En'am Sûresi152. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (35 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ولا | — | ve lā | And (do) not | |
| 2 | تقربوا | ق ر بGRB | teḳrabū | yaklaşmayın | go near |
| 3 | مال | م و لMVL | māle | malına | wealth |
| 4 | اليتيم | ي ت مYTM | l-yetīmi | yetimin | (of) the orphans |
| 5 | إلا | — | illā | müstesna | except |
| 6 | بالتي | — | billetī | (olması) | with that |
| 7 | هي | — | hiye | onun | which |
| 8 | أحسن | ح س نḪSN | eHsenu | en güzel biçimde | (is) best |
| 9 | حتى | — | Hattā | kadar | until |
| 10 | يبلغ | ب ل غBLĞ | yebluğa | erişinceye | he reaches |
| 11 | أشده | ش د دŞD̃D̃ | eşuddehu | erginlik çağına | his maturity. |
| 12 | وأوفوا | و ف يVFY | ve evfū | ve tam yapın | And give full |
| 13 | الكيل | ك ي لKYL | l-keyle | ölçü | [the] measure |
| 14 | والميزان | و ز نVZN | velmīzāne | ve tartıyı | and the weight |
| 15 | بالقسط | ق س طGSŦ | bil-ḳisTi | adaletle | with justice. |
| 16 | لا | — | lā | Not | |
| 17 | نكلف | ك ل فKLF | nukellifu | biz teklif etmeyiz | We burden |
| 18 | نفسا | ن ف سNFS | nefsen | kişiye | any soul |
| 19 | إلا | — | illā | dışındakini | except |
| 20 | وسعها | و س عVSA | vus'ǎhā | gücünün yettiğinden | (to) its capacity. |
| 21 | وإذا | — | ve iƶā | ve zaman | And when |
| 22 | قلتم | ق و لGVL | ḳultum | söylediğiniz | you speak |
| 23 | فاعدلوا | ع د لAD̃L | feǎ'dilū | adalet yapın | then be just |
| 24 | ولو | — | velev | eğer | even if |
| 25 | كان | ك و نKVN | kāne | olsa da | he is |
| 26 | ذا | — | ƶā | (one of). | |
| 27 | قربى | ق ر بGRB | ḳurbā | akrabanız | a near relative. |
| 28 | وبعهد | ع ه دAHD̃ | ve biǎhdi | ve tutun | And (the) Covenant |
| 29 | الله | — | llahi | Allah'a | (of) Allah |
| 30 | أوفوا | و ف يVFY | evfū | verdiğiniz sözü | fulfil. |
| 31 | ذلكم | — | ƶālikum | işte | That |
| 32 | وصاكم | و ص يVṦY | veSSākum | size tavsiye etti. | (He) has enjoined on you |
| 33 | به | — | bihi | bunları | with it |
| 34 | لعلكم | — | leǎllekum | umulur ki | so that you may |
| 35 | تذكرون | ذ ك رZ̃KR | teƶekkerūne | öğüt alırsınız | remember. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ولا تقربوا مال اليتيم الا بالتى هى احسن حتى يبلغ اشده واوفوا الكيل والميزان بالقسط لا نكلف نفسا الا وسعها واذا قلتم فاعدلوا ولو كان ذا قربى وبعهد الله اوفوا ذلكم وصىكم به لعلكم تذكرون
Arapça (Harekeli)
وَلَا تَقْرَبُوا مَالَ الْيَتِيمِ إِلَّا بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ حَتَّى يَبْلُغَ أَشُدَّهُ وَأَوْفُوا الْكَيْلَ وَالْمِيزَانَ بِالْقِسْطِ لَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا وَإِذَا قُلْتُمْ فَاعْدِلُوا وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَى وَبِعَهْدِ اللَّهِ أَوْفُوا ذَلِكُمْ وَصَّاكُم بِهِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
Transliterasyon
Ve lâ takrebû mâlel yetîmi illâ billetî hiye ahsenu hattâ yebluga eşuddeh|u|, ve evfûl keyle vel mîzâne bil kıst|ı|, lâ nukellifu nefsen illâ vus’ahâ ve izâ kultum fa’dilû ve lev kâne zâ kurbâ, ve bi ahdillâhi evfû, zâlikum vassâkum bihî leallekum tezekkerûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Wal<span class="u">a</span> taqraboo m<span class="u">a</span>la alyateemiill<span class="u">a</span> bi<span class="b">a</span>llatee hiya a<span class="u">h</span>sanu <span class="u">h</span>att<span class="u">a</span>yablugha ashuddahu waawfoo alkayla wa<span class="b">a</span>lmeez<span class="u">a</span>na bi<span class="b">a</span>lqis<span class="u">t</span>il<span class="u">a</span> nukallifu nafsan ill<span class="u">a</span> wusAAah<span class="u">a</span> wa-i<span class="u">tha</span>qultum fa<span class="b">i</span>AAdiloo walaw k<span class="u">a</span>na <span class="u">tha</span> qurb<span class="u">a</span>wabiAAahdi All<span class="u">a</span>hi awfoo <span class="u">tha</span>likum wa<span class="u">ssa</span>kumbihi laAAallakum ta<span class="u">th</span>akkaroon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ergenlik çağına gelinceye dek, en iyi bir şekilde olmadıkça yetimin malına yaklaşmayın ve ölçeği, teraziyi dosdoğru ölçüp tartın. Hiçbir kimseye, kudretinden aşırı bir şey teklif edilmemiştir ve söz söylediğiniz zaman hısımınız bile olsa adâleti mutlaka gözetin ve Allah'la ettiğiniz ahde vefa edin. İşte düşünüp öğüt almanız için bunları emretmiştir size.
Ali Bulaç
"Yetimin malına, o erginlik çağına erişinceye kadar -o en güzel (şeklin) dışında- yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı doğru olarak yapın. Hiçbir nefse, gücünün kaldırabileceği dışında bir şey yüklemeyiz. Söylediğiniz zaman -yakınınız dahi olsa- adil olun. Allah'ın ahdine vefa gösterin. İşte bunlarla size tavsiye (emr) etti; umulur ki öğüt alıp-düşünürsünüz."
Bayraktar Bayraklı
“Rüşd çağına erişinceye kadar yetimin malına, sadece en iyi tutumla yaklaşınız; ölçü ve tartıyı adaletle yapınız! Biz, herkese ancak gücünün yettiği kadarını yükleriz. Söz söylediğiniz zaman, yakınlarınız dahi olsa adaletli olunuz; Allah'a verdiğiniz sözü tutunuz. İşte, düşünüp öğüt alasınız diye Allah size bunları emretti.”
Diyanet İşleri
Rüşd çağına erişinceye kadar, yetimin malına, sadece en iyi tutumla yaklaşın; ölçü ve tartıyı adaletle yapın. Biz herkese ancak gücünün yettiği kadarını yükleriz. Söz söylediğiniz zaman, yakınlarınız dahi olsa adaletli olun, Allah'a verdiğiniz sözü tutun. İşte Allah size, iyice düşünesiniz diye bunları emretti.
Edip Yüksel
Erginlik çağına erişinceye kadar yetim malına yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı doğru dürüst yapın. Kişiye kapasitesinin yetmediğini yüklemeyiz. Konuştuğunuz zaman akrabanız aleyhinde bile olsa doğru olun. ALLAH'a verdiğiniz sözü tutunuz. Bunlar, ders alasınız diye O'nun size verdiği öğütlerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Yetimin malına yaklaşmayın; yalnız erginlik çağına erişinceye kadar (malına) en güzel biçimde (yaklaşabilir ve uygun şekilde harcayabilirsiniz). Ölçü ve tartıyı tam adaletle yapın. Biz kimseye gücünün yettiğinden fazlasını teklif etmeyiz. Söylediğiniz zaman da, yakınınız da olsa âdil olun ve Allah'a verdiğiniz sözü tutun. Öğüt alıp düşünesiniz diye Allah bunları size emretmiştir.
Erhan Aktaş
Olgunluk çağına erişinceye kadar, iyiliği için olmadıkça yetimin malına dokunmayın. Ölçü ve tartıyı hakkaniyetle yapın. Biz, gücünün yettiğinden fazlasını kişiye teklif etmeyiz. Yakın akrabanız da olsa konuştuğunuz zaman adaleti gözetin. Allah’a verdiğiniz sözü tutun. O, size bunları böylece öğütte bulundu, umulur ki öğüt alırsınız.
Hakkı Yılmaz
Yetimin malına da yaklaşmamanızı, -Yalnız erginlik çağına erişinceye kadar en güzel biçimde yaklaşabilir ve uygun şekilde harcayabilirsiniz.- ölçüyü, tartıyı hakkaniyetle tastamam yapmanızı, -Biz kimseyi gücünün yettiğinden başkası ile; kapasitesi dışındaki bir şeyle yükümlü tutmayız. -söylediğiniz zaman da, yakınınız da olsa adil olmanızı ve Allah'a verdiğiniz sözü tastamam tutmanızı.’ -İşte bunlar öğüt alıp düşünesiniz diye Allah’ın size yükümlülük olarak ulaştırdıklarıdır.-”
Muhammed Esed
ve rüşd yaşına erişmeden önce yetimin mal varlığına -onun iyiliği için olmadıkça- dokunmayın". (Bütün alış verişlerinizde) ölçü ve tartıya tam olarak, adaletle uyun; (Biz) hiçbir insana taşıyabileceğinden daha fazla yük yüklemeyiz; ve bir görüş belirttiğinizde, yakın akrabanıza (karşı) olsa da, adil olun. Allah'a karşı taahhütlerinize (daima) riayet edin: bunu Allah size emretti ki ders alabilesiniz.
Mustafa İslamoğlu
Rüştüne erinceye kadar, lehine olmadıkça yetimin malına dokunmayın; (maddi manevi her alanda) ölçüp tartarken hikmet ve hakkinayeti gözetin; (bilin ki) Biz insana gücünün yettiğinden fazlasını yüklemeyiz; ve biri hakkında konuşacaksanız yakınınız da olsa adil olun; Allah'la olan sözleşmenize sadakat gösterin! Bütün bunları Allah size emretti ki, sorumluluğunuzu aklınızdan çıkarmayasınız.
Suat Yıldırım
Rüşdüne erinceye kadar, yetimin malına en güzel şeklin dışında bir sûrette yaklaşmayın. Ölçüyü, tartıyı tam ve doğru yapın. Biz hiç kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemeyiz. Hakkında konuştuğunuz kimse, akrabanız bile olsa, yine doğruyu söyleyin! Allah'a verdiğiniz ahdi tutun. İşte düşünüp tutasınız diye Allah size bunları emretti. [5, 8; 7, 85; 11, 85; 17, 35; 83, 1-6] {KM, Levililer 19, 35-36; Tesniye 25, 13-16; Hezekiel 45;10}*
Süleyman Ateş
Yetimin malına yaklaşmayın: yalnız erginlik çağına erişinceye kadar (onun malına) en güzel biçimde (yaklaşabilir, onu uygun tarzda sarfedebilirsiniz); ölçü ve tartıyı tam adaletle (dengeli) yapın. Biz, kişiye gücünün yettiğinden fazlasını teklif etmeyiz. Söylediğiniz zaman da akrabanız da olsa adalet yapın ve Allah'a verdiğiniz sözü tutun. Hatırlayıp öğüt alasınız diye (Allah) size bunları tavsiye etti.
Şaban Piriş
Yetimin malına, rüşt çağına ulaşıncaya kadar, en güzel tarzın dışında yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı doğru yapın. Biz, bir kimseyi ancak gücünün yettiği kadar mükellef tutarız. Konuştuğunuz zaman akraba bile olsa adaletli olun. Ve Allaha verdiğiniz sözü yerine getirin! İşte, (Allah) size bunları düşünür, öğüt alırsınız diye tavsiye ediyor.
Yaşar Nuri Öztürk
"Yetimin malına yaklaşmayın. Ancak rüştüne erişinceye kadar en güzel yolla ilgilenme hali müstesna. Ölçme ve tartmayı tam bir dürüstlükle yerine getirin. Hiç kimseye yaratılış kapasitesinin üstünde yükümlülük getirmiyoruz. Konuştuğunuz zaman, yakınlarınız aleyhine de olsa, adaleti gözetin. Ve Allah'a verdiğiniz söze sadık kalın. Düşünüp öğüt alasınız diye O size bunları önerdi.
Edip-Layth-Martha
"Do not come near the money of the orphan, except for what is best, until he reached his maturity; and give honestly full measure and weight equitably. We do not burden a person beyond its capacity. When you speak you must observe justice, even if against a relative. You shall also observe the pledges you made to God. He has enjoined you this so that you may take heed."
Muhammad Asad
and do not touch the substance of an orphan - save to improve it-before he comes of age."* And [in all your dealings] give full measure and weight,* with equity: [however,] We do not burden any human being with more than he is well able to bear;* and when you voice an opinion, be just, even though it be [against] one near of kin.* And [always] observe your bond with God:* this has He enjoined upon you, so that you might keep it in mind.
Rashad Khalifa
You shall not touch the orphans' money except in the most righteous manner, until they reach maturity. You shall give full weight and full measure when you trade, equitably. We do not burden any soul beyond its means. You shall be absolutely just when you bear witness, even against your relatives. You shall fulfill your covenant with GOD. These are His commandments to you, that you may take heed.,
The Monotheist Group
"And do not come near the money of the orphan, except for what is best, until he reaches his independence; and give honestly full measure and weight equitably. We do not burden a soul except with what it can bear, and if you speak then be just even if against a relative; and regarding the pledges made to God, you shall observe them. This He has enjoined you that you may remember."