Mumtahine Sûresi10. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (56 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1يايYEY/HEY/AH"""O!"
2أيهاأ ي هEYHeyyuhāSİZ!You
3الذينelleƶīnekimselerwho
4آمنواا م نEMNāmenūinanan(lar)believe!
5إذاiƶāzamanWhen
6جاءكمج ي اCYEcā'ekumusize geldiğicome to you
7المؤمناتا م نEMNl-mu'minātumü'min kadınlarthe believing women
8مهاجراته ج رHCRmuhācirātingöç ederek(as) emigrants,
9فامتحنوهنم ح نMḪNfemteHinūhunneonları imtihan edinthen examine them.
10اللهllahuAllahAllah
11أعلمع ل مALMeǎ'lemudaha iyi bilir(is) most knowing
12بإيمانهنا م نEMNbiīmānihinneonların imanlarınıof their faith.
13فإنfe ineğerAnd if
14علمتموهنع ل مALMǎlimtumūhunneanlarsanızyou know them
15مؤمناتا م نEMNmu'minātininanmış olduklarını(to be) believers,
16فلاfelāthen (do) not
17ترجعوهنر ج عRCAterciǔhunneonları geri döndürmeyinreturn them
18إلىilāto
19الكفارك ف رKFRl-kuffārikafirlerethe disbelievers.
20لاdeğildirNot
21هنhunnebunlar (kadınlar)they
22حلح ل لḪLLHillunhelal(are) lawful
23لهمlehumonlarafor them
24ولاve lāve değildirand not
25همhumonlarthey
26يحلونح ل لḪLLyeHillūnehelalare lawful
27لهنlehunnebunlarafor them.
28وآتوهما ت يETYve ātūhumve onlara verinBut give them
29ماşey(leri)what
30أنفقوان ف قNFGenfeḳūonların harcadıklarıthey have spent.
31ولاve lāve yokturAnd not
32جناحج ن حCNḪcunāHabir günahany blame
33عليكمǎleykumsizin içinupon you
34أنenif
35تنكحوهنن ك حNKḪtenkiHūhunnebunlarla evlenmenizdeyou marry them
36إذاiƶātakdirdewhen
37آتيتموهنا ت يETYāteytumūhunnekendilerine verdiğinizyou have given them
38أجورهنا ج رECRucūrahunneücretlerinitheir (bridal) dues.
39ولاve lāveAnd (do) not
40تمسكوام س كMSKtumsikūtutmayınhold
41بعصمع ص مAṦMbiǐSamiismetlerinito marriage bonds
42الكوافرك ف رKFRl-kevāfirikafir kadınların(with) disbelieving women,
43واسألواس ا لSELveselūisteyinbut ask (for)
44ماşeyi (mehri)what
45أنفقتمن ف قNFGenfeḳtumharcadığınızyou have spent,
46وليسألواس ا لSELvelyeselūve onlar da istesinlerand let them ask
47ماşeyiwhat
48أنفقوان ف قNFGenfeḳūharcadıklarıthey have spent.
49ذلكمƶālikumbu sizeThat
50حكمح ك مḪKMHukmuhükmüdür(is the) Judgment
51اللهllahiAllah'ın(of) Allah.
52يحكمح ك مḪKMyeHkumu(böyle) hükmediyorHe judges
53بينكمب ي نBYNbeynekumaranızdabetween you.
54واللهvallahuve AllahAnd Allah
55عليمع ل مALMǎlīmunbilendir(is) All-Knowing,
56حكيمح ك مḪKMHakīmunhüküm ve hikmet sahibidirAll-Wise.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

يايها الذين ءامنوا اذا جاءكم المومنت مهجرت فامتحنوهن الله اعلم بايمنهن فان علمتموهن مومنت فلا ترجعوهن الى الكفار لا هن حل لهم ولا هم يحلون لهن وءاتوهم ما انفقوا ولا جناح عليكم ان تنكحوهن اذا ءاتيتموهن اجورهن ولا تمسكوا بعصم الكوافر وسلوا ما انفقتم وليسلوا ما انفقوا ذلكم حكم الله يحكم بينكم والله عليم حكيم

Arapça (Harekeli)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا جَاءَكُمُ الْمُؤْمِنَاتُ مُهَاجِرَاتٍ فَامْتَحِنُوهُنَّ اللَّهُ أَعْلَمُ بِإِيمَانِهِنَّ فَإِنْ عَلِمْتُمُوهُنَّ مُؤْمِنَاتٍ فَلَا تَرْجِعُوهُنَّ إِلَى الْكُفَّارِ لَا هُنَّ حِلٌّ لَّهُمْ وَلَا هُمْ يَحِلُّونَ لَهُنَّ وَآتُوهُم مَّا أَنفَقُوا وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ أَن تَنكِحُوهُنَّ إِذَا آتَيْتُمُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ وَلَا تُمْسِكُوا بِعِصَمِ الْكَوَافِرِ وَاسْأَلُوا مَا أَنفَقْتُمْ وَلْيَسْأَلُوا مَا أَنفَقُوا ذَلِكُمْ حُكْمُ اللَّهِ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

Transliterasyon

Yâ eyyuhellezîne âmenû izâ câekumul mû’minâtu muhâcirâtin femtehınû hunn|e|, allâhu a’lemu bi îmânihinn|e|, fe in alimtimû hunne mû’minâtin fe lâ terciû hunne ilel kuffâr|i|, lâ hunne hıllun lehum ve lâ hum yehıllûne le hunn|e|, ve âtûhum mâ enfekû, ve lâ cunâha aleykum en tenkıhû hunne izâ âteytumû hunne ucûrehunn|e|, ve lâ tumsikû bi isamil kevâfiri ves’elû mâ enfaktum vel yes’elû mâ enfekû, zâlikum hukmullâh|i|, yahkumu beynekum, vallâhu alîmun hakîm(hakîmun).

Transliteration (Eng.)

Y<span class="u">a</span> ayyuh<span class="u">a</span> alla<span class="u">th</span>eena <span class="u">a</span>manooi<span class="u">tha</span> j<span class="u">a</span>akumu almu/min<span class="u">a</span>tu muh<span class="u">a</span>jir<span class="u">a</span>tinfa<span class="b">i</span>mta<span class="u">h</span>inoohunna All<span class="u">a</span>hu aAAlamu bi-eem<span class="u">a</span>nihinnafa-in AAalimtumoohunna mu/min<span class="u">a</span>tin fal<span class="u">a</span>tarjiAAoohunna il<span class="u">a</span> alkuff<span class="u">a</span>ri l<span class="u">a</span> hunna <span class="u">h</span>illunlahum wal<span class="u">a</span> hum ya<span class="u">h</span>illoona lahunna wa<span class="u">a</span>toohumm<span class="u">a</span> anfaqoo wal<span class="u">a</span> jun<span class="u">ah</span>a AAalaykum an tanki<span class="u">h</span>oohunnai<span class="u">tha</span> <span class="u">a</span>taytumoohunna ojoorahunna wal<span class="u">a</span>tumsikoo biAAi<span class="u">s</span>ami alkaw<span class="u">a</span>firi wa<span class="b">i</span>s-aloo m<span class="u">a</span>anfaqtum walyas-aloo m<span class="u">a</span> anfaqoo <span class="u">tha</span>likum <span class="u">h</span>ukmuAll<span class="u">a</span>hi ya<span class="u">h</span>kumu baynakum wa<span class="b">A</span>ll<span class="u">a</span>huAAaleemun <span class="u">h</span>akeem<span class="b">un</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Ey inananlar, size yurtlarından göçmüş olan îman sâhibi kadınlar geldi mi onları sınayın artık, Allah, onların inançlarını daha iyi bilir; siz de onların inanmış olduklarını bilince onları gerisin geriye kâfirlere göndermeyin; ne onlar, kâfirlere helâldir, ne kâfirler, onlara helâl ve onlara, kocalarının vereceği nikâh parasını verin ve nikâh paralarını verdikten sonra onları, kendinize nikâhlamanızda da bir vebal yoktur size; kâfir kadınlarıysa nikâhlamayın, nikâhınızın altında tutmayın onları ve sarfettiklerinizi isteyin ve kâfirler de, size gelen inanmış kadınlara sarfettiklerini istesinler; işte budur size Allah'ın hükmü, o hükmeder aranızda ve Allah, her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sâhibidir.

Ali Bulaç

Ey iman edenler, mü'min kadınlar hicret ederek size geldikleri zaman, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilendir. Şayet (gerçekten) mü'min kadınlar olduklarını bilip-öğrenirseniz, artık sakın onları kafirlere geri çevirmeyin. (Çünkü) Ne bunlar onlara helaldir, ne onlar bunlara helaldir. Onlara (kafir kocalarına kendileri için) harcadıklarını verin. Onlara (hicret eden mü'min kadınlara) ücretlerini (mehirlerini) verdiğiniz takdirde onları nikahlamanızda size bir güçlük yoktur. Kafir (kadın)ların ismetlerini (nikahlarını) tutmayın ve (onlar için) harcadıklarınızı isteyin. Onlar da (mü'min kadınlara) harcadıklarını istesinler. Bu, Allah'ın hükmüdür; sizin aranızda hükmeder. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiklerinde onları imtihan ediniz. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz de onların inanmış kadınlar olduklarının farkına varırsanız, onları kâfirlere geri göndermeyiniz. Bunlar kâfirlere helâl değildir. Kâfirler de bu hanımlara helâl değildir. Hicret eden kadınlara, kâfir kocalarının sarfettiklerini geri veriniz. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz takdirde onlarla evlenmenizde bir günah yoktur. Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayınız ve sarfettiğinizi isteyiniz; onlar da sarfettiklerini istesinler. Allah'ın hükmü budur. O, aranızda hükmeder. Allah bilendir; hikmet sahibidir.

Diyanet İşleri

Ey iman edenler! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiği zaman, onları, imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz de onların inanmış kadınlar olduklarını öğrenirseniz onları kâfirlere geri göndermeyin. Bunlar onlara helal değildir. Onlar da bunlara helal olmazlar. Onların (kocalarının) sarfettiklerini (mehirleri) geri verin. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kâfir kadınları nikahınızda tutmayın, sarfettiğinizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. Allah'ın hükmü budur. Aranızda O hükmeder. Allah bilendir, hikmet sahibidir.*

Edip Yüksel

Ey gerçeği onaylayanlar, gerçeği onaylayan göçmen kadınlar size sığındığında onları sorgulayın. ALLAH onların onaylarını çok iyi bilir. Gerçeği onayladıklarını anlarsanız, onları kafirlere geri göndermeyin. Ne bunlar o inkârcılara helaldir ne de onlar bunlara helaldir. İnkarcıların harcadığı mehirlerini onlara geri verin. Mehirlerini ödediğiniz taktirde bunlarla evlenmenizde bir sakınca yoktur. İnkarcı kadınları sorumluluğunuzda tutmayın. Onlara harcadığınız mehirlerinizi isteyebilirsiniz, onlar da verdikleri mehirlerini isteyebilirler. Bu, ALLAH'ın hükmüdür. O, aranızda yargıda bulunur. ALLAH Bilendir, Bilgedir.*

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey iman edenler! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiği zaman, onları imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz de onların inanmış kadınlar olduğunu öğrenirseniz onları kâfirlere geri döndürmeyin. Bunlar onlara helal değildir. Onlar da bunlara helal olmazlar. Onların (kocalarının) sarfettiklerini (mehirleri) geri verin. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın, sarfettiğinizi isteyin. Onlarda sarfettiklerini istesinler. Allah'ın hükmü budur. Aranızda O, hükmeder, Allah bilendir, hikmet sahibidir.

Erhan Aktaş

Ey ima n edenler! Sığınmak üzere size gelen inanan* kadınların hicret nedenlerini sorgulayın. Allah, onların gerçekten inanıp inanmadıklarını çok iyi bilmektedir. Eğer gerçekten inandıklarını anlarsanız, onları gerçeği yalanlayan nankörlere geri göndermeyin. Onlar, gerçeği yalanlayan nankör erkeklere helal değildir. Gerçeği yalanlayan nankör erkekler de onlara helal değildir. Gerçeği yalanlayan nankörlerin bu kadınlara verdiklerini* iade edin. Mehirlerini verdiğiniz takdirde onlarla nikâhlanmanızda bir sakınca yoktur. Ve gerçeği yalanlayan nankör kadınları nikâhınızda tutmayın. Ve ne infak* ettiyseniz geri isteyin. Onlar da infak ettiklerini geri istesinler. İşte bu Allah’ın aranızda verdiği hükmüdür. Allah; Her Şeyi Bilen’dir, En Doğru Karar Veren’dir.

Hakkı Yılmaz

Ey iman etmiş kimseler! Mü’min kadınlar göçmenler olarak size geldiği zaman, hemen onları sorgulayın. –Allah onların imanlarını daha iyi bilir.– Artık, eğer siz de onların inanmış kadınlar olduğunu öğrenirseniz, artık onları kâfirlere; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddedenlere geri döndürmeyin. Göç eden mü’min kadınlar, onlara helal değildir. Onlar da bunlara helal olmazlar. İnanmamış eski kocalarına sarfettiklerini verin. Mehirlerini* kendilerine verdiğiniz zaman onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kâfir; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddeden kadınları nikâhınızda tutmayın, sarfettiğinizi/ ödediğiniz mehiri geri isteyin. Onlar da sarfettiklerini/ size harcadıklarını geri istesinler. İşte bu, Allah'ın hükmüdür. Ki aranızda O hükmeder, Allah, çok bilendir, çok iyi yasa koyandır.

Muhammed Esed

SİZ EY imana ermiş olanlar! Mümin kadınlar her ne zaman zulüm ve kötülük diyarını terk ederek size gelirlerse, Allah onların inancından tam haberdar (olduğu halde) siz yine de onları sınayın; eğer mümin olduklarına tam emin olursanız, onları inkarcılara geri göndermeyin, (çünkü) onlar (artık) eski kocalarına helal (değiller), ve ötekiler de bunlara helal (değiller). Ayrıca, onlar (hanımlarına mehir olarak) ne verdilerse hepsini iade edin. Ve (ey müminler,) siz bu kadınlarla mehirlerini verdikten sonra evlenirseniz bir günah işlemiş olmazsınız. Diğer taraftan, hakikati inkar (etmeye devam) eden kadınlarla evlilik bağınızı sürdürmeyin ve onlara (mehir olarak) ne verdiyseniz (iade etmelerini) isteyin, aynı şekilde ötekiler, (hanımları size gelmiş olanlar da,) harcadıkları her şeyi(n iadesini) talep etme hakkına sahiptirler. Bu, Allah'ın hükmüdür: O, sizin aranızda (adaletle) hükmeder; çünkü Allah, her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.

Mustafa İslamoğlu

Siz ey iman edenler! Mü'min kadınlar muhacir olarak size geldiği zaman -her ne kadar Allah onların inancını çok iyi biliyor idiyse de- siz (yine de) onları imtihana tabi tutun; sonuçta eğer onların mü'min olduğundan emin olursanız, artık onları kafirlere geri göndermeyin: ne o kadınlar (kafir) eşlerine helaldir, ne de eşleri o kadınlara helaldir. Onların verdiklerini de kendilerine iade edin! Ve siz bu kadınların mehirlerini verdiğiniz sürece, onlarla nikahlanmanızda bir beis yoktur. Beri yandan, inkarda eden ısrar kadınların nikahına yapışmayın; onlara verdiğinizi isteyin, aynı şekilde onlar da verdiklerini sizden isteyebilirler. İşte bunlar Allah'ın hükmüdür; aranızdaki hükmü O verir: zira Allah her şeyi bilendir, hikmetle hükmedendir.

Suat Yıldırım

Ey iman edenler! Mümin hanımlar size katılmak üzere hicret etmiş olarak geldiklerinde onları imtihan edin. Gerçi Allah onların imanlarını pek iyi bilir. Ama siz de onların mümin olduklarını anlarsanız, artık onları kâfirlere geri göndermeyin. Bundan böyle bu hanımlar kâfir kocalarına, kâfir kocaları da bu hanımlara helal olmazlar. Bununla beraber kocalarına da vermiş oldukları mehirleri, siz iade ediniz. Kendilerine mehirlerini vererek bu kadınlarla evlenmenizde bir sakınca yoktur. Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın. Onlara harcadığınız mehri, varacakları kâfir kocalarından isteyin. Kâfirler de İslama girip sizinle evlenen eşlerine sarfetmiş oldukları mehri sizden geri istesinler. Allah'ın hükmü budur. Aranızda O hükmeder. Zira Allah her şeyi hakkıyla bilir, tam hüküm ve hikmet sahibidir.*

Süleyman Ateş

Ey inananlar, mü'min kadınlar göç ederek size geldiği zaman, onları imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer onların (gerçekten) inanmış olduklarını anlarsanız, onları kafirlere geri döndürmeyin. Ne bu(kadı)nlar onlara helaldir; ne de onlar bunlara helal olurlar. Onların (bu kadınlara) harcadıkları(mehirleri)ni onlara verin. Ücretlerini kendilerine verdiğiniz takdirde bu(kadı)nlarla evlenmenizde sizin için bir günah yoktur. Kafir kadınların ismetlerini (nikah bağlarını) tutmayın (onları salıverin ve kafirlere katılan kadınlara) harcadığınız(mehri)i isteyin. Onlar da (size katılan kadınlarına) harcadıklarını istesinler. Bu size Allah'ın hükmüdür. Aranızda (böyle) hükmediyor. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Şaban Piriş

-Ey iman edenler! Mümin kadınlar, hicret edip size gelirlerse, onları imtihan edin. Allah, onların imanını daha iyi bilir. Eğer onların iman ettiğini anlarsanız onları kafirlere iade etmeyin. O kadınlar, onlara helal değildir, onlar da o kadınlara helal değildir. Onlara, kadınlar için harcadıklarını verin. Mehir vererek o kadınlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kafir kadınları da nikahınızda tutmayın. Onlara sarfettiğinizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. Bu Allahın hükmüdür. Aranızda o hüküm verir. Allah, alimdir, hakimdir.

Yaşar Nuri Öztürk

Ey iman sahipleri! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiklerinden onları imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir ya! Eğer onların mümin hanımlar olduklarını anlarsanız, onları kafirlere döndürmeyin. Ne bu mümin kadınlar o kafirlere helaldir ne de o kafirler bunlara helaldir. Bu kadınlar için harcadıklarını o kafirlere geri verin. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz taktirde, bu kadınları nikahlamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Kafirlerin iffet ve nikahlarına yapışmayın. Kafirlere gitmeyi yeğleyen kadınlar için harcadıklarınızı onlardan geri isteyin; onlar da size gelen mümin kadınlar için harcadıklarını geri istesinler. Bu, Allah'ın hepinize buyruğudur. Aranızda hüküm veriyor. Allah Alim'dir, Hakim'dir.

Edip-Layth-Martha

O you who acknowledge, if the acknowledging women come emigrating to you, then you shall test them. God is fully aware of their acknowledgement. Thus, if you establish that they are those who acknowledge, then you shall not return them to those who do not appreciate. They are no longer lawful for them, nor are those who do not appreciate lawful for them. Return the dowries that were paid. There is no sin upon you to marry them, if you have paid their dowries to them. Do not keep the wives who do not acknowledge, and ask back what dowries you paid. Let them ask back what dowries they had paid. Such is God's judgment; He judges between you. God is Knowledgeable, Wise.*

Muhammad Asad

O YOU who have attained to faith! Whenever believing women come unto you, forsaking the domain of evil,* examine them, [although only] God is fully aware of their faith;* and if you have thus ascertained that they are believers, do not send them back to the deniers of the truth, [since] they are [no longer] lawful to their erstwhile husbands,* and these are [no longer] lawful to them. None the less, you shall return to them whatever they have spent [on their wives by way of dower];* and [then, O believers,] you will be committing no sin if you marry them after giving them their dowers. On the other hand, hold not to the marriage-tie with women who [continue to] deny the truth,* and ask but for [the return of] whatever you have spent [by way of dower] -just as they [whose wives have gone over to you] have the right to demand* [the return of] whatever they have spent. Such is God's judgment: He judges between you [in equity] - for God is all-knowing, wise.

Rashad Khalifa

O you who believe, when believing women (abandon the enemy and) ask for asylum with you, you shall test them. GOD is fully aware of their belief. Once you establish that they are believers, you shall not return them to the disbelievers. They are not lawful to remain married to them, nor shall the disbelievers be allowed to marry them. Give back the dowries that the disbelievers have paid. You commit no error by marrying them, so long as you pay them their due dowries. Do not keep disbelieving wives (if they wish to join the enemy). You may ask them for the dowry you had paid, and they may ask for what they paid. This is GOD's rule; He rules among you. GOD is Omniscient, Most Wise.,

The Monotheist Group

O you who believe, if the believing females come emigrating to you, then you shall test them. God is fully aware of their belief. Thus, if you establish that they are believers, then you shall not return them to the rejecters. They are no longer lawful for one another. And return the dowries that were paid. And there is no sin upon you to marry them, if you have paid their dowries to them. And do not keep disbelieving wives, and ask back what dowries you paid. And let them ask back what dowries they had paid. Such is the judgment of God; He judges between you. God is Knowledgeable, Wise.