Nisa Sûresi113. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (33 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ولولا | — | velevlā | ve olmasaydı | And if not |
| 2 | فضل | ف ض لFŽL | feDlu | lutfu | (for the) Grace |
| 3 | الله | — | llahi | Allah'ın | (of) Allah |
| 4 | عليك | — | ǎleyke | sana | upon you |
| 5 | ورحمته | ر ح مRḪM | ve raHmetuhu | ve acıması | and His Mercy - |
| 6 | لهمت | ه م مHMM | lehemmet | yeltenmişti | surely (had) resolved |
| 7 | طائفة | ط و فŦVF | Tāifetun | bir grup | a group |
| 8 | منهم | — | minhum | onlardan | of them |
| 9 | أن | — | en | to | |
| 10 | يضلوك | ض ل لŽLL | yuDillūke | seni saptırmağa | mislead you. |
| 11 | وما | — | vemā | But not | |
| 12 | يضلون | ض ل لŽLL | yuDillūne | onlar saptıramazlar | they mislead |
| 13 | إلا | — | illā | başkasını | except |
| 14 | أنفسهم | ن ف سNFS | enfusehum | kendilerinden | themselves, |
| 15 | وما | — | ve mā | and not | |
| 16 | يضرونك | ض ر رŽRR | yeDurrūneke | sana zarar veremezler | they will harm you |
| 17 | من | — | min | hiçbir | in |
| 18 | شيء | ش ي اŞYE | şey'in | şey | anything. |
| 19 | وأنزل | ن ز لNZL | ve enzele | ve indirdi | And has sent down |
| 20 | الله | — | llahu | Allah | Allah |
| 21 | عليك | — | ǎleyke | sana | to you |
| 22 | الكتاب | ك ت بKTB | l-kitābe | Kitabı | the Book |
| 23 | والحكمة | ح ك مḪKM | velHikmete | ve hikmeti | and [the] Wisdom |
| 24 | وعلمك | ع ل مALM | ve ǎllemeke | ve sana öğretti | and taught you |
| 25 | ما | — | mā | şeyleri | what |
| 26 | لم | — | lem | not | |
| 27 | تكن | ك و نKVN | tekun | olmadığın | you did |
| 28 | تعلم | ع ل مALM | teǎ'lemu | biliyor | know. |
| 29 | وكان | ك و نKVN | ve kāne | ve | And is |
| 30 | فضل | ف ض لFŽL | feDlu | lutfu | (the) Grace |
| 31 | الله | — | llahi | Allah'ın | (of) Allah |
| 32 | عليك | — | ǎleyke | sana | upon you |
| 33 | عظيما | ع ظ مAƵM | ǎZīmen | büyüktür | great. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ولولا فضل الله عليك ورحمته لهمت طائفة منهم ان يضلوك وما يضلون الا انفسهم وما يضرونك من شىء وانزل الله عليك الكتب والحكمة وعلمك ما لم تكن تعلم وكان فضل الله عليك عظيما
Arapça (Harekeli)
وَلَوْلَا فَضْلُ اللَّهِ عَلَيْكَ وَرَحْمَتُهُ لَهَمَّت طَّائِفَةٌ مِّنْهُمْ أَن يُضِلُّوكَ وَمَا يُضِلُّونَ إِلَّا أَنفُسَهُمْ وَمَا يَضُرُّونَكَ مِن شَيْءٍ وَأَنزَلَ اللَّهُ عَلَيْكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَعَلَّمَكَ مَا لَمْ تَكُن تَعْلَمُ وَكَانَ فَضْلُ اللَّهِ عَلَيْكَ عَظِيمًا
Transliterasyon
Ve lev lâ fadlullâhi aleyke ve rahmetuhu le hemmet tâifetun minhum en yudıllûk|e| ve mâ yudıllûne illâ enfusehum ve mâ yadurrûneke min şey’(şey’in) ve enzelallâhu aleykel kitâbe vel hikmete ve allemeke mâ lem tekun ta’lem|u| ve kâne fadlullâhi aleyke azîmâ(azîmen).
Transliteration (Eng.)
Walawl<span class="u">a</span> fa<span class="u">d</span>lu All<span class="u">a</span>hiAAalayka wara<span class="u">h</span>matuhu lahammat <span class="u">ta</span>-ifatun minhum anyu<span class="u">d</span>illooka wam<span class="u">a</span> yu<span class="u">d</span>illoona ill<span class="u">a</span>anfusahum wam<span class="u">a</span> ya<span class="u">d</span>urroonaka min shay-in waanzalaAll<span class="u">a</span>hu AAalayka alkit<span class="u">a</span>ba wa<span class="b">a</span>l<span class="u">h</span>ikmatawaAAallamaka m<span class="u">a</span> lam takun taAAlamu wak<span class="u">a</span>na fa<span class="u">d</span>luAll<span class="u">a</span>hi AAalayka AAa<span class="i"><span class="u">th</span></span>eem<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Allah'ın sana lütfü, ihsânı ve rahmeti olmasaydı onların bir kısmı seni bile doğru yoldan çıkarmayı kurmuştu, fakat onlar, ancak kendilerini sapıklığa sevk ederler ve hiçbir hususta sana zarar veremezler ve Allah, sana kitabı ve hikmeti indirdi ve evvelce bilmediğin şeyleri öğretti sana ve Allah'ın, sana lütfü ve ihsânı pek büyüktür.
Ali Bulaç
Eğer Allah'ın fazlı ve rahmeti senin üzerinde olmasaydı, onlardan bir grup, seni de saptırmak için tasarı kurmuştu. Oysa onlar, ancak kendi nefislerini saptırırlar ve sana hiçbir şeyle zarar veremezler. Allah, sana kitabı ve hikmeti indirdi ve sana bilmediklerini öğretti. Allah'ın üzerinizdeki fazlı çok büyüktür.
Bayraktar Bayraklı
Allah'ın sana lütfu ve rahmeti olmasaydı, onlardan bir güruh seni saptırmaya yeltenmişti. Onlar yalnızca kendilerini saptırırlar, sana hiçbir zaman zarar veremezler. Allah sana kitabı ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğini öğretmiştir. Allah'ın lütfu sana gerçekten büyük olmuştur.
Diyanet İşleri
Allah'ın sana lütfu ve esirgemesi olmasaydı, onlardan bir güruh seni saptırmaya yeltenmişti. Onlar yalnızca kendilerini saptırırlar, sana hiçbir zarar veremezler. Allah sana Kitab'ı ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğini öğretmiştir. Allah'ın lütfusana gerçekten büyük olmuştur.*
Edip Yüksel
ALLAH'ın sana lütfu ve rahmeti olmasaydı, onlardan bir grup seni saptıracaktı. Onlar, yalnız kendilerini saptırır; sana hiçbir zarar veremezler. ALLAH sana kitap ve bilgeliği indirdi ve sana bilmediğin şeyleri öğretti. ALLAH'ın sana olan lütfu büyüktür.
Elmalılı Hamdi Yazır
Eğer Allah'ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı, onlardan bir güruh seni sapıtmaya çalışırdı. Halbuki onlar, ancak kendi nefislerini saptırırlar, sana hiçbir zarar veremezler. Allah, sana Kitab (Kur'an)ı ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah'ın sana olan lütfu büyüktür.
Erhan Aktaş
Allah’ın, sana lütfu ve rahmeti olmasaydı, onlardan* bazıları seni saptırmaya yeltenmişti. Oysa onlar, kendilerinden başkasını saptıramazlar. Sana hiçbir zarar veremezler. Allah, sana Kitab’ı ve Hikmet’i* indirdi ve sana bilmediklerini öğretti. Kuşkusuz, Allah’ın sana lütfu çok büyüktür.
Hakkı Yılmaz
Ve eğer senin üzerinde Allah'ın armağanları ve merhameti olmasaydı, kesinlikle onlardan bir akılsız, beyinsiz kesim seni saptırmaya çalışmıştı. Hâlbuki onlar, kendilerinden başkasını saptırmazlar ve sana hiçbir zarar veremezler. Allah, sana Kitab'ı ve haksızlık, bozgunculuk ve kargaşayı engellemek için konulmuş kanun, düstur ve ilkeleri indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah'ın senin üzerindeki armağanı çok büyüktür.
Muhammed Esed
Allah'ın sana lütfu ve rahmeti olmasaydı, o (kendilerine zulmede)nlerden bazısı seni saptırmaya çalışırdı; ama onlar kendilerinden başka kimseyi saptıramazlar. Sana asla bir zarar da veremezler, çünkü Allah sana bu ilahî kelâmı indirmiş, hikmeti (vermiş) ve sana bilmediklerini öğretmiştir. Allah'ın sana olan lütfu gerçekten büyüktür.
Mustafa İslamoğlu
Allah'ın sana lutfu ve rahmeti olmasaydı, o(kendilerine zulüm yapa)nlardan bazısı seni saptırmaya çalışırdı; fakat onlar kendilerinden başka kimseyi saptıramazlar ve sana hiçbir zarar veremezler. Zira Allah sana bu kitabı indirmiş, sana doğru hüküm vermeyi ve bilmediklerini öğretmiştir. Çünkü Allah'ın sana olan lutfu gerçekten büyüktür.
Suat Yıldırım
Eğer senin üzerinde Allah'ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, onlardan bir zümre seni bile, hükümde şaşırtmaya yeltenmişlerdi. Fakat onlar yalnız kendi kendilerini şaşırtırlar, sana hiçbir zarar veremezler. Nasıl zarar verebilirler ki Allah sana kitap ve hikmeti indirmekte ve sana bilmediklerini öğretmektedir. Gerçekten Allah'ın senin üzerindeki lütfu pek büyüktür. [42, 52-53; 28, 86]
Süleyman Ateş
Allah'ın sana lutfu ve acıması olmasaydı, onlardan bir grup, seni saptırmağa yeltenmişti. Onlar sadece kendilerini saptırırlar, sana hiçbir zarar veremezler. Allah, sana Kitabı ve hikmeti indirdi ve sana bilmediğin şeyleri öğretti. Allah'ın sana lutfu, cidden büyüktür.
Şaban Piriş
Eğer Allahın lütfu ve rahmeti senin üzerinde olmasaydı, onlardan bir grup seni saptırmaya çalışmıştı. Onlar, kendilerinden başkasını saptıramazlar ve sana hiç bir şeyle zarar veremezler. Allah sana kitabı ve hikmeti indirmiş, önceden bilmediklerini öğretmiştir. Allahın senin üzerindeki lütuf ve ihsanı çok büyüktür.
Yaşar Nuri Öztürk
Eğer Allah'ın senin üzerindeki lütfu ve rahmeti olmasaydı, onlardan bir grup seni şaşırtmaya mutlaka yeltenecekti. Ama onlar kendinden başkasını saptıramazlar. Ve sana hiçbir şekilde zarar veremezler. Allah sana Kitap'ı ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah'ın senin üzerindeki lütfu çok büyüktür.
Edip-Layth-Martha
Had it not been for God's favor upon you and His mercy, when a group of them were insistent on misguiding you; they would not have misguided except themselves, nor would they harm you in anything. God has sent down to you the book and the wisdom, and He has taught you what you did not know. God's grace upon you is great.
Muhammad Asad
And but for God's favour upon thee and His grace, some of those [who are false to themselves] would indeed endeavour to lead thee astray; yet none but themselves do they lead astray. Nor can they harm thee in any way, since God has bestowed upon thee from on high this divine writ and [given thee] wisdom, and has imparted unto thee the knowledge of what thou didst not know. And God's favour upon thee is tremendous indeed.
Rashad Khalifa
If it were not for GOD's grace towards you, and His mercy, some of them would have misled you. They only mislead themselves, and they can never harm you in the least. GOD has sent down to you the scripture and wisdom, and He has taught you what you never knew. Indeed, GOD's blessings upon you have been great.,
The Monotheist Group
And had it not been for the grace of God upon you and His mercy, a group of them would have obsessed on misguiding you; they would not have misguided except themselves, nor would they harm you in anything. And God has sent down to you the Book and the wisdom, and He has taught you what you did not know. And the grace of God upon you is great.