En'am Sûresi110. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (13 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ونقلب | ق ل بGLB | ve nuḳallibu | ve ters çeviririz | And We will turn |
| 2 | أفئدتهم | ف ا دFED̃ | ef'idetehum | gönüllerini | their hearts |
| 3 | وأبصارهم | ب ص رBṦR | ve ebSārahum | ve gözlerini | and their sights |
| 4 | كما | — | kemā | gibi | (just) as |
| 5 | لم | — | lem | not | |
| 6 | يؤمنوا | ا م نEMN | yu'minū | inanmadıkları | they believe |
| 7 | به | — | bihi | ona | in it |
| 8 | أول | ا و لEVL | evvele | ilk | (the) first |
| 9 | مرة | م ر رMRR | merratin | defasında | time. |
| 10 | ونذرهم | و ذ رVZ̃R | ve neƶeruhum | ve bırakırız onları | And We will leave them |
| 11 | في | — | fī | içinde | in |
| 12 | طغيانهم | ط غ يŦĞY | Tuğyānihim | azgınlıkları | their transgression |
| 13 | يعمهون | ع م هAMH | yeǎ'mehūne | bocalayıp dururlar | wandering blindly. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ونقلب افدتهم وابصرهم كما لم يومنوا به اول مرة ونذرهم فى طغينهم يعمهون
Arapça (Harekeli)
وَنُقَلِّبُ أَفْئِدَتَهُمْ وَأَبْصَارَهُمْ كَمَا لَمْ يُؤْمِنُوا بِهِ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَنَذَرُهُمْ فِي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ
Transliterasyon
Ve nukallibu ef’idetehum ve ebsârehum kemâ lem yu’minû bihî evvele merretin ve nezeruhum fî tugyânihim ya’mehûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Wanuqallibu af-idatahum waab<span class="u">sa</span>rahumkam<span class="u">a</span> lam yu/minoo bihi awwala marratin wana<span class="u">th</span>aruhumfee <span class="u">t</span>ughy<span class="u">a</span>nihim yaAAmahoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Biz, onların gönüllerini, gözlerini tersine çevirmişiz, evvelce inanmadıkları gibi gene inanmazlar ve biz, onları taşkınlıklarında şaşkın bir halde terketmişiz.
Ali Bulaç
Biz onların kalplerini ve gözlerini, ilkin inanmadıkları gibi tersine çeviririz ve onları tuğyanları içinde şaşkınca dolaşır bir durumda terk ederiz.
Bayraktar Bayraklı
Gönüllerini ve gözlerini ters çeviririz, ilkin ona inanmadıkları gibi, mucizeyi gördükten sonra da inanmazlar. Onları şaşkın olarak azgınlıkları içinde bırakırız.
Diyanet İşleri
Yine O'na iman etmedikleri ilk durumdaki gibi onların gönüllerini ve gözlerini ters çeviririz. Ve onları şaşkın olarak azgınlıkları içerisinde bırakırız.
Edip Yüksel
İlk başta gerçeği onaylamamaya karar verdikleri için anlama yeteneklerini ve gözlerini çevirip azgınlıkları içinde bocalar durumda bırakırız.*
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz onların kalblerini ve gözlerini çeviririz de, onlar, ilkin iman etmedikleri gibi, gene de iman etmezler. Biz de onları taşkınlıkları içerisinde kör ve şaşkın bırakırız.
Erhan Aktaş
İlkin ona iman etmedikleri gibi*, onların gönüllerini ve basiretlerini* tersyüz ederiz ve onları azgınlıkları içinde bocalar halde bırakırız.
Hakkı Yılmaz
Ve Biz, onların kalplerini ve gözlerini ilkin iman etmedikleri durumdaki gibi ters çeviririz. Ve Biz de onları taşkınlıkları içerisinde kör ve şaşkın olarak bırakırız.
Muhammed Esed
kalplerini ve gözlerini (hakikatten) ayırdığımız sürece, tıpkı ona ilk başta inanmadıkları gibi: ve (böylece) Biz körce ileri geri yalpalayıp dursunlar diye onları küstahça kibirleri ile baş başa bırakırız.
Mustafa İslamoğlu
Biz de onların gönülleri ve gözlerini çeviriverirdik, tıpkı ilk başta ona inanmadıkları konumda olduğu gibi; ve Biz onları küstahça taşkınlıkları içinde kör ve şaşkın debelenmeye terkederiz.
Suat Yıldırım
Onların kalplerini ve gözlerini ters çeviririz. İlkin ona inanmadıkları gibi o mûcizeyi gördükten sonra da inanmazlar ve onları taşkınlıkları içinde şaşkın şaşkın bırakırız.
Süleyman Ateş
Gönüllerini ve gözlerini ters çeviririz, ilkin ona inanmadıkları gibi (mu'cizeyi gördükten sonra da inanmazlar) ve bırakırız onları, azgınlıkları içinde bocalayıp dururlar.
Şaban Piriş
Onların kalplerini ve basiretlerini tersine çeviririz de, ilk defa inanmadıkları gibi yine inanmazlar. Biz de onları azgınlıkları içinde bocalar bir halde bırakırız.
Yaşar Nuri Öztürk
Biz onların gönüllerini ve gözlerini ters çeviririz, ilk seferinde buna iman etmedikleri gibi bırakırız kendilerini de azgınlıkları içinde körü körüne bocalar dururlar.
Edip-Layth-Martha
We divert their hearts and eyesight, as they did not acknowledge it the first time; and We leave them wandering in their transgression.*
Muhammad Asad
so long as We keep their hearts and their eyes turned [away from the truth],* even as they did not believe in it in the first instance: and [so] We shall leave them in their overweening arrogance, blindly stumbling to and fro.
Rashad Khalifa
We control their minds and their hearts. Thus, since their decision is to disbelieve, we leave them in their transgressions, blundering.,
The Monotheist Group
And We divert their hearts and eyesight, as they did not believe in it the first time; and We leave them wandering in their transgression.