Fatır Sûresi32. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (21 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ثم | — | ṧumme | sonra | Then |
| 2 | أورثنا | و ر ثVRS̃ | evraṧnā | miras verdik | We caused to inherit |
| 3 | الكتاب | ك ت بKTB | l-kitābe | Kitabı | the Book |
| 4 | الذين | — | elleƶīne | those whom | |
| 5 | اصطفينا | ص ف وṦFV | STafeynā | seçtiklerimize | We have chosen |
| 6 | من | — | min | (arasın)dan | of |
| 7 | عبادنا | ع ب دABD̃ | ǐbādinā | kullarımız | "Our slaves;" |
| 8 | فمنهم | — | fe minhum | onlardan kimi | and among them |
| 9 | ظالم | ظ ل مƵLM | Zālimun | zulmedendir | (is he) who wrongs |
| 10 | لنفسه | ن ف سNFS | linefsihi | nefsine | himself, |
| 11 | ومنهم | — | ve minhum | ve kimi | and among them |
| 12 | مقتصد | ق ص دGṦD̃ | muḳteSidun | orta gidendir | (is he who is) moderate, |
| 13 | ومنهم | — | ve minhum | ve kimi de | and among them |
| 14 | سابق | س ب قSBG | sābiḳun | öne geçendir | (is he who is) foremost |
| 15 | بالخيرات | خ ي رḢYR | bil-ḣayrāti | hayırlarda | in good deeds |
| 16 | بإذن | ا ذ نEZ̃N | biiƶni | izniyle | by permission |
| 17 | الله | — | llahi | Allah'ın | (of) Allah. |
| 18 | ذلك | — | ƶālike | işte budur | That |
| 19 | هو | — | huve | O | is |
| 20 | الفضل | ف ض لFŽL | l-feDlu | lutuf | the Bounty |
| 21 | الكبير | ك ب رKBR | l-kebīru | büyük | the great. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ثم اورثنا الكتب الذين اصطفينا من عبادنا فمنهم ظالم لنفسه ومنهم مقتصد ومنهم سابق بالخيرت باذن الله ذلك هو الفضل الكبير
Arapça (Harekeli)
ثُمَّ أَوْرَثْنَا الْكِتَابَ الَّذِينَ اصْطَفَيْنَا مِنْ عِبَادِنَا فَمِنْهُمْ ظَالِمٌ لِّنَفْسِهِ وَمِنْهُم مُّقْتَصِدٌ وَمِنْهُمْ سَابِقٌ بِالْخَيْرَاتِ بِإِذْنِ اللَّهِ ذَلِكَ هُوَ الْفَضْلُ الْكَبِيرُ
Transliterasyon
Summe evresnel kitâbellezînastafeynâ min ibâdinâ, fe minhum zâlimun li nefsih|î|, ve minhum muktesid(muktesidun), ve minhum sâbikun bil hayrâti bi iznillâh|i|, zâlike huvel fadlul kebîr|u|.
Transliteration (Eng.)
Thumma awrathn<span class="u">a</span> alkit<span class="u">a</span>ba alla<span class="u">th</span>eenai<span class="u">st</span>afayn<span class="u">a</span> min AAib<span class="u">a</span>din<span class="u">a</span> faminhum <span class="i"><span class="u">th</span></span><span class="u">a</span>limunlinafsihi waminhum muqta<span class="u">s</span>idun waminhum s<span class="u">a</span>biqun bi<span class="b">a</span>lkhayr<span class="u">a</span>tibi-i<span class="u">th</span>ni All<span class="u">a</span>hi <span class="u">tha</span>lika huwa alfa<span class="u">d</span>lualkabeer<span class="b">u</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Sonra kitabı, kullarımızdan seçtiklerimize mîras bıraktık; derken onlardan nefsine zulmeden var ve onlardan mutedil hareket eden var ve onlardan, hayırlarda herkesten ileri giden var Allah izniyle; işte bu, pek büyük bir lütuf ve ihsândır.
Ali Bulaç
Sonra Kitab'ı kullarımızdan seçtiklerimize miras kıldık. Artık onlardan kimi kendi nefsine zulmeder, kimi orta bir yoldadır, kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda yarışır öne geçer. İşte bu, büyük fazlın kendisidir.
Bayraktar Bayraklı
Sonra bu kitabı kullarımızdan seçtiklerimize miras bıraktık. Onlardan bazısı kendilerine haksızlık ettiler. Bazıları orta yolu tuttular. Kimileri de hayır işlerinde Allah'ın izniyle öne geçtiler. İşte bu en büyük fazilettir.
Diyanet İşleri
Sonra Kitab'ı, kullarımız arasından seçtiklerimize verdik. Onlardan (insanlardan) kimi kendisine zulmeder, kimi ortadadır, kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda öne geçmek için yarışır. İşte büyük fazilet budur.*
Edip Yüksel
Sonra kullarımızdan seçtiklerimizi kitaba varis kıldık. Onlardan kimi kendilerine zulmedenlerdir, kimi orta yolu tutar, kimi de ALLAH'ın izniyle iyi işlerde öncüdür. İşte büyük lütuf budur.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra biz o kitabı kullarımızdan süzüp seçtiklerimize miras bıraktık. Onlardan da nefislerine zulmeden var, orta yolu tutan var, Allah'ın izniyle hayırlarda ileri geçenler var. İşte bu büyük lütuftur.
Erhan Aktaş
Sonra kullarımızdan seçtiğimiz kimselere Kitap’ı miras bıraktık. Onlardan bir kısmı kendilerine zulmederler, onlardan bir kısmı ortalama bir yol tutarlar, onardan bir kısmı da Allah’ın izniyle hayırlarda önde giderler.* İşte büyük fazilet budur.
Hakkı Yılmaz
(32,33)Sonra Biz, Kitab'ı kullarımızdan, süzüp seçtiklerimize miras bıraktık. Şimdi de onlardan bazıları kendilerine haksızlık eden, bazıları orta yolu tutan/ikili oynayan, bazıları da Allah'ın izniyle/ bilgisiyle hayırlarda önde gidenlerdir. İşte bu, büyük armağanın; Adn cennetlerinin ta kendisidir. Onlar oraya gireceklerdir. Orada altın bileziklerle ve incilerle süsleneceklerdir. Oradaki elbiseleri ipektir.
Muhammed Esed
Biz, bu ilahî vahyi kullarımızdan seçtiklerimize miras olarak bahşettik: onlardan bazısı kendilerine zulmeder; bazısı (doğru ile eğri arasında) ara yolu tercih eder, bir kısmı da Allah'ın izniyle iyilikte başı çekenlerden olur: bu (ise) en büyük fazilettir!
Mustafa İslamoğlu
Derken, bu ilahi kelamı (tebliğ işine) kullarımızdan seçtiklerimizi varis kıldık: fakat onların içerisinden kimisi kendine zulmeder, kimisi ortalama bir yol tutar, kimisi de Allah'ın izniyle her iyi şeyde öncülük eder: bu, işte budur muhteşem zafer!
Suat Yıldırım
Sonra Biz, kitabı seçtiğimiz kullarımıza miras verdik. Kullarımızdan kimi nefsine zulmeder. Kimi mûtedildir, orta yolu tutar. Kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda öne geçer. İşte büyük lütuf budur.
Süleyman Ateş
Sonra Kitabı kullarımız arasından seçtiklerimize miras verdik. Onlardan kimi nefsine zulmedendir, kimi orta gidendir, kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda öne geçendir. İşte büyük lutuf budur.
Şaban Piriş
Sonra bu kitaba, kullarımızdan seçtiğimizi mirasçı kılarız. Onlardan kendine zulmeden de olur, onu tasdik eden de. Onların arasında Allahın izniyle hayırlarda yarışanlar vardır. En büyük fazilet budur.
Yaşar Nuri Öztürk
Sonra, kullarımız arasından seçtiklerimizi Kitap'a mirasçı kıldık. İçlerinden öz nefsine zulmeden var. Allah'ın izniyle hayırlarda öne geçeni var. İşte bu, büyük lütfun ta kendisidir.
Edip-Layth-Martha
Then We inherited the book to those whom We selected from Our servants. Subsequently, some of them wronged themselves, and others upheld it partly, while others were eager to work righteousness in accordance with God's will; this is the greatest triumph.
Muhammad Asad
And so, We have bestowed this divine writ as a heritage unto such of Our servants as We chose: and among them are some who sin against themselves; and some who keep half-way [between right and wrong];* and some who, by God's leave, are fore­most in deeds of goodness: [and] this, indeed, is a merit most high!
Rashad Khalifa
We passed the scripture from generation to generation, and we allowed whomever we chose from among our servants to receive it. Subsequently, some of them wronged their souls, others upheld it only part of the time, while others were eager to work righteousness in accordance with GOD's will; this is the greatest triumph.,
The Monotheist Group
Then We inherited the Book to those whom We selected from Our servants. Subsequently, some of them wronged themselves, and others upheld it partly, while others were eager to work righteousness in accordance with the will of God; such is the great benefit.