Mumtahine Sûresi1. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (49 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | يا | يY | yā | EY/HEY/AH | """O!" |
| 2 | أيها | أ ي هEYH | eyyuhā | SİZ! | You |
| 3 | الذين | — | elleƶīne | kimseler | who |
| 4 | آمنوا | ا م نEMN | āmenū | inanan(lar) | believe! |
| 5 | لا | — | lā | (Do) not | |
| 6 | تتخذوا | ا خ ذ EḢZ̃ | tetteḣiƶū | edinmeyin | take |
| 7 | عدوي | ع د وAD̃V | ǎduvvī | benim düşmanımı | My enemies |
| 8 | وعدوكم | ع د وAD̃V | ve ǎduvve kum | ve sizin düşmanınızı | and your enemies |
| 9 | أولياء | و ل يVLY | evliyā'e | dostlar | (as) allies |
| 10 | تلقون | ل ق يLGY | tulḳūne | siz iletiyorsunuz | offering |
| 11 | إليهم | — | ileyhim | onlara | them |
| 12 | بالمودة | و د دVD̃D̃ | bil-meveddeti | sevgi | love |
| 13 | وقد | — | veḳad | halbuki | while |
| 14 | كفروا | ك ف رKFR | keferū | onlar inkar ettiler | they have disbelieved |
| 15 | بما | — | bimā | şeyi | in what |
| 16 | جاءكم | ج ي اCYE | cā'ekum | size gelen | came to you |
| 17 | من | — | mine | -tan | of |
| 18 | الحق | ح ق قḪGG | l-Haḳḳi | hak- | the truth, |
| 19 | يخرجون | خ ر جḢRC | yuḣricūne | (yurdunuzdan) çıkardılar | driving out |
| 20 | الرسول | ر س لRSL | r-rasūle | Elçiyi | the Messenger |
| 21 | وإياكم | — | ve iyyākum | ve sizi | and yourselves |
| 22 | أن | — | en | dolayı | because |
| 23 | تؤمنوا | ا م نEMN | tu'minū | inandığınızdan | you believe |
| 24 | بالله | — | billahi | Allah'a | in Allah, |
| 25 | ربكم | ر ب بRBB | rabbikum | Rabbiniz | your Lord. |
| 26 | إن | — | in | eğer | If |
| 27 | كنتم | ك و نKVN | kuntum | iseniz | you |
| 28 | خرجتم | خ ر جḢRC | ḣaractum | çıkmış | come forth |
| 29 | جهادا | ج ه دCHD̃ | cihāden | cihadetmek için | (to) strive |
| 30 | في | — | fī | in | |
| 31 | سبيلي | س ب لSBL | sebīlī | benim yolumda | My way |
| 32 | وابتغاء | ب غ يBĞY | vebtiğā'e | ve kazanmak için | and (to) seek |
| 33 | مرضاتي | ر ض وRŽV | merDātī | benim rızamı | My Pleasure. |
| 34 | تسرون | س ر رSRR | tusirrūne | (nasıl) gizliyorsunuz | You confide |
| 35 | إليهم | — | ileyhim | onlara | to them |
| 36 | بالمودة | و د دVD̃D̃ | bil-meveddeti | içinizde sevgi | love, |
| 37 | وأنا | — | veenā | oysa ben | but I Am |
| 38 | أعلم | ع ل مALM | eǎ'lemu | bilirim | most knowing |
| 39 | بما | — | bimā | şeyleri | of what |
| 40 | أخفيتم | خ ف يḢFY | eḣfeytum | sizin gizlediğiniz | you conceal |
| 41 | وما | — | ve mā | ve şeyleri | and what |
| 42 | أعلنتم | ع ل نALN | eǎ'lentum | açığa vurduğunuz | you declare. |
| 43 | ومن | — | ve men | ve kim | And whoever |
| 44 | يفعله | ف ع لFAL | yef'ǎlhu | bunu yaparsa | does it |
| 45 | منكم | — | minkum | sizden | among you |
| 46 | فقد | — | feḳad | elbette | then certainly |
| 47 | ضل | ض ل لŽLL | Delle | sapmıştır | he has strayed |
| 48 | سواء | س و يSVY | sevā'e | doğru | (from the) straight |
| 49 | السبيل | س ب لSBL | s-sebīli | yoldan | path. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
يايهاء الذين ءامنوا لا تتخذوا عدوى وعدوكم اولياء تلقون اليهم بالمودة وقد كفروا بما جاءكم من الحق يخرجون الرسول واياكم ان تومنوا بالله ربكم ان كنتم خرجتم جهدا فى سبيلى وابتغاء مرضاتى تسرون اليهم بالمودة وانا اعلم بما اخفيتم وما اعلنتم ومن يفعله منكم فقد ضل سواء السبيل
Arapça (Harekeli)
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا عَدُوِّي وَعَدُوَّكُمْ أَوْلِيَاءَ تُلْقُونَ إِلَيْهِم بِالْمَوَدَّةِ وَقَدْ كَفَرُوا بِمَا جَاءَكُم مِّنَ الْحَقِّ يُخْرِجُونَ الرَّسُولَ وَإِيَّاكُمْ أَن تُؤْمِنُوا بِاللَّهِ رَبِّكُمْ إِن كُنتُمْ خَرَجْتُمْ جِهَادًا فِي سَبِيلِي وَابْتِغَاءَ مَرْضَاتِي تُسِرُّونَ إِلَيْهِم بِالْمَوَدَّةِ وَأَنَا أَعْلَمُ بِمَا أَخْفَيْتُمْ وَمَا أَعْلَنتُمْ وَمَن يَفْعَلْهُ مِنكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَاءَ السَّبِيلِ
Transliterasyon
Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ tettehızû aduvvî ve aduvvekum evliyâe, tulkûne ileyhim bil meveddeti ve kad keferû bi mâ câekum minel hakk|ı|, yuhricûner resûle ve iyyâkum en tû’minû billâhi rabbikum, in kuntum harectum cihâden fî sebîlî vebtigâe merdâtî tusirrûne ileyhim bil meveddeti ve ene a’lemu bi mâ ahfeytum ve mâ a’lentum, ve men yef’alhu minkum fe kad dalle sevâes sebîl|i|.
Transliteration (Eng.)
Y<span class="u">a</span> ayyuh<span class="u">a</span> alla<span class="u">th</span>eena <span class="u">a</span>manool<span class="u">a</span> tattakhi<span class="u">th</span>oo AAaduwwee waAAaduwwakum awliy<span class="u">a</span>atulqoona ilayhim bi<span class="b">a</span>lmawaddati waqad kafaroo bim<span class="u">a</span> j<span class="u">a</span>akummina al<span class="u">h</span>aqqi yukhrijoona a<span class="b">l</span>rrasoola wa-iyy<span class="u">a</span>kuman tu/minoo bi<span class="b">A</span>ll<span class="u">a</span>hi rabbikum in kuntum kharajtumjih<span class="u">a</span>dan fee sabeelee wa<span class="b">i</span>btigh<span class="u">a</span>a mar<span class="u">da</span>teetusirroona ilayhim bi<span class="b">a</span>lmawaddati waan<span class="u">a</span> aAAlamu bim<span class="u">a</span>akhfaytum wam<span class="u">a</span> aAAlantum waman yafAAalhu minkum faqad <span class="u">d</span>allasaw<span class="u">a</span>a a<span class="b">l</span>ssabeel<span class="b">i</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ey inananlar, düşmanlarımı ve düşmanlarınızı dost edinip onları sevmeyin, onlara haber yolluyorsunuz ama onlar, size gerçek olarak gelen şeye kâfir olmuşlardır da Peygamberi ve sizi, Rabbiniz Allah'a inanıyorsunuz diye yurdunuzdan çıkarıyorlar; benim yolumda savaşmak ve râzılığımı arayıp elde etmek için yurdunuzdan çıktıysanız, bu, böyle; siz, onlara sevgiyle sır veriyorsunuz ve bense sizin gizlediğiniz şeyi de daha iyi bilirim, açığa vurduğunuz şeyi de ve sizden kim bu işi yaparsa gerçekten de düz ve doğru yoldan sapmış, yolunu kaybetmiş gitmiştir.
Ali Bulaç
Ey iman edenler, Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları veliler edinmeyin. Siz onlara karşı sevgi yöneltiyorsunuz; oysa onlar haktan size geleni inkar etmişler, Rabbiniz olan Allah'a inanmanızdan dolayı elçiyi de, sizi de (yurtlarınızdan) sürüp-çıkarmışlardır. Eğer siz, Benim yolumda cihad etmek ve Benim rızamı aramak amacıyla çıkmışsanız (nasıl) onlara karşı hala sevgi gizliyorsunuz? Ben, sizin gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı bilirim. Kim sizden bunu yaparsa, artık o, elbette yolun ortasından şaşırıp-sapmış olur.
Bayraktar Bayraklı
Ey inananlar! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olan kimseleri dost edinmeyiniz. Onlar, size gelen gerçeği inkâr ettikleri, Rabbiniz Allah'a inandığınızdan dolayı Peygamberi ve sizi yurdunuzdan çıkardıkları halde, siz onlara sevgi iletiyorsunuz. Benim yolumda savaşmak ve benim rızamı kazanmak için yurdunuzdan çıktığınız halde, içinizde onlara sevgi gizliyorsunuz. Oysa ben sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz her şeyi bilirim. Sizden kim bunu yaparsa doğru yoldan sapmış olur.
Diyanet İşleri
Ey iman edenler! Eğer benim yolumda savaşmak ve rızamı kazanmak için çıkmışsanız, benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanlara sevgi göstererek, gizli muhabbet besleyerek onları dost edinmeyin. Oysa onlar, size gelen gerçeği inkâr etmişlerdir. Rabbiniz Allah'a inandığınızdan dolayı Peygamber'i de sizi de yurdunuzdan çıkarıyorlar. Ben, sizin saklı tuttuğunuzu da, açığa vurduğunuzu da en iyi bilenim. Sizden kim bunu yaparsa (onları dost edinirse) doğru yoldan sapmış olur.*
Edip Yüksel
Ey gerçeği onaylayanlar, benim düşmanımı ve sizin düşmanınızı dost edinmeyin. Size gelen gerçeği inkâr etmiş ve Rabbiniz olan ALLAH'ı onayladığınız için elçiyi ve sizi (ülkenizden) çıkarmış oldukları halde siz onlara sevgi gösteriyorsunuz. Rızamı kazanmak için yolumda bir cihada çıktıysanız, onları nasıl gizlice sevebilirsiniz? Oysa ben, gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da çok iyi bilirim. Sizden kim böyle davranırsa doğru yoldan sapmış olur.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey inananlar! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olan kimseleri dost edinmeyin. Onlar size gelen gerçeği inkar ettikleri, Rabbiniz Allah'a inandığınızdan dolayı Resulü ve sizi (yurdunuzdan sürüp) çıkardıkları halde siz onlara sevgi ulaştırıyorsunuz. Eğer benim yolumda savaşmak ve benim rızamı kazanmak için çıktınızsa içinizde onlara sevgi mi gizliyorsunuz? Oysa ben sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz her şeyi bilirim. Sizden kim bunu yaparsa doğru yoldan sapmış olur.
Erhan Aktaş
Ey inananlar! Benim ve sizin düşmanlarınızı evliya* edinmeyin. Onlar, Hakk’tan size geleni inkâr ettikleri halde onlarla yakınlık kuruyorsunuz. Oysaki Rabb’iniz olan Allah’a inanmanızdan dolayı Rasul’ü ve sizi yurdunuzdan çıkardılar. Eğer Benim yolumda mücadele etmek ve rızamı kazanmak için yola çıktıysanız, niçin onlara yakınlık kurup sır veriyorsunuz? Ben, sizin gizli ve açık bütün yaptıklarınızı bilirim. Sizden kim bunu yaparsa o, kesinlikle yolun ortasından sapmış olur.
Hakkı Yılmaz
Ey iman etmiş kimseler! Eğer Benim yolumda çaba harcamak ve Benim rızamı kazanmak için çıktınızsa, size haktan gelen şeyleri bilerek reddetdikleri /inanmadıkları hâlde, onlara sevgi ulaştırarak/onlara sevgiyi gizleyerek Bana düşman olanları ve kendinizin düşmanını yardımcı, yol gösterici, koruyucu yakınlar edinmeyin/onları yönetici yapmayın. Onlar, Rabbiniz Allah'a inandığınızdan dolayı Elçi'yi ve sizi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Oysa Ben, sizin gizlediğiniz şeyleri ve açığa vurduğunuz şeyleri en iyi bilenim. Ve sizden kim bunu yaparsa artık o, kesinlikle yolun ta ortasından sapmıştır.
Mustafa İslamoğlu
Siz ey iman edenler! Benim ve sizin düşmanlarınızı can dostlar edinmeyiniz! Siz onlara yürek dolusu sevgi sunuyorsunuz, ama onlar size gelen bütün hakikati kökten inkar edip Elçi'yi ve sizi, sırf Rabbiniz Allah'a iman ettiniz diye sürüp çıkarıyorlar. Doğrusu sizler de, Benim davam uğruna ve rızamı kazanmak için yapılmış bir cihad sonucunda çıkmıştınız. (Ama şimdi) onlara, fıtri sevgiyi gerekçe yaparak sır veriyorsunuz; ne ki Ben sizin gizlediklerinizi de, açığa vurduklarınızı da çok iyi bilirim: Artık sizden kim böyle yaparsa, işte o doğru yolun ortasında sapıtmış demektir.
Suat Yıldırım
Ey iman edenler! Benim de sizin de düşmanlarınızı dost edinmeyin. Onlar size gelen gerçeği reddettikleri halde, siz onlara sevgi sunuyorsunuz. Resulullahı ve sizi, sırf Rabbiniz olan Allah'a inandığınız için, vatanınızdan kovuyorlar. Siz Benim yolumda cihad etmek ve Benim rızamı kazanmak için yurdunuzdan çıkarılmayı göze aldıysanız, nasıl olur da onlara sevgi gösterip sır verirsiniz? Halbuki Ben sizin gizlediğiniz ve açıkladığınız her şeyi bilmekteyim. Doğrusu içinizden kim bunu yaparsa, artık doğru yoldan sapmış olur. [5, 51-57; 3, 28; 4, 144]*
Süleyman Ateş
Ey inananlar! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olan kimseleri dost edinmeyin. Onlar size gelen gerçeği inkar ettikleri, Rabbiniz Allah'a inandığınızdan dolayı Elçiyi ve sizi (yurdunuzdan) çıkardıkları halde siz onlara sevgi iletiyorsunuz. Benim yolumda cihadetmek ve benim rızamı kazanmak için (yurdunuzdan) çıktığınız halde içinizde onlara sevgi (mi) gizliyorsunuz? Oysa ben sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz her şeyi bilirim. Sizden kim bunu yaparsa doğru yoldan sapmış olur.
Şaban Piriş
-Ey İman edenler, benim de düşmanım sizin de düşmanız olanları, dost edinmeyin. Size haktan geleni inkar etmişlerken; siz onlara sevgi gösteriyorsunuz. Rabbiniz olan Allaha iman ediyorsunuz diye Peygamberi de sizi de yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer benim yolumda cihat etmek ve benim razılığımı almak için çıktıysanız gizlice onlara sevgi beslemeyin. Ben gizlediğinizi de açıkladığınızı da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa, doğru yoldan sapmış olur.
Yaşar Nuri Öztürk
Ey iman sahipleri! Düşmanımı ve düşmanınızı dostlar yerine tutmayın. Onlar, size Hak'tan geleni inkar ettikleri, Rabbiniz Allah'a inandığınız için Peygamber'i ve sizi yurdunuzdan çıkardıkları halde, siz onlara sevgi sunuyorsunuz. Benim yolumda gayret sarfetmek, benim hoşnutluğumu kazanmak için seferber olduğunuz halde, içinizde onlara sevgi gizliyorsunuz. Sizin gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da en iyi ben bilirim. Sizden kim bunu yaparsa denge yolundan sapmış olur.
Edip-Layth-Martha
O you who acknowledge, do not take My enemy and your enemy as allies, you extend love to them, even though they have rejected the truth that has come to you. They drive you and the messenger out, simply because you acknowledge God, your Lord. If you are mobilizing to strive in My cause, seeking My blessings, then how can you secretly love them? I am fully aware of everything you conceal and what you declare. Whosoever of you does this, then he has gone astray from the right path.
Muhammad Asad
O YOU who have attained to faith! Do not take My enemies - who are your enemies as well* - for your friends, showing them affection even though they are bent on denying whatever truth has come unto you, [and even though] they have driven the Apostle and yourselves away, [only] because you believe in God, your Sustainer!* If [it be true that] you have gone forth [from your homes] to strive in My cause, and out of a longing for My goodly acceptance, [do not take them for your friends,] inclining towards them in secret affection: for I am fully aware of all that you may conceal as well as of all that you do openly. And any of you who does this has already strayed from the right path.*
Rashad Khalifa
O you who believe, you shall not befriend My enemies and your enemies, extending love and friendship to them, even though they have disbelieved in the truth that has come to you. They persecute the messenger, and you, just because you believe in GOD, your Lord. If you mobilize to struggle in My cause, seeking My blessings, how can you secretly love them? I am fully aware of everything you conceal, and everything you declare. Those among you who do this have indeed strayed off the right path.,
The Monotheist Group
O you who believe, do not take My enemy and your enemy as allies. You extend love to them, even though they have rejected the truth that has come to you. They drive you and the messenger out, simply because you believe in God, your Lord. If you are mobilizing to strive in My cause, seeking My blessings, then how can you secretly love them? I am fully aware of everything you conceal and what you declare. And whoever of you does this, then he has gone astray from the right path.