Araf Sûresi168. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (14 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وقطعناهم | ق ط عGŦA | ve ḳaTTaǎ'nāhum | ve onları ayırdık | And We divided them |
| 2 | في | — | fī | in | |
| 3 | الأرض | ا ر ضERŽ | l-erDi | yeryüzünde | the earth |
| 4 | أمما | ا م مEMM | umemen | topluluklara | (as) nations. |
| 5 | منهم | — | minhumu | onlardan kimi | Among them |
| 6 | الصالحون | ص ل حṦLḪ | S-SāliHūne | iyi kişilerdir | (are) the righteous |
| 7 | ومنهم | — | ve minhum | ve kimi de | and among them |
| 8 | دون | د و نD̃VN | dūne | alçaktır | (are) other than |
| 9 | ذلك | — | ƶālike | bundan | that. |
| 10 | وبلوناهم | ب ل وBLV | ve belevnāhum | ve onları sınadık | And We tested them |
| 11 | بالحسنات | ح س نḪSN | bil-Hasenāti | iyiliklerle | with the good |
| 12 | والسيئات | س و اSVE | ve sseyyiāti | ve kötülüklerle | and the bad, |
| 13 | لعلهم | — | leǎllehum | belki | so that they may |
| 14 | يرجعون | ر ج عRCA | yerciǔne | dönerler (diye) | return. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وقطعنهم فى الارض امما منهم الصلحون ومنهم دون ذلك وبلونهم بالحسنت والسيات لعلهم يرجعون
Arapça (Harekeli)
وَقَطَّعْنَاهُمْ فِي الْأَرْضِ أُمَمًا مِّنْهُمُ الصَّالِحُونَ وَمِنْهُمْ دُونَ ذَلِكَ وَبَلَوْنَاهُم بِالْحَسَنَاتِ وَالسَّيِّئَاتِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
Transliterasyon
Ve katta’nâhum fîl ardı umemâ(umemen), minhumus sâlihûne ve minhum dûne zâlike ve belevnâhum bil hasenâti ves seyyiâti leallehum yerciûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Waqa<span class="u">tt</span>aAAn<span class="u">a</span>hum fee al-ar<span class="u">d</span>iomaman minhumu a<span class="b">l</span><span class="u">ssa</span>li<span class="u">h</span>oona waminhum doona <span class="u">tha</span>likawabalawn<span class="u">a</span>hum bi<span class="b">a</span>l<span class="u">h</span>asan<span class="u">a</span>ti wa<span class="b">al</span>ssayyi-<span class="u">a</span>tilaAAallahum yarjiAAoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Onları, yeryüzünde takım-takım topluluklar haline getirdik, dağıttık. İçlerinde iyileri var, onlardan daha aşağı derecede bulunanları var. Belki Tanrıya dönerler, itaate girerler diye de onları iyiliklerle, kötülüklerle sınadık.
Ali Bulaç
Onları yeryüzünde ayrı ayrı topluluklar olarak paramparça dağıttık. Kimileri salih (davranışlarda) bulunuyor, kimileri de bunların dışında olan aşağılıklardır. Onları iyiliklerle ve kötülüklerle imtihan ettik, ki dönsünler.
Bayraktar Bayraklı
Onları yeryüzünde birçok topluluğa böldük. İçlerinden bazıları iyi kimselerdi; bazıları ise böyle değildi. İyi olmayanları, yanlışlarından belki dönerler diye, iyilik ve kötülüklerle imtihan ettik.
Diyanet İşleri
Onları (yahudileri) gurup gurup yeryüzüne dağıttık. Onlardan iyi kimseler vardır, yine onlardan bundan aşağıda olanları da vardır. (Kötülüklerinden) belki dönerler diye onları iyilik ve kötülüklerle imtihan ettik.
Edip Yüksel
Onları yeryüzünde topluluklara ayırdık. Bir kısmı iyi, diğer bir kısmı ise aşağılık durumdaydı. Dönerler diye onları iyilikler ve kötülüklerle sınadık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve onları yeryüzünde birçok ümmetlere ayırdık. İçlerinde iyi olanları da vardı, olmayanları da. Onları biz, bazan nimetlerle, bazan da musibetlerle imtihana çektik. Sonunda belki hakka dönerler diye.
Erhan Aktaş
Onları, yeryüzünde topluluklara ayırdık. Onlardan, salih* olanlar da vardı olmayanlar da. Belki dönerler diye onları iyiliklerle ve kötülüklerle sınadık.
Hakkı Yılmaz
Ve onları yeryüzünde birçok önderli toplumlara ayırdık. Onlardan bir kısmı düzgün kimselerdi, bir kısmı da bundan aşağı idi. Ve Biz, onları dönsünler diye iyiliklerle ve kötülüklerle sınama yaptık.
Muhammed Esed
Ve onları (ayrı topluluklar halinde yeryüzüne dağıttık; onlardan bazıları dürüst ve erdemli kimselerdi; bazılarıysa böyle değildi: bu sonrakileri hem bağış ve bolluk ile hem de darlık ve sıkıntı ile sınadık, ki belki doğru yola dönerler.
Mustafa İslamoğlu
Ve onları gurup gurup yeryüzünün her tarafına dağıttık; onların aralarında dürüst ve erdemli kimseler olduğu gibi, böyle olmayanlar da var. Bu sonuncuları belki kendilerine dönerler umuduyla, hem bağış ve bollukla hem sıkıntı ve darlıkla sınadık.
Suat Yıldırım
Onları parça parça topluluklar halinde dünyanın her yerine dağıttık. Aralarında iyi kimseler de vardı, iyi olmayanlar da. Kötülüklerden dönüş yaparlar diye onları gâh nimetler, gâh musîbetlerle imtihan ettik.
Süleyman Ateş
Onları yeryüzünde topluluklara ayırdık. Onlardan kimi iyi kişilerdi, kimi de alçak! Belki dönerler diye onları iyiliklerle de, kötülüklerle de sınadık.
Şaban Piriş
Onları yeryüzünde topluluklara böldük. Salih olanları da vardır; olmayanları da! Onları belki dönerler diye iyilik ve kötülükle deneriz.
Yaşar Nuri Öztürk
Ve onları yeryüzünde birçok ümmetlere böldük. İçlerinde barışsever iyiler vardı ama böyle olmayan aşağılıklar da vardı. Belki dönerler ümidiyle onları güzelliklerle de kötülüklerle de imtihana çektik.
Edip-Layth-Martha
We divided them through the land as nations. From them are the reformed, and from them are other than that. We tested them with good things and bad, perhaps they will return.
Muhammad Asad
And We dispersed them as [separate] communities all over the earth; some of them were righteous, and some of them less than that: and the latter We tried with blessings as well as with afflictions, so that they might mend their ways.*
Rashad Khalifa
We scattered them among many communities throughout the land. Some of them were righteous, and some were less than righteous. We tested them with prosperity and hardship, that they may return.,
The Monotheist Group
And We divided them through the land as nations. From them are the upright, and from them are other than that. And We tested them with good things and bad, perhaps they will return.