Ahkaf Sûresi24. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (18 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فلما | — | felemmā | nihayet | Then when |
| 2 | رأوه | ر ا يREY | raevhu | onu görünce | they saw it |
| 3 | عارضا | ع ر ضARŽ | ǎāriDan | geniş bir bulut halinde | (as) a cloud |
| 4 | مستقبل | ق ب لGBL | musteḳbile | yönelerek geldiğini | approaching |
| 5 | أوديتهم | و د يVD̃Y | evdiyetihim | vadilerine | their valleys, |
| 6 | قالوا | ق و لGVL | ḳālū | dediler | they said, |
| 7 | هذا | — | hāƶā | bu | """This" |
| 8 | عارض | ع ر ضARŽ | ǎāriDun | bir buluttur | (is) a cloud |
| 9 | ممطرنا | م ط رMŦR | mumTirunā | bize yağmur yağdıracak | "bringing us rain.""" |
| 10 | بل | — | bel | hayır | Nay, |
| 11 | هو | — | huve | o | it |
| 12 | ما | — | mā | şey | (is) what |
| 13 | استعجلتم | ع ج لACL | steǎ'celtum | sizin acele gelmesini istediğinizdir | you were asking it to be hastened, |
| 14 | به | — | bihi | onun | you were asking it to be hastened, |
| 15 | ريح | ر و حRVḪ | rīHun | bir rüzgardır | a wind |
| 16 | فيها | — | fīhā | içinde bulunan | in it |
| 17 | عذاب | ع ذ بAZ̃B | ǎƶābun | azab | (is) a punishment |
| 18 | أليم | ا ل مELM | elīmun | acıklı | painful, |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فلما راوه عارضا مستقبل اوديتهم قالوا هذا عارض ممطرنا بل هو ما استعجلتم به ريح فيها عذاب اليم
Arapça (Harekeli)
فَلَمَّا رَأَوْهُ عَارِضًا مُّسْتَقْبِلَ أَوْدِيَتِهِمْ قَالُوا هَذَا عَارِضٌ مُّمْطِرُنَا بَلْ هُوَ مَا اسْتَعْجَلْتُم بِهِ رِيحٌ فِيهَا عَذَابٌ أَلِيمٌ
Transliterasyon
Fe lemmâ reevhu âridan mustakbile evdiyetihim kâlû hâzâ âridun mumtırunâ, bel huve mesta’celtum bih|î|, rîhun fîhâ azâbun elîm(elîmun).
Transliteration (Eng.)
Falamm<span class="u">a</span> raawhu AA<span class="u">a</span>ri<span class="u">d</span>anmustaqbila awdiyatihim q<span class="u">a</span>loo h<span class="u">atha</span> AA<span class="u">a</span>ri<span class="u">d</span>unmum<span class="u">t</span>irun<span class="u">a</span> bal huwa m<span class="u">a</span> istaAAjaltum bihi ree<span class="u">h</span>unfeeh<span class="u">a</span> AAa<span class="u">tha</span>bun aleem<span class="b">un</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
O bulutun, vâdilerine doğru gelmekte olduğunu görünce bu demişlerdi, bize yağmur getiren bulut. Hayır, o, çarçabuk gelmesini istediğiniz şey, bir yel ki onda elemli bir azap var.
Ali Bulaç
Derken, onu (azabı) vadilerine doğru yönelerek gelen bir bulut şeklinde gördükleri zaman, "Bu bize yağmur yağdıracak bir buluttur" dediler. Hayır, o, kendisi için acele ettiğiniz şeydir. Bir rüzgar; onda acı bir azap vardır.
Bayraktar Bayraklı
Nihayet onu, vadilerine doğru yayılan bir bulut şeklinde görünce, “Bu bize yağmur yağdıracak yaygın bir buluttur” dediler. “Hayır! O, sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde acı azap bulunan bir rüzgârdır.”
Diyanet İşleri
Nihayet onu, vadilerine doğru yayılan bir bulut şeklinde görünce: Bu bize yağmur yağdıracak yaygın bir buluttur, dediler. Hayır! O, sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde acı azap bulunan bir rüzgardır!
Edip Yüksel
Nihayet onun yayılarak vadilerine yönelmiş olduğunu gördüklerinde, "Bu, bize yağmur yağdıracak bir buluttur" dediler. Hayır! bu sizin gelmesi için meydan okuduğunuz acı bir azaba sahip bir fırtınadır.
Elmalılı Hamdi Yazır
O azabı, vadilerine doğru yayılan bir bulut halinde gördükleri zaman: "Bu bize yağmur yağdıracak yaygın bir buluttur." dediler. Hud ise: "O sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. O bir rüzgârdır ki, içerisinde acı bir azab vardır.
Erhan Aktaş
Onu, vadilerine doğru gelen yoğun bir bulut halinde gördüklerinde: “Bu, bize yağmur getiren bir buluttur.” dediler. Hayır! O, sizin hemen gelmesini istediğiniz şeydir; acıklı azabı getiren rüzgârdır.”
Hakkı Yılmaz
(24,25)Sonunda onu, vadilerine doğru gelen geniş bir bulut hâlinde gördüklerinde: “Ha işte! Bu, bize yağmur getirecek bir bulut!” dediler, Hayır, aksine o, çabuklaştırmaya çalıştığınız şeyin ta kendisi; Rabbinin emriyle her şeyi yerle bir eden, içinde acıklı bir azap olan rüzgâr... Sonunda o hâle geldiler ki, konutlarından başka hiçbir şey görünmüyordu. Biz, günahkârlar topluluğunu işte böyle cezalandırırız.
Muhammed Esed
Sonuçta yoğun bir bulutun vadilerine doğru yaklaştığını fark ettiklerinde, "Bu, bize (bereketli) bir yağmur getirecek olan buluttur!" diye haykırdılar. (Ama Hûd,) "Hayır," dedi, "o, sizin (bu kadar müstehzî şekilde) çabuklaşmasını istediğiniz acıklı azabı haber veren bir rüzgardır.
Mustafa İslamoğlu
Derken, yüklü bir bulutun vadilerine doğru yaklaştığını gördüler ve "Bu bize yağmur getiren bir buluttur" dediler. Aksine o gelmesini acele istediğiniz şeydir: içinde acıklı bir azabı barındıran bir bela kasırgası...
Suat Yıldırım
24, 25. Vaktâ ki, bildirilen azabı, vâdilerine doğru enlemesine yayılarak ilerleyen bir bulut halinde görünce: “Bu, dediler, bize yağmur getiren bir bulut! ”Hûd: “Hayır, dedi, bu, sizin gelmesi için acele edip durduğunuz şeydir, yani can yakıcı azap taşıyan bir rüzgârdır! Rabbinin izniyle her şeyi devirip yerle bir eden bir kasırgadır. ”Derken hepsi helâk olup sadece meskenleri kaldı. İşte Biz, suça gömülmüş gürûhu böyle cezalandırırız. [7, 65; 11, 50; 26, 123 vd. ]*
Süleyman Ateş
Nihayet azabın (ufukta) geniş bir bulut halinde vadilerine doğru geldiğini görünce: "Bu, bize yağmur yağdıracak bir buluttur" dediler. Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şey, içinde acı azab bulunan bir rüzgardır.
Şaban Piriş
Azabın, bir bulut halinde vadilerine doğru gelişini gördükleri zaman:-Bu, bize yağmur getirecek bir bulut! demişlerdi. -Hayır. O, acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde acı bir azap olan rüzgardır!
Yaşar Nuri Öztürk
Nihayet onu, vadilerine doğru gelen geniş bir bulut halinde görünce: "Ha dediler, bu bize yağmur getirecek bir bulut." Hayır, o, aceleden istediğiniz şeyin ta kendisi. Bir rüzgar ki, içinde acıklı bir azap var.
Edip-Layth-Martha
Then when they saw the dense cloud heading towards their valley, they said, "This is a dense cloud that will bring to us much needed rain!" No, this is what you had asked to be hastened; a violent wind with a painful retribution.
Muhammad Asad
And so, when they beheld it* in the shape of a dense cloud approaching their valleys, they exclaimed, This is but a heavy cloud which will bring us [wel­come] rain!" [But Hud said:] Nay, but it is the very thing which you [so contemptuously] sought to hasten - a wind bearing grievous suffering,
Rashad Khalifa
When they saw the storm heading their way, they said, "This storm will bring to us much needed rain." Instead, this is what you challenged (Hood) to bring; violent wind wherein there is painful retribution.,
The Monotheist Group
Then when they saw the dense cloud heading towards their valleys, they said: "This is a dense cloud that will bring to us much needed rain!" No, this is what you had asked to be hastened; a violent wind wherein there is a painful retribution.