Hadid Sûresi27. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (39 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1ثمṧummesonraThen
2قفيناق ف وGFVḳaffeynāardarda gönderdikWe sent
3علىǎlāüzerineon
4آثارهما ث رES̃Rāṧārihimbunların izleritheir footsteps
5برسلنار س لRSLbirusulināelçilerimiziOur Messengers
6وقفيناق ف وGFVve ḳaffeynāve onların ardına kattıkand We followed
7بعيسىbiǐysāÎsa'yıwith Isa,
8ابنب ن يBNYbnioğluson
9مريمmeryemeMeryem(of) Maryam,
10وآتيناها ت يETYve āteynāhuve ona verdikand We gave him
11الإنجيلl-incīleİncil'ithe Injeel.
12وجعلناج ع لCALve ceǎlnāve koydukAnd We placed
13فيiçinein
14قلوبق ل بGLBḳulūbikalbleri(the) hearts
15الذينelleƶīne(of) those who
16اتبعوهت ب عTBAttebeǔhuona uyanlarınfollowed him
17رأفةر ا فREFra'fetenşefkatcompassion
18ورحمةر ح مRḪMve raHmetenve merhametand mercy.
19ورهبانيةر ه بRHBverahbāniyyetenve ruhbanlığıBut monasticism
20ابتدعوهاب د عBD̃Abtedeǔhāicadettiklerithey innovated -
21ماnot
22كتبناهاك ت بKTBketebnāhābiz yazmamıştıkWe prescribed it
23عليهمǎleyhimonlarafor them -
24إلاillādışında bir şeyonly
25ابتغاءب غ يBĞYbtiğā'ekazanmalarıseeking
26رضوانر ض وRŽVriDvānirızasını(the) pleasure
27اللهllahiAllah'ın(of) Allah,
28فماfemāamabut not
29رعوهار ع يRAYraǎvhāona uymadılarthey observed it
30حقح ق قḪGGHaḳḳahakkıyla(with) right
31رعايتهار ع يRAYriǎāyetihāriayet ederekobservance.
32فآتيناا ت يETYfe āteynābiz de verdikSo We gave
33الذينelleƶīnekimselerethose who
34آمنواا م نEMNāmenūiman eden(lere)believed
35منهمminhumonlardanamong them
36أجرهما ج رECRecrahummükafatlarınıtheir reward,
37وكثيرك ث رKS̃Rvekeṧīrunfakat birçoğubut most
38منهمminhumonlardanof them
39فاسقونف س قFSGfāsiḳūneyoldan çıkmıştır(are) defiantly disobediently.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

ثم قفينا على ءاثرهم برسلنا وقفينا بعيسى ابن مريم وءاتينه الانجيل وجعلنا فى قلوب الذين اتبعوه رافة ورحمة ورهبانية ابتدعوها ما كتبنها عليهم الا ابتغاء رضون الله فما رعوها حق رعايتها فاتينا الذين ءامنوا منهم اجرهم وكثير منهم فسقون

Arapça (Harekeli)

ثُمَّ قَفَّيْنَا عَلَى آثَارِهِم بِرُسُلِنَا وَقَفَّيْنَا بِعِيسَى ابْنِ مَرْيَمَ وَآتَيْنَاهُ الْإِنجِيلَ وَجَعَلْنَا فِي قُلُوبِ الَّذِينَ اتَّبَعُوهُ رَأْفَةً وَرَحْمَةً وَرَهْبَانِيَّةً ابْتَدَعُوهَا مَا كَتَبْنَاهَا عَلَيْهِمْ إِلَّا ابْتِغَاءَ رِضْوَانِ اللَّهِ فَمَا رَعَوْهَا حَقَّ رِعَايَتِهَا فَآتَيْنَا الَّذِينَ آمَنُوا مِنْهُمْ أَجْرَهُمْ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ فَاسِقُونَ

Transliterasyon

Summe kaffeynâ alâ âsârihim bi rusulinâ ve kaffeynâ bi’îsebni meryeme ve âteynâhul incîle ve cealnâ fî kulûbillezînet tebeûhu re’feten ve rahmeh(rahmeten), ve rahbâniyyetenibtedeûhâ mâ ketebnâhâ aleyhim illebtigâe rıdvânillâhi fe mâ reavhâ hakka riâyetihâ, fe âteynellezîne âmenû minhum ecrehum, ve kesîrun minhum fâsikûn|e|.

Transliteration (Eng.)

Thumma qaffayn<span class="u">a</span> AAal<span class="u">a</span> <span class="u">a</span>th<span class="u">a</span>rihimbirusulin<span class="u">a</span> waqaffayn<span class="u">a</span> biAAees<span class="u">a</span> ibni maryamawa<span class="u">a</span>tayn<span class="u">a</span>hu al-injeela wajaAAaln<span class="u">a</span> fee quloobialla<span class="u">th</span>eena ittabaAAoohu ra/fatan wara<span class="u">h</span>matan warahb<span class="u">a</span>niyyatanibtadaAAooh<span class="u">a</span> m<span class="u">a</span> katabn<span class="u">a</span>h<span class="u">a</span> AAalayhimill<span class="u">a</span> ibtigh<span class="u">a</span>a ri<span class="u">d</span>w<span class="u">a</span>ni All<span class="u">a</span>hifam<span class="u">a</span> raAAawh<span class="u">a</span> <span class="u">h</span>aqqa riAA<span class="u">a</span>yatih<span class="u">a</span>fa<span class="u">a</span>tayn<span class="u">a</span> alla<span class="u">th</span>eena <span class="u">a</span>manoo minhumajrahum wakatheerun minhum f<span class="u">a</span>siqoon<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Sonra izlerinden peygamberler gönderdik ve onların izince de Meryem oğlu İsâ'yı yolladık ve ona İncil'i verdik ve ona uyanların gönüllerinde fazla bir yumuşaklık ve merhamet yarattık; ve râhipliği, onlara biz farzetmediysek de onlar ancak Allah rızâsını kazanmak için icât ettiler, derken onun hakkına da gereği gibi riâyet edemediler, derken onlardan inananlara, mükâfatlarını verdik ve onların çoğuysa buyruktan çıkmış olanlardır.

Ali Bulaç

Sonra onların izleri üzerinde elçilerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik; ona İncil'i verdik ve onu izleyenlerin kalplerinde bir şefkat ve merhamet kıldık. (Bir bid'at olarak) Türettikleri ruhbanlığı ise, Biz onlara yazmadık (emretmedik). Ancak Allah'ın rızasını aramak için (türettiler) ama buna da gerektiği gibi uymadılar. Bununla birlikte onlardan iman edenlere ecirlerini verdik, onlardan birçoğu da fasık olanlardır.

Bayraktar Bayraklı

Sonra onların ardından da peygamberlerimizi gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da onların ardından gönderdik ve ona İncil'i verdik. Ona uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duyguları koyduk. Ruhbanlığı ise kendileri uydurdular. Biz onu kendilerine yazmadık. Ancak onlar Allah'ın rızasını kazanmak arzusu ile bunu yaptılar; ama buna gereği gibi de uymadılar. Onlardan da inananlara ödüllerini verdik. Onların çoğu yoldan çıkmışlardır.

Diyanet İşleri

Sonra bunların izinden ardarda peygamberlerimizi gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik, ona İncil'i verdik; ona uyanların kalplerine şefkat ve merhamet vermiştik. Uydurdukları ruhbanlığa gelince, onu biz yazmadık. Fakat kendileri Allah rızasını kazanmak için yaptılar. Ama buna da gereği gibi uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere mükafatlarını verdik. İçlerinden çoğu da yoldan çıkmışlardır.*

Edip Yüksel

Sonra onların peşinden, ard arda elçilerimizi gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da gönderdik ve ona İncil'i verdik. Onu izleyenlerin gönüllerine şefkat ve merhamet koyduk. Fakat, bizim kendileri için onaylamadığımız bir ruhbanlık uydurdular. Halbuki onlardan sadece ALLAH'ı hoşnut edecek hususlara uymalarını istemiştik. Üstelik ruhbanlığa hakkıyla da uymadılar. Aralarından gerçeği onaylayanlara ödüllerini verdik; ancak çokları yoldan çıkmışlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra bunların izinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik, ona İncil'i verdik ve ona uyanların yüreklerine bir şefkat ve merhamet koyduk. Uydurdukları ruhbanlığa gelince onu, biz yazmadık. Fakat kendileri Allah rızasını kazanmak için yaptılar. Ama buna da gereği gibi uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere mükafatlarını verdik. İçlerinden çoğu da yoldan çıkmışlardır.

Erhan Aktaş

Sonra onların izleri üzerinde artarda rasullerimizi gönderdik. Ve Meryem oğlu İsa’yı gönderdik ve ona İncil’i verdik. Ona uyan kimselerin kalplerine şefkat ve merhamet koyduk. Allah’ın rızasını kazanmak için uydurdukları ve fakat gereği gibi de uymadıkları ruhbanlık* Bizim buyruğumuzdan kaynaklanmış değildir. Onlardan iman edenlere ödüllerini verdik. Ne var ki onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdi.

Hakkı Yılmaz

Sonra, bunların izinden ardarda elçilerimizi gönderdik. Meryem oğlu Îsâ'yı da arkalarından gönderdik; kendisine İncîl'i verdik ve o'na uyan kimselerin kalplerine bir şefkat ve merhamet koyduk. Uydurdukları ruhbanlık; onu, onların üzerine Biz yazmadık. Sadece Allah rızasını kazanmak için ortaya çıkardılar. Sonra da buna gereği gibi riâyet etmediler. Sonra da Biz, onlardan iman eden kimselere karşılıklarını verdik. Onlardan pek çoğu da hak yoldan çıkmış olanlardır.

Muhammed Esed

Ve sonra onların ardından öteki elçilerimizi gönderdik; ve (zaman içinde) arkalarından kendisine İncil verdiğimiz Meryem oğlu İsa'yı gönderdik; o'na (sadık bir şekilde) uyanların kalplerine şefkat ve merhamet yerleştirdik. Ruhbanca riyazete gelince, Biz onlara bunu emretmedik: Allah'ın rızasını kazanmak arzusuyla onu kendileri uydurdu. Ama sonra ona, (her zaman,) gerektiği gibi uymadılar: böylece Biz, (gerçekten) iman etmiş olanlara karşılığını verdik, ama onların çoğu yoldan çıkmışlardı.

Mustafa İslamoğlu

Sonra onların peşinden (başka) elçilerimizi de getirdik; peşlerinden de Meryem oğlu İsa'yı getirdik ve ona İncil'i verdik; ve ona uyanların kalplerine şefkat ve merhamet yerleştirdik. Ama ruhbanlık başka... Onu kendilerine emretmediğimiz halde onlar uydurdu, gerekçesi de Allah'ın rızasını kazanmaktı; fakat onun gereklerine de hakkıyla riayet etmediler ya... Neticede Biz onlardan iman eden kimselere karşılıklarını verdik; fakat yine onlardan bir çoğu yoldan saptılar.

Suat Yıldırım

Sonra bunların ardından peş peşe peygamberlerimizi gönderdik. Özellikle Meryem'in oğlu Îsâ'yı arkalarından gönderdik, kendisine İncîl'i verdik ve ona uyanların kalplerine şefkat, ve merhamet yerleştirdik. Uydurdukları ruhbanlığı ise Biz kendilerine farz kılmadık, lâkin Allah'ın rızasına nail olmak için kendileri icad ettiler. Kaldı ki ona gereği gibi de riâyet etmediler. Biz de onlardan iman edenlere mükâfatlarını verdik, onların çoğu ise büsbütün yoldan çıkmışlardır.*

Süleyman Ateş

Sonra bunların peşinden ardarda elçilerimizi gönderdik. Meryem oğlu Îsa'yı da onların ardına kattık; ona İncil'i verdik ve ona uyanların kalblerine şefkat ve merhamet koyduk. İcadettikleri ruhbanlığı, biz onlara yazmamıştık, yalnız Allah'ın rızasını kazanmak için kendiliklerinden uyguladılar ama ona gereği gibi uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere mükafatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da yoldan çıkmıştır.

Şaban Piriş

Sonra onların izi sıra peygamberlerimizi ardarda gönderdik. Meryem oğlu İsayı da arkalarından gönderdik. Ona İncili verip, ona tabi olanların kalplerine şefkat ve merhamet yerleştirdik. Onların uydurdukları ruhbanlığı ise biz farz kılmadık. Yalnızca Allahın rızasını kazanmak için yaptılar. Fakat ona da hakkıyla riayet etmediler. Biz de onlardan iman edenlere mükafatlarını verdik. Onlardan çoğu yoldan çıkmıştır.

Yaşar Nuri Öztürk

Sonra onların eserleri üzere, resullerimizi ardarda gönderdik. Meryem'in oğlu İsa'yı da onların ardınca gönderdik. Ona İncil'i verdik; ona uyanların gönüllerine şefkat ve merhamet koyduk. Bir bid'at olarak ortaya çıkardıkları ruhbaniyeti, onlar üzerine biz yazmamıştık. Allah'ın rızasını kazanmak için ortaya çıkardılar. Ama ona gerektiği şekilde saygılı olmadılar. Onların, iman edenlerine ödüllerini verdik. Onların çoğu yoldan çıkmış bulunuyor.

Edip-Layth-Martha

Then We sent in their tracks Our messengers. We sent Jesus the son of Mary, and We gave him the Injeel, and We ordained in the hearts of his followers kindness and compassion. But they invented Monasticism which We never decreed for them. They wanted to please God, but they did not observe it the way it should have been observed. Consequently, We gave those who acknowledged among them their recompense, while many of them were wicked.*

Muhammad Asad

And thereupon We caused [other of] Our apostles to follow in their footsteps; and [in the course of time] We caused them to be followed by Jesus, the son of Mary, upon whom We bestowed the Gospel;* and in the hearts of those who [truly] followed him We engendered compassion and mercy. But as for monastic asceticism -* We did not enjoin it upon them: they invented it themselves out of a desire for God's goodly acceptance.* But then, they did not [always] observe it as it ought to have been observed:* and so We granted their recompense unto such of them as had [truly] attained to faith, whereas many of them became iniquitous.*

Rashad Khalifa

Subsequent to them, we sent our messengers. We sent Jesus the son of Mary, and we gave him the Injeel (Gospel), and we placed in the hearts of his followers kindness and mercy. But they invented hermitism which we never decreed for them. All we asked them to do was to uphold the commandments approved by GOD. But they did not uphold the message as they should have. Consequently, we gave those who believed among them their recompense, while many of them were wicked.,

The Monotheist Group

Then We sent in their tracks Our messengers. And We sent Jesus, son of Mary, and We gave him the Gospel, and We ordained in the hearts of his followers kindness and mercy. But they invented Monasticism which We never decreed for them. They wanted to please God, but they did not observe it the way it should have been observed. Consequently, We gave those who believed among them their recompense, while many of them were wicked.