Araf Sûresi34. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (11 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ولكل | ك ل لKLL | velikulli | ve her | And for every |
| 2 | أمة | ا م مEMM | ummetin | ümmetin | nation |
| 3 | أجل | ا ج لECL | ecelun | bir süresi vardır | (is a fixed) term. |
| 4 | فإذا | — | feiƶā | ne zaman ki | So when |
| 5 | جاء | ج ي اCYE | cā'e | gelince | comes |
| 6 | أجلهم | ا ج لECL | eceluhum | süreleri | their term, |
| 7 | لا | — | lā | (they can) not | |
| 8 | يستأخرون | ا خ رEḢR | yeste'ḣirūne | geri kalmazlar | seek to delay |
| 9 | ساعة | س و عSVA | sāǎten | bir an | an hour, |
| 10 | ولا | — | ve lā | ve ne de | and not |
| 11 | يستقدمون | ق د مGD̃M | yesteḳdimūne | öne geçemezler | seek to advance (it). |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ولكل امة اجل فاذا جاء اجلهم لا يستاخرون ساعة ولا يستقدمون
Arapça (Harekeli)
وَلِكُلِّ أُمَّةٍ أَجَلٌ فَإِذَا جَاءَ أَجَلُهُمْ لَا يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ
Transliterasyon
Ve li kulli ummetin ecel(ecelun), fe izâ câe eceluhum lâ yeste’hırûne sâaten ve lâ yestakdimûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Walikulli ommatin ajalun fa-i<span class="u">tha</span> j<span class="u">a</span>aajaluhum l<span class="u">a</span> yasta/khiroona s<span class="u">a</span>AAatan wal<span class="u">a</span>yastaqdimoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Her ümmetin başına gelecek musîbete bir zaman takdîr edilmiştir. Mukadder olan o zaman gelip çattı mı o musîbeti ne bir an geriye atabilirler, ne bir an ileriye alabilirler.
Ali Bulaç
Her ümmet için bir ecel vardır. Onların ecelleri gelince, ne bir saat ertelenebilirler ne de öne alınabilirler (tam zamanında çökerler.)
Bayraktar Bayraklı
Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince, ne bir an geri kalırlar ne de bir an öne gelebilirler.
Diyanet İşleri
Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar ne de bir an ileri gidebilirler.*
Edip Yüksel
Her bir toplumun bir süresi vardır. Süreleri gelince ne bir an erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Her ümmetin bir eceli vardır. O ecel geldiğinde, ne bir ân erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.
Erhan Aktaş
Her ümmetin* bir eceli* vardır. Ecelleri geldiği zaman ne bir saat ertelenir ne de bir saat öne alınır.
Hakkı Yılmaz
Ve her önderli toplum için bir süre sonu vardır. Onun için süre sonları geldiğinde, ne bir an erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.
Muhammed Esed
Ve her toplum için bir vade belirlenmiştir: Öyle ki, vadeleri dolduğunda onu bir tek an olsun, ne geciktirebilirler ne de öne alabilirler.
Mustafa İslamoğlu
Her toplumun bir vadesi vardır: Vadeleri dolduğu vakit, onu bir an ne erteleyebilirler ve ne öne alabilirler.
Suat Yıldırım
Her ümmet için belirlenmiş bir müddet vardır. Vâdeleri gelince ne bir an geri bırakabilir, ne de bir an öne alabilirler.
Süleyman Ateş
Her ümmetin bir süresi vardır. Süreleri gelince (onlar), ne bir an geri kalırlar, ne de öne geçerler, (tam vaktinde batıp giderler).
Şaban Piriş
Her toplumun bir sonu vardır. Sonları geldiğinde; ne bir süre ertelenebilir ne de öne alınabilir.
Yaşar Nuri Öztürk
Her ümmet için belirlenmiş bir süre vardır. Süreleri dolunca ne bir saat geri kalırlar ne de öne geçerler.
Edip-Layth-Martha
For every nation will be an allotted time; when their time is reached, they will not delay by one moment nor advance it.
Muhammad Asad
And for all people a term has been set:* and when [the end of] their term approaches, they can neither delay it by a single moment,* nor can they hasten it.
Rashad Khalifa
For each community, there is a predetermined life span. Once their interim comes to an end, they cannot delay it by one hour, nor advance it.,
The Monotheist Group
And for every nation will be an appointed time; when their time is reached, they will not delay by one hour nor advance.