En'am Sûresi91. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (44 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وما | — | ve mā | And not | |
| 2 | قدروا | ق د رGD̃R | ḳaderū | tanıyamadılar | they appraised |
| 3 | الله | — | llahe | Allah'ı | Allah |
| 4 | حق | ح ق قḪGG | Haḳḳa | hakkıyla | (with) true |
| 5 | قدره | ق د رGD̃R | ḳadrihi | O'nun kadrini | [of his] appraisal |
| 6 | إذ | — | iƶ | zira | when |
| 7 | قالوا | ق و لGVL | ḳālū | dediler | they said, |
| 8 | ما | — | mā | """Not" | |
| 9 | أنزل | ن ز لNZL | enzele | indirmedi | revealed |
| 10 | الله | — | llahu | Allah | (by) Allah |
| 11 | على | — | ǎlā | üzerine | on |
| 12 | بشر | ب ش رBŞR | beşerin | insan | a human being |
| 13 | من | — | min | [of] | |
| 14 | شيء | ش ي اŞYE | şey'in | bir şey | "anything.""" |
| 15 | قل | ق و لGVL | ḳul | de ki | Say, |
| 16 | من | — | men | kim | """Who" |
| 17 | أنزل | ن ز لNZL | enzele | indirdi | revealed |
| 18 | الكتاب | ك ت بKTB | l-kitābe | Kitabı | the Book |
| 19 | الذي | — | lleƶī | o ki | which |
| 20 | جاء | ج ي اCYE | cā'e | getirdi | brought |
| 21 | به | — | bihi | onu | [it] |
| 22 | موسى | — | mūsā | Musa | Musa |
| 23 | نورا | ن و رNVR | nūran | nur olarak | (as) a light |
| 24 | وهدى | ه د يHD̃Y | ve huden | ve yol gösterici olarak | and guidance |
| 25 | للناس | ن و سNVS | linnāsi | insanlara | for the people? |
| 26 | تجعلونه | ج ع لCAL | tec'ǎlūnehu | siz onu haline getirip | You make it |
| 27 | قراطيس | ق ر ط سGRŦS | ḳarāTīse | parça parça kağıtlar | (into) parchments, |
| 28 | تبدونها | ب د وBD̃V | tubdūnehā | gösteriyorsunuz | you disclose (some of) it |
| 29 | وتخفون | خ ف يḢFY | ve tuḣfūne | ve gizliyorsunuz | and you conceal |
| 30 | كثيرا | ك ث رKS̃R | keṧīran | çoğunu da | much (of it). |
| 31 | وعلمتم | ع ل مALM | ve ǔllimtum | ve size öğretildiği | And you were taught |
| 32 | ما | — | mā | şeylerin | what |
| 33 | لم | — | lem | not | |
| 34 | تعلموا | ع ل مALM | teǎ'lemū | bilmediği | knew |
| 35 | أنتم | — | entum | ne sizin | you |
| 36 | ولا | — | ve lā | and not | |
| 37 | آباؤكم | ا ب وEBV | ābā'ukum | ne de babalarınızın | "your forefathers.""" |
| 38 | قل | ق و لGVL | ḳuli | de ki | Say, |
| 39 | الله | — | llahu | Alah | """Allah (revealed it).""" |
| 40 | ثم | — | ṧumme | sonra | Then |
| 41 | ذرهم | و ذ رVZ̃R | ƶerhum | bırak onları | leave them |
| 42 | في | — | fī | in | |
| 43 | خوضهم | خ و ضḢVŽ | ḣavDihim | daldıkları bataklıkta | their discourse - |
| 44 | يلعبون | ل ع بLAB | yel'ǎbūne | oynayadursunlar | playing. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وما قدروا الله حق قدره اذ قالوا ما انزل الله على بشر من شىء قل من انزل الكتب الذى جاء به موسى نورا وهدى للناس تجعلونه قراطيس تبدونها وتخفون كثيرا وعلمتم ما لم تعلموا انتم ولا ءاباوكم قل الله ثم ذرهم فى خوضهم يلعبون
Arapça (Harekeli)
وَمَا قَدَرُوا اللَّهَ حَقَّ قَدْرِهِ إِذْ قَالُوا مَا أَنزَلَ اللَّهُ عَلَى بَشَرٍ مِّن شَيْءٍ قُلْ مَنْ أَنزَلَ الْكِتَابَ الَّذِي جَاءَ بِهِ مُوسَى نُورًا وَهُدًى لِّلنَّاسِ تَجْعَلُونَهُ قَرَاطِيسَ تُبْدُونَهَا وَتُخْفُونَ كَثِيرًا وَعُلِّمْتُم مَّا لَمْ تَعْلَمُوا أَنتُمْ وَلَا آبَاؤُكُمْ قُلِ اللَّهُ ثُمَّ ذَرْهُمْ فِي خَوْضِهِمْ يَلْعَبُونَ
Transliterasyon
Ve mâ kaderûllâhe hakka kadrihî iz kâlû mâ enzelallâhualâ beşerin min şey(şey’in), kul men enzelel kitâbellezî câe bihî mûsâ nûren ve huden lin nâsi tec’alûnehu karâtîse tubdûnehâ ve tuhfûne kesîrâ(kesîran), ve ullimtum mâ lem ta’lemû entum ve lâ âbâukum, kulillâhu summe zerhum fî havdıhim yel’abûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Wam<span class="u">a</span> qadaroo All<span class="u">a</span>ha <span class="u">h</span>aqqaqadrihi i<span class="u">th</span> q<span class="u">a</span>loo m<span class="u">a</span> anzala All<span class="u">a</span>huAAal<span class="u">a</span> basharin min shay-in qul man anzala alkit<span class="u">a</span>baalla<span class="u">th</span>ee j<span class="u">a</span>a bihi moos<span class="u">a</span> nooran wahudan li<span class="b">l</span>nn<span class="u">a</span>sitajAAaloonahu qar<span class="u">at</span>eesa tubdoonah<span class="u">a</span> watukhfoonakatheeran waAAullimtum m<span class="u">a</span> lam taAAlamoo antum wal<span class="u">a</span> <span class="u">a</span>b<span class="u">a</span>okumquli All<span class="u">a</span>hu thumma <span class="u">th</span>arhum fee khaw<span class="u">d</span>ihimyalAAaboon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Allah, hiçbir kimseye hiçbir şey indirmedi dedikleri zaman Allah'ı lâyıkıyla tanımadılar, ululamadılar. De ki: Mûsâ'nın, insanlara bir ışık ve onları doğru yola sevk eden bir vâsıta olarak getirdiği kitabı kim indirdi? Hani, siz onu kâğıtlara yazdınız da yayıp açıklarsınız, hükümlerinden çoğunu da gizlersiniz, hani siz de, atalarınız da, bilmediğiniz şeyleri onun sayesinde bildiniz, öğrendiniz. De ki: Allah indirdi, sonra da bırak onları, düştükleri boş iddialarla oyalanıp dursunlar.
Ali Bulaç
Onlar: "Allah, beşere hiçbir şey indirmemiştir" demekle Allah'ı, kadrinin hakkını vererek takdir edemediler. De ki: "Musa'nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği ve sizin de (parça parça) kağıtlar üzerinde yazılı kılıp (bir kısmını) açıkladığınız ve çoğunu göz ardı ettiğiniz kitabı kim indirdi? Sizin ve atalarınızın bilmediği şeyler size öğretilmiştir." De ki: "Allah." Sonra onları bırak, içine 'daldıkları saçma uğraşılarında' oyalanıp-dursunlar.
Bayraktar Bayraklı
Allah'ı gereği gibi tanımadılar. Çünkü, “Allah hiçbir beşere bir şey indirmedi” dediler. De ki: “Öyle ise Mûsâ'nın insanlara bir nûr ve hidayet olarak getirdiği kitabı kim indirdi? Siz onu kâğıtlara yazıp açıklıyor, çoğunu da gizliyorsunuz. Sizin de atalarınızın da bilemediği şeyler, size öğretilmiştir.” Sen, “Allah” de, sonra onları bırak, daldıkları bataklıkta debelenip dursunlar!
Diyanet İşleri
(Yahudiler) Allah'ı gereği gibi tanımadılar. Çünkü "Allah hiçbir beşere bir şey indirmedi" dediler. De ki: Öyle ise Musa'nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği Kitab'ı kim indirdi? Siz onu kağıtlara yazıp (istediğinizi) açıklıyor, çoğunu da gizliyorsunuz. Sizin de atalarınızın da bilemediği şeyler (Kur'an'da) size öğretilmiştir. (Resulüm) sen "Allah" de, sonra onları bırak, daldıkları bataklıkta oynayadursunlar!
Edip Yüksel
"ALLAH hiçbir insana bir şey indirmez" demekle ALLAH'ı gereği gibi değerlendirmediler. De ki: "Halka bir hidayet ve ışık olarak Musa'nın getirdiği kitabı kim indirdi –ki göstermek için onu kağıtlara yazdığınız halde çoğunu gizliyordunuz. Sizin ve atalarınızın bilmediği şeyleri onun yoluyla öğrendiniz–?" "ALLAH" de ve onları daldıkları sapıklıkta bırak, oynayadursunlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlar: "Allah insanlara hiçbir şey göndermemiştir" demekle, Allah'ı gereği gibi tanıyamadılar. De ki: Musa'nın insanlara aydınlık ve hidayet olmak üzere getirdiği, sizin parça parça kâğıtlara çevirdiğiniz, bir kısmını belli ettiğiniz, birçoğunu gizlediğiniz; sizinle babalarınızın, sayesinde bilmediğiniz birçok şeyleri öğrendiğiniz Kitab'ı kim gönderdi? (Onlara karşı sen) "Allah" de. Sonra onları bırak, boş laflara dalarak oyalansınlar.
Erhan Aktaş
Allah’ı gereği gibi takdir etmediler. “Allah, insana hiçbir şey indirmedi.” dediler. De ki: “Musa’nın insanlar için bir nur* ve hidayet olarak getirdiği; sizin yazılı sayfalar haline getirip bir kısmını açıklayıp ama çoğunu da gizlediğiniz; sizin de atalarınızın da bilmediğiniz şeyler, kendisiyle size öğretilen Kitap’ı kim indirdi?” Sen, “Allah de.” Ve sonra bırak onları, daldıkları bataklıkta oynaya dursunlar!
Hakkı Yılmaz
Ve onlar, “Allah, hiçbir beşere bir şey göndermemiştir” demekle, Allah'ı hakkıyla takdir edemediler/gereği gibi tanıyamadılar. De ki: “Mûsâ'nın insanlara aydınlık ve kılavuz olmak üzere getirdiği, sizin parça parça yazı malzemeleri yaptığınız, bir kısmını belli ettiğiniz, birçoğunu gizlediğiniz; siz ve atalarınızın, sayesinde bilmediğiniz birçok şeyleri öğrendiğiniz Kitab'ı kim indirdi?” Sen, de ki: “Allah!” Sonra onları boş uğraşlarında oynar hâlde bırak.
Muhammed Esed
Nitekim onlar, "Allah insana hiçbir şey vahyetmemiştir!" derken Allah'ı gereği gibi kavramadıklarını göstermişlerdir. De ki: "Kim indirdi Musa'nın insanlara bir ışık ve rehber olarak getirdiği ve sizin (sırf) kağıt parçaları olarak gördüğünüzü, (o kadar) çok gizlediğiniz halde bir gösteri aracı yaptığınız o ilahî kelâmı? Halbuki (onunla) size ne sizin ne de atalarınızın bilmediği şeyler öğretilmişti." "Allah (o ilahî kelâmı vahyetmiştir)!" de; ve sonra da bırak, onlar boş laflarla oyalanıp dursunlar.
Mustafa İslamoğlu
Onlar "Allah hiç bir insana hiç bir şey indirmemiştir" derken Allah'ı hakkıyla takdir edemediler. De ki: "Kim indirdi Musa'nın insanlara bir ışık ve rehber olarak getirdiği ve sizin papirüs parçalarına dönüştürdüğünüz, çok gizlediğiniz halde sadece gösteriye açtığınız, sizin ve atalarınızın bilmediği birçok şeyi kendisi sayesinde öğrendiğiniz kitabı?" "Allah'tır!" diye cevap ver! Sonra da bırak, daldıkları boş laflarla oyalanıp dursunlar.
Suat Yıldırım
Bazı Yahudiler de Allah'ı gereği gibi tanımadılar. Çünkü “Allah hiçbir insana hiçbir şey indirmemiştir. ” dediler. Sen onlara de ki: “Peki, Mûsâ'nın insanlara bir nûr ve rehber olmak üzere getirdiği ve sizin de parça parça kâğıtlar haline koyup işinize geleni gösterdiğiniz, fakat çoğunu gizlediğiniz ve sizin de babalarınızın da bilmediğiniz birçok şeyleri sayesinde öğrendiğiniz o kitabı kim indirdi? ”Ey Resulüm sen: “Allah indirdi. ” de! sonra bırak daldıkları batıllarında oynaya dursunlar. [10, 2; 17, 94-95]
Süleyman Ateş
Allah'ı şanına yaraşır biçimde tanıyamadılar, zira "Allah, insana bir şey indirmedi" dediler. De ki: "Öyleyse Musa'nın, insanlara nur ve yol gösterici olarak getirdiği, ki siz onu parça parça kağıtlar haline getirip gösteriyorsunuz, çoğunu da gizliyorsunuz- ve ne sizin, ne de babalarınızın bilmediği şeylerin size öğretildiği Kitabı kim indirdi?" "Alah" de, sonra bırak onları, daldıkları bataklıkta oynayadursunlar.
Şaban Piriş
Allahın hiç bir beşere, hiç bir şey indirmediğini söylemekle, Allahı hakkıyla tanıyamadılar. De ki:-Öyleyse Musanın insanlar için aydınlatıcı ve yol gösterici olarak getirdiği, sizin de yapraklar haline getirip açıkladığınız, çoğunu da gizlediğiniz, siz ve babalarınız hiç bir şey bilmezken öğretildiğiniz o kitabı kim indirdi? “Allah” de sonra onları bataklıklarında oynamaya bırak.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah'ı, büyüklüğüne yaraşır şekilde tanıyamadılar. Çünkü, "Allah, insana hiçbir şey vahyetmemiştir" dediler. De ki: "Musa'nın insanlara bir ışık, bir kılavuz olarak getirdiği Kitap'ı kim indirdi? Siz o Kitap'ı birtakım parşömenler yapıp ortaya sürüyorsunuz, birçoğunu da saklıyorsunuz. Size, sizin de atalarınızın da bilmediği şeyler öğretildi." "Allah" de, sonra da bırak onları saplandıkları batakta oynayadursunlar.
Edip-Layth-Martha
They did not value God as He deserves to be valued, for they said, "God has never sent down anything to any human being." Say, "Who then has sent down the book which Moses had come with, a light and guidance for the people? You treat it just as scrolls of paper; you show some of it and conceal much, though you were taught what neither you nor your fathers knew." Say, "God has." Then leave them playing in their folly.
Muhammad Asad
For, no true understanding of God have they when they say, "Never has God revealed anything unto man." Say: "Who has bestowed from on high the divine writ which Moses brought unto men as a light and a guidance, [and] which you treat as* [mere] leaves of paper, making a show of them the while you conceal [so] much - although you have been taught [by it] what neither you nor your forefathers had ever known?"* Say: "God [has revealed that divine writ]!" - and then leave them to play at their vain talk.
Rashad Khalifa
They never valued GOD as He should be valued. Thus, they said, "GOD does not reveal anything to any human being." Say, "Who then revealed the scripture that Moses brought, with light and guidance for the people?" You put it down on paper to proclaim it, while concealing a lot of it. You were taught what you never knew - you and your parents. Say, "GOD (is the One who revealed it)," then leave them in their heedlessness, playing.,
The Monotheist Group
And they did not appreciate God as He deserves to be appreciated, for they said: "God has never sent down anything to any human being." Say: "Who then has sent down the Book which Moses had come with, a light and a guidance for the people? You treat it simply as paper for display, and you conceal much; and you were taught what neither you nor your fathers knew." Say: "God has." Then leave them playing in their folly.