Araf Sûresi143. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (41 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ولما | — | velemmā | ne zaman ki | And when |
| 2 | جاء | ج ي اCYE | cā'e | gelip de | came |
| 3 | موسى | — | mūsā | Musa | Musa |
| 4 | لميقاتنا | و ق تVGT | limīḳātinā | tayin ettiğimiz vakitte | to Our appointed place |
| 5 | وكلمه | ك ل مKLM | ve kellemehu | ve ona konuşunca | and spoke to him |
| 6 | ربه | ر ب بRBB | rabbuhu | Rabbi | his Lord, |
| 7 | قال | ق و لGVL | ḳāle | dedi | he said, |
| 8 | رب | ر ب بRBB | rabbi | Rabbim | """O my Lord!" |
| 9 | أرني | ر ا يREY | erinī | bana görün | Show me |
| 10 | أنظر | ن ظ رNƵR | enZur | bakayım | (that) I may look |
| 11 | إليك | — | ileyke | sana | "at You.""" |
| 12 | قال | ق و لGVL | ḳāle | dedi ki | He said, |
| 13 | لن | — | len | """Never" | |
| 14 | تراني | ر ا يREY | terānī | sen beni göremezsin | you (can) see Me, |
| 15 | ولكن | — | velākini | fakat | but |
| 16 | انظر | ن ظ رNƵR | unZur | bak | look |
| 17 | إلى | — | ilā | at | |
| 18 | الجبل | ج ب لCBL | l-cebeli | dağa | the mountain |
| 19 | فإن | — | feini | eğer | [then] if |
| 20 | استقر | ق ر رGRR | steḳarra | durursa | it remains |
| 21 | مكانه | ك و نKVN | mekānehu | yerinde | in its place |
| 22 | فسوف | — | fesevfe | o zaman | then |
| 23 | تراني | ر ا يREY | terānī | sen de beni göreceksin | "you (will) see Me.""" |
| 24 | فلما | — | felemmā | ne zaman ki | But when |
| 25 | تجلى | ج ل وCLV | tecellā | görününce | revealed (His) Glory |
| 26 | ربه | ر ب بRBB | rabbuhu | Rabbi | his Lord |
| 27 | للجبل | ج ب لCBL | lilcebeli | dağa | to the mountain, |
| 28 | جعله | ج ع لCAL | ceǎlehu | onu etti | He made it |
| 29 | دكا | د ك كD̃KK | dekken | darmadağın | crumbled to dust |
| 30 | وخر | خ ر رḢRR | ve ḣarra | ve bayılarak | and fell down |
| 31 | موسى | — | mūsā | Musa | Musa |
| 32 | صعقا | ص ع قṦAG | Saǐḳan | düştü | unconscious. |
| 33 | فلما | — | fe lemmā | ne zaman ki | And when |
| 34 | أفاق | ف و قFVG | efāḳa | ayılınca | he recovered |
| 35 | قال | ق و لGVL | ḳāle | dedi | he said, |
| 36 | سبحانك | س ب حSBḪ | subHāneke | Sen yücesin | """Glory be to You!" |
| 37 | تبت | ت و بTVB | tubtu | tevbe ettim | I turn (in repentance) |
| 38 | إليك | — | ileyke | sana | to you, |
| 39 | وأنا | — | ve enā | ve ben | and I am |
| 40 | أول | ا و لEVL | evvelu | ilkiyim | (the) first |
| 41 | المؤمنين | ا م نEMN | l-mu'minīne | inananların | "(of) the believers.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ولما جاء موسى لميقتنا وكلمه ربه قال رب ارنى انظر اليك قال لن ترىنى ولكن انظر الى الجبل فان استقر مكانه فسوف ترىنى فلما تجلى ربه للجبل جعله دكا وخر موسى صعقا فلما افاق قال سبحنك تبت اليك وانا اول المومنين
Arapça (Harekeli)
وَلَمَّا جَاءَ مُوسَى لِمِيقَاتِنَا وَكَلَّمَهُ رَبُّهُ قَالَ رَبِّ أَرِنِي أَنظُرْ إِلَيْكَ قَالَ لَن تَرَانِي وَلَكِنِ انظُرْ إِلَى الْجَبَلِ فَإِنِ اسْتَقَرَّ مَكَانَهُ فَسَوْفَ تَرَانِي فَلَمَّا تَجَلَّى رَبُّهُ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُ دَكًّا وَخَرَّ مُوسَى صَعِقًا فَلَمَّا أَفَاقَ قَالَ سُبْحَانَكَ تُبْتُ إِلَيْكَ وَأَنَا أَوَّلُ الْمُؤْمِنِينَ
Transliterasyon
Ve lemmâ câe mûsâ li mîkâtinâ ve kellemehu rabbuhu kâle rabbi erinî enzur ileyk|e|, kâle len terânî ve lakininzur ilel cebeli fe inistekarre mekânehu fe sevfe terânî fe lemmâ tecellâ rabbuhu lil cebeli cealehu dekkan ve harra mûsâ saıkan, fe lemmâ efaka kâle subhâneke tubtu ileyke ve ene evvelul mu’minîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Walamm<span class="u">a</span> j<span class="u">a</span>a moos<span class="u">a</span>limeeq<span class="u">a</span>tin<span class="u">a</span> wakallamahu rabbuhu q<span class="u">a</span>la rabbiarinee an<span class="i"><span class="u">th</span></span>ur ilayka q<span class="u">a</span>la lan tar<span class="u">a</span>neewal<span class="u">a</span>kini on<span class="i"><span class="u">th</span></span>ur il<span class="u">a</span> aljabali fa-iniistaqarra mak<span class="u">a</span>nahu fasawfa tar<span class="u">a</span>nee falamm<span class="u">a</span>tajall<span class="u">a</span> rabbuhu liljabali jaAAalahu dakkan wakharra moos<span class="u">a</span><span class="u">s</span>aAAiqan falamm<span class="u">a</span> af<span class="u">a</span>qa q<span class="u">a</span>la sub<span class="u">ha</span>nakatubtu ilayka waan<span class="u">a</span> awwalu almu/mineen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Mûsâ, tâyin ettiğimiz vakitte gelip Rabbi onunla konuşunca Rabbim demişti, bana görün de bakayım sana. Rabbi, beni kesin olarak göremezsin sen demişti, fakat şu dağa bak, eğer yerinde durabilirse görebilirsin beni. Derken Rabbi, dağa tecellî edince dağ, yerle bir oldu ve Mûsâ bayılıp yere yığıldı. Kendisine gelince de seni noksan sıfatlardan tenzîh ederim dedi, tövbe ettim sana ve ben, inananların ilkiyim.
Ali Bulaç
Musa tayin edilen sürede gelince ve Rabbi onunla konuşunca: "Rabbim, bana göster, Seni göreyim" dedi. (Allah:) "Beni asla göremezsin, ama şu dağa bak; eğer o yerinde karar kılabilirse, sen de Beni göreceksin." Rabbi dağa tecelli edince, onu paramparça etti. Musa bayılarak yere düştü. Kendine geldiğinde: "Sen ne Yücesin (Rabbim). Sana tevbe ettim ve ben iman edenlerin ilkiyim" dedi.
Bayraktar Bayraklı
Mûsâ, bizimle sözleştiği yere gelip Rabbi de kendisine konuşunca, şöyle dedi: “Rabbim! Bana kendini göster, seni göreyim!” Allah, “Beni asla göremezsin; ama şu dağa bak! Eğer o yerinde durabilirse, sen de beni göreceksin” dedi. Rabbinin kudreti dağa tecelli edince, onu paramparça etti, Mûsâ baygın vaziyette yere yığıldı. Kendine gelince şöyle yakardı: “Seni noksan sıfatlardan uzak tutarım, tövbe edip sana yöneldim. Ben iman edenlerin ilkiyim.”
Diyanet İşleri
Musa tayin ettiğimiz vakitte (Tur'a) gelip de Rabbi onunla konuşunca "Rabbim! Bana (kendini) göster; seni göreyim!" dedi. (Rabbi): "Sen beni asla göremezsin. Fakat şu dağa bak, eğer o yerinde durabilirse sen de beni göreceksin!" buyurdu. Rabbi o dağa tecelli edince onu paramparça etti, Musa da baygın düştü. Ayılınca dedi ki: Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim, sana tevbe ettim. Ben inananların ilkiyim.*
Edip Yüksel
Musa, belirlenen vakitte bize gelince ve Rabbi kendisiyle konuşunca, "Rabbim, bana görün, sana bakayım" dedi. "Beni göremezsin. Ancak şu dağa bak; yerinde durursa o zaman beni göreceksin" dedi. Rabbi, dağa görününce onu paramparça etti ve bunun üzerine Musa kendinden geçti. Ayılınca, "Sen yücesin, sana yöneliyorum. Ben gerçeği onaylayanların en önde olanıyım" dedi.*
Elmalılı Hamdi Yazır
Ne zaman ki, Musa, mikatımıza geldi, Rabbi ona kelâmıyla ihsanda bulundu. "Ey Rabbim, göster bana kendini de bakayım sana". dedi. Rabbi ona buyurdu ki; "Beni katiyyen göremezsin ve lâkin dağa bak, eğer o yerinde durabilirse, sonra sen de beni göreceksin". Daha sonra Rabbi dağa tecelli edince onu yerle bir ediverdi, Musa da baygın düştü. Ayılıp kendine gelince, "Sen sübhansın", "tevbe ettim, sana döndüm ve ben inananların ilkiyim," dedi.
Erhan Aktaş
Ve Musa, sözleşilen yere gelip de, Rabb’i onunla konuşunca: “Ey Rabb’im! Bana görün de Sana bakayım!”* dedi. “Sen Beni göremezsin, fakat şu dağa bak, eğer o yerinde durursa sen de Beni göreceksin.” buyurdu. Rabb’i dağa tecelli edince onu darmadağın etti ve Musa baygın düştü. Kendine gelince: “Seni tenzih ederim. Tövbe ettim Sana. Ben inanların ilkiyim.” dedi.
Hakkı Yılmaz
Ne zaman ki, Mûsâ, belirlediğimiz vakitte geldi ve Rabbi o'na söz söyledi. Mûsâ, “Ey Rabbim! Göster bana Kendini de bakayım Sana!” dedi. Rabbi o'na dedi ki: “Beni sen asla göremezsin, velâkin şu dağa bak, eğer o yerinde durabilirse, sen de Beni göreceksin.” Daha sonra Rabbi dağa tecelli edince onu paramparça ediverdi, Mûsâ da baygın olarak yere yığıldı. Ayılıp kendine gelince de, “Seni tenzih ederim, Sana döndüm; tevbe ettim ve ben inananların ilkiyim” dedi.
Muhammed Esed
Ve Musa belirlediğimiz vakitte, belirlediğimiz yere (Sina Dağı'na) varınca, Rabbi onunla konuştu. (Musa'da:) "Ey Rabbim" dedi, "göster bana (Kendini) ki seni göreyim!" (Allah): "Beni asla göremezsin. Ama yine de (istersen) şu dağa bir bak; eğer o öylece yerinde kalırsa, o zaman, ancak o zaman, beni görebilirsin!" Ve Rabbi şavkını dağa gösterir göstermez onu toza toprağa çevirdi; ve Musa da bayılıp düştü; uyanıp kendine geldiği zaman "Ne sınırsız bir yücelik seninki? Pişmanlık içinde sana sığınıyorum; ve (bundan böyle daima) inanların ilki olacağım!"
Mustafa İslamoğlu
Ve Musa tayin ettiğimiz vakitte tesbit ettiğimiz yere gelince Rabbi de ona konuştu: (Musa): "Rabbim! Göster bana zatını, göreyim seni!" dedi. (Allah) "Asla göremezsin beni!" dedi. "Fakat şu dağa bir bak; eğer o yerinde kalırsa, sen Beni ancak o zaman görebilirsin." Ve Rabbi dağa tecelli eder etmez, onu toza toprağa çevirdi; Musa ise baygın düştü. Kendine geldiği zaman dedi ki: "Şanın ne yücedir senin! Pişmanlık duyarak sana yöneldim ve ben (bu gerçeğe, yaşayarak) inananların öncüsüyüm.
Suat Yıldırım
Mûsâ tayin ettiğimiz vakitte gelip de Rabbi ona hitab edince: “Ya Rabbî, dedi, göster bana Zatını, bakayım Sana! ” Allah Teâlâ şöyle cevap verdi: “Sen Beni göremezsin. Ama şimdi şu dağa bak, eğer yerinde durursa sen de Beni görürsün! ”Derken Rabbi dağa tecelli eder etmez onu un ufak ediverdi. Mûsâ da düşüp bayıldı. Kendine gelince dedi ki: “Sübhansın ya Rabbî. Her noksanlıktan münezzeh olduğun gibi, dünyada Seni görmemizden de münezzehsin. Bu talebimden ötürü tövbe ettim. (Ben ümmetim içinde Seni görmeden) iman edenlerin ilkiyim! ” [4, 153] {KM, Çıkış 33, 18. 20; Tekvin 32, 31. Yuhanna 1, 18; I Korintos. 13, 12}*
Süleyman Ateş
Musa, tayin ettiğimiz vakitte bizimle buluşmağa gelip de Rabbi ona konuşunca: "Rabbim, bana görün, sana bakayım!" dedi. (Rabbi) buyurdu ki: "Sen beni göremezsin; fakat dağa bak, eğer o yerinde durursa, sen de beni göreceksin!" Rabbi dağa görününce onu darmadağın etti ve Musa da baygın düştü. Ayılınca: "Sen yücesin, sana tevbe ettim, ben inananların ilkiyim!" dedi.
Şaban Piriş
Musa belirlediğimiz yere gelince Rabbi onunla konuştu. Musa dedi ki:-Rabbim, bana kendini göster de sana bakayım! Rabbi:-Beni göremeyeceksin fakat dağa bak; dağ yerinde durursa sen de beni göreceksin, dedi. Rabbi dağa tecelli edince onu yerle bir etti. Musa bayılarak yere kapandı. Ayıldığında:-Senin şanın çok yücedir, sana yöneldim. Sana inananların ilkiyim, dedi.
Yaşar Nuri Öztürk
Musa, bizimle sözleştiği yere gelip Rabbi de kendisiyle konuşunca şöyle yakardı: "Rabbim, göster bana kendini, göreyim seni." Dedi: "Asla göremezsin beni. Ama şu dağa bak. Eğer o yerinde durabilirse, sen de beni göreceksin." Rabbi, dağa tecelli edince onu parça parça etti. Ve Musa baygın vaziyette yere yığıldı. Kendine gelince şöyle yakardı: "Tespih ederim o yüce varlığını, tövbe edip sana yöneldim. İman edenlerin ilkiyim ben."
Edip-Layth-Martha
So when Moses came to Our appointed time, and his Lord spoke to him, he said, "My Lord, let me look upon you." He said, "You will not see Me, but look upon the mountain, if it stays in its place then you will see Me." So, when his Lord manifested Himself to the mountain, He caused it to crumble; thus Moses fell unconscious. When he recovered, he said, "Glory be to You, I repent to You and I am the first of those who acknowledge."*
Muhammad Asad
And when Moses came [to Mount Sinai] at the time set by Us, and his Sustainer spoke unto him, he said: "O my Sustainer! Show [Thyself] unto me, so that I might behold Thee!" Said [God]: "Never canst thou see Me. However, behold this mountain: if it remains firm in its place, then - only then - wilt thou see Me.* And as soon as his Sustainer revealed His glory to the mountain, He caused it to crumble to dust; and Moses fell down in a swoon. And when he came to himself, he said: "Limitless art Thou in Thy glory! Unto Thee do I turn in repentance; and I shall [always] be the first to believe in Thee!"*
Rashad Khalifa
When Moses came at our appointed time, and his Lord spoke with him, he said, "My Lord, let me look and see You." He said, "You cannot see Me. Look at that mountain; if it stays in its place, then you can see Me." Then, his Lord manifested Himself to the mountain, and this caused it to crumble. Moses fell unconscious. When he came to, he said, "Be You glorified. I repent to You, and I am the most convinced believer.",
The Monotheist Group
So when Moses came to Our appointed time, and his Lord spoke to him, he said: "My Lord, let me look upon you." He said: "You will not see Me, but look upon the mountain, if it stays in its place then you will see Me." So when his Lord revealed Himself to the mountain, He caused it to crumble; thus Moses fell unconscious. When he awoke, he said: "Glory to You, I repent to You and I am the first of those who believe."