Araf Sûresi155. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (41 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1واختارخ ي رḢYRveḣtārave seçtiAnd chose
2موسىmūsāMusaMusa
3قومهق و مGVMḳavmehukavminden(from) his people
4سبعينس ب عSBAseb'ǐyneyetmişseventy
5رجلار ج لRCLraculenadammen
6لميقاتناو ق تVGTlimīḳātinābizimle buluşma vakti içinfor Our appointment.
7فلماfelemmāne zaman kiThen when
8أخذتهما خ ذ EḢZ̃eḣaƶethumuonları yakalayıncaseized them
9الرجفةر ج فRCFr-racfetusarsıntıthe earthquake
10قالق و لGVLḳāle(Musa) dedi kihe said,
11ربر ب بRBBrabbiRabbim"""O my Lord!"
12لوlevşayetIf
13شئتش ي اŞYEşi'tedileseydinyou (had) willed,
14أهلكتهمه ل كHLKehlektehumbunları da helak ederdinYou (could) have destroyed them
15منminfrom
16قبلق ب لGBLḳabludaha öncebefore
17وإيايve iyyāyeve beni deand me.
18أتهلكناه ل كHLKetuhlikunābizi helak mı edeceksin?Would You destroy us
19بماbimāötürüfor what
20فعلف ع لFALfeǎleyaptıklarındandid
21السفهاءس ف هSFHs-sufehā'ubazı beyinsizlerinthe foolish
22مناminnāiçimizdenamong us?
23إنinNot
24هيhiyebu (iş)it (was)
25إلاillābaşka bir şey değildirbut
26فتنتكف ت نFTNfitnetukesenin imtihanındanYour trial,
27تضلض ل لŽLLtuDilluşaşırtırsınYou let go astray
28بهاbihāonunlaby it
29منmenwhom
30تشاءش ي اŞYEteşā'udilediğiniYou will
31وتهديه د يHD̃Yve tehdīve yol gösterirsinand You guide
32منmenwhom
33تشاءش ي اŞYEteşā'udilediğineYou will.
34أنتentesenYou
35وليناو ل يVLYveliyyunābizim velimizsin(are) our Protector,
36فاغفرغ ف رĞFRfeğfirbağışlaso forgive
37لناlenābizius
38وارحمنار ح مRḪMverHamnāve bize acıand have mercy upon us,
39وأنتve enteve senand You
40خيرخ ي رḢYRḣayruen iyisisin(are) Best
41الغافرينغ ف رĞFRl-ğāfirīnebağışlayanların(of) Forgivers.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

واختار موسى قومه سبعين رجلا لميقتنا فلما اخذتهم الرجفة قال رب لو شئت اهلكتهم من قبل وايى اتهلكنا بما فعل السفهاء منا ان هى الا فتنتك تضل بها من تشاء وتهدى من تشاء انت ولينا فاغفر لنا وارحمنا وانت خير الغفرين

Arapça (Harekeli)

وَاخْتَارَ مُوسَى قَوْمَهُ سَبْعِينَ رَجُلًا لِّمِيقَاتِنَا فَلَمَّا أَخَذَتْهُمُ الرَّجْفَةُ قَالَ رَبِّ لَوْ شِئْتَ أَهْلَكْتَهُم مِّن قَبْلُ وَإِيَّايَ أَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ السُّفَهَاءُ مِنَّا إِنْ هِيَ إِلَّا فِتْنَتُكَ تُضِلُّ بِهَا مَن تَشَاءُ وَتَهْدِي مَن تَشَاءُ أَنتَ وَلِيُّنَا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَأَنتَ خَيْرُ الْغَافِرِينَ

Transliterasyon

Vahtâra mûsâ kavmehu seb’îne raculen li mîkâtinâ, fe lemmâ ehazet humur recfetu kâle rabbi lev şi’te ehlektehum min kablu ve iyyâye, e tuhlikunâ bi mâ feales sufehâu minnâ, in hiye illâ fitnetuk|e|, tudıllu bihâ men teşâu ve tehdî men teşâu ente veliyyunâ fâgfirlenâ verhamnâ ve ente hayrûl gâfirîn|e|.

Transliteration (Eng.)

Wa<span class="b">i</span>kht<span class="u">a</span>ra moos<span class="u">a</span>qawmahu sabAAeena rajulan limeeq<span class="u">a</span>tin<span class="u">a</span> falamm<span class="u">a</span>akha<span class="u">th</span>at-humu a<span class="b">l</span>rrajfatu q<span class="u">a</span>la rabbi lawshi/ta ahlaktahum min qablu wa-iyy<span class="u">a</span>ya atuhlikun<span class="u">a</span>bim<span class="u">a</span> faAAala a<span class="b">l</span>ssufah<span class="u">a</span>o minn<span class="u">a</span> in hiyaill<span class="u">a</span> fitnatuka tu<span class="u">d</span>illu bih<span class="u">a</span> man tash<span class="u">a</span>owatahdee man tash<span class="u">a</span>o anta waliyyun<span class="u">a</span> fa<span class="b">i</span>ghfirlan<span class="u">a</span> wa<span class="b">i</span>r<span class="u">h</span>amn<span class="u">a</span> waanta khayru algh<span class="u">a</span>fireen<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve Mûsâ, kendisine vâde verdiğimiz yere götürmek üzere kavminden yetmiş kişi seçti. Derken bulundukları yerde şiddetli bir deprem başlayınca yâ Rabbi dedi, dileseydin onları da daha önce helâk ederdin, beni de. İçimizdeki akılsızların işledikleri suç yüzünden bizi de mi helâk edeceksin? Bu, ancak senin bir sınamandan başka bir şey değil. Onunla dilediğini doğru yoldan çıkarırsın, dilediğini doğru yola sevk edersin. Sensin yardımcımız ve sahibimiz, ört bizim suçlarımızı ve acı bize, sensin suçları örtenlerin en hayırlısı.

Ali Bulaç

Musa, belirlediğimiz buluşma zamanı için kavminden yetmiş adam seçip-ayırdı. Bunları da 'dayanılmaz bir sarsıntı' tutuverince, dedi ki: "Rabbim, eğer dileseydin, onları ve beni daha önceden helak ederdin. (Şimdi) İçimizdeki beyinsizlerin yaptıklarından dolayı bizi helak edecek misin? O da Senin denemenden başkası değildir. Onunla Sen dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirirsin. Bizim Velimiz Sensin. Öyleyse bizi bağışla, bizi esirge; Sen bağışlayanların en hayırlısısın."

Bayraktar Bayraklı

Mûsâ, tayin ettiğimiz vakitte huzurumuzda bulunmak üzere kavminden yetmiş kişi seçti. Onları dehşetli bir gürültü yakalayınca, Mûsâ dedi ki: “Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de daha önce helâk ederdin. İçimizden birtakım beyinsizlerin işlediği yüzünden bizi helâk edecek misin? Bu, senin imtihanından başka bir şey değildir. Onunla dileyeni saptırır, dileyeni de doğru yola iletirsin. Bizim velîmiz sensin, bizi bağışla, bize merhamet et! Sen bağışlayanların en üstünüsün.”

Diyanet İşleri

Musa tayin ettiğimiz vakitte kavminden yetmiş adam seçti. Onları o müthiş deprem yakalayınca Musa dedi ki: "Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de daha önce helak ederdin. İçimizden birtakım beyinsizlerin işlediği (günah) yüzünden hepimizi helak edecek misin? Bu iş, senin imtihanından başka bir şey değildir. Onunla dilediğini saptırırsın, dilediğini de doğru yola iletirsin. Sen bizim sahibimizsin, bizi bağışla ve bize acı! Sen bağışlayanların en iyisisin! (Hz. Musa'nın, kavmini temsilen seçip Al lah'ın huzuruna getirdiği kimseler, Allah ile kendi arasındaki konuşmayı işitince, onunla yetinmediler ve: ""Ey Musa, Allah'ı açıkca görmedikçe sana asla inanmayacağız"" dediler. Bunun üzerine orada şiddetli bir deprem oldu ve bayılıp düştüler. Hz. Musa, Allah'a yalvardı da bu afet kaldırıldı.)*

Edip Yüksel

Bizimle randevu için, Musa, halkı arasından yetmiş kişi seçti. Kendilerini sarsıntı tutunca: "Rabbim, dileseydin beni ve onları daha önce yok ederdin. İçimizdeki beyinsizlerin yaptıklarından ötürü bizi yok mu edeceksin? Bu, Senin düzenlediğin bir sınav olmalı. Dilediğini onunla saptırır, dilediğini de onunla doğru yola iletirsin. Sahibimiz sensin; bizi bağışla bize acı. Sen en iyi Bağışlayansın" dedi,

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de Musa, mîkatımız için (tayin ettiğimiz vakitte tevbe için) kavminden yetmiş erkek seçti. Ne zaman ki, bunları o sarsıntı yakaladı, işte o zaman Musa: "Rabbim! dedi, dileseydin bunları da, beni de daha önce helâk ederdin. Şimdi bizi, içimizdekio beyinsizlerin yaptıkları yüzünden helâk mi edeceksin? O iş de senin imtihanından başka bir şey değildi. Sen bu imtihanla dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini de hidayete erdirirsin. Bizim velimiz sensin. Artık bizi bağışla, merhamet et, sen bağışlayanların en hayırlısısın."

Erhan Aktaş

Musa, belirlediğimiz buluşma için adamlarından yetmiş kişi seçti. Kendilerini sarsıntı tutunca: “Ey Rabb’im! Dileseydin bunları da beni de daha önce yok ederdin. İçimizdeki birtakım beyinsizler yüzünden bizi yok mu edeceksin? Bu, ancak senin bir fitnendir.* Onunla dilediğini* sapkınlıkta bırakırsın dilediğine de hidayet* edersin. Sen bizim velimizsin.* Bizi bağışla. Bize merhamet et. Sen bağışlayanların en hayırlısısın.” dedi

Hakkı Yılmaz

Ve Mûsâ, belirlediğimiz vakit için toplumuna yetmiş adam seçti. Ne zaman ki, bunları o sarsıntı yakaladı, işte o zaman Mûsâ, “Rabbim!” dedi, “Dileseydin bunları da, beni de daha önce değişime/ yıkıma uğratırdın. Şimdi bizi, içimizdeki o aklı ermezlerin yaptıkları yüzünden değişime/ yıkıma mı uğratacaksın? O, Senin, saflaşmamız için ateşlere atmandan başka bir şey değildir. Sen bu saflaştırma işlerinle dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğine de kılavuzluk edersin. Sen bizim yardımcımız, kılavuzluk eden yakınımızsın. Artık bizi bağışla, merhamet et, Sen bağışlayanların en hayırlısısın. Ve bize hem bu dünyada bir iyilik yaz, hem de âhirette. Biz gerçekten de Sana döndük.”

Muhammed Esed

Sonra Bizim belirlediğimiz bir vakit (ve yere) gelmek (ve bağışlanma için dua etmek üzere) halkı içinden yetmiş adam seçti. Ve işte o zaman onları bir sarsıntı yakaladığında, "Ey Rabbim!" diye duada bulundu, "Eğer dileseydin, daha önce de onları yok ederdin ve (onlarla beraber) beni de. İçimizden birtakım dar kafalıların yaptıklarından ötürü bizi yok edecek misin (şimdi)? (Bütün) insanlar Senin bir sınamandan başka bir şey değil; ki onunla dilediğinin sapmasına fırsat verir, dilediğini de doğru yola sokarsın. Bizim velîmiz/yakınımız sensin: öyleyse bağışla, bize acı, çünkü bağışlayanların en hayırlısı sensin!

Mustafa İslamoğlu

Ve Musa, belirlediğimiz bir zaman ve mekanda hazır olmak üzere toplumu arasından yetmiş kişi seçti. O zaman onları derin bir sarsıntı tutunca, "Rabbim!" dedi, "Dileseydin bunları ve beni daha evvel helak ederdin. Şimdi içimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizleri de helak eder misin? Bu Senin sınamandan başka bir şey değil; onunla dilediğini sapıklığa terk eden, dilediğini de doğru yola yöneltirsin! Sensin bizim velimiz: O halde bizi bağışla, bize merhamet et! Çünkü Sen bağışlayanların en hayırlısısın.

Suat Yıldırım

Mûsâ ümmetinden yetmiş kişi seçti, onları alıp huzura getirdi. Gelenlerin bu kabul şerefiyle yetinmeyip Allah'ı açıkça görmek istemeleri üzerine, onları şiddetli bir deprem yakaladı. Mûsâ: “Ya Rabbî! dedi, dileseydin beni de bunları da daha önce imha ederdin. Şimdi bizi aramızdaki beyinsizlerin yaptıklarından dolayı helâk mi edeceksin? Bu sırf Senin bir imtihanından ibarettir. Dilediğini bu imtihanla şaşırtır, dilediğine yol gösterirsin. Sensin bizim Mevla'mız! Affet bizi, merhamet eyle! Sen affedenlerin en hayırlısısın! ” [2, 55; 4, 153] {KM, Çıkış 24, 100; Sayılar 11, 16}

Süleyman Ateş

(Allah, Musa'ya kırk gece ibadetten sonra buluşma va'detmiş ve kavminden yetmiş kişiyi de seçip o huzura getirmesini emretmişti). Musa, bizimle buluşma vakti için kavminden yetmiş adam seçti (huzura getirdi. Gelenler, Musa ile Allah arasındaki o yüce konuşmayı işitmekle yetinmeyip Allah'ı açıkça görmedikçe inanmayacaklarını söylediler. Bunun üzerine) onları sarsıntı yakalayınca (Musa) dedi ki: "Rabbim, dileseydin bunları da beni de daha önce helak ederdin. İçimizden bazı beyinsizlerin yaptıklarından ötürü bizi helak mı edeceksin? Bu (iş), senin imtihanından başka bir şey değildir. Onunla dilediğini şaşırtırsın, dilediğine yol gösterirsin. Sen bizim velimizsin, bizi bağışla, bize acı! Sen bağışlayanların en iyisisin!"

Şaban Piriş

-Rabbim, eğer dileseydin onları ve beni daha önce helak ederdin. İçimizdeki alçakların yaptıkları şeylerden dolayı bizi helak mı edeceksin? Bu senin imtihanından başka bir şey değildir. Sen, onunla dilediğini sapıklıkta bırakır ve dilediğine de doğru yolu gösterirsin. Sen bizim velimizsin. Bizi affet, bize acı! Sen bağışlayanların en hayırlısısın!

Yaşar Nuri Öztürk

Musa bizimle buluşma vakti için toplumundan yetmiş adam seçti. Şiddetli sarsıntı onları yakalayınca Musa şöyle dedi: "Rabbim, dileseydin, onları da beni de daha önce helak ederdin. İçimizdeki beyinsizlerin yaptıkları yüzünden bizi helak mı edeceksin? Bu iş senin imtihanından başka birşey değildir. Onunla dilediğini şaşırtır, dilediğine yol gösterirsin. Sen bizim Veli'mizsin. O halde affet bizi, acı bize. Sen affedenlerin en hayırlısısın."

Edip-Layth-Martha

Moses selected from his people seventy men for Our appointed time; so when the quake seized them, he said, "My Lord, if You wished You could have destroyed them before this, and me as well. Will you destroy us for what the foolish amongst us have done? It is all Your test, You misguide with it whom You please and You guide with it whom You please. You are our supporter, so forgive us and have mercy on us; You are the best forgiver."*

Muhammad Asad

And Moses chose out of his people seventy men to come [and pray for forgiveness] at a time set by Us. Then, when violent trembling seized them,* he prayed: "O my Sustainer! Hadst Thou so willed, Thou wouldst have destroyed them ere this, and me [with them]. Wilt Thou destroy us for what the weak-minded among us have done? (All] this is but a trial from Thee, whereby Thou allowest to go astray whom Thou willest, and guidest aright whom Thou willest. Thou art near unto us: grant us, then, forgiveness and have mercy on us - for Thou art the best of all forgivers!

Rashad Khalifa

Moses then selected seventy men from among his people, to come to our appointed audience. When the quake shook them, he said, "My Lord, You could have annihilated them in the past, together with me, if You so willed. Would You annihilate us for the deeds of those among us who are foolish? This must be the test that You have instituted for us. With it, You condemn whomever You will, and guide whomever You will. You are our Lord and Master, so forgive us, shower us with Your mercy; You are the best Forgiver.,

The Monotheist Group

And Moses selected from his people seventy men for Our appointed time; so when the earthquake seized them, he said: "My Lord, if You wished You could have destroyed them before this, and me as well. Will you destroy us for what the foolish among us have done? It is all Your test, You misguide with it whom You please and You guide with it whom You please. You are our Supporter, so forgive us and have mercy on us; You are the Best Forgiver."