Araf Sûresi157. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (43 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | الذين | — | elleƶīne | onlar ki | Those who |
| 2 | يتبعون | ت ب عTBA | yettebiǔne | uyarlar | follow |
| 3 | الرسول | ر س لRSL | r-rasūle | o Elçi'ye | the Messenger, |
| 4 | النبي | ن ب اNBE | n-nebiyye | o Peygamber'e | the Prophet, |
| 5 | الأمي | ا م مEMM | l-ummiyye | ümmi | the unlettered, |
| 6 | الذي | — | lleƶī | whom | |
| 7 | يجدونه | و ج دVCD̃ | yecidūnehu | buldukları | they find him |
| 8 | مكتوبا | ك ت بKTB | mektūben | yazılı | written |
| 9 | عندهم | ع ن دAND̃ | ǐndehum | yanlarında | with them |
| 10 | في | — | fī | in | |
| 11 | التوراة | — | t-tevrāti | Tevrat | the Taurat |
| 12 | والإنجيل | — | vel'incīli | ve İncil'de | and the Injeel. |
| 13 | يأمرهم | ا م رEMR | ye'muruhum | kendilerine emreden | He commands them |
| 14 | بالمعروف | ع ر فARF | bil-meǎ'rūfi | iyiliği | to the right |
| 15 | وينهاهم | ن ه يNHY | ve yenhāhum | ve kendilerini meneden | and forbids them |
| 16 | عن | — | ǎni | -ten | from |
| 17 | المنكر | ن ك رNKR | l-munkeri | kötülük- | the wrong, |
| 18 | ويحل | ح ل لḪLL | ve yuHillu | ve helal kılan | and he makes lawful |
| 19 | لهم | — | lehumu | onlara | for them |
| 20 | الطيبات | ط ي بŦYB | T-Tayyibāti | güzel şeyleri | the pure things |
| 21 | ويحرم | ح ر مḪRM | ve yuHarrimu | ve haram kılan | and makes unlawful |
| 22 | عليهم | — | ǎleyhimu | onlara | for them |
| 23 | الخبائث | خ ب ثḢBS̃ | l-ḣabāiṧe | çirkin şeyleri | the impure things |
| 24 | ويضع | و ض عVŽA | ve yeDeǔ | ve kaldırıp atan | and he relieves |
| 25 | عنهم | — | ǎnhum | onlardan | from them |
| 26 | إصرهم | ا ص رEṦR | iSrahum | ağırlıkları | their burden |
| 27 | والأغلال | غ ل لĞLL | vel'eğlāle | ve prangaları | and the fetters |
| 28 | التي | — | lletī | öyle ki | which |
| 29 | كانت | ك و نKVN | kānet | idiler | were |
| 30 | عليهم | — | ǎleyhim | onların üzerinde | upon them. |
| 31 | فالذين | — | felleƶīne | artık onlar | So those who |
| 32 | آمنوا | ا م نEMN | āmenū | inananlar | believe |
| 33 | به | — | bihi | O'na | in him |
| 34 | وعزروه | ع ز رAZR | ve ǎzzerūhu | ve O'na saygı gösterenler | and honor him, |
| 35 | ونصروه | ن ص رNṦR | ve neSarūhu | ve O'na yardım edenler | and help him |
| 36 | واتبعوا | ت ب عTBA | vettebeǔ | ve uyanlar | and follow |
| 37 | النور | ن و رNVR | n-nūra | nura | the light |
| 38 | الذي | — | lleƶī | which | |
| 39 | أنزل | ن ز لNZL | unzile | indirilen | has been sent down |
| 40 | معه | — | meǎhu | O'nunla beraber | with him - |
| 41 | أولئك | — | ulāike | işte | Those (are) |
| 42 | هم | — | humu | onlar | [they] |
| 43 | المفلحون | ف ل حFLḪ | l-mufliHūne | felaha erenlerdir | "the successful ones.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
الذين يتبعون الرسول النبى الامى الذى يجدونه مكتوبا عندهم فى التورىة والانجيل يامرهم بالمعروف وينهىهم عن المنكر ويحل لهم الطيبت ويحرم عليهم الخبئث ويضع عنهم اصرهم والاغلل التى كانت عليهم فالذين ءامنوا به وعزروه ونصروه واتبعوا النور الذى انزل معه اولئك هم المفلحون
Arapça (Harekeli)
الَّذِينَ يَتَّبِعُونَ الرَّسُولَ النَّبِيَّ الْأُمِّيَّ الَّذِي يَجِدُونَهُ مَكْتُوبًا عِندَهُمْ فِي التَّوْرَاةِ وَالْإِنجِيلِ يَأْمُرُهُم بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَاهُمْ عَنِ الْمُنكَرِ وَيُحِلُّ لَهُمُ الطَّيِّبَاتِ وَيُحَرِّمُ عَلَيْهِمُ الْخَبَائِثَ وَيَضَعُ عَنْهُمْ إِصْرَهُمْ وَالْأَغْلَالَ الَّتِي كَانَتْ عَلَيْهِمْ فَالَّذِينَ آمَنُوا بِهِ وَعَزَّرُوهُ وَنَصَرُوهُ وَاتَّبَعُوا النُّورَ الَّذِي أُنزِلَ مَعَهُ أُولَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
Transliterasyon
Ellezîne yettebiûner resûlen nebiyyel ummiyyellezî yecidûnehu mektûben indehum fît tevrâti vel incîli ye’muruhum bil ma’rûfi ve yenhâhum anil munkeri ve yuhıllu lehumut tayyibâti ve yuharrimu aleyhimul habâise ve yedau anhum ısrahum vel aglâlelletî kânet aleyhim, fellezîne âmenû bihî ve azzerûhu ve nasarûhu vettebeûn nûrellezî unzile meahu ulâike humul muflihûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Alla<span class="u">th</span>eena yattabiAAoona a<span class="b">l</span>rrasoolaa<span class="b">l</span>nnabiyya al-ommiyya alla<span class="u">th</span>ee yajidoonahumaktooban AAindahum fee a<span class="b">l</span>ttawr<span class="u">a</span>ti wa<span class="b">a</span>l-injeeliya/muruhum bi<span class="b">a</span>lmaAAroofi wayanh<span class="u">a</span>hum AAani almunkariwayu<span class="u">h</span>illu lahumu a<span class="b">l</span><span class="u">tt</span>ayyib<span class="u">a</span>ti wayu<span class="u">h</span>arrimuAAalayhimu alkhab<span class="u">a</span>-itha waya<span class="u">d</span>aAAu AAanhum i<span class="u">s</span>rahumwa<span class="b">a</span>l-aghl<span class="u">a</span>la allatee k<span class="u">a</span>nat AAalayhim fa<span class="b">a</span>lla<span class="u">th</span>eena<span class="u">a</span>manoo bihi waAAazzaroohu wana<span class="u">s</span>aroohu wa<span class="b">i</span>ttabaAAooa<span class="b">l</span>nnoora alla<span class="u">th</span>ee onzila maAAahu ol<span class="u">a</span>-ikahumu almufli<span class="u">h</span>oon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Onlar, öyle kişilerdir ki ellerindeki Tevrat'ta ve İncil'de de yazılmış olarak bulacakları şeriât sâhibi Ümmî Peygambere uyarlar ve o, onlara iyiliği emreder, kötülükten nehy eder onları ve temiz şeyleri onlara helâl etmededir, pis ve kötü şeyleri harâm etmede. Sırtlarındaki ağır yükleri indirmededir, bağlandıkları zincirleri kırmada. Artık ona inananlar, onu ululayanlar, ona yardım edenler ve ona indirilen ışığa uyanlardır kurtulanlar, muratlarına erenler.
Ali Bulaç
Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de (geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye (Resul) uyarlar; o, onlara marufu (iyiliği) emrediyor, münkeri (kötülüğü) yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılıyor ve onların ağır yüklerini, üzerlerindeki zincirleri indiriyor. Ona inananlar, destek olup savunanlar, yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır.
Bayraktar Bayraklı
Onlar ki, yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılmış bulacakları ümmî/annesinden doğduğu gibi saf peygambere uyarlar; peygamber onlara iyiliği emreder, kötülükten alıkoyar, güzel şeyleri onlara helâl kılar, pis şeyleri onlara yasaklar. Sırtlarındaki ağırlıklarını indirir, üzerlerindeki zincirleri kırıp atar. Ona inanan, onu destekleyen, ona yardım eden, onunla indirilen ışığa uyan kişiler, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Diyanet İşleri
Yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları o elçiye, o ümmi Peygamber'e uyanlar (var ya), işte o Peygamber onlara iyiliği emreder, onları kötülükten meneder, onlara temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar. Ağırlıklarını ve üzerlerindeki zincirleri indirir. O Peygamber'e inanıp ona saygı gösteren, ona yardım eden ve onunla birlikte gönderilen nur'a (Kur'an'a) uyanlar var ya, işte kurtuluşa erenler onlardır.*
Edip Yüksel
Nitekim onlar yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları o elçiyi, o ümmi (Tevrat ve İncil okumamış/başkentli) peygamberi izlerler. (O peygamber) onlara iyiliği emreder ve onları kötülükten meneder; onlara güzel şeyleri helal, pis şeyleri de haram kılar; üzerlerindeki ağırlıkları ve onlara vurulan prangaları kaldırıp atar. Onu onaylayanlar, ona saygı duyanlar, ona yardım edenler, kendisiyle birlikte indirilen ışığı izleyenler başarıya ulaşanlardır.*
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlar ki, o ümmî peygambere uyarlar, yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılmış bulacakları o peygambere uyup, onun izinden giderler ki, o, onlara iyiyi emreder ve onları kötülüklerden alıkoyar, temiz ve hoş şeyleri kendilerine helâl kılar, murdar ve kötü şeyleri de üzerlerine haram kılar, sırtlarından ağır yükleri indirir, üzerlerindeki bağları ve zincirleri kırar atar, işte o vakit ona iman eden, ona kuvvetle saygı gösteren, ona yardımcı olan ve onun peygamberliği ile birlikte indirilen nuru izleyen kimseler var ya, işte asıl murada eren kurtulmuşlar onlardır.
Erhan Aktaş
Onlar ki, yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazılı buldukları ummi* nebi rasule, tabi olurlar. O ki, onlara ma’ruf* olanı buyurur ve onları münker* olandan alıkoyar ve temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar, zahmet ve sıkıntı veren şeyleri* onlardan kaldırır, onlardan bağları çözer, ona iman eden, ona saygı gösterenler ve ona yardım edenler ve ona indirilen nura* tabi olanlar işte kurtuluşa erenler bunlardır.
Hakkı Yılmaz
(156,157)Allah diyor ki: “Benim azabım var; onu dilediğime dokundururum, rahmetim de var; o ise her şeyi kuşatmıştır. Onu da özellikle Allah'ın koruması altına girenlere, zekâtını;* vergisini verenlere ve âyetlerimize inananlara; kendilerine iyiyi emreden ve onları kötülüklerden alıkoyan, temiz ve hoş şeyleri kendilerine serbestleştiren, kirli, pis ve kötü şeyleri de üzerlerine yasaklayan, sırtlarından ağır yükleri, üzerlerindeki bağları ve zincirleri indiren, yanlarındaki Tevrât ve İncîl'de yazılmış bulacakları Anakentli/ Mekkeli Peygamber, o Elçi'ye uyan kimselere yazacağım. O hâlde, O'na iman eden, O'na kuvvetle saygı gösteren, O'na yardımcı olan ve O'nun ile birlikte indirilen nûru izleyen kimseler var ya, işte onlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”
Muhammed Esed
onlar ki, ellerindeki Tevrat'ta ve (daha sonra da) İncil'de tanımlanmış bulacakları Elçi'nin, okuması yazması olmayan Haberci'nin izinden gidecekler; (ve o Elçi ki) onlara yapılması doğru olanı buyurup yapılması yanlış olanı yasaklayacak; yine onlara temiz ve hoş şeyleri helal, kötü ve çirkin şeyleri haram kılacak; onların sırtlarına vurulmuş yükü indirip boyunlarına geçirilmiş zincirleri çözecek. Ve sonuç olarak, ona inanan, onu yüce tutup destekleyen ve yücelerden bahşedilen ışığın ardına onunla birlikte düşenler; işte böyleleri, nihaî kurtuluşa, esenliğe erişen kimseler olacak".
Mustafa İslamoğlu
onlar ki, ellerinde Tevrat ve İncil'de tanıtılmış bulacakları Rasul'un, o Kitap Ehli'nden olmayan peygamberin izinden gidecekler; (o peygamber) onlara iyiliği emredip kötülükten sakındıracak, temiz ve yararlı şeyleri onlara helal kılıp pis ve zararlı şeyleri onlara yasaklayacak; sırtlarına vurulmuş olan yüklerini indirip öteden beri (özgürlüklerine) vurulan zincirleri çözecek. Sonuçta ona inanan, onu el üstünde tutup destekleyen ve ona yücelerden bahşedilen ışığın ardına onunla birlikte düşenler kurtuluşa erenler olacak.
Suat Yıldırım
Onlar ki yanlarındaki Tevrat ve İncil'de vasıfları yazılı o ümmî Peygambere tâbi olurlar. O Peygamber ki kendilerine meşrû şeyleri emreder, kötülükleri yasaklar, kendilerine güzel ve hoş şeyleri mübah, murdar şeyleri ise haram kılar, üzerlerindeki ağırlıkları, sırtlarındaki zincirleri kaldırıp atar. Ona iman eden, onu destekleyen, ona yardımcı olan ve onunla beraber indirilen nûra tâbi olanlar var ya, işte felaha erenler onlardır. [3, 81; 61, 6]*
Süleyman Ateş
Onlar ki yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları o Elçi'ye, o ümmi Peygamber'e uyarlar. O (Peygamber) ki, kendilerine iyiliği emreder, kendilerini kötülükten meneder; onlara güzel şeyleri helal, çirkin şeyleri haram kılar, üzerlerindeki ağırlıkları, sırtlarındaki zincirleri kaldırıp atar. O'na inanan, destekleyerek O'na saygı gösteren, O'na yardım eden ve O'nunla beraber indirilen nura uyanlar, işte felaha erenler onlardır.
Şaban Piriş
Ümmi Peygambere, elçiye tabi olan kimseler, yanlarında bulunan Tevrat ve İncilde, onun, “kendilerine iyiliği emreder, kötülüğü yasaklar, temiz şeyleri kendilerine helal; pis şeyleri onlara haram kılar, onlardan boyunlarını büken ağır yükü kaldırır” yazdığını görürler. Ona iman edenler, onu destekleyip, yardım eden ve onunla gönderilen aydınlatıcıya uyanlar, işte onlar, kurtuluşa erecek olanlar onlardır.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlar ki, yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılmış bulacakları ümmi peygambere uyarlar; o onlara iyiliği emreder, kötü ve çirkinden onları alıkoyar. Güzel şeyleri onlara helal kılar, pis şeyleri onlara yasaklar. Sırtlarından ağırlıklarını indirir, üzerlerindeki zincirleri, bağları söküp atar. Ona inanan, onu destekleyen, ona yardım eden, onunla indirilen ışığa uyan kişiler, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Edip-Layth-Martha
"Those who follow the gentile prophet whom they find written for them in the Torah and the Injeel; he orders them to goodness, deters them from evil, he makes lawful for them the good things, he forbids for them the evil, and he removes their burden and the shackles imposed upon them. So those who acknowledged him, honored him, supported him, and followed the light that was sent down with him; these are the successful."*
Muhammad Asad
those who shall follow the [last] Apostle, the unlettered Prophet whom they shall find described in the Torah that is with them, and [later on] in the Gospel:* [the Prophet] who will enjoin upon them the doing of what is right and forbid them the doing of what is wrong, and make lawful to them the good things of life and forbid them the bad things, and lift from them their burdens and the shackles that were upon them [aforetime].* Those, therefore, who shall believe in him, and honour him, and succour him, and follow the light that has been bestowed from on high through him-it is they that shall attain to a happy state."
Rashad Khalifa
"(4) follow the messenger, the gentile prophet (Muhammad), whom they find written in their Torah and Gospel. He exhorts them to be righteous, enjoins them from evil, allows for them all good food, and prohibits that which is bad, and unloads the burdens and the shackles imposed upon them. Those who believe in him, respect him, support him, and follow the light that came with him are the successful ones.",
The Monotheist Group
"Those who follow the Gentile messenger prophet whom they find written for them in the Torah and the Gospel; he orders them to kindness, and prohibits them from vice, and he makes lawful for them the good things, and he makes unlawful for them the evil things, and he removes their burden and the shackles that are upon them. So those who believe in him, and support him, and help him persevere, and follow the light that was sent down with him; these are the successful ones."