Teğabun Sûresi5. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (13 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ألم | — | elem | Has not | |
| 2 | يأتكم | ا ت يETY | ye'tikum | size gelmedi mi? | come to you |
| 3 | نبأ | ن ب اNBE | nebeu | haberi | (the) news |
| 4 | الذين | — | elleƶīne | olanların | (of) those who |
| 5 | كفروا | ك ف رKFR | keferū | inkar etmiş | disbelieved |
| 6 | من | — | min | -den | from |
| 7 | قبل | ق ب لGBL | ḳablu | daha önce- | before? |
| 8 | فذاقوا | ذ و قZ̃VG | feƶāḳū | taddılar | So they tasted |
| 9 | وبال | و ب لVBL | vebāle | vebalini | (the bad) consequence |
| 10 | أمرهم | ا م رEMR | emrihim | işlerinin | (of) their affair, |
| 11 | ولهم | ل ه مLHM | ve lehum | ve Onların | and for them |
| 12 | عذاب | ع ذ بAZ̃B | ǎƶābun | bir azab | (is) a punishment |
| 13 | أليم | ا ل مELM | elīmun | acı | painful. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
الم ياتكم نبوا الذين كفروا من قبل فذاقوا وبال امرهم ولهم عذاب اليم
Arapça (Harekeli)
أَلَمْ يَأْتِكُمْ نَبَأُ الَّذِينَ كَفَرُوا مِن قَبْلُ فَذَاقُوا وَبَالَ أَمْرِهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Transliterasyon
E lem ye’tikum nebeûllezîne keferû min kablu fe zâkû ve bâle emrihim ve lehum azâbun elîm(elîmun).
Transliteration (Eng.)
Alam ya/tikum nabao alla<span class="u">th</span>eena kafaroomin qablu fa<span class="u">tha</span>qoo wab<span class="u">a</span>la amrihim walahum AAa<span class="u">tha</span>bunaleem<span class="b">un</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Daha önce kâfir olanların haberi gelmedi mi size? Yaptıkları işin vebâlini tattılar ve onlara elemli bir azap var.
Ali Bulaç
Bundan önce inkar edenlerin haberi size gelmedi mi? İşte onlar, işlerinin vebalini taddılar. Onlara acı bir azap vardır.
Bayraktar Bayraklı
Daha önce inkâr edenlerin haberi size ulaşmadı mı? İşte onlar dünyada yaptıklarının cezasını tattılar. Onlar için elem verici bir azap da vardır.
Diyanet İşleri
Daha önce inkâr edenlerin haberi size ulaşmadı mı? İşte onlar (dünyada) yaptıklarının cezasını tattılar. Onlar için acı bir azap da vardır.*
Edip Yüksel
Daha önce inkâr edip de yaptıklarının karşılığını tadanların haberi size ulaşmadı mı? Onlara acı bir azap vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Önceden inkâr edenlerin haberi size gelmedi mi? (Onlar) işlerinin vebalini tattılar ve onlar için acı bir azap vardır.
Erhan Aktaş
Daha önce gerçeği yalanlayan nankörlerin, yaptıkları şeylerin bedelini nasıl ödediklerinin haberi size gelmedi mi? Onlar için acı bir azap vardır.
Hakkı Yılmaz
Önceden kâfirlerin; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddeden kimselerin haberi size gelmedi mi? İşte onlar, işlerinin vebalini tattılar. Onlar için acı bir azap da vardır.
Muhammed Esed
GEÇMİŞTE hakikati kabule yanaşmayanların kıssasından haberin yok mu? (Onlar hakikati inkar ettiler) ve böylece yaptıklarının sonucuna katlanmak zorunda kaldılar, (öteki dünyada da) onları bekleyen şiddetli bir azap (vardır):
Mustafa İslamoğlu
Daha önceden inkara gömülüp gidenlerin haberi size gelmedi mi? Onlar da yaptıklarının kötü sonuçlarını (daha burada) tattılar; bir de (ötede) onları can yakıcı bir mahrumiyet beklemektedir.
Suat Yıldırım
Daha önceki inkârcıların başlarına gelen olaylardan haberiniz olmadı mı? Onlar yaptıkları işlerin cezasını dünyada çektiler, âhirette de onlara gayet acı bir azap vardır.
Süleyman Ateş
Daha önce inkar etmiş olanların haberi size gelmedi mi? (Onlar), işlerinin vebalini taddılar ve onlar için acı bir azab da vardır.
Şaban Piriş
Daha önceki kafirlerin haberi gelmedi mi size? Yaptıklarının cezasını tattılar. Onlar için bir de acı verici azap vardır.
Yaşar Nuri Öztürk
Sizden önce küfre sapanların haberleri gelmedi mi size? Onlar yapıp ettiklerinin vebalini tattılar. Ve onlar için korkunç bir azap vardır.
Edip-Layth-Martha
Did the news not come to you of those who had rejected before? They had tasted the consequences of their decision and they incurred a painful retribution.
Muhammad Asad
HAVE THE STORIES of those who, in earlier times, refused to acknowledge the truth never yet come within your ken? [They denied it -] and so they had to taste the evil outcome of their own doings,* with [more] grievous suffering awaiting them [in the life to come]:
Rashad Khalifa
Have you noted those who disbelieved in the past, then suffered the consequences of their decision? They incurred a painful retribution.,
The Monotheist Group
Did the news not come to you of those who had rejected before? They had tasted the consequences of their decision and they incurred a painful retribution.