acıdır. Hepsinden de taze et yersiniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarırsınız. Gemilerin suları yarıp gittiğini görürsün. Bunlar, Onun verdiği nimetleri aramanız ve Ona şükretmeniz içindir.

Yaşar Nuri Öztürk

İki deniz birbirine eşit olmaz. Bu tatlıdır, susuzluğu giderir, içimi hoş ve rahattır; şu tuzludur, acıdır. Ama hepsinden de taze et yersiniz; giyip takınacağınız bir süs çıkarırsınız. Allah'ın lütfundan nasip aramanız ve şükredebilmeniz için, gemilerin denizi yara yara gittiğini görürsün.

Edip-Layth-Martha

Nor are the two seas the same. One is fresh and palatable, good to drink, while the other is salty and bitter. From each of them you eat tender meat, and you extract jewelry to wear. You see the ships sailing through them, seeking His provisions; and perhaps you may be appreciative.

Muhammad Asad

[Easy is it for Him to create likeness and variety:]* thus, the two great bodies of water [on earth] are not alike* the one sweet, thirst-allaying, pleasant to drink, and the other salty and bitter: and yet, from either of them do you eat fresh meat, and [from either] you take gems which you may wear; and on either thou canst see ships ploughing through the waves, so that you might [be able to] go forth in quest of some of His bounty, and thus have cause to be grateful.

Rashad Khalifa

The two seas are not the same; one is fresh and delicious, while the other is salty and undrinkable. From each of them you eat tender meat, and extract jewelry to wear. And you see the ships sailing through them, seeking His provisions, that you may be appreciative.*,

The Monotheist Group

Nor are the two seas the same. One is fresh and palatable, good to drink, while the other is salty and bitter. And from each of them you eat tender meat, and you extract jewelry to wear. And you see the ships sailing through them, seeking His provisions; and perhaps you may be thankful.