Tahrim Sûresi3. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (29 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وإذ | — | ve iƶ | ve hani | And when |
| 2 | أسر | س ر رSRR | eserra | gizlice söylemişti | confided |
| 3 | النبي | ن ب اNBE | n-nebiyyu | peygamber | the Prophet |
| 4 | إلى | — | ilā | to | |
| 5 | بعض | ب ع ضBAŽ | beǎ'Di | birine | one |
| 6 | أزواجه | ز و جZVC | ezvācihi | eşlerinden | (of) his wives |
| 7 | حديثا | ح د ثḪD̃S̃ | Hadīṧen | bir söz | a statement, |
| 8 | فلما | — | fe lemmā | ne zaman ki | and when |
| 9 | نبأت | ن ب اNBE | nebbeet | (eşi) haber verdi | she informed |
| 10 | به | — | bihi | onu (sözü) | about it |
| 11 | وأظهره | ظ ه رƵHR | ve eZherahu | ve onu muttali kıldı | and made it apparent |
| 12 | الله | — | llahu | Allah | Allah |
| 13 | عليه | — | ǎleyhi | ona (peypambere) | to him, |
| 14 | عرف | ع ر فARF | ǎrrafe | bildirmişti | he made known |
| 15 | بعضه | ب ع ضBAŽ | beǎ'Dehu | onun bir kısmını | a part of it |
| 16 | وأعرض | ع ر ضARŽ | ve eǎ'raDe | ve vazgeçmişti | and avoided |
| 17 | عن | — | ǎn | -ndan da | [of] |
| 18 | بعض | ب ع ضBAŽ | beǎ'Din | bir kısmı- | a part. |
| 19 | فلما | — | felemmā | ne zaman ki | Then when |
| 20 | نبأها | ن ب اNBE | nebbeehā | eşine haber verince | he informed her |
| 21 | به | — | bihi | bunu | about it, |
| 22 | قالت | ق و لGVL | ḳālet | (eşi) dedi | she said, |
| 23 | من | — | men | kim? | """Who" |
| 24 | أنبأك | ن ب اNBE | enbeeke | sana söyledi | informed you |
| 25 | هذا | — | hāƶā | bunu | "this?""" |
| 26 | قال | ق و لGVL | ḳāle | dedi ki | He said, |
| 27 | نبأني | ن ب اNBE | nebbeeniye | bana söyledi | """Has informed me" |
| 28 | العليم | ع ل مALM | l-ǎlīmu | bilen | the All-Knower, |
| 29 | الخبير | خ ب رḢBR | l-ḣabīru | haber alan | "the All-Aware.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
واذ اسر النبى الى بعض ازوجه حديثا فلما نبات به واظهره الله عليه عرف بعضه واعرض عن بعض فلما نباها به قالت من انباك هذا قال نبانى العليم الخبير
Arapça (Harekeli)
وَإِذْ أَسَرَّ النَّبِيُّ إِلَى بَعْضِ أَزْوَاجِهِ حَدِيثًا فَلَمَّا نَبَّأَتْ بِهِ وَأَظْهَرَهُ اللَّهُ عَلَيْهِ عَرَّفَ بَعْضَهُ وَأَعْرَضَ عَن بَعْضٍ فَلَمَّا نَبَّأَهَا بِهِ قَالَتْ مَنْ أَنبَأَكَ هَذَا قَالَ نَبَّأَنِيَ الْعَلِيمُ الْخَبِيرُ
Transliterasyon
Ve iz eserren nebiyyu ilâ ba’dı ezvâcihî hadîsâ(hadîsen), fe lemmâ nebbeet bihî ve azherehullâhu aleyhi arrefe ba’dahu ve a’rada an ba’d(ba’dın), fe lemmâ nebbeehâ bihî kâlet men enbeeke hâzâ, kâle nebbeeniyel alîmul habîr|u|.
Transliteration (Eng.)
Wa-i<span class="u">th</span> asarra a<span class="b">l</span>nnabiyyu il<span class="u">a</span>baAA<span class="u">d</span>i azw<span class="u">a</span>jihi <span class="u">h</span>adeethan falamm<span class="u">a</span>nabbaat bihi waa<span class="i"><span class="u">th</span></span>harahu All<span class="u">a</span>hu AAalayhiAAarrafa baAA<span class="u">d</span>ahu waaAAra<span class="u">d</span>a AAan baAA<span class="u">d</span>infalamm<span class="u">a</span> nabbaah<span class="u">a</span> bihi q<span class="u">a</span>lat man anbaaka h<span class="u">atha</span>q<span class="u">a</span>la nabbaaniya alAAaleemu alkhabeer<span class="b">u</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve hani Peygamber, eşlerinden birine gizli bir şey söylemişti de o, bu sözü, başkasına haber verince ve Allah da bunu, Peygambere açınca Peygamber, bu olayın bir kısmını söylemiş, bir kısmındansa vazgeçmiş, söylememişti. Peygamber, bunu eşine haber verince o, kim haber verdi bunu sana demişti, o da demişti ki: Her şeyi bilen haber verdi bana, her şeyden haberdar olan.
Ali Bulaç
Hani Peygamber, eşlerinden bazılarına gizli bir söz söylemişti. Derken o (eşlerinden biri), bunu haber verip Allah da ona bunu açığa vurunca, O da (Peygamber) bir kısmını açıklamış bir kısmını (söylemekten) vazgeçmişti. Sonunda haberi verince (eşi) demişti ki: "Bunu sana kim haber verdi?" O da: "Bana bilen, (herşeyden) haberdar olan (Allah) haber verdi" demişti.
Bayraktar Bayraklı
Bir gün Peygamber, eşlerinden birine bir sır vermişti. Ama sırdaşı hanım, bunu kumasına anlatınca Allah, Peygamberini durumdan haberdar etmişti. Peygamber de ayrıntıya girmeden, durumu sırdaşı hanımına bildirmişti. Peygamber durumu bu şekilde anlatınca, sırdaşı, “Bunu sana kim söyledi?” diye sormuş, Peygamber de, “Her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan Allah” demişti.
Diyanet İşleri
Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü başkalarına haber verip Allah da bunu Peygamber'e açıklayınca, Peygamber bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona haber verince eşi: Bunu sana kim bildirdi? dedi. Peygamber: Bilen, her şeyden haberdar olan Allah bana haber verdi, dedi.*
Edip Yüksel
Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir hadis söylemişti. Eşi bunu yayınca, ALLAH onu bundan haberdar kıldı. Ona durumun bir kısmını bildirmiş, bir kısmından ise vazgeçmişti. Peygamber konuyu eşine açınca eşi, "Bunu sana kim haber verdi?" diye sordu. "Her şeyi Bilen ve her şeyden Haberdar olan bana bildirdi" diye cevapladı.*
Elmalılı Hamdi Yazır
Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü başkalarına haber verip Allah da bunu Peygamber'e açıklayınca, Peygamber (eşine) bir kısmını bildirmiş bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona haber verince eşi: "Bunu sana kim söyledi?" dedi. Peygamber "Bilen, her şeyden haberi olan Allah bana söyledi." dedi.
Erhan Aktaş
Hani Nebi, eşlerinden birine aralarında kalmak üzere bir şey söylemişti. Fakat o eşi, söylenen şeyi başkasına söyleyince, Allah Nebi’ye bunu izhar* etti. Nebi de bir kısmını açıklamış ve bazısından vazgeçmişti. Eşine, bundan haberdar olduğunu söyleyince, eşi: “Bunu sana kim haber verdi?” deyince, Nebi: “Bana, Her Şeyi Bilen, Her Şeyden Haberdar Olan bildirdi.” demişti.
Hakkı Yılmaz
Bir de hani Peygamber, eşlerinden bazılarına bir sözü/ olayı sırlaştırmıştı. Sonra eşlerinden biri bunu haber yapınca ve Allah, Peygamber'e bunu açığa vurunca, Peygamber bir olayın kısmını belirlemiş, bir kısmından mesafelenmişti/ vazgeçmişti. Sonunda o eşe, bunu kendisi haber verince o eş: “Bunu sana kim haber verdi?” dedi. Peygamber, “Bana iyi bilen, iyi haber alan haber verdi” demişti.
Muhammed Esed
Hani, (bir gün) Peygamber, eşlerinden birine gizli bir şeyler söylemişti; eşi bunu ifşa edip Allah da Peygamber'e bildirince, Peygamber (söylediklerinin) bir kısmını (diğerlerine de) anlatmış, bir kısmına ise hiç değinmemişti. Peygamber durumu eşine anlatınca, kadın: "Bunu sana kim söyledi?" diye sordu. (Peygamber de,) "Her şeyi Bilen, Her şeyden Haberdar Olan, bana söyledi" diye cevap verdi.
Mustafa İslamoğlu
Hani, bir gün Peygamber eşlerinden birini bir hadiseden (dolayı) sırrına ortak etmişti; fakat eşi bu sırrı ifşa edip Allah da onu (Peygamber'e) bildirince, (Peygamber) o hadisenin bir kısımını (diğer eşine) de anlatmış, ama bir kısmından hiç söz etmemişti. Nihayet (Peygamber sır tutmayan) eşine yaptığı (yanlışı) bildirince, "Bunu sana kim haber verdi?" demişti. (Peygamber de), "Her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan haber verdi" diye cevap vermişti.
Suat Yıldırım
Hani bir ara Peygamber, eşlerinden birine sır olarak bir söz söylemişti. Fakat o, bunu kumalarından birine haber verince, Allah da bu durumu Peygamberine bildirdi. O da eşine söylediğinin bir kısmını bildirip, bir kısmından ise vazgeçmişti. Peygamber, o eşine bu durumu anlatınca o hayret ederek: “Bunu sana kim bildirdi? ” dedi. Peygamber de: “Her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan Allah, bana haber verdi. ” diye cevap verdi.
Süleyman Ateş
Peygamber, eşlerinden birine gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü (başkasına) haber verip, Allah da peygamberi, eşinin bu davranışına muttali kılınca (Peygamber, eşine) o(söylediği)nin bir kısmını bildirmiş (şunları şunları filana söyledin demiş), bir kısmından da vazgeçmişti. (Peygamber) Bunu eşine haber verince eşi: "Bunu sana kim söyledi?" dedi (Peygamber): "(Herşeyi) Bilen, haber alan (Allah) bana söyledi" dedi.
Şaban Piriş
Peygamber eşlerinden birine gizli bir söz söylemişti. O da bunu başkasına söyleyince Allah bunu peygambere açıkladı. bir kısmını bildirmiş, bir kısmını bırakmıştı. Peygamber bunu eşine haber verince o:-Bunu sana kim haber verdi? dedi.-Bana, alim ve haberdar olan (Allah) haber verdi, dedi.
Yaşar Nuri Öztürk
Hani, Peygamber, eşlerinden birine bir sözü gizlice söylemişti. Sonra eşi bu sözü duyurup Allah da onu Peygamber'e bildirince, Peygamber sözün bir kısmını açıklamış, bir kısmından vaz geçmişti. Peygamber, sözü eşine bildirdiğinde o: "Bunu sana kim haber verdi?" demişti. Peygamber de: "O herşeyi bilen, herşeyden haberi olan bana bildirdi." diye cevaplamıştı.
Edip-Layth-Martha
When the prophet disclosed a hadith to some of his wives, then one of them spread it, and God revealed it to him, he recognized part of it and denied part. So when he informed her, she said, "Who informed you of this?" He said, "I was informed by the Knowledgeable, the Ever-aware."*
Muhammad Asad
And lo!* [It so happened that] the Prophet told something in confidence to one of his wives; and when she thereupon divulged it, and God made this known to him, he acquainted [others] with some of it and passed over some of it.* And as soon as he let her know it, she asked, "Who has told thee this?"* - [to which] he replied, "The All-Knowing, the All-Aware has told me."
Rashad Khalifa
The prophet had trusted some of his wives with a certain statement, then one of them spread it, and GOD let him know about it. He then informed his wife of part of the issue, and disregarded part. She asked him, "Who informed you of this?" He said, "I was informed by the Omniscient, Most Cognizant.",
The Monotheist Group
And when the prophet confided a narrative to some of his wives, then one of them spread it, and God revealed it to him, he recognized part of it and denied part. So when he informed her, she said: "Who informed you of this?" He said: "I was informed by the Knowledgeable, the Expert."