Maide Sûresi48. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (51 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وأنزلنا | ن ز لNZL | ve enzelnā | ve indirdik | And We revealed |
| 2 | إليك | — | ileyke | sana | to you |
| 3 | الكتاب | ك ت بKTB | l-kitābe | Kitabı | the Book |
| 4 | بالحق | ح ق قḪGG | bil-Haḳḳi | gerçekle | in [the] truth, |
| 5 | مصدقا | ص د قṦD̃G | muSaddiḳan | doğrulayıcı | confirming |
| 6 | لما | — | limā | bulunan | what |
| 7 | بين | ب ي نBYN | beyne | (was) before | |
| 8 | يديه | ي د يYD̃Y | yedeyhi | ellerinde | his hands |
| 9 | من | — | mine | of | |
| 10 | الكتاب | ك ت بKTB | l-kitābi | Kitabı | the Book |
| 11 | ومهيمنا | ه م نHMN | ve muheyminen | ve kollayıp koruyucu olarak | and a guardian |
| 12 | عليه | — | ǎleyhi | onu | over it. |
| 13 | فاحكم | ح ك مḪKM | feHkum | artık hükmet | So judge |
| 14 | بينهم | ب ي نBYN | beynehum | onların aralarında | between them |
| 15 | بما | — | bimā | ile | by what |
| 16 | أنزل | ن ز لNZL | enzele | indirdiği | has revealed |
| 17 | الله | — | llahu | Allah'ın | Allah |
| 18 | ولا | — | ve lā | and (do) not | |
| 19 | تتبع | ت ب عTBA | tettebiǎ' | ve uyma | follow |
| 20 | أهواءهم | ه و يHVY | ehvā'ehum | onların keyiflerine | their vain desires |
| 21 | عما | — | ǎmmā | when | |
| 22 | جاءك | ج ي اCYE | cā'eke | sana gelen | has come to you |
| 23 | من | — | mine | of | |
| 24 | الحق | ح ق قḪGG | l-Haḳḳi | gerçek(ten ayrılıp) | the truth. |
| 25 | لكل | ك ل لKLL | likullin | her biriniz için | For each |
| 26 | جعلنا | ج ع لCAL | ceǎlnā | belirledik | We have made |
| 27 | منكم | — | minkum | sizden | for you |
| 28 | شرعة | ش ر عŞRA | şir'ǎten | bir şeri'at | a law |
| 29 | ومنهاجا | ن ه جNHC | ve minhācen | ve bir yol | and a clear way. |
| 30 | ولو | — | velev | ve eğer | And if |
| 31 | شاء | ش ي اŞYE | şā'e | isteseydi | (had) willed |
| 32 | الله | — | llahu | Allah | Allah |
| 33 | لجعلكم | ج ع لCAL | leceǎlekum | hepinizi yapardı | He (would have) made you |
| 34 | أمة | ا م مEMM | ummeten | ümmet | a community, |
| 35 | واحدة | و ح دVḪD̃ | vāHideten | bir tek | one, |
| 36 | ولكن | — | velākin | fakat | [and] but |
| 37 | ليبلوكم | ب ل وBLV | liyebluvekum | sizi sınamak istedi | to test you |
| 38 | في | — | fī | in | |
| 39 | ما | — | mā | ile | what |
| 40 | آتاكم | ا ت يETY | ātākum | size verdiği | He (has) given you, |
| 41 | فاستبقوا | س ب قSBG | festebiḳū | öyleyse koşun | so race |
| 42 | الخيرات | خ ي رḢYR | l-ḣayrāti | hayır işlerine | (to) the good. |
| 43 | إلى | — | ilā | To | |
| 44 | الله | — | llahi | Allah'adır | Allah |
| 45 | مرجعكم | ر ج عRCA | merciǔkum | dönüşü | you will return, |
| 46 | جميعا | ج م عCMA | cemīǎn | hepinizin | all, |
| 47 | فينبئكم | ن ب اNBE | feyunebbiukum | O size haber verecektir | then He will inform you |
| 48 | بما | — | bimā | şeyleri | of what |
| 49 | كنتم | ك و نKVN | kuntum | olduğunuz | you were |
| 50 | فيه | — | fīhi | onda | concerning it |
| 51 | تختلفون | خ ل فḢLF | teḣtelifūne | ayrılığa düşmüş | differing. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وانزلنا اليك الكتب بالحق مصدقا لما بين يديه من الكتب ومهيمنا عليه فاحكم بينهم بما انزل الله ولا تتبع اهواءهم عما جاءك من الحق لكل جعلنا منكم شرعة ومنهاجا ولو شاء الله لجعلكم امة وحدة ولكن ليبلوكم فى ما ءاتىكم فاستبقوا الخيرت الى الله مرجعكم جميعا فينبئكم بما كنتم فيه تختلفون
Arapça (Harekeli)
وَأَنزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ الْكِتَابِ وَمُهَيْمِنًا عَلَيْهِ فَاحْكُم بَيْنَهُم بِمَا أَنزَلَ اللَّهُ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَاءَهُمْ عَمَّا جَاءَكَ مِنَ الْحَقِّ لِكُلٍّ جَعَلْنَا مِنكُمْ شِرْعَةً وَمِنْهَاجًا وَلَوْ شَاءَ اللَّهُ لَجَعَلَكُمْ أُمَّةً وَاحِدَةً وَلَكِن لِّيَبْلُوَكُمْ فِي مَا آتَاكُمْ فَاسْتَبِقُوا الْخَيْرَاتِ إِلَى اللَّهِ مَرْجِعُكُمْ جَمِيعًا فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ
Transliterasyon
Ve enzelnâ ileykel kitâbe bil hakkı musaddıkan limâ beyne yedeyhi minel kitâbi ve muheyminen aleyhi fahkum beynehum bimâ enzelallâhu ve lâ tettebi’ ehvâehum ammâ câeke minel hakk|ı| li kullin cealnâ minkum şir’aten ve minhâcâ(minhâcen) ve lev şâallâhu le cealekum ummeten vâhıdeten ve lâkin li yebluvekum fî mâ âtâkum festebikûl hayrât|i| ilâllâhi merciukum cemîan fe yunebbiukum bimâ kuntum fîhi tahtelifûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Waanzaln<span class="u">a</span> ilayka alkit<span class="u">a</span>ba bi<span class="b">a</span>l<span class="u">h</span>aqqimu<span class="u">s</span>addiqan lim<span class="u">a</span> bayna yadayhi mina alkit<span class="u">a</span>biwamuhayminan AAalayhi fa<span class="b">o</span><span class="u">h</span>kum baynahum bim<span class="u">a</span>anzala All<span class="u">a</span>hu wal<span class="u">a</span> tattabiAA ahw<span class="u">a</span>ahum AAamm<span class="u">a</span>j<span class="u">a</span>aka mina al<span class="u">h</span>aqqi likullin jaAAaln<span class="u">a</span> minkumshirAAatan waminh<span class="u">a</span>jan walaw sh<span class="u">a</span>a All<span class="u">a</span>hulajaAAalakum ommatan w<span class="u">ah</span>idatan wal<span class="u">a</span>kin liyabluwakumfeem<span class="u">a</span> <span class="u">a</span>t<span class="u">a</span>kum fa<span class="b">i</span>stabiqoo alkhayr<span class="u">a</span>tiil<span class="u">a</span> All<span class="u">a</span>hi marjiAAukum jameeAAan fayunabbi-okum bim<span class="u">a</span>kuntum feehi takhtalifoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve sana da, önceki kitabı gerçekleyen ve ona, emin bir tanık olan kitabı, gerçek olarak indirdik. Artık aralarında, Allah'ın indirdiğine göre hüküm ver ve sana gelen gerçekten dönüp onların isteklerine uyma. Sizden her birerinize bir şeriat, bir yol tâyin ettik ve Allah dileseydi bir ümmet yapardı sizi, fakat size verdiği hükümler hususunda sizi sınamaktadır, siz de hayırlı işlerde yarışın artık ve hepinizin dönüp varacağı yer, Allah tapısıdır ve o, haklarında ayrılığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.
Ali Bulaç
Sana da (Ey Muhammed,) önündeki kitap(lar)ı doğrulayıcı ve ona 'bir şahid-gözetleyici' olarak Kitab'ı (Kur'an'ı) indirdik. Öyleyse aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen haktan sapıp onların heva (istek ve tutku)larına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol-yöntem kıldık. Eğer Allah dileseydi, sizi bir tek ümmet kılardı; ancak (bu,) verdikleriyle sizi denemesi içindir. Artık hayırlarda yarışınız. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.
Bayraktar Bayraklı
Sana da Kitap'tan onun yanında bulunanı doğrulayıcı ve onu denetleyip güvenirliğini sağlayıcı kitabı hak olarak indirdik. O halde, onlar arasında Allah'ın indirdiğiyle hükmet; Hakk'tan sana gelenden uzaklaşıp onların keyiflerine uyma! Sizden her biri için bir yol ve bir yöntem, bir hukuk belirledik. Allah dileseydi, sizi elbette tek bir ümmet yapardı. Ama size vermiş olduklarıyla sizi imtihana çeksin diye, öyle yapmamıştır. O halde hayırda yarışınız. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O size, tartışmış olduğunuz şeylerin esasını bildirecektir.
Diyanet İşleri
Sana da, daha önceki kitabı doğrulamak ve onu korumak üzere hak olarak Kitab'ı (Kur'an'ı) gönderdik. Artık aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet; sana gelen gerçeği bırakıp da onların arzularına uyma. (Ey ümmetler!) Her birinize bir şeriat ve bir yol verdik. Allah dileseydi sizleri bir tek ümmet yapardı; fakat size verdiğinde (yol ve şeriatlerde) sizi denemek için (böyle yaptı). Öyleyse iyi işlerde birbirinizle yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Artık size, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri(n gerçek tarafını) O haber verecektir.*
Edip Yüksel
Kendinden önceki kitapları doğrulayan, onların yerine geçen bu kitabı, gerçekleri kapsayıcı olarak sana indirdik. ALLAH'ın sana indirdiğiyle aralarında hüküm ver. Sana gelen gerçekleri bırakıp onların hevesine uyma. Her biriniz için bir yasa ve yöntem belirledik. ALLAH dileseydi hepinizi bir tek toplum yapardı. Ancak, size verdikleriyle sizleri sınıyor. İyilikte yarışın. Hepinizin dönüşü ALLAH'adır. Ayrılığa düştüğünüz konuları size bildirecek.*
Elmalılı Hamdi Yazır
Sana da (ey Muhammed) geçmiş kitapları tasdik eden ve onları kollayıp koruyan Kitab (Kur'ân)ı hak ile indirdik. Onların aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Onların arzu ve heveslerine uyarak, sana gelen haktan sapma. Biz, herbiriniz için bir şeriat ve yol belirledik. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı, fakat size verdiklerinde sizi denemek istedi. Öyleyse iyiliklere koşun. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O, ihtilafa düştüğünüz şeyleri size haber verir.
Erhan Aktaş
Biz sana, kendinden önceki Kitap’ı tasdik eden, onu düzenleyen* bu Kitap’ı hakk* olarak indirdik. O halde, aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet. Ve sakın sana gelen hakkı bırakıp onların hevalarına* uyma. Ve Biz, sizin her biriniz için, bir şeriat* ve yöntem belirledik. Allah dileseydi, sizi tek tip bir topluluk yapardı. Ancak sizlere verdiği ile sizi sınıyor.* O halde hayırlarda yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Allah, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri bildirecektir.
Hakkı Yılmaz
Sana da Tevrât'ın bir bölümünden kendisinin içinde konu edilenleri doğrulayan ve onları kollayıp koruyan olarak hak ile Kitab'ı/Kur’ân'ı indirdik. Öyleyse onların aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Sana gelen haktan saparak onların arzu ve heveslerine uyma. Ve Biz, sizden hepiniz için bir yol haritası/ toplu yaşam ilkeleri ve geniş, aydınlık bir yol belirledik. Ve eğer Allah dileseydi sizi tek bir önderli toplum yapardı, fakat size verdiklerinde sizi yıpratmak/ denemek için böyle yapmadı. Öyleyse iyiliklere yarışın. Hepinizin dönüşü yalnızca Allah'adır. Sonra O, kendisi hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.
Muhammed Esed
Ve sana, (ey Peygamber), hakikati ortaya koyan bu ilahî kelâmı, geçmiş vahiylerden (bu güne) kalanı tasdik edici ve içinde hangi doğruların bulunduğunu belirleyici olarak indirdik. Öyleyse, (ey Peygamber,) geçmiş vahyin izleyicileri arasında Allah'ın indirdiklerine uygun olarak hüküm ver, ve sana gelmiş olan hakikati terk ederek onların mesnetsiz görüşlerine uyma. Biz, her biriniz için (farklı) bir sistem ve (farklı) bir hayat tarzı belirledik. Eğer Allah dileseydi, hepinizi tek bir topluluk yapardı: ama indirdikleri aracılığıyla sizi sınamak için (başka türlü diledi). O halde hayırlı işlerde yarışın! Hepinizin dönüşü Allah'adır; o zaman Allah, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size gösterecektir.
Mustafa İslamoğlu
Sana da, hakikatin ifadesi olan bu Kitabı, geçmiş vahiyden geriye kalan hakikatleri doğrulayıcı ve onların doğrusunu yanlışından ayırt edici olarak gönderdik. O halde artık onların aralarında Allah'ın indirdiklerine uygun olarak hüküm ver; sana gelen hakikati bırakarak onların keyfi yargılarına uyma! Sizden her biriniz için bir şeriat ve (onu) uygulama yöntemleri belirledik. Eğer Allah dileseydi, hepinizi tek bir topluluk yapardı; fakat size emanet ettikleriyle sizi sınamak için (öyle yapmadı): O halde hayırlarda birbirinizle yarışın! Topyekün dönüşünüz Allah'adır: işte o zaman Allah ihtilaf ettiğiniz şeyleri size bir bir haber verecektir.
Suat Yıldırım
Sana da, daha önceki kitapları, hem tasdik edici, hem de onları denetleyici olarak bu kitabı, gerçeğin ta kendisi olarak indirdik. O halde bütün Ehl-i kitabın aralarında, Allah'ın sana indirdiği ile hükmet, sana gelen bu hakikati terkedip de onların keyiflerine uyma! Her biriniz için bir şeriat ve bir yol tayin ettik. Eğer Allah dileseydi, hepinizi bir tek ümmet yapardı. Fakat O, size verdiği farklı şeriatlar dairesinde sizi imtihan etmek istediği için ayrı ayrı ümmetler yaptı. Öyleyse durmayın, hayırlı işlerde birbirinizle yarışın! Zaten hepinizin dönüşü Allah'a olacak, O da hakkında ihtilâf ettiğiniz şeyleri size tek tek bildirecektir. (haklıyı haksızı iyice belli edecektir). [2, 41; 11, 118; 17, 107-108; 21, 25; 16, 36; 6, 116; 12, 103]*
Süleyman Ateş
Sana da kendinden önceki Kitabı doğrulayıcı ve onu kollayıp koruyucu olarak Kitabı gerçekle indirdik. Artık onların aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen gerçekten ayrılıp onların keyiflerine uyma! Sizden her biriniz için bir şeri'atve bir yol belirledik. Allah isteseydi, hepinizi bir tek ümmet yapardı, fakat size verdiğ(i ni'met)ler(i) içinde sizi sınamak istedi. Öyleyse hayır işlerine koşun, hepinizin dönüşü Allah'adır. O size ayrılığa düştüğünüz şeyler(in hakikatin)i haber verecektir.
Şaban Piriş
Kuranı sana, önce gelen kitabı doğrulayıcı ve onu koruyucu olarak hak ile indirdik. Allahın indirdikleri ile aralarında hükmet, hak olan sana geldikten sonra onların arzularına uyma, sizin her biriniz için bir yol ve gidişat belirledik. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat, size verdikleriyle sizi denemek için ( bu haldesiniz) öyleyse hayırlarda yarışın. Dönüşünüz Allahadır. Allah, size hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyleri bildirecektir.
Yaşar Nuri Öztürk
Sana da Kitap'ı hak olarak indirdik. Kitap'tan onun yanında bulunanı tasdikleyici ve onu denetleyip güvenirliğini sağlayıcı olarak. O halde onlar arasında Allah'ın indirdiğiyle hükmet, Hak'tan sana gelenden uzaklaşıp onların keyiflerine uyma. Sizden herbiri için bir yol ve bir metod belirledik. Allah dileseydi sizi elbette bir tek ümmet yapardı. Ama size vermiş olduklarıyla sizi imtihana çeksin diye öyle yapmamıştır. O halde hayırlarda yarışın. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. O size, tartışmış olduğunuz şeylerin esasını bildirecektir.
Edip-Layth-Martha
We have sent down to you the book with truth, authenticating what is present of the book and superseding it. So judge between them by what God has sent down, and do not follow their desires from what has come to you of the truth. For each of you We have made laws, a structure. Had God willed, He would have made you all one nation, but He tests you with what He has given you, so advance the good deeds. To God you will return all of you, and He will inform you regarding that in which you dispute.*
Muhammad Asad
And unto thee [O Prophet] have We vouchsafed this divine writ, setting forth the truth, confirming the truth of whatever there still remains of earlier revelations and determining what is true therein.* Judge, then, between the followers of earlier revelation in accordance with what God has bestowed from on high,* and do not follow their errant views, forsaking the truth that has come unto thee. Unto every one of you have We appointed a [different] law and way of life.* And if God had so willed, He could surely have made you all one single community: but [He willed it otherwise] in order to test you by means of what He has vouchsafed unto, you.* Vie, then, with one another in doing good works! Unto God you all must return; and then He will make you truly understand all that on which you were wont to differ.*
Rashad Khalifa
Then we revealed to you this scripture, truthfully, confirming previous scriptures, and superseding them. You shall rule among them in accordance with GOD's revelations, and do not follow their wishes if they differ from the truth that came to you. For each of you, we have decreed laws and different rites. Had GOD willed, He could have made you one congregation. But He thus puts you to the test through the revelations He has given each of you. You shall compete in righteousness. To GOD is your final destiny - all of you - then He will inform you of everything you had disputed.,
The Monotheist Group
And We have sent down to you the Book with the truth, authenticating what is between your hands of the Book and superseding it. So judge between them by what God has sent down, and do not follow their desires from what has come to you of the truth. For each of you We have made laws, and a structure; and if God had willed, He would have made you all one nation, but He tests you with what He has given you; so strive to do good. To God you will return all of you, and He will inform you regarding that in which you dispute.