Nisa Sûresi25. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (58 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ومن | — | ve men | ve kimse | And whoever |
| 2 | لم | — | lem | (is) not | |
| 3 | يستطع | ط و عŦVA | yesteTiǎ' | gücü yetmeyen | able to |
| 4 | منكم | — | minkum | içinizden | among you |
| 5 | طولا | ط و لŦVL | Tavlen | mali güce | afford |
| 6 | أن | — | en | to | |
| 7 | ينكح | ن ك حNKḪ | yenkiHa | evlenmek için | marry |
| 8 | المحصنات | ح ص نḪṦN | l-muHSanāti | hür kadınlarla | the free chaste |
| 9 | المؤمنات | ا م نEMN | l-mu'mināti | inanmış | [the] believing women |
| 10 | فمن | — | femin | then (marry) from | |
| 11 | ما | — | mā | what | |
| 12 | ملكت | م ل كMLK | meleket | sahip olduğunuz | possess[ed] |
| 13 | أيمانكم | ي م نYMN | eymānukum | ellerinizde | your right hands |
| 14 | من | — | min | -dan (alsın) | of |
| 15 | فتياتكم | ف ت يFTY | feteyātikumu | genç kızlarınız- | your slave girls - |
| 16 | المؤمنات | ا م نEMN | l-mu'mināti | inanmış | (of) the believers. |
| 17 | والله | — | vallahu | Allah | And Allah |
| 18 | أعلم | ع ل مALM | eǎ'lemu | daha iyi bilir | knows best |
| 19 | بإيمانكم | ا م نEMN | biīmānikum | sizin imanınızı | about your faith. |
| 20 | بعضكم | ب ع ضBAŽ | beǎ'Dukum | hepiniz | You |
| 21 | من | — | min | -densiniz | (are) from |
| 22 | بعض | ب ع ضBAŽ | beǎ'Din | birbiriniz- | (one) another. |
| 23 | فانكحوهن | ن ك حNKḪ | fenkiHūhunne | öyle ise onlarla evlenin | So marry them |
| 24 | بإذن | ا ذ نEZ̃N | biiƶni | izniyle | with (the) permission |
| 25 | أهلهن | ا ه لEHL | ehlihinne | ailelerinin | (of) their family |
| 26 | وآتوهن | ا ت يETY | ve ātūhunne | ve verin | and give them |
| 27 | أجورهن | ا ج رECR | ucūrahunne | ücretlerini (mehirlerini) | their bridal due |
| 28 | بالمعروف | ع ر فARF | bil-meǎ'rūfi | güzelce | in a fair manner. |
| 29 | محصنات | ح ص نḪṦN | muHSanātin | iffetli yaşamaları | (They should be) chaste |
| 30 | غير | غ ي رĞYR | ğayra | not | |
| 31 | مسافحات | س ف حSFḪ | musāfiHātin | zina etmemeleri | those who commit immorality |
| 32 | ولا | — | ve lā | and not | |
| 33 | متخذات | ا خ ذ EḢZ̃ | mutteḣiƶāti | ve (gizli) edinmemeleri | those who take |
| 34 | أخدان | خ د نḢD̃N | eḣdānin | dost | secret lovers. |
| 35 | فإذا | — | feiƶā | iken | Then when |
| 36 | أحصن | ح ص نḪṦN | uHSinne | evli | they are married |
| 37 | فإن | — | fe in | eğer | and if |
| 38 | أتين | ا ت يETY | eteyne | yaparlarsa | they commit |
| 39 | بفاحشة | ف ح شFḪŞ | bifāHişetin | fuhuş | adultery |
| 40 | فعليهن | — | feǎleyhinne | onlara | then for them |
| 41 | نصف | ن ص فNṦF | niSfu | yarısı (uygulanır) | (is) half |
| 42 | ما | — | mā | (of) what | |
| 43 | على | — | ǎlā | üzerine | (is) on |
| 44 | المحصنات | ح ص نḪṦN | l-muHSanāti | hür kadınlar | the free chaste women |
| 45 | من | — | mine | of | |
| 46 | العذاب | ع ذ بAZ̃B | l-ǎƶābi | yapılan işkencenin | the punishment. |
| 47 | ذلك | — | ƶālike | bu (cariye ile evlenme) | That |
| 48 | لمن | — | limen | içindir | (is) for whoever |
| 49 | خشي | خ ش يḢŞY | ḣaşiye | korkanlar | fears |
| 50 | العنت | ع ن تANT | l-ǎnete | sıkıntıya düşmekten | committing sin |
| 51 | منكم | — | minkum | içinizden | among you |
| 52 | وأن | — | ve en | fakat | and that |
| 53 | تصبروا | ص ب رṦBR | teSbirū | sabretmeniz | you be patient |
| 54 | خير | خ ي رḢYR | ḣayrun | daha iyidir | (is) better |
| 55 | لكم | — | lekum | sizin için | for you. |
| 56 | والله | — | vallahu | Allah | And Allah |
| 57 | غفور | غ ف رĞFR | ğafūrun | bağışlayandır | (is) Oft-Forgiving, |
| 58 | رحيم | ر ح مRḪM | raHīmun | esirgeyendir | Most Merciful. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ومن لم يستطع منكم طولا ان ينكح المحصنت المومنت فمن ما ملكت ايمنكم من فتيتكم المومنت والله اعلم بايمنكم بعضكم من بعض فانكحوهن باذن اهلهن وءاتوهن اجورهن بالمعروف محصنت غير مسفحت ولا متخذت اخدان فاذا احصن فان اتين بفحشة فعليهن نصف ما على المحصنت من العذاب ذلك لمن خشى العنت منكم وان تصبروا خير لكم والله غفور رحيم
Arapça (Harekeli)
وَمَن لَّمْ يَسْتَطِعْ مِنكُمْ طَوْلًا أَن يَنكِحَ الْمُحْصَنَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ فَمِن مَّا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُم مِّن فَتَيَاتِكُمُ الْمُؤْمِنَاتِ وَاللَّهُ أَعْلَمُ بِإِيمَانِكُم بَعْضُكُم مِّن بَعْضٍ فَانكِحُوهُنَّ بِإِذْنِ أَهْلِهِنَّ وَآتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ مُحْصَنَاتٍ غَيْرَ مُسَافِحَاتٍ وَلَا مُتَّخِذَاتِ أَخْدَانٍ فَإِذَا أُحْصِنَّ فَإِنْ أَتَيْنَ بِفَاحِشَةٍ فَعَلَيْهِنَّ نِصْفُ مَا عَلَى الْمُحْصَنَاتِ مِنَ الْعَذَابِ ذَلِكَ لِمَنْ خَشِيَ الْعَنَتَ مِنكُمْ وَأَن تَصْبِرُوا خَيْرٌ لَّكُمْ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Transliterasyon
Ve men lem yestetı’ minkum tavlen en yenkıhal muhsanâtil mu’minâti fe min mâ meleket eymânukum min feteyâtikumul mu’minât|i| vallâhu a’lemu bi îmânikum ba’dukum min ba’d(ba’dın), fenkihûhunne bi izni ehlihinne ve âtûhunne ucûrehunne bil ma’rûfi muhsanâtin gayre musâfihâtin ve lâ muttehızâti ehdân(ehdânin), fe izâ uhsinne fe in eteyne bi fâhışetin fe aleyhinne nısfu mâ alel muhsanâti minel azâb|i|, zâlike li men haşiyel anete minkum ve en tasbirû hayrun lekum vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).
Transliteration (Eng.)
Waman lam yasta<span class="u">t</span>iAA minkum <span class="u">t</span>awlanan yanki<span class="u">h</span>a almu<span class="u">hs</span>an<span class="u">a</span>ti almu/min<span class="u">a</span>tifamin m<span class="u">a</span> malakat aym<span class="u">a</span>nukum min fatay<span class="u">a</span>tikumualmu/min<span class="u">a</span>ti wa<span class="b">A</span>ll<span class="u">a</span>hu aAAlamu bi-eem<span class="u">a</span>nikumbaAA<span class="u">d</span>ukum min baAA<span class="u">d</span>in fa<span class="b">i</span>nki<span class="u">h</span>oohunnabi-i<span class="u">th</span>ni ahlihinna wa<span class="u">a</span>toohunna ojoorahunna bi<span class="b">a</span>lmaAAroofimu<span class="u">hs</span>an<span class="u">a</span>tin ghayra mas<span class="u">a</span>fi<span class="u">ha</span>tin wal<span class="u">a</span>muttakhi<span class="u">tha</span>ti akhd<span class="u">a</span>nin fa-i<span class="u">tha</span> o<span class="u">hs</span>innafa-in atayna bif<span class="u">ah</span>ishatin faAAalayhinna ni<span class="u">s</span>fu m<span class="u">a</span>AAal<span class="u">a</span> almu<span class="u">hs</span>an<span class="u">a</span>ti mina alAAa<span class="u">tha</span>bi <span class="u">tha</span>likaliman khashiya alAAanata minkum waan ta<span class="u">s</span>biroo khayrunlakum wa<span class="b">A</span>ll<span class="u">a</span>hu ghafoorun ra<span class="u">h</span>eem<span class="b">un</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
İçinizden, hür ve inanmış kadınları almaya gücü yetmeyenler, inanmış erlerin sahip oldukları cariyeleri alsın ve Allah, sizin inancınızı çok iyi bilir. Hepiniz de birsiniz, birbirinizden türediniz. Kötülükte bulunmayan, birisini dost tutmayan namuslu cariyeleri, sahiplerinin izniyle alın, ücretlerini de örfe uygun olarak güzellikle verin, onlar evlendikten sonra kötülükte bulunurlarsa cezaları, hür kadınların cezasının yarısıdır. Bu, içinizden zinâ etmekten korkanlara bir ruhsattır, fakat sabretmeniz size daha hayırlıdır ve Allah, suçları tamamıyla örter, rahîmdir.
Ali Bulaç
İçinizden özgür mü'min kadınları nikahlamaya güç yetiremeyenler, o zaman sağ ellerinizin malik olduğu inanmış cariyelerinizden (alsın.) Allah sizin imanınızı en iyi bilendir. Öyleyse onları, fuhuşta bulunmayan, iffetli ve gizlice dostlar edinmemişler olarak velilerinin izniyle nikahlayın. Onlara ücretlerini (mehirlerini) maruf (güzel ve örfe uygun) bir şekilde verin. Evlendikten sonra, fuhuş yapacak olurlarsa, özgür kadınlar üzerindeki cezanın yarısı(nı uygulayın.) Bu, sizden günaha sapmaktan endişe edip korkanlar içindir. Sabrederseniz sizin için daha hayırlıdır. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
Bayraktar Bayraklı
İçinizden, inanmış hür kadınlarla evlenmeye gücü yetmeyen kimse, elleriniz altında bulunan inanmış genç kızlarınızdan/câriyelerinizden alsın. Allah sizin imanınızı en iyi bilendir. Hepiniz birbirinizdensiniz/hepiniz aynı kökten gelmektesiniz. Öyleyse iffetli yaşamaları, zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları şartıyla, sahiplerinin izniyle onlarla evleniniz; ücretlerini/ mehirlerini de güzelce veriniz. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa onlara, hür kadınlara verilen cezanın yarısı uygulanır. Bu cariye ile evlenme, içinizden sıkıntıya düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha iyidir. Allah bağışlayandır; merhamet edendir.
Diyanet İşleri
İçinizden, imanlı hür kadınlarla evlenmeye gücü yetmeyen kimse, ellerinizin altında bulunan imanlı genç kızlarınız (sayılan) cariyelerinizden alsın. Allah sizin imanınızı daha iyi bilmektedir. Hep aynı köktensiniz (insanlık bakımından aranızda fark yoktur). Öyle ise iffetli yaşamaları, zina etmemeleri ve gizli dost da tutmamaları şartı ve sahiplerinin izni ile onları (cariyeleri) nikahlayıp alın, mehirlerini de normal miktarda verin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa onlara, hür kadınların cezasının yarısı (uygulanır). Bu (cariye ile evlenme izni), içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.*
Edip Yüksel
Sizden (bekar veya dul) korunmuş kadınlarla evlenmeye güç yetiremeyenler, yeminlerinize/anlaşmalarınıza sahip olanlar gerçeği onaylamış kadınlarla evlensinler. Onaylamanızın aslını en iyi bilen ALLAH'tır. Birbirinize eşitsiniz. Sahiplerinin izniyle ve uygun şekilde mehirlerini ödeyerek onlarla nikahlanın. İffetli yaşasınlar, zina etmesinler ve gizli dostlar edinmesinler. Evlilik yoluyla özgürlüklerine kavuştuktan sonra zina yaparlarsa, kendilerine korunmuş kadınlara verilen cezanın yarısı uygulanmalı. Bu, günaha girmekten korkanlarınız içindir. Sabrederseniz sizin için daha iyi. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.*
Elmalılı Hamdi Yazır
Sizden her kim hür mümin kadınları nikah edecek bir zenginliğe gücü yetmiyorsa, ona da ellerinizin altındaki mümin cariyelerinizden efendilerinin rızası ile nikahlamak var. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Siz birbirinizdensiniz. O halde sahiplerinin izni ile ve mehirlerini örfe göre vermek suretiyle cariyelerden iffetli olan, zina etmeyen, dost da edinmeyenlerle evlenin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, o vakit hür kadınlar hakkında gerekli bulunan cezanın yarısı kendilerine lazım gelir. Bu hükümler, içinizden günah işlemekten korkanlaradır. Sabretmeniz ise, sizin için daha hayırlıdır. Allah Gafûrdur, Rahimdir (çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir).
Erhan Aktaş
Sizden kim muhsenat* mü’min kadınlarla evlenecek güce sahip değilse, sağ ellerinizin sahip olduğu mümin kadınlarla evlensin. Allah, imanınızı en iyi bilendir.* Sizler, birbirinizdensiniz. O halde iffetli, edepli, hayâsızlık etmeyen ve gizli dost edinmemiş olanlarla; sorumlularının izni ve ücretlerini meşru bir şekilde vererek nikâhlanın. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, onlara hür kadınlara verilen cezanın yarısı verilir. Bu içinizden günaha girme korkusu taşıyanlar içindir. Ancak sabretmeniz sizin için daha hayırlıdır. Allah, Çok Bağışlayıcı’dır, Rahmeti Kesintisiz’dir.
Hakkı Yılmaz
Ve sizden her kim hür mü’min kadınları nikâh edecek bir zenginliğe gücü yetmiyorsa, ona da, yasal çerçevede himayenize verilen, mü’min genç kızlarınızdan/hizmetçilerinizden nikâhlamak var. Ve Allah, sizin imanınızı daha iyi bilir. Sizin bazınız, bazınızdandır. O hâlde fuhuşta bulunmayan, gizli dost edinmeyen sahiplenilmiş kadınlar olmak üzere yakınlarının izniyle/ bilgileri ile yasal çerçevede himayenize verilen kadınları* nikâhlayın ve örfe uygun/herkesçe kabul gören bir şekilde mehirlerini* verin. Sahiplenildiklerinde fahişe işlerlerse, o zaman onlara hür kadınlara verilen azabın yarısı verilir. –İşte bu sizden günah işlemekten ürperen kimseleredir.– Ve eğer sabrederseniz sizin için daha hayırlıdır. Ve Allah, kullarının günahlarını çok örten, onları cezalandırmayan ve bağışı bol olandır, engin merhamet sahibidir.
Muhammed Esed
Aranızdan her kim, içinde bulunduğu şartlardan dolayı hür bir mümin kadın ile evlenecek durumda değilse, onu, meşru şekilde sahip olduğunuz mümin bakirelerden biri (ile evlendirin). Allah, imanınız ile ilgili her şeyi bilir; her birini diğerinizin bir benzeridir. O halde fuhuşta bulunmayan, dost tutmayan ve meşru evlilik bağını gözeten kadınlarla sahiplerinin iznini alarak evlenin ve mehirlerini uygun şekilde kendilerine verin. Onlar evlendikten sonra gayri ahlakî bir davranışta bulunurlarsa, hür evli kadınların tabi oldukları cezanın yarısıyla cezalandırılırlar. Bu (cariyeler ile evlenme izni), günah işlemekten korkanlarınız içindir. Fakat sabırla direnmeniz (ve bu tür evliliklerden kaçınmanız)sizin için daha hayırlıdır. Allah çok affedicidir, rahmet kaynağıdır.
Mustafa İslamoğlu
Aranızdan her kimin durumu, hür bir mü'min kadın almaya elvermezse, o meşru şekilde sahip olduğunuz mü'min kızlardan birini alsın; çünkü Allah, imanınızı(n değerini) çok iyi bilir; (zaten eşler olarak) siz, birbirini bütünleyen parçalarsınız. O halde iffetini koruyan, fuhşa bulaşmayan ve dost da tutmayan kadınlarla sahiplerinin izniyle evlenin ve mehirlerini makul bir şekilde verin! Onlar evlendirildikten sonra iffetsiz bir davranışta bulunurlarsa, onları hür evli kadınlara verilenin yarısıyla cezalandırın! Bu, içinizden zorlanınca günaha girme korkusu duyanlar içindir. Fakat sabretmeniz sizin için daha hayırlıdır: Allah tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.
Suat Yıldırım
Sizden eşraftan olan hür mümin kadınlarla evlenecek servet ve gücü bulunmayanlar, ellerinizin altında olan mümin cariyelerle evlenebilirler. Allah sizin kadr-u kıymetinizi imanınızla bilir. Zaten siz müminler hep aynı aileden sayılırsınız. Öyleyse, fuhuşta bulunmayarak, gizli dost da edinmeyerek, namuslu kadınlar olmak üzere onları, sahiplerinin izniyle nikâhlayın. Mehirlerini de güzellikle kendilerine verin. Eğer evlendikten sonra zina yaparlarsa, onlara hür kadınlara ait cezanın yarısı uygulanır. Cariye ile evlenme, sizden sıkıntıya düşmekten (zinaya sapmaktan) korkanlar içindir, yoksa sabretmeniz sizin için daha hayırlıdır. Bununla beraber Allah gafurdur, rahîmdir (affı ve merhameti boldur). [9, 60; 24, 33]
Süleyman Ateş
İçinizden inanmış hür kadınlarla evlenmeğe gücü yetmeyen kimse, elleriniz altında bulunan inanmış genç kızlarınız(olan cariyeleriniz)den alsın. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Hepiniz birbirinizdensiniz (hepiniz aynı kökten gelmekte, aynı toplumun bireylerisiniz; insanlık bakımından aranızda bir fark yoktur). Öyle ise iffetli yaşamaları, zina etmemeleri ve gizli dost da tutmamaları şartıyle, sahiplerinin izniyle onlarla evlenin, ücretlerini (mehirlerini) de güzelce verin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa onlara, hür kadınlara yapılan işkencenin yarısı uygulanır. Bu (cariye ile evlenme), içinizden sakıntıya düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha iyidir. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Şaban Piriş
İçinizden özgür mümin hanımlarla evlenmeye gücü yetmeyenler, sizin genç ve mümin olan cariyeleriniz ile evlensin. Allah sizin imanınızı en iyi bilendir. Siz, birbirinizdensiniz. Öyle ise, onları velilerinin izni ile nikahlayın ve fuhuş işlemeyen, gizli dost tutmamış olan iffetli hanımlara mehirlerini güzel bir şekilde verin. Evlendikten sonra fuhuş yapacak olurlarsa, onlara hür kadınlara verilen cezanın yarısını uygulayın. Bu, sizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Sabrederseniz sizin için daha hayırlıdır. Allah bağışlayan, merhamet edendir.
Yaşar Nuri Öztürk
İnanmış hür kadınları nikahlama genişliğine gücü yetmeyeniniz, ellerinizin altındaki genç, mümin köle kızlardan biriyle evlensin. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. O halde onları, ailelerinin izniyle nikahlayın. Gizli dost edinmeyerek, zinadan uzak kalarak, iffetli hanımlar olmaları şartıyla onların mehirlerini örfe uygun bir biçimde verin. Evliliğe geçtikten sonra bir fuhuş yaparlarsa onlara, hür kadınlara uygulanan cezanın yarısı uygulanacaktır. Bu, köle ile evlenme yolu, günaha ve sıkıntıya girmekten korkanınız içindir. Sabretmeniz sizin için daha hayırlıdır. Allah çok affedici, çok merhametlidir.
Edip-Layth-Martha
Whoever of you cannot afford to marry the acknowledging independent women, then from those young women whom you have contractual rights. God is more aware of your faith; you are equal to one another. You shall marry them with the permission of their family and give them their wage in kindness, to be protected, not for illicit sex or for taking lovers. If they become protected, then any of them who come with lewdness shall have half the punishment of what is for the independent women of the retribution. This is for those who fear hardship from among you. But if you are patient it is better for you, and God is Forgiver, Compassionate.*
Muhammad Asad
And as for those of you who, owing to cir­cumstances, are not in a position* to marry free believing women, [let them marry] believing maidens from among those whom you rightfully possess.* And God knows all about your faith; each one of you is an issue of the other.* Marry them, then, with their people's leave, and give them their dowers in an equitable manner - they being women who give themselves in honest wedlock, not in fornication, nor as secret love-companions.* And when they are married, and thereafter become guilty of immoral conduct, they shall be liable to half the penalty to which free married women are liable.* This [permission to marry slave-girls applies] to those of you who fear lest they stumble into evil.* But it is for your own good to persevere in patience [and to abstain from such marriages]: and God is much-forgiving, a dispenser of grace.
Rashad Khalifa
Those among you who cannot afford to marry free believing women, may marry believing slave women. GOD knows best about your belief, and you are equal to one another, as far as belief is concerned. You shall obtain permission from their guardians before you marry them, and pay them their due dowry equitably. They shall maintain moral behavior, by not committing adultery, or having secret lovers. Once they are freed through marriage, if they commit adultery, their punishment shall be half of that for the free women. Marrying a slave shall be a last resort for those unable to wait. To be patient is better for you. GOD is Forgiver, Most Merciful.,
The Monotheist Group
And whoever of you cannot afford to marry the independent female believers, then from those maintained by your oaths of the believing young women. And God is more aware of your faith, some of you to each other. You shall marry them with the permission of their parents, and give them their dowries in kindness - to be independent - not for illicit sex or taking lovers. Until they become independent, any of them who comes with an immorality shall have half of what is the punishment for those who are independent. This is for those who fear hardship from among you. But if you are patient it is better for you, and God is Forgiver, Merciful.