Maide Sûresi18. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (30 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وقالت | ق و لGVL | ve ḳāleti | ve dediler | And said, |
| 2 | اليهود | — | l-yehūdu | Yahudiler | the Jews |
| 3 | والنصارى | ن ص رNṦR | ve nneSārā | ve hıristiyanlar | and the Christians |
| 4 | نحن | — | neHnu | biz | """We (are)" |
| 5 | أبناء | ب ن يBNY | ebnā'u | oğullarıyız | (the) children |
| 6 | الله | — | llahi | Allah'ın | (of) Allah |
| 7 | وأحباؤه | ح ب بḪBB | ve eHibbā'uhu | ve sevgilileriyiz | "and His beloved.""" |
| 8 | قل | ق و لGVL | ḳul | de ki | Say, |
| 9 | فلم | — | felime | o halde niçin | """Then why" |
| 10 | يعذبكم | ع ذ بAZ̃B | yuǎƶƶibukum | size azabediyor | (does He) punish you |
| 11 | بذنوبكم | ذ ن بZ̃NB | biƶunūbikum | günahlarınızdan ötürü | "for your sins?""" |
| 12 | بل | — | bel | hayır | Nay, |
| 13 | أنتم | — | entum | siz de | you (are) |
| 14 | بشر | ب ش رBŞR | beşerun | birer insansınız | human beings |
| 15 | ممن | — | mimmen | from among (those) | |
| 16 | خلق | خ ل قḢLG | ḣaleḳa | O'nun yaratıklarından | He created. |
| 17 | يغفر | غ ف رĞFR | yeğfiru | bağışlar | He forgives |
| 18 | لمن | — | limen | kimseyi | [for] whom |
| 19 | يشاء | ش ي اŞYE | yeşā'u | dilediği | He wills |
| 20 | ويعذب | ع ذ بAZ̃B | ve yuǎƶƶibu | ve azabeder | and punishes |
| 21 | من | — | men | kimseye | whom |
| 22 | يشاء | ش ي اŞYE | yeşā'u | dilediği | He wills. |
| 23 | ولله | — | velillahi | Allah'ındır | And for Allah |
| 24 | ملك | م ل كMLK | mulku | mülkü | (is the) dominion |
| 25 | السماوات | س م وSMV | s-semāvāti | göklerin | (of) the heavens |
| 26 | والأرض | ا ر ضERŽ | vel'erDi | ve yerin | and the earth |
| 27 | وما | — | ve mā | bulunan herşeyin | and whatever |
| 28 | بينهما | ب ي نBYN | beynehumā | ve ikisi arasında | (is) between them, |
| 29 | وإليه | — | ve ileyhi | O'nadır | and to Him |
| 30 | المصير | ص ي رṦYR | l-meSīru | dönüş de | (is) the final return. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وقالت اليهود والنصرى نحن ابنوا الله واحبوه قل فلم يعذبكم بذنوبكم بل انتم بشر ممن خلق يغفر لمن يشاء ويعذب من يشاء ولله ملك السموت والارض وما بينهما واليه المصير
Arapça (Harekeli)
وَقَالَتِ الْيَهُودُ وَالنَّصَارَى نَحْنُ أَبْنَاءُ اللَّهِ وَأَحِبَّاؤُهُ قُلْ فَلِمَ يُعَذِّبُكُم بِذُنُوبِكُم بَلْ أَنتُم بَشَرٌ مِّمَّنْ خَلَقَ يَغْفِرُ لِمَن يَشَاءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَاءُ وَلِلَّهِ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَإِلَيْهِ الْمَصِيرُ
Transliterasyon
Ve kâletil yahûdu ven nasârâ nahnu ebnâullâhi ve ehıbbâuh|u| kul fe lime yuazzibukum bi zunûbikul bel entum beşerun mimmen halak|a| yagfiru limen yeşâu ve yuazzibu men yeşâ|u| ve lillâhi mulkus semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâ ve ileyhil masîr|u|.
Transliteration (Eng.)
Waq<span class="u">a</span>lati alyahoodu wa<span class="b">al</span>nna<span class="u">sa</span>r<span class="u">a</span>na<span class="u">h</span>nu abn<span class="u">a</span>o All<span class="u">a</span>hi waa<span class="u">h</span>ibb<span class="u">a</span>ohuqul falima yuAAa<span class="u">thth</span>ibukum bi<span class="u">th</span>unoobikum bal antumbasharun mimman khalaqa yaghfiru liman yash<span class="u">a</span>o wayuAAa<span class="u">thth</span>ibuman yash<span class="u">a</span>o walill<span class="u">a</span>hi mulku a<span class="b">l</span>ssam<span class="u">a</span>w<span class="u">a</span>tiwa<span class="b">a</span>l-ar<span class="u">d</span>i wam<span class="u">a</span> baynahum<span class="u">a</span> wa-ilayhialma<span class="u">s</span>eer<span class="b">u</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Yahûdiler ve Nasrânîler, biz Allah'ın oğullarıyız ve sevgilileriyiz dediler. De ki: Öyleyse neden günahlarınızdan dolayı size azâp ediyor? Hayır, siz, ancak onun yarattığı insanlardansınız; o, dilediğini yarlıgar, dilediğine azâp eder ve Allah'ındır göklerin, yeryüzünün ve ikisinin arasında bulunanların saltanatı ve her iş, ona aittir.
Ali Bulaç
Yahudi ve Hıristiyanlar: "Biz Allah'ın çocuklarıyız ve sevdikleriyiz" dedi. De ki: "Peki, ne diye sizi günahlarınızdan dolayı azaplandırıyor? Hayır, siz O'nun yarattığından birer beşersiniz. O, dilediğini bağışlar, dilediğini azaplandırır. Göklerin, yerin ve bunların arasındakilerin tümünün mülkü Allah'ındır. Son varış O'nadır."
Bayraktar Bayraklı
Yahudiler ve Hıristiyanlar, “Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz” dediler. De ki: “Öyle ise günahlarınızdan dolayı size niçin azap ediyor? Doğrusu siz de O'nun yarattığı insanlardansınız. O, dilediğini bağışlar ve dilediğine azap eder. Göklerde, yerde ve ikisinin arasında ne varsa, mülkiyeti Allah'a aittir. Sonunda dönüş de ancak O'nadır.”
Diyanet İşleri
Yahudiler ve hıristiyanlar "Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz" dediler. De ki: Öyleyse günahlarınızdan dolayı size niçin azap ediyor? Doğrusu siz de O'nun yarattığı insanlardansınız. O, dilediğini bağışlar ve dilediğine azap eder. Göklerde, yerde ve ikisinin arasında ne varsa mülkiyeti Allah'a aittir. Sonunda dönüş de ancak O'nadır.
Edip Yüksel
Yahudiler ve Hıristiyanlar, "Biz ALLAH'ın çocukları ve sevgilileriyiz" dediler. "Öyleyse günahlarınızdan ötürü neden sizi cezalandırıyor? Siz sadece O'nun yarattığı insanlardansınız" de. Dileyeni/dilediğini de bağışlar, dileyeni/dilediğini de cezalandırır. Göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin egemenliği ALLAH'a ait olup dönüş de O'nadır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Yahudiler ve hıristiyanlar, "Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz" dediler. De ki: " O halde niçin günahlarınızdan ötürü (Allah ) size azab ediyor?" Hayır, siz de O'nun yaratıklarından birer insansınız. O dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin mülkü Allah'ındır. Nihayet dönüş de O'nadır.
Erhan Aktaş
Yahudiler ve Hıristiyanlar, “Bizler Allah’ın oğulları ve O’nun sevgilileriyiz.” dediler. De ki: “O halde suçlarınızdan dolayı, sizi niçin azaplandırıyor? Doğrusu, siz de yarattıklarından bir beşersiniz. Dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder.* Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mülkü Allah’a aittir. Son varış, O’nadır.”.
Hakkı Yılmaz
Ve Yahudiler, Hristiyanlar, “Biz, Allah'ın oğullarıyız ve O'nun sevgilileriyiz” dediler. De ki: “Madem öyle niçin günahlarınız sebebiyle Allah size azap ediyor?” Tam tersi, siz, O'nun oluşturduklarından birer beşersiniz. O dilediği kişiyi bağışlar, dilediğine azap eder. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin sahipliği, yönetimi de Allah'ındır. Dönüş de yalnızca O'nadır.
Muhammed Esed
(Hem) Yahudiler ve (hem de) Hıristiyanlar, "Biz Allah'ın çocuklarıyız, ve O'nun sevgili kulları!" derler. De ki: "Öyleyse, Allah, neden günahlarınızdan dolayı size azap çektirsin? Hayır, siz O'nun yarattığı (ölümlü) insanlardan başka bir şey değilsiniz! O, dilediğini bağışlar ve dilediğine azap çektirir: Zira göklerde ve yerde ve ikisi arasında bulunan her şey üzerindeki hükümranlık Allah'a aittir ve bütün yolculuklar O'nda nihayet bulur."
Mustafa İslamoğlu
Yahudiler ve Hıristiyanlar "Bizler Allah'ın çocukları ve can dostlarıyız!" dediler. De ki: "Öyleyse neden günahlarınız yüzünden sizi cezalandırıyor? Aksine siz O'nun yarattığı insanlardan sadece bir kısmısınız. O müstehak olanın bağışlanmasını diler, (cezayı) dileyeni de cezalandırmayı diler; zira göklerde, yerde ve her ikisi arasındaki şeylerin tümü üzerinde hükümranlık Allah'a aittir ve dönüş O'nadır.
Suat Yıldırım
Hem Yahudiler, hem de Hıristiyanlar “Biz Allah'ın evlatları ve sevgilileriyiz. ” dediler. De ki: “Öyleyse niçin Allah sizi günahlarınız sebebiyle cezalandırıyor? ” Hayır, bilakis siz O'nun yarattığı birer beşer topluluğusunuz. Allah dilediğini affeder, dilediğini cezalandırır. Göklerde, yerde ve ikisi arasında olan her şeyin hakimiyeti Allah'ındır. Dönüş de O'na olacaktır.
Süleyman Ateş
Yahudiler ve hıristiyanlar; "Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz." dediler. De ki: "O halde niçin günahlarınızdan ötürü (Allah) size azabediyor?" Hayır, siz de O'nun yaratıklarından birer insansınız. O dilediğini bağışlar, dilediğine azabeder. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan herşeyin mülkü Allah'ındır. Dönüş de O'nadır.
Şaban Piriş
Yahudi ve Hıristiyanlar:-Biz, Allahın oğulları ve sevgilileriyiz, dediler. De ki: -Öyleyse, günahlarınız sebebiyle Allah, sizi niye cezalandırıyor? Hayır, siz de onun yarattıklarından bir beşersiniz! Allah dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin hakimiyeti Allahındır. Dönüş de Onadır.
Yaşar Nuri Öztürk
Yahudiler ve Hıristiyanlar dediler ki, biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz. De ki: "O halde niçin size günahlarınız yüzünden azap ediyor?" Hayır, siz de O'nun yarattıklarından birer insansınız. Dilediğini affeder O, dilediğine azap eder. Hem göklerin hem yerin hem de bunlar arasındakilerin mülk ve yönetimi Allah'ındır. Dönüş de O'nadır.
Edip-Layth-Martha
The Jews and the Nazarenes said, "We are God's children and His loved ones." Say, "Then why does He punish you for your sins?" No, you are merely humans from what He has created. He forgives whom He pleases, and He punishes whom He pleases. To God is the sovereignty of heavens, earth, and all that is in-between, and to Him is the destiny.
Muhammad Asad
And [both] the Jews and the Christians say, "We are God's children,* and His beloved ones." Say: "Why, then, does He cause you to suffer for your sins? Nay, you are but human beings of His creating. He forgives whom He wills, and He causes to suffer whom He wills: for God's is the dominion over the heavens and the earth and all that is between them, and with Him is all journeys' end."
Rashad Khalifa
The Jews and the Christians said, "We are GOD's children and His beloved." Say, "Why then does He punish you for your sins? You are just humans like the other humans He created." He forgives whomever He wills and punishes whomever He wills. To GOD belongs the sovereignty of the heavens and the earth, and everything between them, and to Him is the final destiny.,
The Monotheist Group
And the Jews and the Nazarenes said: "We are the children of God, and His loved ones." Say: "Then why does He punish you for your sins?" No, you are merely human beings which He has created. He forgives whom He pleases, and He punishes whom He pleases. And to God is the sovereignty of the heavens and the earth and all that is in-between, and to Him is the destiny.