Ahkaf Sûresi26. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (32 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ولقد | — | veleḳad | ve andolsun | And certainly, |
| 2 | مكناهم | م ك نMKN | mekkennāhum | onlara imkan vermiştik | We had established them |
| 3 | فيما | — | fīmā | şeyi | in what |
| 4 | إن | — | in | not | |
| 5 | مكناكم | م ك نMKN | mekkennākum | size vermediğimiz | We have established you |
| 6 | فيه | — | fīhi | onu | in it, |
| 7 | وجعلنا | ج ع لCAL | ve ceǎlnā | ve yaratmıştık | and We made |
| 8 | لهم | — | lehum | onlara | for them |
| 9 | سمعا | س م عSMA | sem'ǎn | kulaklar | hearing |
| 10 | وأبصارا | ب ص رBṦR | ve ebSāran | ve gözler | and vision |
| 11 | وأفئدة | ف ا دFED̃ | ve ef'ideten | ve gönüller | and hearts. |
| 12 | فما | — | femā | fakat | But not |
| 13 | أغنى | غ ن يĞNY | eğnā | sağlamadı | availed |
| 14 | عنهم | — | ǎnhum | kendilerine | them |
| 15 | سمعهم | س م عSMA | sem'ǔhum | kulakları | their hearing |
| 16 | ولا | — | ve lā | ne de | and not |
| 17 | أبصارهم | ب ص رBṦR | ebSāruhum | gözleri | their vision |
| 18 | ولا | — | ve lā | ne de | and not |
| 19 | أفئدتهم | ف ا دFED̃ | ef'idetuhum | gönülleri | their hearts |
| 20 | من | — | min | bir | any |
| 21 | شيء | ش ي اŞYE | şey'in | şey (yarar) | thing, |
| 22 | إذ | — | iƶ | zira | when |
| 23 | كانوا | ك و نKVN | kānū | they were | |
| 24 | يجحدون | ج ح دCḪD̃ | yecHadūne | bile bile inkar ediyorlardı | rejecting |
| 25 | بآيات | ا ي يEYY | biāyāti | ayetlerini | (the) Signs |
| 26 | الله | — | llahi | Allah'ın | (of) Allah |
| 27 | وحاق | ح ي قḪYG | ve Hāḳa | ve kuşatıverdi | and enveloped |
| 28 | بهم | — | bihim | kendilerini | them |
| 29 | ما | — | mā | şey | what |
| 30 | كانوا | ك و نKVN | kānū | oldukları | they used to |
| 31 | به | — | bihi | onunla | [at it] |
| 32 | يستهزئون | ه ز اHZE | yestehziūne | alay edip duruyor(lar) | ridicule. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ولقد مكنهم فيما ان مكنكم فيه وجعلنا لهم سمعا وابصرا وافدة فما اغنى عنهم سمعهم ولا ابصرهم ولا افدتهم من شىء اذ كانوا يجحدون بايت الله وحاق بهم ما كانوا به يستهزءون
Arapça (Harekeli)
وَلَقَدْ مَكَّنَّاهُمْ فِيمَا إِن مَّكَّنَّاكُمْ فِيهِ وَجَعَلْنَا لَهُمْ سَمْعًا وَأَبْصَارًا وَأَفْئِدَةً فَمَا أَغْنَى عَنْهُمْ سَمْعُهُمْ وَلَا أَبْصَارُهُمْ وَلَا أَفْئِدَتُهُم مِّن شَيْءٍ إِذْ كَانُوا يَجْحَدُونَ بِآيَاتِ اللَّهِ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِئُونَ
Transliterasyon
Ve lekad mekkennâ hum fî mâ in mekkennâkum fîhi ve cealnâ lehum sem’an ve ebsâren ve ef’ideten fe mâ agnâ anhum sem’uhum ve lâ ebsâruhum ve lâ ef’idetuhum min şey’in iz kânû yechadûne bi âyâtillâhi ve hâka bihim mâ kânû bihî yestehziûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Walaqad makkann<span class="u">a</span>hum feem<span class="u">a</span> inmakkann<span class="u">a</span>kum feehi wajaAAaln<span class="u">a</span> lahum samAAan waab<span class="u">sa</span>ranwaaf-idatan fam<span class="u">a</span> aghn<span class="u">a</span> AAanhum samAAuhum wal<span class="u">a</span>ab<span class="u">sa</span>ruhum wal<span class="u">a</span> af-idatuhum min shay-in i<span class="u">th</span> k<span class="u">a</span>nooyaj<span class="u">h</span>adoona bi-<span class="u">a</span>y<span class="u">a</span>ti All<span class="u">a</span>hi wa<span class="u">ha</span>qabihim m<span class="u">a</span> k<span class="u">a</span>noo bihi yastahzi-oon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve andolsun ki biz onlara, size vermediğimiz gücü kuvveti vermiştik ve onlara kulak, göz ve gönül vermiştik; derken Allah'ın delillerini, bile bile inkâr ettikleri zaman onlara gelen azâbı, ne kulakları menedebilmişti ve ne gözleri ve ne gönülleri ve alay ettikleri, başlarına gelmişti.
Ali Bulaç
Andolsun, Biz onları, sizleri kendisinde yerleşik kılmadığımız yerlerde (size vermediğimiz güç ve iktidar imkanlarıyla) yerleşik kıldık ve onlara işitme, görme (duygularını) ve gönüller verdik. Ancak ne işitme, ne görme (duyuları) ve ne gönülleri kendilerine herhangi bir şey sağlamadı. Çünkü onlar, Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlardı. Alay konusu edindikleri şey, onları sarıp-kuşattı.
Bayraktar Bayraklı
Andolsun ki, onlara, size vermediğimiz imkanları sağlamıştık. Kendilerine kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri kendilerine bir fayda sağlamadı. Zira bile bile Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlardı. Alay edip durdukları şey kendilerini kuşatıverdi.
Diyanet İşleri
Andolsun ki, onlara da size vermediğimiz kudret ve serveti vermiştik. Kendilerine kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri kendilerine bir fayda sağlamadı. Zira bile bile Allah'ın ayetlerini inkâr ediyorlardı. Alay edip durdukları şey, kendilerini kuşatıverdi.*
Edip Yüksel
Sizi yerleştirmediğimiz yerlere yerleştirmiştik onları. Onlara işitme ve görme duyuları ile beyinler vermiştik. ALLAH'ın ayet ve mucizelerini bile bile inkâr ettikleri için ne işitme, ne görme duyuları ve ne de beyinleri onlara hiçbir yarar sağlamadı. Alaya aldıkları şeyler kendilerini çepeçevre kuşatıverdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
And olsun ki, biz onlara size vermediğimiz imkanlar vermiştik. Onlara kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri onlara hiçbir fayda sağlamadı. Çünkü onlar Allah'ın âyetlerini bile bile inkâr ediyorlardı. Alay etmekte oldukları şey de onları sarıp kuşattı.
Erhan Aktaş
Ant olsun ki Biz, onlara, size vermediğimiz nice imkânlar vermiştik. Onlara da kulaklar, gözler ve kalpler* verdik. Ne var ki işitme ve görmeleri onlara bir yarar sağlamadı. Kalpleri de onlara bir yarar sağlamadı. Çünkü onlar, Allah’ın ayetlerini bile bile reddediyorlardı. Sonunda alaya aldıkları şey onları kuşattı.
Hakkı Yılmaz
Ve andolsun ki Biz, sizi güçlü kılmadığımız şeylerde onları güçlü kılmıştık; size vermediğimiz imkânları onlara vermiştik. Onlara da kulaklar, gözler ve duygular vermiştik. Buna rağmen kulakları, gözleri ve duyguları onlara hiçbir yarar sağlamadı/ kendilerinden hiçbir şeyi uzaklaştıramadı. Çünkü onlar, Allah'ın âyetlerini bile bile inkâr ediyorlardı. Alay etmekte oldukları şey de onları sarıp kuşatıverdi.
Muhammed Esed
Ama (ey sonraki dönemin insanları;) Biz size sağlamadığımız bir emniyet içinde onları yerleştirmiş ve kendilerine kulaklar, gözler ve (kavrayan) kalpler bahşetmiştik; ama Allah'ın mesajlarını reddetmeye devam ettikleri için ne kulakları, ne gözleri ne de kalpleri onlara bir fayda sağlamadı; ve (sonunda) alay ettikleri şey tarafından kuşatılıp alt edildiler.
Mustafa İslamoğlu
Doğrusu onlara orada, size burada vermediğimiz kadar güç ve kudret vermiştik. Onların da işitme, görme ve akletme yetileri başlarından belayı savmaya yetmedi; çünkü onlar Allah'ın mesajlarını bile bile inkar etmiştiler: nihayet alay ettikleri şey onları çepeçevre kuşatıp yok etti.
Suat Yıldırım
Gerçekten, Biz onlara, size vermediğimiz imkânlar vermiştik. Kulaklar, gözler ve gönüller lütfetmiştik kendilerine. Fakat ne kulakları, ne gözleri, ne de gönülleri kendilerine hiçbir fayda vermedi. Çünkü onlar Allah'ın âyetlerini bile bile, inatla inkâr ediyorlardı. Neticede alaya aldıkları o azap kendilerini her taraftan sarıverdi.
Süleyman Ateş
Onlara size vermediğimiz servet ve kuvveti vermiştik, onlara kulaklar, gözler ve gönüller yaratmıştık. Fakat ne kulakları, ne gözleri ne de gönülleri kendilerine bir yarar sağladı. Zira (düşünüp ibret almıyorlar, tersine) bile bile Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlardı. Ve alay edip durdukları şey, kendilerini kuşatıverdi.
Şaban Piriş
Onları, size vermediğimiz şeylerle güçlendirmiştik. Onlara, kulak, göz ve kalbler vermiştik. Fakat, kulakları, gözleri ve kalpleri onlara fayda vermedi. Zira Allahın ayetlerini bile bile inkar ediyorlardı ve kendisiyle alay ettikleri şey onları kuşatıverdi.
Yaşar Nuri Öztürk
Andolsun, onlara, size vermediğimiz imkan ve kudreti vermiştik. Onlar için işitme gücü, gözler ve gönüller oluşturmuştuk. Fakat, ne işitme güçleri ne gözleri ne de gönülleri, kendilerine hiçbir yarar sağlamadı / kendilerinden hiçbir şeyi uzaklaştıramadı; çünkü ayetlerimize karşı direniyorlardı. Ve alaya aldıkları şey, onları kuşatıp sardı.
Edip-Layth-Martha
We had established them in the same way as We established you, and provided them with the hearing, and the eyesight, and the heart. But their hearing, eyesight, and hearts did not help them at all. This is because they used to disregard God's signs, and they were stricken by what they used to mock!
Muhammad Asad
And yet, We had established them securely in a manner in which We have never established you, [O people of later times;]* and We had endowed them with hearing, and sight, and [knowledgeable] hearts:* but neither their hearing, nor their sight, nor their hearts were of the least avail to them, seeing that they went on rejecting God's messages; and [in the end] they were overwhelmed* by the very thing which they had been wont to deride.
Rashad Khalifa
We had established them in the same way as we established you, and provided them with hearing, eyes, and minds. But their hearing, eyes, and minds did not help them at all. This is because they decided to disregard GOD's revelations. Thus, the prophecies and warnings that they ridiculed have caused their doom.,
The Monotheist Group
And We had established them in the same way as We established you, and provided them with hearing, and eyesight, and hearts. But their hearing, eyesight, and hearts did not help them at all. This is because they used to disregard the revelations of God, and they will be surrounded by that which they used to mock.