Nisa Sûresi83. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (30 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وإذا | — | ve iƶā | ne zaman ki | And when |
| 2 | جاءهم | ج ي اCYE | cā'ehum | onlara gelse | comes to them |
| 3 | أمر | ا م رEMR | emrun | bir haber | a matter |
| 4 | من | — | mine | (dair) | of |
| 5 | الأمن | ا م نEMN | l-emni | güvene | the security |
| 6 | أو | — | evi | veya | or |
| 7 | الخوف | خ و فḢVF | l-ḣavfi | korkuya | [the] fear |
| 8 | أذاعوا | ذ ي عZ̃YA | eƶāǔ | yayarlar | they spread |
| 9 | به | — | bihi | onu | [with] it. |
| 10 | ولو | — | velev | halbuki | But if |
| 11 | ردوه | ر د دRD̃D̃ | raddūhu | onu götürselerdi | they (had) referred it |
| 12 | إلى | — | ilā | to | |
| 13 | الرسول | ر س لRSL | r-rasūli | Elçi'ye | the Messenger |
| 14 | وإلى | — | ve ilā | and to | |
| 15 | أولي | ا و لEVL | ūlī | ve sahiplerine | those |
| 16 | الأمر | ا م رEMR | l-emri | buyruk | (having) authority |
| 17 | منهم | — | minhum | aralarındaki | among them, |
| 18 | لعلمه | ع ل مALM | leǎlimehu | bilirlerdi | surely would have known it |
| 19 | الذين | — | elleƶīne | kimseler | those who |
| 20 | يستنبطونه | ن ب طNBŦ | yestenbiTūnehu | işin içyüzünü araştıran(lar) | draw correct conclusion (from) it |
| 21 | منهم | — | minhum | onun ne olduğunu | among them. |
| 22 | ولولا | — | velevlā | eğer olmasaydı | And if not |
| 23 | فضل | ف ض لFŽL | feDlu | lutfu | (had been the) bounty |
| 24 | الله | — | llahi | Allah'ın | (of) Allah |
| 25 | عليكم | — | ǎleykum | size | on you |
| 26 | ورحمته | ر ح مRḪM | ve raHmetuhu | ve rahmeti | and His Mercy, |
| 27 | لاتبعتم | ت ب عTBA | lāttebeǎ'tumu | uyardınız | surely you (would have) followed |
| 28 | الشيطان | ش ط نŞŦN | ş-şeyTāne | şeytana | the Shaitaan |
| 29 | إلا | — | illā | hariç | except |
| 30 | قليلا | ق ل لGLL | ḳalīlen | pek azınız | a few. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
واذا جاءهم امر من الامن او الخوف اذاعوا به ولو ردوه الى الرسول والى اولى الامر منهم لعلمه الذين يستنبطونه منهم ولولا فضل الله عليكم ورحمته لاتبعتم الشيطن الا قليلا
Arapça (Harekeli)
وَإِذَا جَاءَهُمْ أَمْرٌ مِّنَ الْأَمْنِ أَوِ الْخَوْفِ أَذَاعُوا بِهِ وَلَوْ رَدُّوهُ إِلَى الرَّسُولِ وَإِلَى أُولِي الْأَمْرِ مِنْهُمْ لَعَلِمَهُ الَّذِينَ يَسْتَنبِطُونَهُ مِنْهُمْ وَلَوْلَا فَضْلُ اللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ لَاتَّبَعْتُمُ الشَّيْطَانَ إِلَّا قَلِيلًا
Transliterasyon
Ve izâ câehum emrun minel emni evil havfi ezâû bih|î| ve lev reddûhu iler resûli ve ilâ ulil emri minhum le alimehullezîne yestenbitûnehu minhum ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu letteba’tumuş şeytâne illâ kalîlâ(kalîlen).
Transliteration (Eng.)
Wa-i<span class="u">tha</span> j<span class="u">a</span>ahum amrun minaal-amni awi alkhawfi a<span class="u">tha</span>AAoo bihi walaw raddoohu il<span class="u">a</span>a<span class="b">l</span>rrasooli wa-il<span class="u">a</span> olee al-amri minhum laAAalimahualla<span class="u">th</span>eena yastanbi<span class="u">t</span>oonahu minhum walawl<span class="u">a</span> fa<span class="u">d</span>luAll<span class="u">a</span>hi AAalaykum wara<span class="u">h</span>matuhu la<span class="b">i</span>ttabaAAtumua<span class="b">l</span>shshay<span class="u">ta</span>na ill<span class="u">a</span> qaleel<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Emniyete, yahut korkuya ait bir haber duysalar derhal yayarlar. Halbuki Peygambere ve içlerinden emre salâhiyeti olanlara başvursalardı bu haberi arayıp duyarak yayanlar, elbette onlardan gerçeğini öğrenirlerdi. Allah'ın ihsânı ve acıması olmasaydı pek azınız müstesna, Şeytan'a uyup gitmiştiniz.
Ali Bulaç
Kendilerine güven veya korku haberi geldiğinde, onu yaygınlaştırıverirler. Oysa bunu peygambere ve kendilerinden olan emir sahiplerine götürmüş olsalardı, onlardan 'sonuç-çıkarabilenler,' onu bilirlerdi. Allah'ın üzerinizdeki fazlı ve rahmeti olmasaydı, azınız hariç herhalde şeytana uymuştunuz.
Bayraktar Bayraklı
Onlara, güven veya korkuya dair bir haber gelse onu yayarlar. Halbuki onu Peygamber'e ve aralarındaki otorite sahiplerine götürselerdi, içlerinden işin iç yüzünü araştırıp çıkaranlar onun ne olduğunu bilirlerdi. Eğer size Allah'ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, içinizden pek azı müstesna, şeytana uyardınız.
Diyanet İşleri
Onlara güven veya korkuya dair bir haber gelince hemen onu yayarlar; halbuki onu, Resul'e veya aralarında yetki sahibi kimselere götürselerdi, onların arasından işin içyüzünü anlayanlar, onun ne olduğunu bilirlerdi. Allah'ın size lütuf ve rahmeti olmasaydı, pek azınız müstesna, şeytana uyup giderdiniz.
Edip Yüksel
Onlara güvenlik ve tehlikeyle ilgili bir söylenti ulaşsa onu yayarlar. Durumu elçiye ve aralarındaki yetkililere iletselerdi uzmanları onu değerlendirirdi. Size ALLAH'ın lütfu ve rahmeti olmasaydı pek azınız hariç sapkına uyacaktınız.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kendilerine güven veya korku hususunda bir haber geldiğinde onu hemen yayıverirler. Halbuki onu peygambere ve aralarında yetkili kimselere götürselerdi, onlardan sonuç çıkarmaya gücü yetenler, onu anlarlardı. Allah'ın üzerinizdeki lütfu ve rahmeti olmasaydı, pek azınız hariç, şeytana uyardınız.
Erhan Aktaş
Onlara, güven veya korkuyla ilgili bir haber geldiği zaman, onu hemen yayarlar. Oysaki onu Rasul’e ve kendilerinden olan yetkili kimselere* bildirselerdi; işin iç yüzünü bilenler, ne olup bittiğini, bilirlerdi. Eğer Allah’ın lütfu ve rahmeti üzerinizde olmasaydı, pek azınız hariç hepiniz şeytana uyardınız.
Hakkı Yılmaz
Ve kendilerine güvenden veya korkudan bir emir geldiğinde onu hemen yayıverirler. Hâlbuki onu Elçi'ye ve kendilerinden olan yetkili kimselere götürselerdi, onlardan sonuç çıkarmaya gücü yeten kimseler, onu bilirlerdi. Ve eğer Allah'ın üzerinizdeki armağanları ve rahmeti olmasaydı, –pek azınız hariç– kesinlikle şeytana uymuştunuz.
Muhammed Esed
ONLAR savaş veya barış ile ilgili herhangi bir (gizli) konuda bilgi sahibi olduklarında onu dışarıya yayarlar; halbuki onu Peygamber'e ve müminler arasından kendilerine otorite emanet edilmiş olanlara arzetmiş olsalardı, gizli bilgiler elde etmekle uğraşanlar onu(nla ilgili olarak ne yapılması gerektiğini) mutlaka bilirlerdi. Ama Allah'ın size lütfu ve rahmeti sayesinde aranızdan çok az kimse Şeytan'ın ardına takılmıştır.
Mustafa İslamoğlu
Onlar, kendilerine barış ya da savaşla ilgili herhangi bir bilgi ulaştığında onu dışarı yayarlar. Oysa ki onu Peygambere ya da mü'minler arasından kendilerine yetki verilmiş olanlara iletselerdi, onlar arasından işin (uzmanı olup) ölçme-değerlendirme yapabilenler onu da (değerlendire)bilirlerdi. Size Allah'ın lütuf ve rahmeti olmasaydı, çok azınız hariç kesinlikle şeytanın ardınca giderdiniz.
Suat Yıldırım
Onlara güvenlik veya korkuya dair bir haber geldiğinde doğru olup olmadığını araştırmadan ve yaymakta mahzur bulunup bulunmadığını danışmadan hemen onu yayarlar. Halbuki onlar bu haberi peygambere ve aralarındaki yetkili zatlara arzetselerdi elbette işin içyüzünü araştırıp ortaya çıkaranlar, onun mahiyetini, haberin neye delâlet ettiğini bilirlerdi. Eğer Allah'ın lütuf ve rahmeti üzerinizde olmasaydı, pek azınız hariç hepiniz şeytana uymuş gitmiştiniz.
Süleyman Ateş
Onlara güven veya korkuya dair bir haber gelse onu yayarlar. Halbuki onu Elçi'ye ve aralarında buyruk sahiplerine götürselerdi, işin içyüzünü araştırıp çıkaranlar, onun ne olduğunu (haberin taşıdığı anlamı) bilirlerdi. Eğer size Allah'ın lutfu ve rahmeti olmasaydı, birçok işinizde şeytana uyardınız.
Şaban Piriş
Onlara güven veya korku veren bir haber geldiğinde onu hemen yayarlar. Oysa, onu Peygambere ve müminlerden olan emir sahiplerine götürselerdi onlardan hüküm tespit edebilecek olanlar onu bilirdi. Allahın üzerinizdeki lütfu ve rahmeti olmasaydı, çok azınız hariç şeytana uymuştunuz.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlara, güven yahut korkuya ilişkin bir haber ulaştığında onu hemen yaydılar. Oysa ki, onu resule ve içlerindeki sorumluluk sahiplerine götürmüş olsalardı, aralarındaki okuyup araştırarak hüküm çıkaranlar, onu elbette bileceklerdi. Eğer Allah'ın lütuf ve rahmeti üzerinizde olmasaydı, pek azınız / pek az işiniz hariç, şeytanın ardısıra giderdiniz.
Edip-Layth-Martha
If any matter regarding security, or fear, comes to them they make it publicly known, but if they had referred it to the messenger and to those entrusted from them then it would have been known by those who studied it from them. Had it not been for God's grace upon you and His mercy, you would have followed the devil, except for a few.
Muhammad Asad
AND IF any [secret] matter pertaining to peace or war comes within their ken, they* spread it abroad - whereas, if they would but refer it unto the Apostle and unto those from among the believers* who have been entrusted with authority, such of them as are engaged in obtaining intelligence* would indeed know [what to do with] it And but for God's bounty towards you, and His grace, all but a few of you would certainly have followed Satan.
Rashad Khalifa
When a rumor that affects security comes their way, they spread it. Had they referred it to the messenger, and those in charge among them, those who understand these matters would have informed them. If it were not for GOD's grace towards you, and His mercy, you would have followed the devil, except a few.,
The Monotheist Group
And if any matter regarding security, or fear, comes to them they make it publicly known, but if they had referred it to the messenger and to those entrusted from them then it would have been known by those who studied it from them. And had it not been for the grace of God upon you and His mercy, you would have followed the devil, except for a few.