Nisa Sûresi77. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (48 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ألم | — | elem | Have not | |
| 2 | تر | ر ا يREY | tera | görmedin mi | you seen |
| 3 | إلى | — | ilā | [towards] | |
| 4 | الذين | — | elleƶīne | kimseleri | those who |
| 5 | قيل | ق و لGVL | ḳīle | denilen(leri) | (when) it was said |
| 6 | لهم | — | lehum | kendilerine | to them, |
| 7 | كفوا | ك ف فKFF | kuffū | (savaştan) çekin | """Restrain" |
| 8 | أيديكم | ي د يYD̃Y | eydiyekum | ellerinizi | your hands |
| 9 | وأقيموا | ق و مGVM | ve eḳīmū | ve doğrulmak | and establish |
| 10 | الصلاة | ص ل وṦLV | S-Salāte | SaLâTe/Desteğe | the prayer |
| 11 | وآتوا | ا ت يETY | ve ātū | ve vermek | and give |
| 12 | الزكاة | ز ك وZKV | z-zekāte | zekatı | "the zakah?""" |
| 13 | فلما | — | felemmā | zaman | Then when |
| 14 | كتب | ك ت بKTB | kutibe | yazılıdığı | was ordained |
| 15 | عليهم | — | ǎleyhimu | kendilerine | on them |
| 16 | القتال | ق ت لGTL | l-ḳitālu | savaş | the fighting, |
| 17 | إذا | — | iƶā | hemen | then |
| 18 | فريق | ف ر قFRG | ferīḳun | bir grup | a group |
| 19 | منهم | — | minhum | içlerinden | of them |
| 20 | يخشون | خ ش يḢŞY | yeḣşevne | korkmaya başladılar | [they] fear |
| 21 | الناس | ن و سNVS | n-nāse | insanlardan | the people |
| 22 | كخشية | خ ش يḢŞY | keḣaşyeti | korkar gibi | as (they) fear |
| 23 | الله | — | llahi | Allah'tan | Allah |
| 24 | أو | — | ev | hatta | or |
| 25 | أشد | ش د دŞD̃D̃ | eşedde | daha fazla | more intense |
| 26 | خشية | خ ش يḢŞY | ḣaşyeten | korkuyla | fear, |
| 27 | وقالوا | ق و لGVL | ve ḳālū | ve dediler ki | and they said, |
| 28 | ربنا | ر ب بRBB | rabbenā | Rabbimiz | """Our Lord" |
| 29 | لم | — | lime | niçin | why |
| 30 | كتبت | ك ت بKTB | ketebte | yazdın | have You ordained |
| 31 | علينا | — | ǎleynā | bize | upon us |
| 32 | القتال | ق ت لGTL | l-ḳitāle | savaş | [the] fighting? |
| 33 | لولا | — | levlā | keşke | Why not |
| 34 | أخرتنا | ا خ رEḢR | eḣḣartenā | bizi erteleseydin | You postpone (it for) us |
| 35 | إلى | — | ilā | kadar | to |
| 36 | أجل | ا ج لECL | ecelin | bir süreye | a term, |
| 37 | قريب | ق ر بGRB | ḳarībin | yakın | "near.""" |
| 38 | قل | ق و لGVL | ḳul | de ki | Say, |
| 39 | متاع | م ت عMTA | metāǔ | geçimi | """Enjoyment" |
| 40 | الدنيا | د ن وD̃NV | d-dunyā | dünya | (of) the world |
| 41 | قليل | ق ل لGLL | ḳalīlun | azdır | (is) little |
| 42 | والآخرة | ا خ رEḢR | vel'āḣiratu | ve ahiret | and the Hereafter |
| 43 | خير | خ ي رḢYR | ḣayrun | daha iyidir | (is) better |
| 44 | لمن | — | limeni | kimse için | for whoever |
| 45 | اتقى | و ق يVGY | tteḳā | korunan | fears (Allah) |
| 46 | ولا | — | ve lā | and not | |
| 47 | تظلمون | ظ ل مƵLM | tuZlemūne | size haksızlık edilmez | you will be wronged |
| 48 | فتيلا | ف ت لFTL | fetīlen | kıl kadar | "(even as much as) a hair on a date-seed.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
الم تر الى الذين قيل لهم كفوا ايديكم واقيموا الصلوة وءاتوا الزكوة فلما كتب عليهم القتال اذا فريق منهم يخشون الناس كخشية الله او اشد خشية وقالوا ربنا لم كتبت علينا القتال لولا اخرتنا الى اجل قريب قل متع الدنيا قليل والءاخرة خير لمن اتقى ولا تظلمون فتيلا
Arapça (Harekeli)
أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ قِيلَ لَهُمْ كُفُّوا أَيْدِيَكُمْ وَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقِتَالُ إِذَا فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَخْشَوْنَ النَّاسَ كَخَشْيَةِ اللَّهِ أَوْ أَشَدَّ خَشْيَةً وَقَالُوا رَبَّنَا لِمَ كَتَبْتَ عَلَيْنَا الْقِتَالَ لَوْلَا أَخَّرْتَنَا إِلَى أَجَلٍ قَرِيبٍ قُلْ مَتَاعُ الدُّنْيَا قَلِيلٌ وَالْآخِرَةُ خَيْرٌ لِّمَنِ اتَّقَى وَلَا تُظْلَمُونَ فَتِيلًا
Transliterasyon
E lem tere ilellezîne kîle lehum kuffû eydiyekum, ve ekîmus salâte ve âtûz zekâh(zekâte), fe lemmâ kutibe aleyhimul kıtâlu izâ ferîkun minhum yahşevnen nâse ke haşyetillâhi ev eşedde haşyeh(haşyeten), ve kâlû rabbenâ lime ketebte aleynel kıtâl|e|, lev lâ ahhartenâ ilâ ecelin karîb(karîbin), kul metâud dunyâ kalîl(kalîlun) vel âhıretu hayrun li menittekâ ve lâ tuzlemûne fetîlâ(fetîlen).
Transliteration (Eng.)
Alam tara il<span class="u">a</span> alla<span class="u">th</span>eena qeelalahum kuffoo aydiyakum waaqeemoo a<span class="b">l</span><span class="u">ss</span>al<span class="u">a</span>tawa<span class="u">a</span>too a<span class="b">l</span>zzak<span class="u">a</span>ta falamm<span class="u">a</span> kutibaAAalayhimu alqit<span class="u">a</span>lu i<span class="u">tha</span> fareequn minhum yakhshawnaa<span class="b">l</span>nn<span class="u">a</span>sa kakhashyati All<span class="u">a</span>hi aw ashaddakhashyatan waq<span class="u">a</span>loo rabban<span class="u">a</span> lima katabta AAalayn<span class="u">a</span>alqit<span class="u">a</span>la lawl<span class="u">a</span> akhkhartan<span class="u">a</span> il<span class="u">a</span> ajalinqareebin qul mat<span class="u">a</span>AAu a<span class="b">l</span>dduny<span class="u">a</span> qaleelun wa<span class="b">a</span>l-<span class="u">a</span>khiratukhayrun limani ittaq<span class="u">a</span> wal<span class="u">a</span> tu<span class="i"><span class="u">th</span></span>lamoonafateel<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Görmez misin savaştan el çekin ve namaz kılın, zekât verin denenleri? Onlara savaş farz edilince içlerinden bir kısmı, insanlardan, Allah'tan korkar gibi, hattâ daha da fazla korkmaya başladılar da ne olurdu, yakın olan ölümümüze dek bu emri geciktirseydin, bize savaşı emretmeseydin dediler. De ki: Dünyanın zevki azdır, âhiretse sakınanlar için daha hayırlıdır ve onlar, hurma çekirdeğinin içindeki incecik kıl kadar bile zulüm görmezler.
Ali Bulaç
Kendilerine; "Elinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekatı verin" denenleri görmedin mi? Oysa savaş üzerlerine yazıldığında, onlardan bir grup, insanlardan Allah'tan korkar gibi- hatta daha da şiddetli bir korkuyla- korkuya kapılıyorlar ve: "Rabbimiz, ne diye savaşı üzerimize yazdın, bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?" dediler. De ki: "Dünyanın metaı azdır, ahiret, ise muttakiler için daha hayırlıdır ve siz 'bir hurma çekirdeğindeki ip-ince bir iplik kadar' bile haksızlığa uğratılmayacaksınız."
Bayraktar Bayraklı
Kendilerine, “Düşmanlıktan ellerinizi çekiniz, namazı kılınız ve zekâtı veriniz” denilen kimseleri görmedin mi? Sonra onlara savaş farz kılınınca, içlerinden bir grup hemen Allah'tan korkar gibi, hatta daha fazla bir korkuyla, insanlardan korkmaya başladılar da, “Rabbimiz! Savaşı bize niçin farz kıldın! Bizi yakın bir süreye kadar ertelesen olmaz mıydı?” dediler. Onlara de ki: “Dünya menfaati önemsizdir, Allah'tan korkanlar için âhiret daha hayırlıdır ve size kıl payı kadar haksızlık edilmez.”
Diyanet İşleri
Kendilerine, ellerinizi savaştan çekin, namazı kılın ve zekatı verin, denilen kimseleri görmedin mi? Sonra onlara savaş farz kılınınca, içlerinden bir gurup hemen Allah'tan korkar gibi, hatta daha fazla bir korku ile insanlardan korkmaya başladılar da "Rabbimiz! Savaşı bize niçin yazdın! Bizi yakın bir süreye kadar ertelesen (daha bir müddet savaşı farz kılmasan) olmaz mıydı?" dediler. Onlara de ki: "Dünya menfaati önemsizdir, Allah'tan korkanlar için ahiret daha hayırlıdır ve size kıl payı kadar haksızlık edilmez."
Edip Yüksel
Kendilerine, "Elinizi savaştan çekin, namazı gözetin, zekâtı verin" denilenlere dikkat etmedin mi? Kendilerine savaşmaları emredildiğinde, insanlardan ALLAH'tan korkar gibi, belki daha fazla korkmaya başladılar ve "Rabbimiz, neden bize savaşı yükledin, bizi yakın bir zamana kadar erteleyemez miydin!" dediler. De ki: "Bu dünyanın varlığı azdır, erdemliler için ahiret daha hayırlıdır; en ufak bir haksızlığa uğratılmayacaksınız."
Elmalılı Hamdi Yazır
Kendilerine, "Ellerinizi savaştan çekin, namazı kılın, zekatı verin" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı insanlardan, Allah'tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Ne olurdu bize azıcık bir müddet daha tanımış olsaydın da biraz daha yaşasaydık?" derler. Onlara de ki: "Dünya zevki ne de olsa azdır, ahiret, Allah'a karşı gelmekten sakınan için daha hayırlıdır ve size kıl kadar haksızlık edilmez."
Erhan Aktaş
Kendilerine, ellerinizi çekin*, salâtı ikâme edin, zekâtı verin* denilen kimseleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, içlerinden bir kısmı Allah’ın haşyeti gibi, hatta daha fazla insanlara haşyet* duyarlar. Ve “Ey Rabb’imiz! Neden üzerimize savaş yazdın, bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya?” dediler. De ki: “Dünya geçimliği önemsizdir. Ahiret, takva sahibi kimseler için daha hayırlıdır.”. Ve hurma çekirdeğinin içindeki lif kadar size haksızlık edilmez.
Hakkı Yılmaz
(77,78)Kendilerine, “Elinizi çekin, salâtı ikame edin [mâlî yönden ve zihinsel açıdan destek olma; toplumu aydınlatma kurumları oluşturun, ayakta tutun], zekâtı/vergiyi verin” denilenleri görmedin mi/ hiç düşünmedin mi? Sonra savaş üzerlerine yazıldığında, onlardan bir grup, Allah'a duydukları saygıyla, sevgiyle, bilgiyle ürperti gibi yahut daha şiddetli olarak insanlara saygıyla, sevgiyle, bilgiyle ürperti duyarlar. Ve “Rabbimiz, ne diye savaşı üzerimize yazdın, bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?” dediler. De ki: “Dünyanın kazanımı, çok azdır. Âhiret ise Allah'ın koruması altına girmiş kişiler için daha hayırlıdır ve siz “bir hurma çekirdeğindeki ipince bir iplik kadar” bile haksızlığa uğratılmayacaksınız. Her nerede olursanız olun ölüm size yetişir, kireçle/betonla son derece sağlam yapılmış kaleler içinde bulunsanız bile.” Ve onlara bir iyilik isabet ederse, “Bu Allah'tandır” derler, bir kötülüğe uğrarlarsa, “Bu sendendir” derler. De ki: “Hepsi Allah'tandır.” Bunlara rağmen bu topluma ne oluyor ki, neredeyse hepten söz anlamayacaklar?
Muhammed Esed
KENDİLERİNE "Ellerinizi çekin, namazlarınızda dikkatli ve daim olun, arındırıcı (malî) yükümlülüğünüzü yerine getirin!" denilenlerden haberdar değil misiniz? Ama onlara (Allah yolunda) savaşmaları emredilir emredilmez, bazısı, Allah'tan korkması gerektiği gibi -hatta daha büyük bir korkuyla- insanlardan korkmaya başlar ve "Ey Rabbimiz! Neden bize savaşmayı emrettin? Keşke bize biraz mühlet verseydin!" derler. De ki: "Bu dünyanın keyfi ve rahatlığı çok kısa ömürlüdür -ama ahiret, Allah'a karşı sorumluluklarının bilincinde olanlar için en iyisidir- çünkü hiç biriniz, kıl kadar haksızlığa uğramayacaksınız.
Mustafa İslamoğlu
Kendilerine "(Artık savaştan) çekin ellerinizi! Namazı istikametle kılın, zekatı içten gelerek verin" denilenlerin haline baksana bir! Ama onlara savaşmaları emredildiği zaman, içlerinden bir gurup Allah'tan korkarcasına, hatta daha da büyük bir korkuyla insanlardan korkmaya başladılar ve şöyle dediler: "Rabbimiz! Niçin bize savaşı emrettin? Bize biraz daha süre tanıyamaz mıydın!" De ki: "Dünyevi tatmin geçici bir hazdır, ahiret ise sorumluluk sahibi biri için en hayırlı olandır; sonuçta zerre kadar haksızlığa uğramayacaksınız.
Suat Yıldırım
Baksana o kimselere ki, savaş zamanı değilken kendilerine: “Savaşa sebebiyet vermeyin, namazı hakkıyla ifa edin, zekâtı verin! ” denilmişti. Sonra onlara savaşma farz kılınınca, onlardan bir kısmı insanlardan, Allah'tan korkarcasına, hatta daha fazla korkup şöyle diyorlar: “Ya Rabbenâ, niçin bize harbi farz kıldın? Bize biraz daha mühlet verseydin ya! ” Onlara de ki: “Dünya zevki pek azdır, âhiret ise günahlardan sakınanlar için sırf hayırdır ve size kıl kadar olsun haksızlık yapılmaz. ” [47, 20]
Süleyman Ateş
Kendilerine: "Ellerinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekatı verin!" denilenleri görmedin mi? Kendilerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir grup, insanlardan, Allah'tan korkar gibi hatta daha fazla korkmaya başladılar: "Rabbimiz, niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir süreye kadar ertelesen (savaş emrini bir süre geciktirsen) olmaz mıydı?" dediler. De ki: "dünya geçimi azdır, korunan için ahiret daha iyidir. Size kıl kadar haksızlık edilmez."
Şaban Piriş
Kendilerine “elinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekatı verin. “denilenleri görmedin mi? Oysa savaş onlara farz kılındığında, onlardan bir grup, Allahtan korkar gibi insanlardan korkarak (hatta daha da fazla bir korku ile) “Rabbimiz niye savaşı bize farz kıldın. Bizi yakın bir zamana kadar ertelesen olmaz mıydı?” dediler. De ki: -Dünyanın faydası çok azdır. Ahiret ise Allahtan korkanlar için daha hayırlıdır, en ufak haksızlığa uğratılmayacaksınız.
Yaşar Nuri Öztürk
Kendilerine, "ellerinizi çekin, namazı kılın, zekatı verin" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, içlerinden bir grup, insanlardan Allah'tan korkmuş gibi hatta daha şiddetli bir korkuyla korkar oldu. Ve şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Ne diye yazdın üzerimize savaşı; yakın bir süreye kadar bizi erteleseydin ya!" De ki: "Dünya nimeti çok azdır. Kötülükten sakınan için ahiret daha hayırlıdır. Bir kıl kadar bile zulme uğratılmazsınız."
Edip-Layth-Martha
Did you not see those who were told, "Restrain yourselves, and observe the contact prayer, and contribute towards betterment." But when fighting was decreed for them, a group of them feared the people as much as they feared God or even more so. They said, "Our Lord, why did You decree fighting for us? If only You would delay for us till another time." Say, "The enjoyment of this world is little, and the Hereafter is far better for those who are aware; you will not be wronged in the least."
Muhammad Asad
ART THOU NOT aware of those who have been told, "Curb your hands,* and be constant in prayer, and render the purifying dues"? But as soon as fighting [in God's cause] is ordained for them, lo, some of them stand in awe of men as one should stand in awe of God - or in even greater awe - and say, "O our Sustainer! Why hast Thou ordained fighting for us? If only Thou hadst granted us a delay for a little while!" Say: "Brief is the enjoyment of this world, whereas the life to come is the best for all who are conscious of God - since none of you shall be wronged by as much as a hair's breadth.
Rashad Khalifa
Have you noted those who were told, "You do not have to fight; all you need to do is observe the Contact Prayers (Salat) and give the obligatory charity (Zakat)," then, when fighting was decreed for them, they feared the people as much as they feared GOD, or even more? They said, "Our Lord, why did You force this fighting on us? If only You respite us for awhile!" Say, "The materials of this world are nil, while the Hereafter is far better for the righteous, and you never suffer the slightest injustice.",
The Monotheist Group
Did you not see those who were told: "Cease your aggression, and hold the contact prayer, and contribute towards purification." But when fighting was decreed for them, a group of them were concerned towards the people as they would have been concerned towards God or even more so. And they said: "Our Lord, why did You decree fighting for us? If only You would delay for us until another time." Say: "The enjoyment of this world is little, and the Hereafter is far better for those who are aware; you will not be wronged in the least."